KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/449
- Karar No
- 2025/32
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2025
Karar Metni
1.189 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/449 Esas
KARAR NO: 2025/32
DAVA
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/06/2024
KARAR TARİHİ: 22/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ---- adıyla oto kaporta tamir hizmeti verirken davalıya ait ---- plakalı araç onarım için müvekkiline getirildiğini, müvekkili aracın onarımını tamamlayarak davalıya teslim etttiğini ve 9.960,38-TL’lik onarım faturası kesildiğini, aracın onarımı --- poliçesine istinaden açılan ----- dosyası kapsamında gerçekleştirilmiş olduğunu, sigorta şirketinin hasar ödemesini davalıya yaptığını, davalının ise müvekkiline sadece 3.000-TL ödeme yaptığını, bakiye fatura bedelini müvekkiline ödemediğini,
bu nedenle borçlu hakkında bakiye fatura bedeli olan 6960,38TL’nin tahsili için ---- sayılı dosyasıyla davaya konu alacak için icra takibinin başlatılmış olduğunu, borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğunu, borçlunun itirazının iptalini, takibin devamını alacağın %20'sinden az olmamak üzere borçlu aleyhine icra-inkar tazminatına hükmedilmesini ve tüm yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalı borçluya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davada taraf ehliyetinin bulunmadığını, husumet noksanlığının bulunduğundu, davacı ------ müvekkili Şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, bu anlamda davacının tarafa sıfatı (husumet) bulunmadığını, Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine ait (aktif husumet) olduğunu, Dava, taraf sıfatını elinde bulundurandan bir başkası tarafından açılırsa, davacının davacı sıfatına sahip olmadığından,
husumetten dolayı dava reddedilebileceğini, dolayısıyla davacı ---- bu aşamada tek başına davacı sıfatından yoksun olduğunu, davanın husumetten reddine karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, itirazın iptalinin talep edildiği işbu davaya konu icra takibine dayanak belge bir fatura alacağı olduğunu, bu fatura, ------- olduğunu, adi ortaklığın temelinde yatan elbirliği mülkiyeti prensibi gereğince, adi ortaklığın tüzel kişiliği de olmadığı için, ortaklığı oluşturan tüm ortakların hep birlikte hareket etmesi gerekmekte olduğunu, bu durumda zorunlu dava arkadaşlığı bulunmasının gerekmekte olduğunu,
bu hususunun şekli hukuktan kaynaklanmakta olduğunu, işbu dosyada zorunlu dava arkadaşlığı eksikliği sonradan giderilebilir bir husus olmadığını, Ancak somut olayda davacı --- tek başına hareket etmiş olduğunu, bu haliyle davanın usulden reddedilmesi gerekmekte olduğunu, İcra İflas Kanunu uyarınca davacının itirazın iptali davasını açmakta 1 senelik hak düşürücü süresinin bulunduğunu, davacının işbu 1 senelik hak düşürücü süreye riayet etmediğini, bu nedenle işbu davanın usulden reddedilmesinin gerekmekte olduğunu, müvekkili şirketin davacıya karşı hiçbir borcunun bulunmadığını,
davacının müvekkili şirkette ait araç kaza yaptığı vakit müvekkiline aracın onarımı bedeli için toplam olarak 3100 TL ücret belirtildiğini, Taraflar aracın onarımı için 3100 TL ödeme yapılacağı hususunda sözlü olarak anlaştıklarını, müvekkili şirketin işbu 3100 TL ödemeyi banka kanalı ile davacıya göndermiş olduğunu, davacı tarafından müvekkili Şirket'e-----bedelli e-arşiv fatura gönderildiğini, müvekkili şirketin ise yasal süresi içerisinde -------Yevmiye numaralı ihtarı ile taraflar arasında 3.100 TL bedel ile sözleşme yapıldığını ve bu bedelin de muhataba ödendiği gerekçesiyle bahsi geçen faturayı iade ettiğini,
davacının tarafımızdan gönderilen ihtarnameye bir cevapta bulunmadığını, faturanın tek başına ispat vasıtası olmadığını, ortada tarafların anlaştığı şekilde 3100 TL bedelli bir iş bulunmadığını ve faturanın tek başına ihtiva ettiği bedele delil teşkil etmeyeceğinin ortada olduğunu, davanın dava şartlarının bulunmadığından ve ilk itirazlarına dayalı olarak öncelikle usulden reddini, davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi,---- sayılı dosyası.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, Davacının davalıya ait ----- plakalı aracın onarım hizmeti verdiği hususunun çekişmesiz olduğu, uyuşmazlığın davalının bu hizmet nedeni ile davacıya borcunun kalıp kalmadığı, kaldıysa miktarı ile davacının takip ve dava ehliyeti olup olmadığı hususunda toplandığı tespit edilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda, davacının ---- adıyla oto kaporta tamir hizmeti verirken davalıya ait ---- aracın kendisine onarım için getirildiği, davacı tarafça aracın onarımı tamamlanarak, davalıya 9.960,38-TL’lik onarım faturası kesildiği,
davalının sadece 3.000,00 TL ödeme yaptığı iddiası ile bakiye fatura bedeli olan 6960,38 TL’nin tahsili için ------ sayılı dosyasıyla davaya konu alacak için icra takibi başlatıldığı, davalının takibe, borca ve faize itirazı nedeni ile eldeki itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davaya konu takip dosyası incelendiğinde; takibin davacı tarafça başlatıldığı ancak takip dayanağı faturanın ---- adına kesildiği görülmüştür.
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni hukuktaki haklardan yararlanma(hak) ehliyetinin usul hukukundaki yansımasıdır. Taraf ehliyetine sahip olunup olunmadığı hususu Medeni Kanun'a göre belirlenir. Buna göre medeni haklardan yararlanma(hak) ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf ehliyeti vardır.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere yalnızca gerçek ve tüzel kişilerin taraf ehliyeti vardır.Adi ortaklığın(TBK m. 620) tüzel kişiliği bulunmadığı için taraf ehliyeti de yoktur. Bu nedenle adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmesi gerekir. Buna göre adi ortaklık tarafından açılacak davaların elbirliği mülkiyeti kuralları gereğince bütün ortaklar tarafından birlikte açılması ve birlikte takip edilmesi gerekir.
Ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. TBK'nın 625. Maddesine göre, adi ortaklığın yönetimi bir veya birden fazla ortağa bırakılabilir. Adi ortaklıklarda idareci ortak olağan şirket işlerini yürütmeye yetkilidir; olağanüstü işler için ise bütün ortakların ittifakı şarttır. Diğer bir deyimle, idare hakkı olağan işleri kapsar. TBK'nın 630.
Maddesine göre, yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir.Vekilin dava açması için ise, vekile özel yetki verilmiş olması şarttır. Yönetici ortak tayin edilmiş ise diğer ortaklardan alınmış bir yetki varsa, kendisine özel yetki verilen yönetici ortak, adi ortaklık adına değil ancak temsilcisi bulunduğu diğer ortaklar adına vekil tayin edebilir ve ortaklar adına dava açtırabilir.
HMK'nın 74. Maddesi gereğince başkasını tevkil için de özel yetki gereklidir.Tek ortak tarafından davanın açılmış olması halinde, iştirak kurallarından yararlanılarak, davacıya diğer ortakların davaya katılması veya muvafakatlarının alınıp kendisine temsil yetkisini vermelerini sağlamak üzere önel verilmesi gerekir-----. Aksi takdirde davanın dinlenme imkanı yoktur.Somut olayda, dava adi ortaklığı oluşturan ortaklardan biri tarafından açılmıştır.
Tek ortak tarafından davanın açılmış olması halinde, iştirak kurallarından yararlanılarak, davacıya diğer ortakların davaya katılması veya muvafakatlarının alınıp kendisine temsil yetkisini vermelerini sağlamak üzere önel verilmesi gerekirse de eldeki davanın alacak davası olmayıp itirazın iptali davası olduğu, bu tür davalarda usulüne uygun olarak icra takibi başlatılmasının dava şartı olduğu, somut olayda takibin sadece işbu dava davacısı tarafından tek başına başlatıldığı, diğer ortaktan alınacak muvafakatname ile takibi geçerli hale getirmenin mümkün olmadığı,
bununla birlikte dosyaya davacının şirketi temsille yetkilendirildiğine dair bir sözleşmenin de sunulmadığı, adi ortaklardan biri tarafından başlatılan takibin usulüne uygun olmadığı gerekçeleri ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/449, K. 2025/32, 22 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama