KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1059
- Karar No
- 2024/937
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
Karar Metni
1.568 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/1059 Esas
KARAR NO: 2024/937
DAVA
6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ: 07/06/2022
KARAR TARİHİ: 17/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ----- numarası ile kayıtlı şahıs firmasının sahibi ve saygın bir iş insanı olduğunu, müvekkili adına -------- düzenlenmek suretiyle sahte finansal kredi sözleşmesi için müracaatta bulunulduğunu ve müvekkili adına bu sahte belgeler ile kredi çekildiğini, müvekkilinin işbu krediyi öğrendiğinde hayrete düştüğünü ve borca itiraz ettiğini ancak davalı yanın hiçbir düzeltme yapmadığını, sahte belge düzenlenmesi suretiyle hukuka aykırı şekilde çekilen kredi konusunda ---- iddianame düzenlenmiş ve bu iddianamenin kabulü ile -------- dosya ile müvekkil hakkında ceza davası açıldığını,
işbu dosyada alının --- raporu ile kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkilinin el ürünü olmadığının tespit edildiğini,------ kararı ile müvekkilinin beraatine karar verdiğini, beyan ederek müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığının tespitine----borçlu olmadığı tespit edildikten sonra -------- yapılan borç kaydı bildiriminin (kara liste kaydı) silinerek düzeltilmesine, davalı tarafından keyfiyetin ----tarafından hayata geçirilen ---- bildirilmesine, davalı tarafından bildirilmeme ihtimaline binaen Mahkemece bildirilmesine,
müvekkili lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu olduğu, anılan nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesine konu taleplerin zamanaşımına uğramış olduğunu, ----- yılında akdedilmiş olup, zamanaşımı süresi geçmiş olduğunu, zamanaşımı nedeni ile müvekkili şirkete başvurulması mümkün olmadığını, müvekkili şirketin banka olmayıp, finans kurumu olduğu,
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu çerçevesinde faaliyetlerini yürütmekte olduğunu, bu bağlamda, davaya konu kredinin satıcısı--------- satıcı genel sözleşmesi akdedilmiş ve anılan kredi sözleşmesi ilgili satıcının huzurunda imzalanmış olduğunu bu nedenle, ilgili satıcı sözleşmesi gereğince satıcının sorumluluğu olduğundan öncelikle satıcıya davanın ihbarını talep ettiklerini, davacı ile müvekkili arasındaki kredi sözleşmesinin 02/05/2007 tarihinde satıcı tarafından başvuru için gerekli evraklar temin edildikten sonra bizzat huzurunda imza alınarak akdedildiğini,
anılan kredinin geri ödenmemesi üzerine de yasal takip süreci başlatıldığını, davacı yanın dilekçesinde bahsi geçen ceza dosyasından verilen karar ve iddianame örnekleri ile ilgili dosyada alınan imza incelemesine dair rapor dava dilekçesi ekinde taraflarına tebliğ edilmediğinden bu belgelere karşı beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını savunarak açıklanan nedenlerle.
Davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olarak öncelikle arabuluculuğa başvuru yapılması gerektiğinden usulden reddine, ayrıca belirtmiş oldukları diğer nedenlerle de esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
-------soruşturma dosyası dosyamız arasına alınmıştır. -----dosyası dosyamız arasına alınmıştır.----- nolu itiraz, ------ numaralı itiraz üzerine verilen ret cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Tanık --------- tarihli duruşmada; “davacı benim eşim olur, o dönem eşimin o bankada hesabı vardı ancak sahte imza ile kredi çekilmiş eşimin bilgilerini kopyalamışlar, sonrasında bu durum ortaya çıktı, ancak bankada sistemde bu husus düzeltilmediği için eşim hangi bankaya giderse gitsin kredi çekemiyor, işi gereğince de kredi çekmesi gerekiyor, ancak çekemediği için mağdur olmaktadır, biz bu durumu bankaya bildirmiştik o zaman kaldırdığını düşünmüştük ancak kaldırmamış, kredi çekmek istediğimizde bankalar açıkça bu durumu söylemiyorlar ancak sicilinize bakın, şuan para yok gibi gerekçelerde reddediliyor,
günümüz ekonomik koşullarında kredi çekmeden iş yapmamız mümkün değil, stok yapmamız lazım, stok yaparak satış yapmaktadır, bu durum ev hayatımızı da etkilemektedir, eşimin moral bozukluğu eve yansımaktadır ve biz bu nedenle tartışıyoruz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanık------ tarihli duruşmada.
“2007-2008 civarında babamın kimlik bilgileri kullanılarak babamdan habersiz bir tüketici kredisi çekilmiş buna ilişkin babamın bir davası oldu ve babamın davada haklılığı ortaya çıktı, beraat etti, sonrasında babam sermaye ve çeşitli ihtiyaçlarımız doğrultusunda çeşitli bankalardan kredi başvurularında bulunduk (ben babamın işlerinde yardımcı olduğum için bu başvurularda beraberindeydim) ancak tüm başvurularımız olumsuz sonuçlandı.
Bunun üzerine ------- raporuna başvurduk ve babamın beraat ettiği halde bankada tüketici kredisi halen daha görüldüğü için bu durumun bankalar nezdinde olumsuz bir durum olarak kabul edilerek kredi verilmediğini öğrendik, bu şekilde bankada görülmesi mağduriyetimiz oluşmaktadır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanık ---- tarihli duruşmada; “ben 1997 den beri davacı ile arkadaşım, yaşanılan süreçte yanında değildim ancak arkadaş olduğumuzdan sürekli fikir alışverişi yaparız, isminin kullanılarak internet üzerinden alışveriş yapıldığını ve mağdur olduğunu bilirim.
2017 yılı davacı ile birlikte ticari iş yaptık davacı ticari nakde ihtiyacı olduğundan bankalara başvurduğunda bankalardan ret sonucu aldığını biliyorum, hatta çok fazla olumsuz yanıt aldığını biliyorum ancak neden olumsuz yanıtlar aldığını bilmiyorum. Ben kendisine ---- başvurmasını önerdim -------onuçları gelince daha önce yaşadığı dolandırıcılık olayından dolayı olumsuz yanıt aldığını öğrendik.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosya rapor tanzim etmek üzere bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi ----- hazırlamış olduğu rapor dosyamız arasına alınmıştır.Dava, davacının davalı bankaya ait kredi kartı nedeniyle borçlu olup olmadığı tespiti ve --- risk kayıt merkezinde gözüken borç kaydının silinmesi talepleri ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı adına sahte belge düzenlenip davalı ile kredi sözleşmesi imzalanıp imzalanmadığı imzalandı ise davalının kusurunun bulunup bulunmadığı davacının zararının oluşup oluşmadığı oluştu ise bu zarardan davalının sorumlu olup olmadığı,
yine davacının işbu kredi sözleşmeleri nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Takipten önce açılan menfi tespit davasında borçlunun hukuki durumu tehlikede ise veya taraflar arasındaki hukuki ilişki belirsizlik içeriyorsa ve açılacak dava sonucunda verilecek kararla belirsizlik ortadan kalkacaksa hukuki yararın mevcut olduğu kabul edilmelidir.
Borçlunun, hakkında henüz icra takibi başlamadan önce de yapılabilecek olası bir takibi düşünerek, kendisini bir borçla tehdit eden kimseye karşı “böyle bir borcu bulunmadığının saptanması” için dahi menfi tespit davası açabileceği kabul edilmesi karşısında, davacının davalının yukarıda anılan ve kendisini bir borçla tehdit eden ihtarı sonrasında, bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunda hiçbir kuşku olmadığı gibi, böyle bir davayı açmasına da hiçbir hukuki engel bulunmamaktadır.
Tüm bu açıklamalar ve özellikle İİK’nun 72. maddesinde icra takibinden önce de menfi tespit davası açılmasına cevaz verilmesi karşısında, davacının borçlu olmadığının tespiti talebinde hukuki yararı bulunduğu kabul edilmiştir.Diğer yandan davacı vekili kaydın silinmesini talep etmiş ise de davada davalı banka dışında husumet yönetilen başka bir davalı bulunmadığı,------nezdinde tutulan -------düzeltilmesine ilişkin işlemlerin davalı bankadan talep edilerek davalı nezdinde yapılacak yazışmayla giderilebileceğinden ve işlemin idari nitelikte olması nedeniyle bu yöndeki talebin usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu talep için esas alınabilecek dava değeri olmadığından yargılama gideri hesaplamasında bu talebin reddi dikkate alınmamıştır.TMK' nın 24. Maddesine göre "Hukuka aykırı olarak kişilik haklarına saldırılan kimse, hakimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça kişiklik haklarına her türlü saldırı hukuka aykıdır."TBK'nın 58. Maddesine göre " Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir;
özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 58. maddesi hükmüne göre, manevi tazminata karar verilebilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 24. maddesi hükmünde genel olarak açıklanan kişilik haklarına bir saldırı bulunması, hukuka aykırı fiil sonucunda kişilik haklarının zarar görmüş olması zorunludur.
Buna göre somut olay değerlendirildiğinde davalı banka ----- hatalı bildirimde bulunmuş, hatalı kaydın---- kaldığı ve mahkeme kararıyla silinmiştir. Davacı davalının haksız olarak başlattığı takip nedeniyle -------- borçlu durumda görünmüş kredi başvurusu olumsuz değerlendirilmiştir.Kişinin ekonomik itibar toplumsal şeref ve haysiyetin özel görünüm şeklidir. Kişinin ekonomik itibarının zedelenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir.
Kişinin ödeme gücüne ilişkin değerlendirmeler, o kişinin toplumsal şeref ve haysiyetiyle yakından ilgilidir.
Dolayısıyla hukuka aykırı şekilde kişinin ekonomik durumuyla ilgili yanılgılı değerlendirmeye neden olunması açıkça ekonomik itibarına bu suretle şeref ve haysiyetine saldırı niteliği taşır. --------Buna göre yapılan değerlendirmede, davalı bankanın hatalı borç bildirimi nedeniyle davacının ekonomik itibarının zedelendiği, davacının manevi zarara uğramasına neden olduğu kabul edilerek,
olayın özelliği tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alınarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekilinin 31/10/2024 katip havale tarihli dilekçe ekinde sunmuş olduğu evraktan borçlu olmadığını iddia ettiği sözleşme değerinin 15.000,00 TL olduğu anlaşılmakla ve davalı tarafın işbu miktara itirazınında olmadığı gözönünde bulundurularak işbu değer üzerinden (sözleşmenin iptali talebi yönünden) vekalet ve yargılama gideri hesaplanmıştır.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1059, K. 2024/937, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama