KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/603
- Karar No
- 2025/36
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2025
Karar Metni
888 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
T.C.İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/603 Esas
KARAR NO:2025/36
DAVA
İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/08/2023
KARAR TARİHİ: 23/01/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I.DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve eski çalışanı olduğunu, davalı şirketin maddi olarak zora düştüğü dönemde borç olarak şirkete para göndermiş ve dekonta borç olduğunun yazılmış olup, davalı şirketten alacağını talep etmişse de davalı tarafın ödeme yapmaya yanaşmamış olduğunu, davalıdan cari hesap alacağının tahsili için --------- sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yapılmış, davalı haksız olarak ödeme emrine ve icra takibine itiraz etmiş, arabuluculuk görüşmesinde de anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu. haksız itirazın iptalini,
davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi için iş bu davayı açma zarureti hasıl olmuş olduğunu, davalının yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, %20'dan az olmamak üzere icra-inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
ll.
CEVAP:Davalı vekili; alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafın, borç verdiğini iddia ettiği tarihte şirketin yönetim kurulu üyesi olmakla şirketten alacaklarını hesaba para gönderip nakit çekimle yapmakta olduğunu, her ne kadar dekontta borç olarak gönderildiği yazılmış olsa da borç verme işlemi bulunmadığını,------ yılından kalan alacakların bugüne kadar talep edilmemesi hayatın olağan akışına aykırı olmakla taleplerin gerçek dışı olduğunu ortaya koyduğunu, davacı taraf çalışan olarak da şirketten alacaklı olduğunu iddia etmekte olup, dava ------ Sayılı dosyasında devam etmekte olduğunu,
davacı tarafın iki davayı da aynı anda açması manidar olmakla, davacı tarafın iddia ve talepleri gerçek dışı olup, davacı taraf ve babası şirketin kurucu ortaklarından olmakla fiilen de şirketin ortağı olduklarını, davacı taraf müvekkili şirketin 07/12/2004 tarihli olağan genel kurulunda şirketin ortağı ve muhasip üye olarak,
tam selahiyetli yönetim kurulu üyesi olmuş ve ----- tarihli yönetim kurulu görev dağılımı toplantısında 7 kişilik yönetim kurulu'nda imza sahibi olan 3 kişiden biri olarak seçilmiş olduğunu, şirket toplantı tutanaklarını ve sicil gazetelerinin ------- istenilmesini talep ettiklerini, davacı taraf------ yılı ortasına kadar şirketim tüm finans ve muhasebe işlerini yönetmiş, bu süre zarfında şirket yönetiminde karar alma noktasında yetkili kişilerden olduğunu, şirketin tüm bilgi ve belgelerine sınırsız ulaşım hakkı bulunmakta,
yine şirkete ait banka hesaplarına şubelerden müşterek imza ile olsa da mobil ve internet bankacılığı üzerinden tek başına tam yetki ile işlem yapma yetkisi bulunduğunu, davacı taraf --- kadar şirkette fiilen yönetici olarak bulunmuş sonrasında yine yönetim kurulu üyeliği yaptığı ----- bulunmaya devam etmiş, müvekkili şirkete uğramamış, 2017 yılının mayıs ayından itibaren kendisi ile hiç yüz yüze ya da telefonla görüşme sağlanmamış olduğunu,
2018 yılı olağan genel kurulunda kendisine diğer ortaklar gibi davetiye gönderilmiş fakat genel kurul toplantısına katılım sağlamamış ve ------ yapılan olağan genel kurul sonucu yeni yönetim kadrosunda yer almamış, 2021 yılında yapılan olağan genel kurula katılım sağlamamış, 2023 yılında yapılan olağan genel kurula da katılım sağlamamış olduğunu, davacı taraf 2017 yılının mayıs ayından itibaren ortağı olduğu şirkete hiç uğramamış, şirket ortağı olduğu için de 2017 ortası ile 2023 yılı başına kadar olan süreçte sigorta primleri müvekkili şirket tarafından yatırılmaya devam etmiş,
bu durum bile davacının müvekkili şirketten alacaklı olamayacağını ortaya koymakta olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden taraf, alacaklı olduğunu iddia ettiği tarihte şirketin yönetim kurulu üyesi olmakla şirketten alacaklarını hesaba para gönderip nakit çekimle yapmakta olup, her ne kadar dekontta borç olarak gönderildiği yazılmış olsa da borç verme işlemi bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini, davalının % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE:Davacı vekilince, müvekkili olan davacının davalı şirketin ortağı ve eski çalışanı olduğunu, davalı şirketin maddi olarak zora düştüğü dönemde borç olarak şirkete para gönderdiğini ve borcun geri ödenmediğini, davalıdan cari hesap alacağının tahsili için ------ dosyasından ilamsız icra takibi yapıldığını, takibe itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek takibe itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği, davalıca da alacağın zaman aşımına uğradığını, davacıya herhangi bir borcun bulunmadığı savunulmuştur.Davalının zamanaşımı defi yönünden yapılan değerlendirmede;
TBK.'nun 147/4.maddesinde " Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar." için beş yıllık zamanaşımı uygulanır hükmü getirilmiştir.Dosya kapsamında, ticari defterler üzerinde yapılan inceleme neticesinde mali müşavir bilirkişice davacının takip talebine konu ortağı olduğu şirkete borç verdiği 55.000,00 TL' nin 10.05.2017 tarihinde muaccel olduğunu belirttiği, dava konusu takibin ise 31.05.2023 tarihinde yapıldığı, takip tarihi itibari ile 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, davanın zamanaşımı defi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/603, K. 2025/36, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama