KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/403
- Karar No
- 2024/766
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
Karar Metni
2.361 kelime·12 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/403 Esas
KARAR NO:2024/766
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/06/2021
KARAR TARİHİ:25/09/2024
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili ---- tarafından ------ sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup; davalı tarafından yetkiye, borca, ferilerine ve faize itiraz edildiğini, davalının yetki itirazı nedeniyle -------- sayılı dosyası ile davalıya yeniden ödeme emri gönderilmiş ve davalı tarafından borca, ferilerine ve faize yeniden itiraz edildiğini, davalının itirazı ile icra takibi durduğunu, davalının itirazı haksız ve kötü niyetli olup, taraflarınca takibin devamını sağlamak amacıyla işbu davanın açılması gereği hâsıl olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla;
--------- gıdada meydana gelen ayıbın incelenmesi elzem ve acil olduğundan, ürünün muhafazasının güç ve masraflı olması, Ürünler koku yaptığı için muhafazasında çok zorluk çekilmesi ve dava konusu ürünlerin diğer ürünlere zarar verme tehlikesi çok yüksek olması nedeniyle, hem davalı şirket hem müvekkili şirket uhdesinde bulunan numuneler üzerinde ------- tarihinden önce ivedi olarak bilirkişi incelemesi yapılmasına,
-------- dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalı, takibe konu alacakları ödemekte temerrüde düştüğünden takibe konu alacakların 3095 sayılı yasa gereğince en yüksek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline, davalının likit ve muayyen olan borca dair başlatılan takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş olması sebebi ile %20'den az olmamak kaydı ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her halükarda haklı davamızın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı yan ihbar ve muayene külfetini zamanında yerine getirmediğini, Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcı açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde muayene külfetini yerine getirip ayıp ihbarında bulunulması gerektiğini, bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı hakları da ortadan kalktığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari Satış ve Mal Değişimi” başlıklı 23. Maddesinin (c) bendinde.
“Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ilgili fıkrasında ise ;
“(1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
(2) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır.” düzenlemesine yer verildiğini, Nitekim Türk Ticaret Kanunu uyarınca açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunulması gerektiğini, Bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı hakları da ortadan kalktığını, alıcı, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeli,
açıkça belli değilse malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, Tacirler için basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında gözden geçirme ve ayıp bildiriminde bulunma yükümlülüğü bir külfet olarak değerlendirilmesi gerektiğini, külfet, hukuk düzeninin bir kişiye diğer bir kişi karşısında yüklemiş olduğu davranış olup yükümlü bu davranışı yerine getirmediği takdirde ya elde edilmesi mümkün olan bir hakkı kazanamamakta ya da böyle bir hakkı kaybetmekte olduğunu,
Zira külfet, tacirler için aynen edim yükümlülüğü gibi bir davranışı konu edindiğini, ihbarın usulüne uyulmamış ve gecikilmiş olduğunu, davacı yanın yaptırdığı muayenenin de kanuni süresinde olmadığını, müvekkili numunelerinin de inceletildiğini belirterek davanın reddine, davacı yan aleyhine olarak İİK 67/2 gereği müvekkili hakkında var olmayan bir alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığından dolayı takip tutarının en az %20'si kadar kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın İİK 67. maddesi uyarınca iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinden ibarettir. Dava konusu ürünlerin bozmaya mailli olması, bulunduğu depoda kötü koku yaydığı nazara alınarak ön inceleme duruşmasından önce keşif yapılmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda;uyuşmazlığın davalının ------ icra dosyasına yapılan itirazın iik 67. Mad.
Gereğince iptalini ve icra inkar tazminatına yönelik olduğu noktasında toplandığı tespit edilmiştir.
Keşifle alınan -------- tarihli bilirkişi raporunda; dava tarafları arasında imza edilen 5 madde ve ------- belirtilen şartlar gereğince üretilen üründen davalı firmanın sorumluluğunun bulunduğu, ürünün satış ve tüketicinin içilmesine yönelik uygunluk sağlanamadığı, İnsan sağlığına yönelik özellikle takviye edici mineral ve vitamin içeren ilaç formatında üretilmiş dayanıklı gıda maddesi açısından dava konusu -----sağlamadığı, bu yönde yapılmış ---------- mevcut olduğu, ------ gıda ürünün tüketime uygunluğunun üniversitelere danışılarak yapılan ölçümler soncu sağlanamadığı,
ürünün kapsül yüzeyinde benek benek renklerin, ağır ve kesif kokunun ürünün üretimi esnasında üretim aşamasından kaynaklı hatalara bağlı olarak geliştiği, kapsül üzerinde belirgin uygunsuzlukların gözle görülebildiği,------------ ----- altında tespiti yapılıp, varlığı kesin olarak tespit edilmiş, ------ hassasiyetle yapamadığı ve işin hatalı yapılmasına iç şartlarından dolayı fırsat verildiği, üretim sürecinde olumsuzlukların önüne geçilmesi anlamında yeterli inisiyatifi kullanmadığı anlaşıldığından -----yaşanan olayda maddi zarara uğradığı ve yetiştirilemeyen- verilemeyen sipariş nedeniyle MÜŞTERİ KAYBINA uğradığı,
---- takviye edici gıda ürünü ---- üstlendiği gerekli teknik uygunluk ve sözleşme ile işin konusu belli olduğu halde görünür ve ölçümlenir hatalara geri dönülemez şekilde ----- dahilinde (iç üretim) neden olduğu, müşterisi ------ takviye edici gıda uygunsuzluklardan dolayı satışa sunulamaması ve tüketime uygun olmaması nedeniyle müteselsilen ---- kusurlu olduğu rapor edilmiştir.
Dava dosyasından alınan bilirkişi raporuna hesap bilirkişi de eklenerek taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına, karar verilmiştir.
Bilirkişiler 13/07/2022 tarihli ek raporunda; davalının incelenen itirazlarına iştirak edilmediği; ------ isimli üründe zamanla ortaya çıkan bozulmanın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu; yukarıda (5/B) sayılı bentte açıklanan nedenlerle, ayıp ihbarının görülemediği; tanıtılan yüksek yargı uygulamasına nazaran, her türlü delille ispatlanmasının mümkün bulunduğu; itirazın iptaline ilişkin takip dosyasındaki alacak kalemlerinin yapılan incelemesinde; davalıya ödenen üretim bedeli kapsamında 8.854,70 USD tutarlı faturanın görüldüğü ancak ürünün ne kadarının toplatıldığı ne kadarının satıldığının belirsiz olduğu;
toplatılan ürün kapsamında davacıya kesilen iade faturalarına eş tutarın istenebileceği; takipte yer alan birikmiş faiz talebinin ise ihtarnamenin tebliğ şerhi görülemediğinden değerlendirilemediği; işaret edilen bu durum saklı kalmak kaydıyla, sübut bulacak tutarın 3095 sayılı yasa m.4a hükmü uyarınca belirlenecek faiz oranının yürütülebileceği, davacının ürünün piyasaya sürülebilmesi açısından yaptığı masraflar kapsamında 30.426,56 TL talep ettiği; dava yazısındaki açıklamasına göre eşleştirilebilen tutarların 29.416,56 TL olduğu: ancak çok sayıda belge bulunduğu; bunların eklenmesi halinde talebinde aşılacağı;
ancak ödemelerin dava konusu ürünle ilişkisinin doğrudan tespit edilemediği; takipte yer alan birikmiş faiz talebinin ise ihtarnamenin tebliğ şerhi görülemediğinden değerlendirilemediği; davacının TTK.m.1530 kapsamında faiz talep ettiği ancak uyuşmazlığın niteliğine nazaran anılan faiz oranını uygulanamayacağı; karar altına alınacak tutara 3095 sayılı yasa m.2/f.2 uyarınca avans faizi yürütülebileceği; rapor edilmiştir.
Dosyanın önceki bilirkişiye verilerek ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler 03/03/2023 tarihli 2. Ek raporunda; resen belirtilen sebeplerden dolayı davaya konu ----- isimli takviye edici gıda ürünün üretimini yapan ----- kusur durumunda, kök ve ek raporda değişikliğine gidilmediği.
Kök raporun sonuç (A) kısmında “ davalıya ödenen üretim bedeli kapsamında 8.854,70 USD tutarlı faturanın görüldüğü ancak ürünün ne kadarının toplatıldığı ne kadarının satıldığının belirsiz olduğu; toplatılan ürün kapsamında davacıya kesilen iade faturalarına eş tutarın istenebileceğinin” bildirildiği; bu yöndeki eksikliğin tamamlanmadığı; davalı tarafından üretilen ürünün adedi ile iadeye konu olmayıp fiilen satılan ürün adedinin bildirilmesi halinde, kurulacak oranın 8.854,70 USD tutara uygulanması sonucu iadesi istenebilecek miktarın tespitini mümkün bulunduğu;
bu yönteme göre bulunacak tutara 3065 sayılı Yasa m.4a gereği takip öncesindeki 23 gün için yıllık % 4 faiz oranı üzerinden hesap yapılabileceği, Davacının ürünün piyasaya sürülebilmesi açısından yaptığı masraflar kapsamında kök raporda yapılan irdeleme ve bu kez yapılan açıklamaya ve davacının başkaca markalı ürünü olmadığını bildirmesine göre, 30.426,86 TL’yi isteyebileceği; ihtarnamenin ------ tarihinde tebliğ edilmesine 5 günlük süre tanınmasına göre,---- temerrüt tarihi ile ---- takip tarihi arasındaki takipte biriken faiz tutarının davacı talebiyle bağlı kalınarak 237,58 TL olduğu rapor edilmiştir.
Dosyanın önceki bilirkişi ------ verilerek ek rapor aldırılmasına, karar verilmiştir. Bilirkişi ------- tarihli 3. Ek raporunda.
1. Ayıp ve ihbara ilişkini hususlarda önceki rapordaki tespit ve görüşlerin cari olduğu; davacı talebinin benimsenmesi ihtimaline göre işbu ek raporda dosya kapsamına giren belge düzeyine nazaran, itirazın iptaline ilişkin takip dosyasındaki alacak kalemlerinin yapılan incelemesi sonunda: Yabancı Para Alacağı Yönünden İstirdadını isteyebileceği asıl alacak tutarın 8.686,46 USD olduğu (Talep :8.854,70 USD).
Anılan tutarın takip tarihine kadar biriken faizin 20,20 USD olduğu (Talep :23,05 USD); davalının belirlenen asıt alacağına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa hükmü uyarınca kamu bankalarının U5D cinsinden bir yıllık vadeli mevduatlara uyguladığı faiz oranının yürütülmesini isteyebileceği. Türk Lirası Atacağı Yönünden İstirdadını isteyebileceği asıl alacak tutarın 28.857,6a TL olduğu (Talep :30.426,56 USD).
Anılan tutarın takip tarihine kadar biriken faizin davacı talebiyle bağlı kalınarak 237,58 TL olduğu. Davalının belirlenen asıl alacağına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa m.2/f.2 hükmü uyarınca avans falzi yürütülmesini isteyebileceğini rapor etmiştir.
Davacı tarafından 10/12/2020 tarihinde gönderilen ihtarnamede "defalarca yapılan şifahi görüşmeler" dendiğinden bu görüşmelerin tarihleri bildirilip içerik ve geçerliliği yönünden de davacının dayandığı tanıkların dinlenmesine, karar verilmiştir.
Dinlenen davacı tanığı ---------- beyanında " Davacı şirketin sahibi benim eşimdir, ben o dönemlerde başka bir şirketten çalışmaktaydım, evden çalışıyordum, bu nedenle o dönemde yaşanan olayları biliyorum, eşim ürünlere ilişkin şikayetleri almaya başladığında davalı şirketin sahibi ile iletişime telefon ile geçti, doktor --------ürünün bozulduğuna dair bildirimi alır almaz davalı şirketin sahibini telefon ile aramıştır, telefon görüşmesinin bir tanesine şahit oldum, bu konuşmada davalıya bu ürünün neden bozulduğunu neden kaynaklandığını soruyordu,
davalının da tamam siz bu bozulan ürünleri toplatın bir sonraki üretimde biz bu ürünlerin bedelini düşeriz dediğini eşim ile telefon konuşması yaptığı sırada bizzat duydum, " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı ile aralarında imzalanan 07.11.2019 tarihli fason üretim sözleşmesi kapsamında davalı şirket tarafından üretilen gıda takviyesi ürünlerin ayıplı olduğu bu nedenle üretim bedelinin ve ürünün piyasaya arzı için yapılan masrafların tahsili amacı amacıyla davalı hakkında icra takibi başlattığı, davalı yanca cevap dilekçesinde davacı tarafın ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ürünlerin saklama koşullarına uygun bir depoda tutulmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini ileri sürdüğü anlaşılmıştır.
Mahkemece keşif yapılarak dava konusu ürünler incelenerek bilirkişiden rapor aldırılmıştır. Bilirkişi raporunda yapılan tespitlerde --------- bulunan ürünler üzerinde gerekli inceleme ve tespitler yapılarak ve ürünlerin fotoğrafı çekilerek kayıt altına alınmış olup, deponun ısı ne nemini gösterir geriye yönelik çizelgeleri kontrol edilerek uygun koşullarda muhafaza edilmiş olan üründen orijinal ambalajında numune alınmak suretiyle ürünler incelenmiştir.
Ürünlerin incelenmesi sonucunda; insan sağlığına yönelik özellikle takviye edici mineral ve vitamin içeren ilaç formatında üretilmiş dayanıklı gıda maddesi açısından dava konusu ---------ürünün gerekli nem ve hijyen şartlarını sağlamadığı, ürünün kapsül yüzeyinde benek benek renklerin, ağır ve kesif kokunun ürünün üretimi esnasında üretim aşamasından kaynaklı hatalara bağlı olarak geliştiği, kapsül üzerinde belirgin uygunsuzlukların gözle görülebildiği tespit edilmiş olup;
ayıbın üretimden kaynaklı olağan bir muayene ile tespitinin mümkün olmadığı ve piyasaya sürüldükten sonra ortaya çıkmasından dolayı gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Tacirler arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 Sayılı TTK.'nun 23/1-c maddesindeki süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur.TTK 23/c maddesi gereğince malın ayıplı olduğu teslim anında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa hakları korumak için durumun bu süreç içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlü olduğu; diğer durumlarda Türk Borçlar Kanununun 223.
Maddesinin 2. Fıkrasının uygulanacağı; atıf yapılan TBK.” nın 223/f.2 hükmü uyarınca ''alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' denilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında ayıp ihbarının süresinin tespiti hususunda davacı tanığı dinlenmiş olup; dava konusu ürünlerin jelatinli dış koşullardan izole edidiği tespit edilen bozulmaların üretimden kaynaklı ve belirli bir süre alacağından gizli ayıp olduğu ve baştan tespitinin imkansız olduğu ortaya çıktığı anda davalıya bildirildiği nazara alınarak ayıp ihbarının süresinde yapıldığı mahkemece kabul edilmiştir.
Alacak kalemleri yönünden Mahkememizce alınan denetime elverişli, açıklayıcı, ayrıntılı olup hükme esas alınan bilirkişi raporu da nazara alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı taraf, inkar tazminatı da talep etmiş olup; alacağın likit olduğu, hükme esas alınan miktar yönünden de davalının itirazında haksız olduğu nazara alınarak asıl alacak üzerinden inkar tazminatına da hükmedilmek suretiyle aşağıdaki karar tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/403, K. 2024/766, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama