KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/138
- Karar No
- 2020/9
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2020
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2019/138 Esas
KARAR NO : 2020/9
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 11/04/2019
KARAR TARİHİ : 09/01/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının, davalı şirketin bayisi olmak için davalı şirkete yaptığını, taraflar arasındaki franchising sözleşmesine ilişkin gerekli ödemenin yapıldığını ancak 45 gün içerisinde kurulum ve malzeme listesinin eksiksiz olarak teslimi yönündeki taahhüdün gerçeklemediğini, davalı tarafça ----- geri ödeme yapıldığını ancak bakiye ---- alacak bulunduğunu, alacağın tahsili amacı ile Beykoz İcra Müdürlüğünün ----sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun kötü niyetli olarak itirazda bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı taraf usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, ---- Sözleşmesi imzalanacağı düşüncesiyle davalı şirkete yapılan ödemelerin iadesi istemine ilişkindir.
HMK’nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Somut olayda, uyuşmazlığın --- Sözleşmesi imzalanacağı düşüncesiyle davalı şirkete yapılan ödemelerin iadesi istemine ilişkin olduğu, ---- Sözleşmeleri 6102 sayılı TTK’nda düzenlenmediği gibi diğer kanunlarda da bu sözleşme türüne yönelik bir düzenleme bulunmadığı, alım satım, hizmet ve vekalet sözleşmelerinin bir karışımı gibi değerlendirilebilecek olan kendine özgü bir sözleşme türü olduğu,
bir nevi bayilik sözleşmesi olarak nitelendirilebileceği, davalının tacir olduğu şüphesiz ise de, davacının tacir olup olmadığı araştırmasının yapılması amacıyla ----Dairesi başkanlığına yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda davacının herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı ve 01.01.2016 tarihinde açılan mükellefiyetinin aynı gün kapatıldığı bildirilmiştir. Dolayısıyla davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca henüz sözleşme imzalanmadığından bahisle sebepsiz zenginleşme hükümlerinin dikkate alınması gerektiği kabul edilse dahi yine davacının tacir vasfını haiz olup olmamasının belirleyici olacağı, havale işleminin salt davalının ticari işletmesini ilgilendiriyor olmasının Mahkememizi görevli kılmayacağı, dolayısıyla bu davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu(Emsal: Yargıtay ----Hukuk Dairesi’nin ----- sayılı kararı) anlaşılmıştır.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/138, K. 2020/9, 9 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama