KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/649
- Karar No
- 2024/1057
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
Karar Metni
1.946 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/649 Esas
KARAR NO: 2024/1057
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/09/2022
KARAR TARİHİ: 18/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı Vekili Dava Dilekçesini özetle.
Davacı -----------, kumaş alım-satımı işiyle iştigal ettiğini, Davalı firma ise, askeri mühimmatlar, askeri yelek ve kıyafetlerin üretimini ve satışını yaptığını, Davalı firma, dava dışı -----------Ş ile imzaladığı sözleşmeye istinaden ----------- gönderilmek üzere balistik plakalı koruyucu yeleklerin üretim ve --------- teslim işini yüklenmiş, üreteceği askeri yeleklerin imalatında kullanacağı özel nitelikli cordura kumaşları davacı ----------- satın aldığını,
Söz konusu kumaş satımı neticesinde davacı --------- tarafından 01.04.2022 tarihli ----------- numaralı 48.906,00 USD Bedelli e-fatura ve 01.04.2022 tarihli ------------ numaralı 18.334,80 USD tutarlı e-fatura düzenlenip davalı firmaya teslim edildiğini, Davalı firma, alacak likit olmasına ve faturayı da kabul etmelerine rağmen davacı firmaya ödeme yapmadığından davacı firma tarafından alacağın tahsili amacıyla ---------- İcra Müdürlüğü ----------- Esas sayılı dosyası üzerinden faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını, Ancak davalı taraf takibe itiraz ettiğinden takip durmuş,
takibin devamı amacıyla işbu davayı açmadan önce tarafımızca --------- Arabuluculuk Bürosu'nun Büro Dosya Numarası: ------------, Arabuluculuk Numarası: ----------- numaralı dosyası ile zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da, davalı tarafla yapılan görüşmelerden olumlu bir netice alınamadığından arabuluculuk süreci anlaşmama ile neticelendiğini, Davalı firmanın, dava dışı ---------Ş firması'ndan balistik plakalı koruyucu yeleklerin üretimi için 363.000,00 Amerikan Doları para aldığı bilindiğini, Ancak davalı firma, yelekleri üretmek için ---------- 363.000,00 Amerikan Doları para almasına rağmen,
yelekleri ürettiği kumaşların parasını davacıya ödemediğini, Davalının ---------- da çelik yelekleri tam olarak teslim etmediği ve bu nedenle de -------- firması tarafından davalı aleyhine ---------- Soruşturma numaralı dosyasından nitelikli dolandırıcılık dahil çeşitli suçlardan suç duyurusunda bulunulduğu bilindiğini, Davalı firma, yeleklerin imalatı için gereken kumaşları davacıdan almasına rağmen kumaş bedellerini halen davacıya ödemediğini, Alacak faturaya dayalı ve likit olması nedeniyle, icra takibine kötüniyetli itiraz eden davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına da hükmedilmesi talepleri bulunduğunu,
Yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen nazara alınacak sebeplerle, davalı tarafından --------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Vekili Cevap Dilekçesini özetle.
Davacı taraf dilekçesinde özetle; davalı şirketin kendilerinde kumaş aldığını ancak parasını ödemediğini, davalı şirketin dava dışı bir şirkete ürün sattığını ancak satılan ürünleri teslim etmediğini ve bu yüzden hakkında dava dışı firma tarafından --------- Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, alacaklarının likit olduğunu, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep ettiklerini belirttiklerini, Davacı tarafın iddiaları gerçeklikten uzak, asılsız ve mesnetsiz olduğunu, Davalı şirketin davacı firma ile hiç bir ticareti olmadığını, Davacı firma davalıya herhangi bir ürün satmamış, teslim etmemiş,
davalı firma da davacıdan herhangi bir ürün almadığını, dolayısıyla aralarında bir alacak verecek olması mümkün olmadığını, Bu durum tarafların ticari defterlerinin incelemesi durumunda açıklığa kavuşacağını, Alacak miktarı itibarıyla tanıkla ispat edilebilecek bir alacak söz konusu değildir, bu nedenle davacı tarafın dilekçesinde tanık deliline dayanmasına ve tanık dinletme talebine muvafakatleri bulunmadığını, Davacının dilekçesinde belirttiği şekilde dava dışı firma ile davalı firma arasındaki hukuki münasebeti bilmesi ve bu konuda sayın mahkeme nezdinde açıklamada bulunması --------- ihlal ettiğinin ikrarı niteliğinde olduğunu,
Kaldı ki iddia olunduğu gibi bir durum da söz konusu olmadığını, Davacının taraf olmadığı bir savcılık soruşturmasını delil olarak bildirmesi, davalı firma yönünde sayın mahkemede olumsuz kanaat oluşturma amacı taşıdığını, Tarafların aynı olmadığı bir savcılık dosyasının celbi yönünde ara karar kurulması hukuka aykırı olduğunu, Davalı firmanın ticari alacakları ile ilgili alakasız şekilde yalan beyanlarda bulunarak ticari itibarını zedeleyen davacı firma yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunma haklarını saklı tuttuklarını,
Davacı tarafın delil dilekçesinde belirttiği hiç bir bilgi ve belge taraflarına tebliğ edilmemiş olup yine Uyap incelemesinde de dosyaya sunulmadığı görüldüğünü, Bu nedenle aşamalarda sunulacak belgelere muvafakatleri olmamakla birlikte sunulması halinde de karşı beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, Davacı firma borca batık bir firmadır, nitekim icra dosyasındaki alacağın üzerine davacıdan alacaklı olan başkaca firmalarca haciz konulmuş, süresinde itirazları sonucunda bu hacizler icra müdürlüğünce kaldırıldığını,
Davacı tarafın davalıya aralarında hiç bir ticari ilişki olmamasına karşın davalıya yönelik başlatmış olduğu icra takibi haksız bir kazanç elde etme amacına yönelik olup kötüniyetli olduğunu, İzah olunan tüm nedenlerden ötürü temelsiz davanın reddi ile kötüniyetli davacı aleyhine İİK 67/2 uyarınca takip miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve beyan etmişlerdir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesini özetle.
Bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde belirttiği üzere aleyhe hususları kabul etmediklerini ve itiraz ettiklerini, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesini özetle.
Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilen aleyhe hususlara itiraz ettiklerini, gerek görülmesi halinde itirazları doğrultusunda ek yeni bir rapor alınmasını, aksi takdirde ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde. Talep, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali davasına ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişki kapsamında gerçekleştirildiği ileri sürülen mal teslimine ilişkin iddianın yerinde olup olmadığı, mal teslimine dair faturaların ticari defterlerde kayıtlı olup olmadığı, taraflar arasında davaya konu olan faturalar yönünden alacak veya borç bulunup bulunmadığı, mal tesliminin yapılıp yapılmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu, davanın itirazın iptali, icra takibinin devamı ve icra inkar tazminatı ödenmesi istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67-(1) maddesine göre. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ---------- sayılı ilamında da açıklandığı üzere. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir.
Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Diğer anlatımla; fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir.
Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir.
Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır.
İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.
Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir.
Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya --------- aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması;
borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi,
şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Somut olayda; tarafların BA/BS formlarında karşılıklı olarak dava konusu faturaların yer aldığı, ancak dava konusu faturaların davalı ticari defterlerinde yer almadığı , Temmuz 2021 döneminden sonra elektronik faturaların taraflarca bildirilmediği GIB sistemi tarafından otomatik olarak bildirimlere dahil edildiği anlaşılmakla ve faturayı teslim alan kişinin taraflar arasındaki ilişkiyi iyi bilen biri olduğu anlaşılmakla davacının asıl alacağının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Taraflar arasındaki ilişki ticari iş olduğundan takip talebindeki faiz oranı üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı takipten önce temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/649, K. 2024/1057, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama