KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/289
- Karar No
- 2025/495
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
Karar Metni
1.115 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/289 Esas
KARAR NO: 2025/495
DAVA
Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 24/04/2024
KARAR TARİHİ: 24/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar ile müvekkili banka arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, ancak borç gereği gibi ödenmediğinden kredi hesapları kat edilerek borcun ödenmesi talebiyle, ------yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi, keşide edilerek,
banka alacağının ödenmesi aksi halde hakkında yasal işlem başlatılacağının tebliğ edildiğini ve temerrüde düşürüldüğünü, ancak ihtara rağmen ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından borçlular aleyhine -----Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiklerini beyan ederek itirazın iptaline takibin aynen devamına, davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılara usulüne uygun tebligat yapıldığı cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.--- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlular aleyhine 50.000,00 TL asıl alacak, 8.191,45 TL işlemiş faiz, 409,58 TL BSMV, 797,22 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 59.398,25 TL bedel üzerinden ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin borçlu şirkete tebligat yapıldığı, borçlu ---- tarihinde, borçlu---- tarihinde tebliğ edildiği, borçluların süresinde itiraz ettikleri, takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği belirlendi.Dosya rapor tanzim etmek üzere bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi ---- hazırlamış olduğu raporda özetle;
davalı Firma ---- davacı banka arasında ---- tarihinde ----- İmzalandığını, imzalanan sözleşme kapsamında davalı asıl borçlu Firmaya 1.875.000,00 TL limit tanımlandığını, firma ile banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini 12.07.2012 tarihinde davalı ------ limitli müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, gönderilen ihtarnamenin davalı asıl borçlu firma ve kefile teslim edilememesi nedeni ile temerrüdün takip tarihi ile oluştuğunu, belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde.
50.000,00 TL asıl alacak, 8.103,00 TL işlemiş faiz, 405,15 TL BMMV, 797,22 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 59.305,37 TL alacağın hesaplandığını, %52,56 temerrüt faizi ve faizin gider vergisini talep edebileceğini, gayri nakdi depo bedeli kredi için.
1 Adet Çek yaprağı garanti bedeli olarak davalı asıl borçlu ---- depo talebinin uygun olduğunu, davalı kefiller için talebinin uygun olmadığını belirtmiştir.İtirazlar üzerine dosya aynı bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi hazırlamış olduğu ek raporda özetle; firma ile banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini 12.07.2012 tarihinde davalı ---- limitli müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, borçlu ve kefillere ihtarnamenin tebliğ edilmediğini beyan eden bilirkişi itirazları değerlendirerek kök raporunda değişikliğe gitmemiştir.
Dava; ticari krediden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasındaki ve takip konusu edilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak davalının borcunun bulunup bulunmadığı, davalı gerçek kişi açısından sözleşme şartlarının mevcut olup olmadığı, kredi borcunun usulüne uygun kat edilip edilmediği davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı,
başlatılan takiplere itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir.
Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.
TBK'nın 586. maddesi uyarınca alacaklının müteselsil kefile başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz.
Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir." Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre;
dava dışı şirket ile davacı banka arasında kredi sözleşmesi akdedildiği, diğer davalının müteselsil kefil olarak sorumluluk altına girdiğini, kullandırılan kredinin davalılar tarafından ödenmediğini, davacının bakiye alacağının 59.305,37 TL olduğu, anlaşılmakla hüküm kurmaya elverişli rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Gayri nakdi ek depo bedeli yönünden risk devam ettiğinden garanti bedeli olarak davalı asıl borçlu ---- depo talebinin uygun olduğu,
davalı kefiller için talebinin uygun olmadığı tespit edilmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir.
Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. ----Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/289, K. 2025/495, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama