KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/292
- Karar No
- 2025/538
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
Karar Metni
1.707 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/292 Esas
KARAR NO: 2025/538
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/04/2024
KARAR TARİHİ: 26/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili ile borçlu/davalı arasında kum alış verişi olduğunu, müvekkilinin, borçlu şirkete kum satışı yaptığını, bu satışa istinaden her alım satım işleminin ayrı ayrı faturaları bulunduğunu, ekte sunulan faturalar ve işletilen temerrüt faizlerinin aşağıdaki gibi olduğunu;
----- bedelli faturanın 55 gün geç ödenmesi sebebiyle, ---- bedelli faturanın 50 gün geç ödenmesi sebebiyle,---- bedelli faturanın 57 gün geç ödenmesi sebebiyle, ---- bedelli faturanın 55 gün geç ödenmesi sebebiyle, ----- bedelli faturanın 48 gün geç ödenmesi sebebiyle, 2.959,93 TL temerrüt faizi, ---- bedelli faturanın 41 gün geç ödenmesi sebebiyle, 5.369,39 TL temerrüt faizi,---- numaralı, 282.486,84 TL bedelli faturanın 34 gün geç ödenmesi sebebiyle, 4.537,20 TL temerrüt faizi, ----- numaralı, 438.192,12 TL bedelli faturanın 26 gün geç ödenmesi sebebiyle, 5.429,38 TL temerrüt faizi, ---- numaralı,
213.735,84 TL bedelli faturanın 18 gün geç ödenmesi sebebiyle, 1.863,60 TL temerrüt faizi, ----numaralı, 233.405,88 TL bedelli faturanın 11 gün geç ödenmesi sebebiyle, 1.071,11 TL temerrüt faizi, ---- numaralı, 251.081,64 TL bedelli faturanın 40 gün geç ödenmesi sebebiyle, 4.939,09 TL temerrüt faizi, ---- numaralı, 296.781,60 TL bedelli faturanın 33 gün geç ödenmesi sebebiyle, 5.020,89 TL temerrüt faizi,---- numaralı, 53.978,40 TL bedelli faturanın 31 gün geç ödenmesi sebebiyle, 863,65 TL temerrüt faizi, ---- numaralı, 212.812,80 TL bedelli faturanın 25 gün geç ödenmesi sebebiyle, 2.721,38 TL temerrüt faizi,
söz konusu fatura bedellerinin geç ödenmesi sebebiyle taraflarınca ---------- numaralı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, başlatılan takibin ödeme emrinin 29.02.2024 tarihinde borçlu tarafa ulaştığını, borçlu yanın ise bu takibe 07.03.2024 tarihinde itiraz ettiğini, karşı yanın itirazında, taraflar arasında herhangi bir akdi faiz oranı, faiz başlangıç tarihine ilişkin bir anlaşma olmadığını, bu sebeple temerrüt faizi işletilmesinin mümkün olmadığını ileri sürdüğünü, işlemiş faiz taleplerine, takibe, ödeme emrine ve fer 'ilerine itiraz ettiğini, taraflar arasında herhangi akdi bir anlaşma olmasa da,
alım satım işlemlerine dair faturalar düzenlenmiş olup söz konusu faturalarda son ödeme tarihlerinin açıkça belirtildiğini, alacak bedellerinin tarafların defter kayıtları incelendiğinde de açıkça görüleceğini, davalı/borçlunun fatura bedellerini son ödeme tarihinin geçmesinden sonra ödediğini, bu nedenle borçlunun temerrüdünün oluştuğunu, her iki tarafın da tacir olmasından, borca ilişkin son ödeme tarihinin geçirilmiş, borçlu temerrüde düşmüş olduğundan, alacağın ifası mümkün, muaccel ve dava edilebilir olduğundan temerrüt faizi işletilmesinin yerinde ve hukuka uygun olduğunu, borçlu tarafın,
borca ve borcun tüm fer 'ilerine itirazı haksız ve açıkça kötü niyetli olduğunu, yapılan itirazın alacağın tahsilini geciktirme amacı taşıdığını, alacağın ise likit bir alacak olduğunu, hukuka aykırı yapılan itiraz ile takibin durduğunu, müvekkilinin ise mağdur olduğunu, bu nedenle alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini beyanla taraflarınca ileri sürülen taleplerin kabulü ile----- sayılı dosyasına borçlu tarafın haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, yapılan itiraz sonucu takibin durması,
alacağın likit olması ve müvekkilin mağduriyeti göz önüne alınarak, kötü niyetli davalının lehine olmamak üzere %20 icra inkar tazminatının ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerine yüklenmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu faturaları müvekkiline gönderdiğini ve gönderilen faturalara herhangi bir itiraz yapılmadığını ve bu sebeple alacağının likit olduğunu her ne kadar iddia etse de ifade edilmelidir ki "Fatura tek başına alacağın varlığına delil olmadığı gibi davalının da fatura altında imzası yoktur---------- Davacının da ikrar ettiği üzere "taraflar arasında herhangi bir akdi anlaşma olmasa da..." müvekkili şirketin davacı ile bu hususta kurmuş olduğu herhangi bir akdi ilişkisi bulunmadığını, düzenlendiği iddia edilen faturaların, taraflar arasındaki temel ilişkiye dayalı olarak düzenlenmek zorunda olduğunu,
ortada bir ilişki yoksa fatura içeriğine itiraz edilmemiş olsa dahi aleyhine fatura düzenlenen kişi için bir sonuç doğurmayacağını, Her ne kadar davacı, müvekkili şirketin temerrüde düştüğünü ve temerrüt faiz alacağı olduğunu iddia etse de ifade edilmelidir ki müvekkili şirketi temerrüde düşürecek herhangi bir ihtar keşide edilmediğini, ödeme günü ve süresini belirten bir sözleşme düzenlenmediğini, taraflar arasında bu yönde bir mutabakat bulunmadığını, temerrüt faizinin işletilmesi ve talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
tacirler arasında karşı tarafı temerrüde düşürme amacıyla ihbar ve ihtarların belirli şartlara uygun olarak yapılması gerektiğini, TTK m. 18/3’e göre, “tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır” davacının ise bu yolların hiçbirini tercih etmediğini, alacaklının, borçluya ihtar göndermediği sürece borçlunun edimini ifa etmeyebileceğini, bu sayede borçlu tarafın temerrüdün ağır sonuçlarından korunmasının amaçlandığını,
ihtarın özellikle borçlunun ifa zamanını bilmediği durumlarda borçlu için kolaylık sağladığını, alacaklı tarafından ihtar gönderilmezse borçlunun yalnızca borcunu zamanında ifa etmemiş olarak kabul edileceğini, ancak mütemerrit olmayacağını, borçlunun mütemerrit olabilmesi için kural olarak ihtarın gönderilmesi gerektiğini, davacının davasının yukarıda açıklandığı üzere haksız olup müvekkilinin haklı itirazı karşısında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmayacağını, ancak aksi halde dahi, alacağın varlığının belirlenmesi yargılamayı gerektirir nitelikte olduğundan bu durumda dahi tazminata hükmedilmesinin mümkün olmayacağını,
kötü niyeti sabit davacı aleyhine ve müvekkili lehine %20 oranından az olmamak kaydı ile tazminata hükmedilmesi gerektiğini, arz ve izah olunan nedenlerle; haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın ve tazminat talebinin reddine, kötü niyetli davacının %20 oranından az olmamak kaydı ile icra tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, dava konusu faturalara ilişkin temerrüt faizi alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67. vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir. Davacı, davalı ile aralarındaki ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişki kapsamında davalıya faturanın gönderildiğini, davalının faturaları geç ödediğini, geçç ödeme sebebiyle davalının temerrüte düştüğünü, temerrüt faizi alacağı için icra takibine geçildiğini, davalının haksız bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış,----- İcra Dosyası --- üzerinden dosya içerisine alınıp incelenmiş,---- Dairesinden davacının vergi kayıtları celp edilmiş, ---- davacının esnaf kaydı bilgileri celp edilmiş,
----davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bilgileri celp edilmiş,--- davalının ticari sicil kayıtları dosya arasına alınmış, ---- Talimat sayılı dosyası ile -- tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.-----Talimat sayılı dosyası ile alınan bilirkişi tarafından düzenlenen 06.02.2025 tarihli raporunda özetle, "...Taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye dayanmayan ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı yan tarafından davalı yana kum satışı yapıldığı, davacı yan defter kayıtlarına göre.
31.03.2024 tarihi itibari ile davacı yanın davalı yana 2.000,00 TL borçlu olduğu görülmekle birlikte, davacı yanın talebinin, takibe konu fatura bedellerinin, fatura muhteviyatında yer alan vade tarihlerinden sonra davalı yan tarafından ödenmesinden dolayı temerrüt faizi talebine ilişkin olduğu, Davacı yanın davalı yanı temerrüde düşürdüğüne ilişkin herhangi bir ihtara dosya kapsamında rastlanılmamakla birlikte, ilgili fatura muhteviyatlarında yer alan vade tarihlerine davalı yanın itirazına ilişkin de tespit yapılamadığı, takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davalı yanın temerrüdünün oluştuğu yönünde kanaat oluşması halinde.
İşbu raporun İncelemeler ve Değerlendirmeler 4.4. bölümünde irdelenen ve davacı yan tarafından da takip ve davaya dayanak gösterilen 14 adet faturaya vade tarihlerinden ödeme tarihlerine kadar Merkez Bankası reeskont ve avans faiz oranlarının uygulanması ile toplam 120.149,09 TL temerrüt faizi hesaplandığı, Ancak; davacı yanın temerrüt faiz talebinin 57.253,51 TL olduğu.
Tarafların, inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin muhterem Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, itirazın iptali davaları için de geçerlidir.
Yani, itirazın iptali davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Faturanın delil olarak kullanılabilmesi için taraflar arasında sözleşmenin bulunması gerekir. Fatura sözleşmenin ifası yönelik belge hükmündedir. Sözleşmenin kurulmasına yönelik fatura ispat kulfeti açısından sonuç dogurmaz.
Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunun ispat kulfeti davacı taraftadır. Davacı sözleşmenin bulduğunu ve faturaya konu malın davalıya teslim edildiğini ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında sözleşme iliskisi yoksa fatura ispat külfeti açısından sonuç dogurmaz. Ayrıca faturanın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği davacı tarafca ispatlanması gerekir.
Faturanın tebliği üzerine 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde, faturada yazılı bedel, 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesi hükmü uyarınca kesinleşir. Tebliğ edilmez ya da tebliğ edilip de itiraza uğrarsa, faturada yazılı bedel kesinleşmez. Faturada yazılı miktarın kesinleşmesi ile borcun ödenmesi istenebilir(muaccel) hale gelmekte ise de kesin vade yok ise borçlunun BK'nın 101/1.
(TBK 117. md) maddesi hükmü uyarınca ödeme talebi ve miktar içeren bir ihtar ile ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir. Taraflarca, dava konusu faturalara ve ödemelere itiraz bulunmamaktadır. Taraflar arasında faturaların varlığı ve ödenmesi hususunda bir ihtilaf olmaması sebebiyle davalı ticari defterlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.
Davacı taraf geç ödeme sebebiyle temerrüt faiz talep etmekte davalı taraf ise temerrüte düşmediği için davacı taleplerinin reddini talep etmektedir. Bu itibarla davalının temerrüte düşüp düşmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Somut olayda, BK'nın 101/2.
(TBK 117. md) maddesi hükmüne uygun olarak, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı gibi taraflarca kararlaştırılmış kesin bir vadenin varlığı iddia edilmiş ise de kanıtlanmış değildir.-------- Bu itibarla davacının sübut bulmayan temerrüt faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
İtirazın iptali davalarında davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacı/alacaklının takip yapmakta haksız ve alacaklının kötüniyetli olması şarttır.----- Eldeki dava yönünden davalı/borçlu tarafından davacı/alacaklının kötüniyetli olduğu ispat edilemediği anlaşıldığından, davalı/borçlunun şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/292, K. 2025/538, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama