KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/287
- Karar No
- 2024/420
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2024
Karar Metni
1.013 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/287 Esas
KARAR NO: 2024/420
DAVA
5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 15/09/2022
KARAR TARİHİ: 28/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı asıl asıl borçlu şirket olan ------- tarafından------Tutarlı olarak kredi kullandırıldığını, kullandırılan krediye ilişkin-------- müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmede taraf olduklarını, kefillerden ----- tarihinde vefat ettiğini, ----asıl borçlu şirketin tek yetkilisi olduğunu, ------ vefatına kadar kredi taksitlerinin düzenli olarak ödendiğini ancak vefatından sonra ödenmemeye başladığını,
müvekkilinin ticari itibarının zedelenmemesi için banka takip başlatmadan 2021 yılı Temmuz ayı kredi taksit tutarı olan 96.818,00TL'yi 26.07.2021 tarihinde müteselsil kefil sıfatıyla ilgili bankaya ödediğini, akabinde ödenen bedelin rücu edilmesi için dava dışı asıl borçlu şirket olan------ mirasçıları olan davalılar -------- Yevmiye Numaralı ihtarname gönderildiğini ancak davalıların ödeme yapmadığını,
ödemede bulunmayan ve ihtarname ile temerrüde düşürülen taraflar aleyhine ------ numarası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline takibin devamına davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalılara usulüne uygun tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmıştır.-------- sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının dava dışı şirket ve davalılar aleyhine 14/10/2021 tarihinde 99.048,96 TL bedelli ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin borçlulara 21/10/2021 tarihinde tebliğ olduğu, borçluların ----- tarihinde borca itiraz ettikleri işbu borçlular yönünden takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ olmadığı,
alacaklının takip talebinde ---- mirasçılarının takibin1/3’ünden sorumlu olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır------ gerekçesi dosyamız arasına alınmış olup incelemesinde işbu dosyada -------sayılı dosyada temsil edilmek üzere ----- kayyum atandığı anlaşılmış olup dosyamızda veli ile küçük arasında menfaat çatışması olmadığı anlaşılmış olup veli tarafından davanın takip edilmesinde sakınca görülmemiştir.Kredi sözleşmesinin bulunduğu mahkemeye talimat yazılarak banka şubesinde yerinde inceleme yapmak suretiyle bankacı bilirkişiden rapor alınması istenilmiş olup bilirkişi hazırlamış olduğu raporda özetle;
davacı banka ile dava dışı ------ 19.02.2020 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının 5.400.000,00 TL limitle sözleşmede kefil olduğunu, davacı haricinde ----dava dışı şirket --------Tarihinde davacının “kefil olunan kredi ödemesi” açıklaması ile 96.818,00 TL ödeme yaptığını, TBK 596 gereğince kefilin alacaklıya yaptığı ödeme ölçüsünde alacaklıya halef olduğunu,
587 kapsamında ödeme yapan kefilin asıl borçluya ve diğer kefillere rücu hakkının bulunduğunu diğer kefil -------ödediği miktarın 1/3’ü oranında rücu edebileceğini bu miktarın 32.272,66 TL olduğunu bu miktarın işlemiş faiz ve ihtar masrafı ile birlikte 33.016,32 TL olduğunu belirtmiştir.Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan ve kefil sıfatıyla davacı tarafından asıl alacaklıya ödenen borcun, diğer kefillerden rücuen tahsili istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir.
Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir.
Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; genel kredi sözleşmesine dayalı alacakta tarafların kefalet durumlarına yönelik sorumluluklarının bulunup bulunmadığı ile davalıya rücu koşullarının bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise miktarına ilişkin olduğu noktasında toplanmaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 581. maddesine göre; kefalet sözleşmesi,
kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Bir sözleşmenin kefalet sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi için, asıl borçtan sorumlu olmayan bir kişinin (kefilin), alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde ortaya çıkacak olumsuz sonuçları kişisel olarak karşılamayı üstlenmesi gerekir.
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere kefalet sözleşmesinde, borçlunun borcunu ifa etmemesi riskine karşı üçüncü bir kişi tarafından alacaklıya kişisel teminat sağlanmaktadır. TBK'nın 582. Maddesine göre ise kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Kefalet sözleşmesinin geçerli olması için, kefaletle teminat altına alınan bir borcun mevcut ve geçerli olarak bulunması gerekir. Bu yönüyle kefalet sözleşmesi, geçerli bir asıl borca bağlıdır.
Aynı kanunun 583. maddesine göre Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 596 ( BK.
496 ) maddesinde; kefilin eda ettiği şey nispetinde alacaklının haklarına halef olacağı belirtilmiştir. Ayrıca kefilin yaptığı ödeme nedeniyle davalı borçlu, yapılan ödeme kadar borcundan kurtulmuştur.
Bu nedenle, davacı kefil ödediği miktarı asıl borçludan talep edebilir.- -----------------Borçlar Kanununun 488. maddesi gereğince kendi payından fazla ödeme yapan kefilin, diğer kefile, halefiyet yolu ile rücu hakkı bulunmaktadır. ------Tüm dosya kapsamı ve yasal deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının kredi sözleşmesinin kefili sıfatıyla dava dışı bankaya ödeme yaptığı, TBK 596 ve Yargıtay kararları doğrultusunda yaptığı ödeme neticesinde asıl borçluya ve payları oranında diğer kefillere rücu hakkının bulunduğu,
anlaşılmakla alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalılardan talep edebileceği miktarın 33.016,32 TL olduğu, davacının davasında haklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiş olup itiraz edilen alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından, açıklanan gerekçeler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/287, K. 2024/420, 28 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama