KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/104
- Karar No
- 2024/1052
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
Karar Metni
2.210 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/104 Esas
KARAR NO: 2024/1052
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/02/2021
KARAR TARİHİ: 18/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilin dava dilekçesini özetle. Müvekkilinin, 10.07.2020 tarih ve ---------- İcra Müdürlüğü'nün ---------E.
Sayılı dosyası ile davalı aleyhine alacağını için, ilamsız icra takibi yaptığı ancak davalının 20.07.2020 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiği ve takibin durduğunu, müvekkilinin davalı şirket ortaklığından 01.01.2020 tarihi itibariyle kaynaklı alacağı olduğunu, takibe dayanak belgenin, davalı şirketin ticari kayıtlarından elde edildiği, 01.01.2020 tarihi itibariyle davalı şirketten ortaklıktan kaynaklı alacağı olduğu,
-------- başvuru numarası ile zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olup, yapılan görüşmeler neticesinde 14.09.2020 tarihinde taraflar anlaşamadıklarından --------- tarafından aynı tarihte son tutanak ve anlaşmazlık tutanağı düzenlenerek taraflarca imza altına alındığı, 30.11.2018 tarihine kadar taraflar arasında yargılamaya sebep olacak türden bir anlaşmazlık bulunmadığı,
bu tarihe kadar, müvekkilinin ve davalı şirket ortaklarından ----------- ortak ve müdür sıfatıyla yetkili bulundukları ----------- Şti'nin 30.11.2018 tarihine kadar davalı şirketin ortaklık yapısında müvekkilinin 223.000 TL'ye, ---------- 167.000 TL'ye ve ---------- 110.000 TL'ye isabet eden payları bulunduğunu, 30.11.2018 tarihinde ---------Noterliğinin ---------- yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi ile ----------, tüm şirket paylarına isabet eden 110.000 TL değerindeki şirket paylarını müvekkiline devrettiğini, bu tarih itibariyle şirketin ortaklık yapısının, müvekkilinin 333.000 TL'ye,
---------- ise 167.000 TL'ye isabet eder paylar şeklinde vukuu bulduğu, 30.11.2018 tarihinden bugüne kadar davalı şirket karar defterine işbu devrin gerçekleştiğinin yazılması karar defterini yedinde bulunduran diğer ortak ---------- tarafından engellemeler yapılmak suretiyle işbu devir üçüncü kişilere tescil ve ilan olunamadığı gibi devre onay verilmesi maksadıyla genel kurul toplanmasının da önüne geçildiği,
şirketin alacak ve borçları ile ilgili müvekkilinin temasa geçtiği üçüncü kişilerden gelen talepler neticesinde oluşan borç ve alacak durumu da müvekkilinin işin halli ile uğraşması sebebiyle ve salt şirketin ortaklık yapısından müvekkili haksız ve mesnetsiz bir şekilde dışlamak amacıyla şirketin ticari defterlerinin davacı yedinde bulunduğundan işlenemediği,
Müvekkilini, şirket borçlarını birçok kez kendi mal varlığından ödemek durumunda kaldığını, Bahse konu ödemelerin banka dekontları ile sabit olmasına rağmen borç kayıtlarının şirket ticari defterlerine işlenmesi zaruretinin diğer ortaklara bildirilmesine rağmen her defasında mesnedi olmayan sebeplerle müvekkilinin talepleri reddedildiği ve ticari defterlerin müvekkili ile paylaşılmadığı, maruz nedenlerle, fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla ve yargılama esnasında lehine re'sen tespit olunacak nedenlerle birlikte;
takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davanın kabulüne, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, itirazında haksız olan davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra ve inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle.
Davalı müvekkili ----------- Şti.’nin bir aile şirketi olduğu, Ortaklarının aynı zamanda kardeş olan ----------- (%45.4),--------- (%10) ve davacı ... (%44.6) olduğu, Davalının ---------- genel kurulu tarafından 22.07.2020 tarihlinde müdürlük görevinden azledilinceye kadar davacı ...’ın, davalı ----------- münferit imzasıyla temsil ettiğini, davacı ...’ın, münferit imza yetkisini kötüye kullanarak ----------- adına müşterilerden topladığı paraları,
5 adet müşteri çekini doğrudan zimmetine geçirdiğini ve ---------- sahip olduğu tüm taşınmazları da şirketin genel kurulundan izin almadan muvazaalı bir şekilde satış gösterip kendisinin tek pay sahibi olduğu dava dışı ---------- Şti.'ne devrettiğini, söz konusu devrin 2019 yılı bilançosu incelenirken tesadüfen haberdar olunduğu, bu usulsüz devirlere karşı ---------- E. sayılı dava açıldığı,
açılan davanın yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporuna göre davacı ...'ın toplam değeri 16.811.362- TL olan taşınmazları tek bir kuruş para dahi ödemeden kendisinin tek pay sahibi olduğu dava dışı ---------- Şti.'ne devrettiğinin ortaya çıktığı, Davalı --------- ait tahsilat makbuzu ile teslim aldığı çekleri kendi adına takas hesabına koyduğu bilgisine tesadüfen ulaşıldığı, davalı ----------- lehtarı olduğu toplam 5 (beş) adet 1.700.000 TL değerindeki çeki yine kendi adına ciro etmek suretiyle zimmetine geçirdiği, bu usulsüz işleme karşı da ---------- E. sayı ile dava açıldığı,
Davacı ...’ın bu dava açıldıktan sonra bu beş çekten ikisini iade ettiğini, toplamda 1.000.000 TL değerinde olan 3 çek için açılan davanın devam ettiğini, Davacı ...’ın, "---------- müşterilerinden elden tahsil ettiği alacakları" da zimmetine geçirdiği paraları davalı --------- "borç" kaydı ile havale ettiğini, tüm bu ve benzer hukuksuzluklar yüzünden davacı ...’ın davalı ---------- müdürlük görevinden azledildiği, Davacının takibine dayanak olarak gösterdiği 01.01.2020 tarihinden önceki şirketten alacaklarına ilişkin olarak davalı ----------- ticari defter ve kayıtları, 31.12.2019 tarihinden 10 geriye doğru ayrıntılı olarak incelendiği,
davacının talebine konu ettiği sözde alacak tutarın tamamen fiktif işlemlerden oluştuğu, Davacının alacaklı olarak dayandığı tutarın 2.100.000 TL'sinin kasa hesabı ile ilişkilendirildiği, bu tutarın tamamının, belgesi olmayan fiktif işlemlerden kaynaklandığı, kasa hesabına bu tutarların, giriş-çıkış yapılarak hiçbir belgeye dayandırılmaksızın, davacıya borç olarak işlendiği bu nedenle de kasa hesabı düzeltmesinin gerektiği anlaşıldığı, Davacının yine alacaklı olarak dayandığı 328.650 TL'si kasa hesabı ile ilişkilendirildiği,
bu tutarın davalı -----------, kendi müşterilerinden aldığı çeklerin o sırada şirket müdürü olan davacı ... tarafından teslim alınması ve ----------- müşteri kaydı ile değil davacı ... kaydı ile girilmesinden kaynaklandığı, davacı ..., -----------, davalı ----------- müşterilerinden ticari faaliyetleri sonucunda aldığı çekleri, davacının kendi hesabına sanki kendisi tarafından verilmiş gibi kaydettiği ortaya çıktığı, Davaya yanıt dilekçesinde dayanak ve başkaca yerlerden getirtilmesi talep edilen bilgi ve belgelerin getirilmesi,
müşterilerin elindeki tahsilat makbuzlarının istenmesi ve özellikle davacı ...'ın başta ----------- Bankası---------- Şubesi, ------------ Bankası ------------ Şubesi olmak üzere hesap sahibi olduğu --------- Bankası, ---------Bankası, --------- Bankası, ---------- Bankası ve ---------- müzekkere yazılarak 2010-2020 dönemlerine ilişkin banka hesap hareketleri ile davacının gelir araştırması yapılarak ---------- kayıtları ve 2010 - 2020 dönemlerine ait gelir vergisi beyannameleri ile vergi kayıtlarının istenilmesine,
Müzekkere yanıtlarının gelmesi ile birlikte davalı ---------- ticari defter ve kayıtları üzerinde müzekkere yanıtlarındaki banka hesap hareketleri de incelenerek dava konusu borç olduğu iddia edilen tutarların ticari kaynaklarının tespiti ile davacının davasının reddine, Takibinin kaynağı tutarların aslen davalı ---------- müşterilerinden tahsilata dayandığını bilen ve usulsüz olarak harici tahsilatlar ile davalı ----------- kendi hesaplarından gönderen davacının haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulüyle davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere % 100 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
Mahkemenin savunmayı yerinde görmezse ferileri ve 1.000.000 TL asıl alacak bakımından takas ve mahsup istenin kabulü ile ----------- E. sayılı dosyanın huzurdaki dosya bakımından bekletici mesele sayılmasına,
Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı Vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesini özetle: Bilirkişi ek ve kök raporlarında davalı şirket kayıtlarında müvekkilinin açık bir şekilde alacaklı olarak gözükmesi dikkate alınmaksızın belli bir tutara ilişkin şirket kayıtlarıyla bilgi ve belge örtüşmesi tespit edilemediği tarzında zorlama bir tespitle müvekkili davalıdan herhangi bir alacağı olmadığı kanaatine varıldığı,
davalı tarafından düzenletilip dava dosyasına sunulan uzman raporunda dahi müvekkilinin alacaklı olduğu tespit edilmişken bilirkişi raporunda bu denli yanlış bir tespit yapılmasının hukuka aykırı olduğu, dava dosyasının taraflar arasındaki tek bir borçlandırıcı işlemden kaynaklanıyormuş ve bu işleme ilişkin herhangi bir belge sunumu yapılmamış tarzında bir değerlendirmeye girilerek müvekkilinin alacaklı olmadığına ilişkin bir değerlendirme yapıldığı,
bilirkişi raporunda tespit edilen ve davalı şirkete borç olarak gönderildiği görülen paralarla müvekkiline gelen peyzaj proje açıklamalı paraların birbirleri ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, zira müvekkile gelen paraların huzurdaki uyuşmazlıkla da herhangi bir bağlantısı olmadığı,
Gönderilen havalenin açıklama kısmında borç olarak gönderildiğine ilişkin ibarenin yer aldığı dolayısıyla borç olarak gönderilmediğine ilişkin ispat yükünün karşı tarafa geçtiğini, Müvekkili ...’ın 3 farklı Limited Şirkette ortak olarak bulunmakta olup, bunlardan ---------- üzerinde %100 pay sahibi, ----------- üzerinde %44,6 pay sahibi, ------------ üzerinde %50 pay sahibi olduğu, 3 farklı şirkette ortaklığı bulunmakta olup şirketlerin hepsinin peyzaj, botanik işinde yer aldığını, 3. Şahıslardan yapılan ödemelerden hiçbirinde davalı şirket ---------- ilişkin bir açıklamanın yer almadığı,
hesap kayıtları incelendiğinde muhtelif zamanlarda müvekkilinin davalı şirkete borç olarak para attığı ve işbu borçların daha sonra davalı şirket tarafından müvekkiline ödendiği, Bilirkişi tarafından şirket kayıtlarındaki tek bir alacak kalemi ile dayanak belgenin tarih ve tutar olarak eşleşmediği bu sebeple davacının alacaklarının şirket kayıtlarında belge düzenine uygun şekilde kayıtlanmadığı tespitinin hukuka aykırı olduğu,
Zira huzurdaki davanın tek bir alacak kalemine ilişkin olmayıp müvekkili şirketin davalı şirkette bulunan kayıtlarda yer alan tüm alacaklarından oluştuğu, ----------- Bankası 2019 yılı hesaplarında davalı şirkete toplam 600.000 TL borç açıklamalı davacı gönderisi olduğu, 90.000 TL kısmının davacıya şirketten gönderildiğine ilişkin bir tespit yapılmakla beraber 30.09.2019 tarihinde 1.190.000 TL’lik tek bir kayıt ile şirketin borçlandığı işbu tutarların uyuşmadığı, işbu sebeple tutarların belge düzenine uygun şeklide kayıtlanmadığı iddia edildiği,
ancak raporda sadece ---------- Bankasına ilişkin kayıtların dikkate alındığı olup taraflar arasındaki ---------- Bankası, ----------, ---------- Bankası gibi bankalardaki işlemlerin dikkate alınmadığı, davalı şirketin müvekkiline karşı borcun hiçbir zaman da sıfırlanmadığı, 30.09.2019 tarihindeki 1.190.000 TL’LİK alacak ile borç miktarı 1.483.650 TL'den 2.673.650 TL'ye yükseldiği, İşbu halde davalı şirket kayıtlarında yer alan 2.883.650 TL'lik davacı alacağının 2.100.000 TL'lik kısmı kasa giriş çıkış hareketleri olarak değerlendirilmesine rağmen bu tespitin gerçeği yansıtmadığı,
Bilirkişi raporuna karşı itirazlarının kabulüne, Dosyanın itirazları dikkate alınarak rapor oluşturulması için hukuka uygun olarak oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdine, karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde özetle: Davacının 25.03.2020 tarihinde hesabına giren 60.000TL'yi aynı gün içinde tek pay sahibi olduğu şirkete aktardığı,
bir şirketin vergi, ücret, ticari yükümlülük vb. birçok gider kalemi olmasına rağmen tüm masraf ve harcamalarını yaptığı kendi şirketinde dahi vergi usul kanuna aykırı bir biçimde şirket alacak ve borcu olarak ticari defterlere işlemek yerine "borç olarak" açıklamasıyla gönderdiğini, müvekkili şirket kayıtlarında şirketin tek kalemde borçlandırıldığını, tespit edilen kayıtlarda tarih ve tutarın eşleşmediğini, dolayısıyla dayanak belgeler ile şirket ticari kayıtlarının örtüşmediğini, müvekkili şirkete yapılan borç girişlerinin izaha muhtaç olduğunu ve mevcut durumda gönderilen tutarların 3. şahıs tahsilatları olduğunu tespit ettiklerini,
Davacı ile müvekkili şirket arasındaki ----------- E. sayılı dosyasından alınan 21.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda; ...’ın 1.700.000 TL tutarındaki 5 adet çeki ciro etmek suretiyle uhdesinde olduğu, 31.12.2019 tarihi itibariyle 2.883.650 TL şirketten alacaklı göründüğünün ve geçmiş dönemlerdeki 2.100.000 TL tutarındaki nakit işlemlerin izaha muhtaç olduğu tespit edildiği, davacının tek pay sahibi olduğu ---------- Şti'nin aynı şekilde alacak iddiasıyla müvekkili şirkete açmış olduğu ----------- sayılı dosyası da alacağını kanıtlayamamış olduğu için reddedildiği,
Dosya kapsamında vergi dairesine ---------- yazılan müzekkere cevaplarında davacının aktif bir geliri olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunamadığı,---------Vergi Dairesi tarafından yazılan müzekkere cevabına göre davacının mükellefiyet kaydına rastlanmadığı, başka vergi dairesinde de mükellefiyet kaydının bulunmadığı, ortak olduğu diğer şirketlerde vergi dairelerine verilen gelir vergisi beyannamesi olmadığı, davacının dava konusu havalelerin kaynağı olabilecek bir gelirinin mevcut olmadığı,
davacının borç olarak kayıtlara geçen tutarların çoğunun aslında müşterilerden gelen ve müvekkili şirketin ana faaliyet konusu olan bitki, peyzaj, proje ve botanik açıklamalı kayıtlar olduğu anlaşıldığından ve diğer davacının borç olarak gönderdiği kaydı taşıyanların ise neden müvekkili şirketin nakit ihtiyacı olduğunu, neden müvekkili şirkete para verdiğini ve geliri olmadığı halde paranın kaynağını kanıtlayamadığı,
davacının ve tek pay sahibi olan şirketin aynı anda ardı ardına açtığı benzer alacak davalarında hukuka aykırı ve fiktif işlemler yaptığı bilirkişi raporu ve mahkeme kararlarıyla kanıtlandığından huzurdaki davanın da reddine karar verilmesini, takibinin kaynağı tutarlar esasen müvekkili şirket ---------- müşterilerinden tahsilata dayandığını bilen ve usulsüz olarak harici tahsilatlar ile müvekkil ----------- kendi hesaplarından gönderen davacının haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulüyle davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere % 100 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde. Dava İİK 67. Maddesi gereği itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Huzurdaki dava, davacının davalı şirkete borç verdiği ödeme dekontları dayanak yaparak başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; davacının ortağı olduğu şirkete ait bir kısım borçları kendi hesabından ödediği iddiasına dayalı olarak davacının takibe dayanak muavin dökümüne istinaden davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, davalı şirket müşterilerinden tahsil edilen şirkete ait hesaplardan usulsüz olarak kendi hesabına ve kendi şirketi dava dışı ---------- şirketine para aktarımı yapıp yapmadığı,
davalının davacıya takip nedeniyle borçlu olup olmadığı hususların uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.
HMK’ya göre, ikibinbeşyüzlirayı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. HMK’ya gore, ikrar edilen olguların aksinin ispatı gerekmez. Bu nedenle, eldeki davanın çözümünde tarafların ispatla mükellef olduğu hususların ayrıntılı bir şekilde belirlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 555 ve devamı maddelerinde düzenlenen " havale" bir ödeme vasıtasıdır.
Eş söyleyişle, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur.
Bu yasal karinenin tersinin (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.Somut olayda davalı şirketin davacıya borçlanmasını gerektirecek bir durum olduğu, davalı şirketin ortakları arasında borç alma konusunda bir karar alınmadığı, davacının bu borçları gönderecek ekonomik durumunun yeterli olmadığı, davacının hesabına davalı şirketin faaliyet alanı ile ilgili havaleler geldiği anlaşılmaktadır.
Davacının davalı adına kayıtlı bazı taşınmazları ortağı olduğu şirkete bedeli ödenmeden devrettiği,--------- Esas sayılı dosyasında davacının davalı şirketin lehdarı olduğu çekleri ciro ettiği anlaşılmakla bu davanın davacı aleyhine sonuçlandığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının davalı şirkete gönderdiği havalelerin davalı şirkete borç amacıyla gönderilmediği anlaşılmakla davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı da şartları oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/104, K. 2024/1052, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama