KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/197
- Karar No
- 2024/1055
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
Karar Metni
947 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/197 Esas
KARAR NO: 2024/1055
DAVA
İtirazın İptali (Banka Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/03/2023
KARAR TARİHİ: 19/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Banka Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA
Davacı vekili, müvekkili bankanın----- dava dışı ---------kredi kullandırıldığını; kredi sözleşmesini davalıların ''müşterek borçlu müteselsil kefil'' sıfatıyla imzaladıklarını; kredi borcu ödenmeyince banka tarafından hesabın kat edilip muacceliyet ihtarının borçlu ve kefillere tebliğ edildiğini; ödeme sağlanamayınca ------- sayılı dosyasıyla davalı kefiller aleyhine icra takibi başlatıldığını; davalıların haksız bir itirazla takibi durdurduklarını bildirerek; itirazın iptaline, takibin devamına ve davalılardan %20 inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Bir kısım davalılar vekili, icra takibine 19/03/2019 tarihinde itiraz ettiklerini, itirazın iptali davalarının 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davanın bu süre sona erdikten çok sonra 16/03/2023 te açıldığını, itirazdan sonra banka tarafından dosyada 31/10/2019 tarihinde işlem yapıldığını; bu tarihte itirazın öğrenilmiş olduğunun kabulü gerektiği.
1 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan davanın derhal reddi gerektiği; davalılardan ------ kredi sözleşmesi imzalandığında şirketin yetkili müdür olduğunu; asıl borçlu şirket tarafından bilahare kötü niyetli bir şekilde yetkisinin kaldırıldığını; şirketten uzaklaştırıldığını, diğer müvekkili ------ ise kredi sözleşmesinden sonra asıl borçlu -----olan iş akdinin şirket tarafından fesih edildiğini; tüm bunlardan sonra banka ile borçlu şirketin anlaşıp müvekkilleri aleyhine bu icra takibi başlattıklarını; bankanın da kötü niyetli olduğunu bildirerek ayrıca borçlu şirketin ----- tarihlerinde yaptığı ödemelerinde nazara alınmadığını;
davanın reddine karar verilip davacıdan kötü niyetli takip tazminatı tahsiline karar verilmesini savunmuştur.Davalı şirket ise davaya cevap vermemiş, duruşmaları takip etmemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, TTK 67 madde gereğince açılan İtirazın İptali davasıdır.Davacı banka kredi sözleşmesine dayalı olarak davalı kefiller aleyhine genel kredi sözleşmesine dayalı olarak 4 kalem alacaktan dolayı toplam 7.402.641,11 TL yönünden icra takibinde bulunmuş, bu alacağın takip tarihinden itibaren de faiz işletilmesini talep etmiş; davalılarımız olan kefiller takibe süresi içinde itiraz ederek borçlu olmadıklarını ayrıca aynı kredi borcundan dolayı ------- sayılı dosyalarında da derdest icra takipleri yapıldığını bildirerek icra takibini durdurmuşlar;
itiraz dilekçesinin tebliği için masraf yatırmadıklarından dolayı itiraz dilekçesi alacaklı bankaya tebliğ edilememiş bu nedenle 1 yıllık hak düşürücü süre başlamamış, her ne kadar dosyada iddia edildiği gibi davacı tarafça 31/10/2019 tarihinde işlem yapılmış ise de, haciz için başvurmanın;
itirazı ve içeriğini öğrenme olarak kabul edilemeyeceği, bunun için mutlaka itiraz dilekçesinin tebliğinin gerekeceği sebebiyle davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığının kabulü gerektiği mahkememizce benimsenmiş ve dava hak düşürücü süre yönünden ret edilmemiş, Mahkememizce ------ üzerinden itiraz dilekçesinde yer alan icra dosyaları incelenmiş olup; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ------arasında çok sayıda kredi sözleşmesi bulunduğu,
bu kredi ilişkisi içinde icra dosyamızın takip talebinde yer alan taksitli ticari kredi borcu, çek kredisi borcu, ticari kredi kartı borcu ve ticari nitelikteki kredi borcunun diğer icra dosyalarındaki alacak kalemleri ile farklı olduğu, bu nedenle derdest takipten söz edilemeyeceği; bu yönden olan savunmalara da itibar edilemeyeceği kabul edilmiş, Kredi sözleşmesinde taraflar arasında ihtilaf doğduğunda banka kayıtlarının geçerli olacağının kararlaştırıldığı, bunun bir delil sözleşmesi niteliğinde olduğu, davalı kefilleri de bağlayacağı; kredi sözleşmesinin mevcudiyeti konusunda bir itirazın bulunmadığı,
sözleşmenin davalılar tarafından da kabul edilmekte olduğu; hal böyle olunca banka kayıtları üzerinden inceleme yaptırılıp, banka kayıtlarında yer almayana ödemeler varsa bunların davalılarca belgelenmesi halinde nazara alınması gerekeceği değerlendirilmiş;
cevap dilekçesinde belirtilen ödemelerin gerçekleşip gerçekleşmediği de nazara alınmak üzere bankacı bilirkişiden rapor alınmış,Uzman bankacı bilirkişi icra takibine konan 4 kalem alacaktan dolayı tek tek hesaplama yapılmak suretiyle ve ödemelerde düşülerek dava tarihi itibarıyla bankanın asıl alacak tutarının 5.463.050,47 TL olduğunu, bankanın bu bedel üzerinden yıllık %58,80 oranında temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden de %5 gider vergisi tahsilini talep edebileceğini; dava tarihi itibarıyla banka alacağının bu miktar olduğu, takip tarihi itibarıyla alacağının ise 7.083.610,25 TL olduğunu;
dava tarihi ve takip tarihi arasındaki ödemelerin gerçekleşip bu ödemelerin önce faizden sonra asıl alacaktan düşülmesi ile dava tarihi itibarıyla sadece faizsiz 5.463.050,47 TL alacağının kaldığını; davadan sonrada 169.256,55 TL lik bir ödemenin gerçekleştiğini mahkememize bildirmiştir.Bankacı bilirkişinin raporu mahkememizce denetlenmiş olup, hesaplama şeklinin ve gerekçelerinin doğru olduğu tespit edilmiş, hükme esas alınmış; davanın takip konusu miktardan daha aşağı olan 4.000.000,00 TL yönünden açıldığı, bu miktar itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiği,
davadan sonra yapılacak ödemelerin zaten tahsil anında zorunlu olarak icra müdürlüğünce nazara alınacağı; dava anında da talepten daha fazla bir banka alacağının bakiye kaldığı nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiş,Davada reddedilen bir kısım bulunmadığından davalının kötü niyetli takip tazminatı yönünden talep edebileceği bir miktar olmadığı görülmüştür.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talep ettiği; kredi alacaklarından doğan icra takip miktarlarının likit olduğu, itirazında haksız olduğu nazara alınarak davacı lehine vekalet ücreti de takdir edilmek suretiyle aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/197, K. 2024/1055, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama