KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/15
- Karar No
- 2025/284
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
Karar Metni
826 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2025/15 Esas
KARAR NO: 2025/284
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/10/2024
KARAR TARİHİ : 24/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı ----- tarafından davacı müvekkil aleyhine ------- esas sayılı icra takibi başlatıldığını, ancak davacı müvekkilinin takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, şöyle ki müvekkilinin , icra dosyasındaki alacaklı ile hiçbir şekilde tanışmadığını, müvekkilinin söz konusu borca ilişkin tarihlerde ------- bulunduğunu ve halen bu cezaevinde olduğunu, müvekkilinin hükümlü iken, alacaklının abisi --------ile aynı cezevinde koğuş arkadaşı olarak tanıştığını, bu dönemde müvekkilinin malvarlığının fazla olması , müvekkilinin ekonomik durumunun iyi olması koğuşta dikkat çektiğini, bunun üzerine müvekkiline yönelik ekonomik baskı,
ekonomik durumunun iyi olmasından kaynaklanan tehditler arttığını, alacaklı tarafından avukat aracılığıyla müvekkiline senet dahi imzalatmak istediğini,------ böyle bir borcunun olamayacağı, ----- böyle bir paraya ihtiyacının olmadığı,------- bu miktarda bir parayı nakden sağlayamayacağı hususları, mahkemeniz tarafından yapılacak araştırma ve incelemeler ışığında ortaya çıkacağını, müvekkilinin, ----- karar nolu kararı ile---- vasi olarak tayin edildiğini, böyle bir borç ilişkisinden müvekkilinin vasisinin dahi haberdar olmadığını, bu nedenle tebligatların usulsüz yapıldığını, yukarıda belirtilen nedenlerle,
davacı müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine ve icra takibinin iptaline, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedeli olan 1.422,938 TL’nin %20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı -------- vesayet altında olduğunu ve davayı vasi aracılığı ile açması gerektiğini, bu nedenle taraf ehliyeti bulunmadığını, davacı tarafından açılan davada borcu ödememe amacına matuf olduğununu, müvekkili ile davacı'nın tanışmadığı ve herhangi bir ticari ilişki içerisinde olmadıkları gerçeği yansıtmadığını, davacı ceza infaz kurumuna girmezden evvel müvekkili --------nakit olarak borç para aldığını, ilgili borcun karşılığında da iş bu davaya konu senet borçlu tarafından imza edilerek müvekkiline verildiğini, davacı tarafından ------icra takibinin iptali amacıyla dava açılmış ve açılan dava reddedildiğini,
ilgili davaya borçlu ------ vekili tarafından sunulan dilekçe ekindeki banka hesap hareketleri incelendiğinde ---- kendine ait hesaptan müvekkili ----------para gönderip para aldığının görüleceğini, davacı tarafından senedin zorla ve hile ile alındığı iddia edildiğini, eğer böyle bir durum var idi ise davacı tarafından Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusu yapılabilecek iken böyle bir başvuru da yapılmadığını,
tam tersine para trafiği devam ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak süresinde cevap dilekçesini ibraz etmediği anlaşılmıştır.Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde. Dava, hukuki niteliği itibariyle menfi tespit davasıdır. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanun'un 5/A. maddesinde "dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile.
"Bu Kanun'un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" şeklinde düzenleme yapılmıştır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, 2.fıkrası son cümlesine göre ise;
"(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."7155 Sayılı Kanun ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda ve 01/09/2023 tarihi itibariyle de menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak düzenlenmiştir.Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde ;
davacı yanın, dava açılırken dava dilekçesine son tutanağı (anlaşmazlık) tutanağını ekleyerek davayı açması gerekirse de, bu şekilde dava açmadığı, başvuru yapılıp bu tutanağın eklenmemesi halinde izlenecek usul 18/A maddesinde düzenlenmiş olduğu, buna göre davacı yana 13/03/2025 tarihli duruşmada arabuluculuk son tutanağının sunulması için kesin süre verildiği, davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde arabuluculuk son tutanağının sunulmamış olduğu anlaşılmakla eldeki dosyada gerekli yasal dava şartının yerine getirilmemiş olduğundan dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/15, K. 2025/284, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama