KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/396
- Karar No
- 2024/956
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
Karar Metni
2.059 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2020/396 Esas
KARAR NO: 2024/956
DAVA
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/01/2020
KARAR TARİHİ: 20/11/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP
Davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından------sayılı ve ----imarlı taşınmazı ile ilgili olarak halka açık yapılan ihaleye katılan müvekkillerimizin oluşturduğu----- tarafından en yüksek teklifin verilmesi üzerine ihalenin müvekkilinin uhdesinde kaldığını, davalının iş sahibi ile müvekkilinin yüklenici iş ortağı arasında ---------akd ve tanzim edildiğini, taraflar arasında kurulan işbu hukuki ilişkide, taraflar genel anlamada sözleşme hükümlerine, emredici hukuk kurallarına ve TMK:2.md.si gereği dürüstlük kuralına" uymakla yükümlü olduklarını,
Karşılıklı Borç İçeren İnşaat Sözleşmelerine konu olan ilişkilerde, sözleşmenin feshine ilişkin irade beyanı karşı tarafa ulaşmakla hukuksal sonuç doğurur ve bu irade beyanı, sahibini mutlak bağlayıcı olduğunu, arsa sahibi sözleşmeye konu inşaatın tamamlanmasından önce, yapılan kısmın bedelini ödemeden ve/veya müteahhidin zararlarını tazmin etmeden sözleşmeyi feshederse bu feshin haksız fesih sayıldığını, sözleşmenin tamamlanmış olması halinde müteahhidin elde edeceği kazanımları ifade eden müspet zarar olduğunu, fiili zarar kapsamında arsa sahibi, iş sahibi müteahhidin,
sözleşmenin ifası amacı ile yapmış olduğu bütün harcamaları tazmin etmek durumundadır. bunun yanı sıra, arsa sahibi/işveren, müteahhidin mahrum kaldığı bütün kârı da tazmin edilmesini, taraflar arasındaki karşılıklı edimleri içeren sözleşmede, tarafların edimlerini hangi zaman ve sırada ifa edecekleri hususları karşılıklı ve birbirlerine uygun serbest irade beyanları ile kararlaştırılıp, kabul edilmiş olması karşısında, arsa sahibi konu ile ilgili tüm maddi ve hukuki durum ve olguları tam anlamıyla bilmesine karşın, vaki gecikmeleri/temerrüdü karşısında, artık sözleşmeden dönme hakkını kullanamayacağını,
sözleşmede öngörülen edimlerin ifası için belirlenen süre geçtikten sonra vaki fesih irade beyanı da gerek yukarıdaki anlatımlarımızın ışığı altında ve gerekse mevcut delil durumu ve gerçekler karşısında çekişmesiz ve tek kelime ile haksız olduğunu, davanın arz ve ikamesinden önce, tarafımızca "dava şartı" olarak 12.11.2019 tarihinde "Zorunlu Arabuluculuk" yoluna başvurulmuşsa da.
Arabulucu davalı şirket yetkililerine uzun bir süre ulaşamamış, çok defa geri dönüş yapılacağını belirtmelerine rağmen Arabulucuya geri dönüş yapmamışlar, en son 05.12.2019 tarihine ilk toplantı günü belirlenebilmiş ancak bu toplantı günü de önce katılamayacaklarını belirtmişler mazeret sunmak istemişler;
en son, toplantıya son dakika iştirak ederek talepleri dahi dinlemeden "Anlaşmama" Tutanağı tutulması yönünde talepte bulunmuşlar ve anlaşamamaları üzerine arabuluculuk sonlandırılmış olduğundan, bu kerre, işbu davanın arz ve ikamesi yasal zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkilinin Yüklenici İş Ortaklığı Sözleşmenin kendisine yüklemiş bulunduğu tüm edimlerini yapmaya başlamış ve ilerleyen süreçte sözleşme koşullarında tam ve zamanında ikmal ve ifa ettiğini, davalı İş Sahibi Sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimleri yerine getirememesi nedeniyle,
davalının iş sahibinin öncelik/tekaddüm eden yer teslimi ve imar durumu alma sözleşmenin akd ve tanziminden itibaren yaklaşık 4 yıl boyunca yerine getirilememesi üzerine temerrüdüne ve bunda direngen olmasına rağmen, sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak feshi maddi ve hukuk olgunun, gerçekler ve dayanaklardan yoksun olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye güvenerek üstlenmiş bulunduğu edimin ifasını gerçekleştireceği inancı içerisinde geçen (5) beş senelik sürenin de göz önüne alınmasının mahrum kaldığı kazançlar ve uğradığı mağduriyetler nedeniyle, işbu haklı davamızın kabulü ile; sözleşmenin davalı tarafından haksız feshine bağlı olarak,
müvekkilinin uğradığı bulunduğu, müvekkilinin uğradığı müspet ve menfi zararları ile yoksun/mahrum kalmış bulunduğu kâra ilişkin zararlarının tespiti ile şimdilik 100.000,00TL müspet zararın 50.000,00TL menfi zararın, bunların ve yine müvekkilinin sözleşmeye bağlı ve dayalı olarak yapmış olduğu giderlerin bakiyesi 10.000,00TL işleyen en yüksek banka avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı aleyhine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ------- bulunan tapuda ----nolu parselde kayıtlı taşınmaz ile ilgili olarak --- tarihinde ---- ihale edildiğini, ihalenin davacı şirkete verildiğini, akabinde ---- numara ile-------- imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşme süresi boyunca sözleşme hükümlerine ve taraf iradelerine uygun hareket ettiğini, dava konusu taşınmazın imar planının millet bahçesi olarak revize edilmesinde müvekkili şirketin ne bir dahli nede bir kusurunun söz konusu olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin fiili ve hukuki ifa imkansızlığı sebebiyle sona erdiğinin sabit olduğunu,
davacının menfi müspet zarar ve yoksun kalınan kar talebinin herhangi bir hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sözleşme kapsamında davacı tarafından müvekkili şirkete ödenen bedellerin güncellenerek davacıya iade edildiği ve davacı tarafından yapılan masrafların yine güncellenerek davacıya ödendiğinin sabit olduğunu, davacının başka bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından talep edilen faiz miktarının fahiş olduğunu, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını,
taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca her ne kadar davacıya şerhli olarak yer teslimi yapılmış olsa da şerhsiz olarak yer teslimi yapılan tarihe kadar geçen süre zarfında yüklenicinin sözleşmeyi feshetmeyerek iradesini sözleşmenin devamı yönünden kullandığını dolayısıyla bu dönemde müvekkili şirketin temerrüte düşmesinden bahsedilemeyeceğini ,
davacı tarafından 02/04/2018 tarihinde sözleşme konusu yerin fiilen teslim alındığı ve bu tarihten sonra sözleşme konusu taşınmazın imar planında değişiklik yapılmasının müvekkili şirketin kusurundan kaynaklanmayan bir objektif ifa imkansızlığını meydana getirdiğinin göz önüne alınması halinde davacı tarafından ikame edilen herhangi bir maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, tarafların tacir olduğu ve taraflara arasında akdedilen sözleşmenin ticari iş niteliğinde olması nedeniyle davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeniyle görevsiz mahkemede ikame edilen davanın usulden reddine,
HMK 107 madde uyarınca davacının iş bu davayı belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini herhangi bir hukuku menfaati bulunmaması nedeniyle davanın reddine, davacı tarafın taleplerinin zaman aşımına uğraması nedeniyle davanın zaman aşımı nedeni ile esastan reddine, yargılama giderleri ve harç giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.------ karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalanan Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İşi Sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Taraflar arasında----- imarlı taşınmaz yönünden ----- tarihli ----tanzim edildiği; taşınmazın ---- miktarında arsa olduğu;
inşaat emsalinin-----olduğu anlaşılmıştır. ------ alınan cevabi yazıda, taşınmaz üzerinin faal olarak kullanıldığı ihtirazı kayıt ile yer teslim tutanağı düzenlendiği, yüklenici firmanın yer teslim tutanağında bulunan ihtirazı kaydına neden sebepler ortadan kalktığından sözleşmeye konu işin yapılma yerinin 02/04/2018 tarihinde şirket yetkilileri tarafından yükleniciye teslim edildiği----- alınan cevabi yazıda taşınmazın ---- olarak planlanmasına yönelik------ hazırlanan imar planındaki değişikliğinCumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 98 maddesi ve 3194 sayılı İmar Kanununun 9. Maddesi uyarınca ------tarafından resen onaylandığının
bildirildiği,Tarafların birbirlerine gönderdikleri ihbarnameler dosya arasına alınmıştır.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; davacı ile davalı arasında------- arsa satış karşılığı gelir paylaşımı işi sözleşmesi yapıldığı, bu kapsamda sözleşmeye konu edilen taşınmazın imar durumu değişikliği ile millet bahçesi olarak değişmesinin ve buna bağlı olarak sözleşmenin ifasının imkansızlaşmasına, davalının geciken yer teslimi ve temerrütünden kaynaklanıp kaynaklanmadığı buna göre davacının isteyebileceği zarar kalemlerinin ne olduğu hususunda toplanmıştır.
Tarafların delilleri toplanarak, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ile mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen beyanlar ve uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle dosyada mübrez ---- tarihli bilirkişi kök raporu ve 03/03/2024 tarihli ek rapor tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi kök raporunda özetle; raporda değerlendirme başlığı altında (2) sayılı bentte tanıtılan uyuşmazlık konusunun bağlandığı teorik sorun (4) sayılı bentte gösterilerek,
somut olay özelinin (5) sayılı bentte yapılan incelemesinde açıklanan nedenlerle.
A) Her ne kadar davalı arsa sahibinin sözleşme uyarınca yer tesliminde gecikmesi söz konusu ise de, tarafların birlikte hareket ettikleri; bu bağlamda davacının başvuruları üzerine davalı şirket Yönetim Kurulu kararıyla ek süreler verilerek, ----- uygulamasının durdurulduğu; tesliminin ötelenmesinin davacının rızası kapsamında gerçekleşmesine inşaat yapılacak taşınmazın imar durumu fonksiyonunun------- olarak sözleşmenin ifasını engelleyen yönde değişmesinin, sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan yapı ruhsatı alınması imkânını ortadan kaldırması nedeniyle borcunu konusunun imkânsız hale geldiği.
B) Ortaya çıkan bu durumun TBK.m.485'te özel olarak düzenlendiği. TBK 485/f.1'e göre “Eserin tamamlanması, işsahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısıyla imkânsızlaşırsa yüklenici, yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerini isteyebilir.” yukarıda değerlendirme başlığı altında (6/B) sayılı bentte davalının iade ödemelerinin gösterildiği; bunun dışında (6/C-D) sayılı bentte isteme konu yapılan belgelere ulaşılmadığı.
C) Sözleşmeye konu işle ilgili yapıları masrafların 21.849.792,50. TL olduğu iddiasının yukarıda değerlendirme başlığı altında (6/E) sayılı bentte açıklanan nedenlerle, davacı adi ortaklık ticari defter ve üzerinde (incelenmesi gerekip-gerekmediğini takdirinin mahkememize ait olduğu; davadaki talepler ile hukuki değerlendirmenin tamamı mahkememize ait olmak üzere heyet olarak kanaatlerini bildirmişlerdir.
Dosyada mübrez bilirkişi ek raporunda özetle; davacı ticari defterleri ile dosyasında yapılan inceleme sonunda. 1. Raporda “İtirazların İncelenmesi” başlığı altında (1) ve (2) sayılı bentlerde davacı ile davalının itiraz ve beyanlarının incelendiği; mevcut delil durumuna nazaran, iştirak edilmediği.
2. Kök raporda açıklanan nedenler ve aşamalarda gelişen süreç ile durumlara nazaran, teslimden sonra ortaya çıkan davalının elinde olmayan imar imkansızlığı nedeniyle borcun sona erdiği; hal böyle olunca, davacının müspet zararın tazmini talebine iştirak edilmediği.
3. Menfi zararlar kapsamında kök raporda açıklanan nedenlerle, davacının, davalıya yaptığı ödemeler, dava öncesinde güncellenerek iade edildiğinden, bu yönde uyuşmazlık konusunun ortadan kalktığı, 4. Davalının ödeme yaptığı kalemler dışında kalan, davacının sözleşmeye güvenerek sarf ettiği (üçüncü kişilere yaptığı) harcama giderleri (menfi zararları) kapsamında tazmin tutarının yukarıda mali inceleme bölümündeki tespitlere nazaran 573.655,80 TL olduğu.
5. Davadaki talepler ile hukuki değerlendirmenin tamamı mahkememize ait olmak üzere heyet olarak kanaatlerini bildirmişlerdir.Davacı vekilince dava değeri arttırım dilekçesi sunulmuştur.Eser sözleşmelerinin bir türü olan hasılat paylaşım sözleşmelerinde, davalı arsa sahibi yönünden borçlanılan edim inşaat yapılacak taşınmazı, inşaat yapımına elverişli bir biçimde yükleniciye teslim etmesi gerektiği, 28/08/20214 tarihli iş yeri teslim tutanağına göre" taşınmazın üzerinde ----- dair bina, yüzme havuzu ve -------- antremin sahasının bulunduğu, yüklenici davacının bu tutanağı ihtirazı kayıtla imzaladığı,
Davalının bu süreçte taşınmazın asıl sahibi ------ yazışmalar yaparak taşınmaz üzerindeki tesislerin faaliyetinin sonlandırılması talebinde bulunduğu, yine davacı tarafın talebi üzerine davalı şirket yönetim kurulu tarafından ek süreler verilerek -------- uygulanmasının durdurulduğu ve devam eden süreçte 02/04/2018 tarihinde yüklenici firma yetkilisi tarafından sözleşme konu yerin şerhsiz olarak teslim alındığı ve taşınmazın mart --------- imar durumunun değiştiği, Sonuç olarak davacının bu süreçte fesih ve davalıyı temerrüte düşürme yolunu seçmediği, davacının rızası kapsamında teslimin ötelendiği,
teslimden sonra davalının kusurunun bulunmaması sebebiyle sonradan ortaya çıkan imkansızlık ile borç sona ermiştir.Eser sözleşmesine ilişkin TBK 485 özel olarak düzenlendiği, buna göre "Eserin tamamlanması, iş sahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısıyla imkansızlaşırsa yüklenici, yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerini isteyebilir." Yüklenicinin borcunu ifası, iş sahibinin kusurundan kaynaklanmayan ancak onunla ilişkili bir sebeple sürekli olarak imkansız hale gelirse yüklenici masrafın karışlanmasını isteyebilir.
Taşınmazın imar durumunun ---------- olarak değiştirilmesi borcun konusunun imkansız hale getirmiştir. Yüklenici TBK 485 kapsamına, ödediği malzeme bedelleri, işçi ücretleri, işçilerin yemek giderleri, iş makinesi kiraları, mimarı proje bedeli gibi eseri meydana getirmek için yaptığı masraflar, teminat mektupları için bankaya ödediği komisyon ve ücretler, diğer bir ifade ile eserin meydana getirilmesiyle dolaylı olarak diğer giderleri girer.
Ancak yüklenici eseri tamamlasaydı elde edeceği karı zarar olarak talep edemez. Yani davacı müspet zararını isteyemez.Davacının zararlarının tespiti açısından ticari kayıtların incelenmesine karar verilmiştir. Rapora göre davacının 2016 yılına ait ticari defterlerini ibraz etmemiştir.-------- yıllarına ait harcama belgeleri incelenmiştir.
Davacının damga vergisi ve pişmanlık zammı olarak davalının banka hesabına ödediğini bildirdiği 1.610.778,20 TL ödemeyi davalı tarafından 1.610.778,20 TL'yi davacı hesabına ödediği bu kapsamda alacağının oluşmadığı, menfi zararlar kapsamında davacının davalıya yaptığı ödemeler, dava öncesinde güncellenerek iade edildiğinden davacının bunları talep edemeyeceği, Bilirkişi raporuna göre davacının sözleşmeye güvenerek sarf ettiği harcama giderleri yani menfi zararların miktarının 573.655,80 TL olduğu ve davalıdan bu miktarı talep edebileceği,
davalının elinde olmayan imar imkansızlığı nedeniyle borcun sona ermesi nedeniyle davacının müspet zararları talep edemeyeceği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/396, K. 2024/956, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama