İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/651 K.2024/908

Davacı vekilinin 26.09.2022 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin alanında Konya'nın önde gelen asansör firmalarından birisi olduğunu, davalı firmanın, yüklenicisi olduğu kamu ihalesi kapsamında inşa edeceği iki adet okul binasının asansör…

Esas2022/651Karar2024/908Tarih24 Aralık 2024Okuma31 dk · 6.140 kelime

KÜNYE

T.C. Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi

Mercii
Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/651
Karar No
2024/908
Karar tarihi
24 Aralık 2024
Esas no
—
Karar no
—
Başkan
... ...
Üye
... ...
Üye
... ...
Katip
... ...
Davacı
—
Vekili
—
Davalı
... - ...No:..., ...
Vekili
—
Dava
Tapu İptali ve Tescil & Alacak
Dava tarihi
—
Karar tarihi
—
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
Mahkememizde görülmekte olan "Tapu İptali ve Tescil & Alacak" davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Heyetimizce gereği düşünüldü
—
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.140 kelime·31 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekilinin 26.09.2022 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin alanında Konya'nın önde gelen asansör firmalarından birisi olduğunu, davalı firmanın, yüklenicisi olduğu kamu ihalesi kapsamında inşa edeceği iki adet okul binasının asansör yapım işleri için müvekkili firma ile anlaşma sağladıklarını, bu doğrultuda taraflar arasında 14.01.2019 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre davalının ... ve ... numaralı ihale kapsamında inşa ettiği ...

Mahallesi ... ve ... Mahallesi Lise binasının asansörlerinin (3 durak 2500 kg insan asansörü) müvekkili tarafından yapılacağını, davalının ise bunun karşılığında kendi yaptığı konutlardan Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel 2. Giriş ...

Bağ Böl.'de kain taşınmazın tapusunu müvekkili adına tescil edeceğini, müvekkili firmanın işin kendisine teslimi ile birlikte çalışmaya başladığını, sözleşmede üzerine düşen edimleri eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, asansörleri teknik şartnameye uygun olarak çalışır vaziyette teslim ettiğini, müvekkilinin yapmış olduğu asansörlerin uygunluk etiketlerini alarak kullanılmaya başlandığını, ihale sahibi olan kamu kurumunun da işi kabul ederek eksiksiz bir şekilde yapıldığına onay verdiğini, taraflar arasındaki daha önceleri de mevcut olan ticari ilişkinin bu iş ile sona ermediğini,

müvekkilinin yapmış olduğu işlerden memnun kalan davalı tarafn bu sefer de kendi yapmış olduğu konut projesinin asansör yapım işi için 16.12.2019 tarihli bir sözleşme akdettiklerini, sözleşmeye göre davalının ... Mah. ... Sk. No:... Selçuklu/Konya adresinde yer alan inşaatına dört durak 800 Kg kapasiteli asansör işinin müvekkili tarafından yapılarak kullanıma hazır bir şekilde teslim edileceğini, karşılığında sözleşme bedeli olarak Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ...

Parsel 1. Giriş 5.Kat ...

Bağ Böl.'de kain taşınmazın müvekkili adına tescil edileceğini, müvekkilinin akdedilen sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülüklerini bir kez daha eksiksiz bir şekilde yerine getirerek dört durak insan asansörünü yaptığını ve yeşil etiketi alarak kullanıma hazır olduğunu belgelediğini, bu süreçte davalı tarafın, sözleşmelerde bilgileri verilen iki adet taşınmazın zilyetliğini müvekkilinin kullanımına verdiğini, taşınmazların müvekkilinin ailesi tarafından ... Mah. ...

Cad. ... ve ... .../Konya adresinde kayıtlı iki taşınmazın da 2019 yılından bu yana müvekkilinin ailesi tarafından kullanıldığını, bu husus dahi müvekkilinin sözleşmede yer alan yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde ifa ettiğinin ispatı olduğunu, ancak zilyetlikleri devredilen taşınmazların tapu tescillerinin müvekkili adına devrinin davalı firma tarafından bir türlü yapılmadığını, çeşitli pürüzler olduğu bahanesi ile müvekkilinin devamlı oyalandığını, müvekkilinin zaman zaman taşınmazların tescilinin adına yapılması için davalıyla görüşmeler gerçekleştirmiş ise de;

davalı tarafın kötü niyetli bir şekilde tescilden kaçındığını, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesine, taşınmazların fiili kullanımının da müvekkiline bırakılmasına rağmen, davalı tarafın kötü niyetli bir şekilde edimini yerine getirmeyerek tapuda mülkiyet devrine yanaşmadığını, MK.madde 2’deki “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmüne aykırı şekilde davalının tapu tescilinden kaçınmasının kabulü mümkün olmadığını, mahkeme tarafından tapu iptal ve tescil taleplerinin kabul edilmemesi halinde, sözleşmelerin eksiksiz ifası ile her iki sözleşme bedeli olarak toplam 480.000,00 TL müvekkilinin alacağının olduğunun izahtan vareste olduğunu, ancak taşınmazların devrinin yapılmaması, dahası sözleşme bedelinin ödeme zamanında yapılmaması sebebiyle müvekkilinin yapacağı taşınmaz yatırımlarından muaf kaldığını, temerrüt faizi ile karşılanamayacak kadar büyük zarara maruz kaldığından bahisle.

Fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Sözleşme bedeli olarak devri kararlaştırılan Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel 2. Giriş ... Bağ Böl. ve Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel 1. Giriş 5. Kat ...

Bağ Böl.de kain taşınmazların tapularının iptali ile müvekkili adına tesciline, mümkün olmaması halinde tapu bedellerinin tahsili ile müvekkiline ödenmesine, söz konusu taleplerinin kabul edilmemesi halinde sözleşmelerin bedeli olan 480.000,00 TL ve munzam zarar olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 10.11.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle.

Açılan davanın haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olup davanın reddine karar verilmesinin gerektiği, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi asansörleri kullanıma hazır ve eksiksiz şekilde teslim etmediğini, işi yarım bıraktığını, iş esnasında müvekkilinin müteahhidin istediği malzemeler yerine daha farklı cinste, kalitede ve renkte malzemeler kullanarak yapılan inşaatın tesliminin gecikmesine sebep olduğunu, çaresiz kalan müvekkili davacının yapması gereken ve isteği dışında yapılanları düzeltme işlemini yaptırmak için başka biriyle anlaşarak,

davacının eksik hizmetinden kaynaklanan kusurlu kısımlarını tamamlatmak zorunda kaldığını, ticari saygınlığına zarar verecek derece ihale sahibi ile diğer ortak ve alacaklılarına karşı zor durumda kaldığını, davaya konu edilmeye çalışılan sözleşmelerde geçerli olan asansör sistemini çalışır vaziyette teslim ettiği iddiasının baştan aşağıya mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, daha önceki alt yüklenicinin yarım bıraktığı asansör kabinlerini tamamlamak üzere çağrıldığını, bu hususta 14.01.2019 tarihli sözleşme yapıldığını, sonrasında 16.12.2019 tarihli sözleşme ile kendisine 2 okulun asansörlerinin işinin verildiğini,

ancak alt yüklenici davacının sözleşmede yüklendiği yükümlülüğü eksiksiz yerine getirmediğini, sözleşmede tanınan 42 gün içerisinde tamamlanmadığını, sıkıntıda olduğunu ve maddi olarak zorlandığını iddia ederek müvekkilini sürekli oyaladığını, davacının her iki sözleşmedeki asansör işlerini vaktinde ve eksiksiz halde teslim ettiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, davalı müvekkilinin;

davacı alt yüklenicinin vaad ettiği konutta ailesi ile birlikte yaşaması sebebiyle evi boşaltmasını talep etmediğini, ihale kapsamında teslim tarihini davacının gerçek dışı vaat ve duygu sömürüleri yüzünden ertelendiğini, bu hususta maddi olarak kayıp yaşadığını, kendisinin sürekli arandığının, her arandığında ''ailesi ile sokakta kalacağını, işi mutlaka tamamlayacağını, borçları olduğunu, kendisine biraz daha zaman verilmesi gerektiğini'' beyan ettiğini, davalı müvekkilinin ise vicdani ve insani duyguları ile davranarak davacıya mühlet üstüne mühlet verdiğini, üstelik müvekkilinin,

davacıya kira ile ilgili konuda ihtarname göndermiş olmasına rağmen geçen bu süreçte davacının söz konusu kira borcunu ödemeyi de aynı bahanelerle savuşturduğunu, müvekkilinin mecburen asansörleri başka bir ekibe kendi imkan ve maddiyatı ile tamamlamak üzere verdiğini, bunun üzerine 08.05.2020 tarihinde Konya .Noterliği üzerinden ... yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiğini, sözleşmelerde davacının üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi ve bu yüzden ihale teslim tarihinin gecikmesi sebebi ile ortaya çıkan zararı sözleşmedeki daha önce davacı tarafından kabul edilip imza altına alınan maddeleri çerçevesinde talep ettiğini,

ancak bu ihtaratın da cevapsız kaldığını, davacının her iki sözleşmedeki asansör işlerini vaktinde ve eksiksiz halde teslim ettiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, mevcut olayda mağdur edilenin davacı değil, davalının kendisi olduğundan bahisle.

Cevap dilekçesi, iddia, talep, beyan ve delillerinin kabulüne, usule aykırı şekilde davalıya tebliğ edilmeden, davalının Hukuki Dinlenilme ve Adil Yargılanma hakkını ihlal ederek, yokluğunda ön inceleme duruşması yapılan, tahkikat aşamasına geçilen, keşif yapılıp bilirkişi tutanağı düzenlenen ve ihtiyati tedbir kararı alınan işbu davanın reddine, davalının yokluğunda yapılan Keşif incelemesi, Bilirkişi raporu, Ön inceleme duruşması ve diğer tüm işlemlerin usule ve yasaya aykırılığı sebebiyle iptaline ve koyulan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbirin kaldırılmasına,

esas hakkında herhangi bir delil söz konusu olmadan gerçeğe aykırı beyan ve iddialar ile açılan haksız davanın konu bakımından yanlış tapu tescili ile alakası olmadığından sebeple yoksunluk hasıl olduğundan şekil şartı ve esastan reddine, dava dilekçesindeki mesnetsiz ve yanıltıcı iddia ve taleplerin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.

Tarafların bildirmiş oldukları delilleri ilgili yerlerden dosyamıza celbedilmiş, tarafların ticari, vergi ve esnaf kayıtlarının bulunup bulunmadığı, davaya konu kamu ihalesi kapsamında davalı firmanın (Neziran İnşaat-...) yüklenicisi ... ve ... numaralı ihale kapsamında inşa ettiği ... Mahallesi ... ve ...

Mahallesi lise binasının asansörleri (3 durak 2500 kg insan asansörü) ile ilgili, ... ve ... numaralı ihale dosyası, kamu kurumu tarafından düzenlenen asansörlerin kabul tutanakları, davalıya bu sebeple yapılan ödeme olup olmadığının tespit edilerek hazır edilecek bilgi ve belgelerin celbi hususlarında ilgili kurumlara yazı yazılmış, dava konusu taşınmazlara ait tapu kayıtları, su abonelik sözleşmeleri, Konya.

Noterliği'ne ait 20.05.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebligat şerhli fotokopisi, Konya .Noterliği'ne ait 08.05.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebligat şerhli fotokopisi, dava dilekçesi ekinde dosyamıza sunulan faturaların BA ve BS formları, dava konusu taşınmazlara kayıtlı gaz abonelik sözleşmeleri, İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığı'na yapılan 2020/0086.62 no'lu başvuru ile karar evrakları ve ilgili dosyaların birer suretleri ilgili yerlerden dosyamız içerisine gönderilmesinin istenildiği, gelen yazı cevaplarının dosyamız içerisine eklendiği, mahallinde keşif yapılmış ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Dava; Tapu İptali ve Tescil & Alacak davasıdır.

Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde. Davacının, davalı ile aralarında 14.01.2019 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre davalının ... ve ... numaralı ihale kapsamında inşa ettiği ... Mahallesi ... ve ... Mahallesi Lise binasının asansörlerinin (3 durak 2500 kg insan asansörü) tarafından yapılacağını, davalının ise bunun karşılığında kendi yaptığı konutlardan Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ...

Parsel 2. Giriş 15 Bağ Böl.'de kain taşınmazın tapusunu davacı adına tescil edeceğini, sözleşmede üzerine düşen edimleri eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, asansörleri teknik şartnameye uygun olarak çalışır vaziyette teslim ettiğini, yapmış olduğu asansörlerin uygunluk etiketlerini alarak kullanılmaya başlandığını, ihale sahibi olan kamu kurumunun da işi kabul ederek eksiksiz bir şekilde yapıldığına onay verdiğini, taraflar arasındaki daha önceleri de mevcut olan ticari ilişkinin bu iş ile sona ermediğini,

yapmış olduğu işlerden memnun kalan davalı tarafın bu sefer de kendi yapmış olduğu konut projesinin asansör yapım işi için 16.12.2019 tarihli bir sözleşme akdettiklerini, sözleşmeye göre davalının ... Mah. ... Sk. No:... Selçuklu/Konya adresinde yer alan inşaatına dört durak 800 Kg kapasiteli asansör işinin tarafından yapılarak kullanıma hazır bir şekilde teslim edileceğini, karşılığında sözleşme bedeli olarak Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel 1. Giriş 5.Kat ...

Bağ Böl.'de kain taşınmazın davacı adına tescil edileceğini, davacının akdedilen sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülüklerini bir kez daha eksiksiz bir şekilde yerine getirerek dört durak insan asansörünü yaptığını ve yeşil etiketi alarak kullanıma hazır olduğunu belgelediğini, bu süreçte davalı tarafın, sözleşmelerde bilgileri verilen iki adet taşınmazın zilyetliğini davacının kullanımına verdiğini, taşınmazların ailesi tarafından ... Mah. ...

Cad. ... ve ... .../Konya adresinde kayıtlı iki taşınmazın da 2019 yılından bu yana ailesi tarafından kullanıldığını, ancak zilyetlikleri devredilen taşınmazların tapu tescillerinin adına devrinin davalı firma tarafından bir türlü yapılmadığını, davalı tarafın kötü niyetli bir şekilde tescilden kaçındığını, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesine, taşınmazların fiili kullanımının da davacıya bırakılmasına rağmen, davalı tarafın kötü niyetli bir şekilde edimini yerine getirmeyerek tapuda mülkiyet devrine yanaşmadığından bahisle.

Fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Sözleşme bedeli olarak devri kararlaştırılan Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel 2. Giriş ... Bağ Böl. ve Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel 1. Giriş 5. Kat ...

Bağ Böl.de kain taşınmazların tapularının iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmaması halinde tapu bedellerinin tahsili ile davacıya ödenmesine, söz konusu taleplerinin kabul edilmemesi halinde sözleşmelerin bedeli olan 480.000,00 TL ve munzam zarar olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalının davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

Mahkememizce resen seçilerek refakate alınan inşaat mühendisi bilirkişi ... , harita mühendisi ... , gayrimenkul uzmanı bilirkişi ... ve mahkememiz heyeti ile birlikte 05.10.2022 tarihinde mahallinde keşif yapılmış, keşif sonrası düzenlenen 11.10.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda. Konya İli ... İlçesi ...

Mahallesi ... cilt ... sayfada bulunan ... ada ... parsel numarasında 2.908,18 m2 alanlı karkas 7 katlı Betonarme Apartman ve arsası vasıflı ana taşınmazda kurulan kat ittifakına göre 1. Giriş 5. Kat ... bağımsız bölüm numaralı 3600/145609 arsa paylı mesken nitelikli taşınmaz bedelinin taşınmazın konumu, yapısal durumu, yaşı, çevresel etkiler, piyasa alım satım rayiçleri göz önüne alınarak. Dava tarihinde 1.000.000,00 TL olduğunun, Konya İli ... İlçesi ...

Mahallesi ... cilt ... sayfada bulunan ... ada ... parsel numarasında 2.908,18 m2 alanlı karkas 7 katlı Betonarme Apartman ve arsası vasıflı ana taşınmazda kurulan kat ittifakına göre 2. Giriş 4. Kat ... bağımsız bölüm numaralı 3000/145609 arsa paylı mesken nitelikli taşınmaz bedelinin taşınmazın konumu, yapısal durumu, yaşı, çevresel etkiler, piyasa alım satım rayiçleri göz önüne alınarak. Dava tarihinde 800.000,00 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Davacı vekili tarafından 08.12.2022 tarihinde bilirkişi heyetince belirlenen davaya konu taşınmazların dava tarihinde bedeli olan 1.800.000,00 TL üzerinden bakiye harcının tamamlandığı, davanın 6545 s. Kanun'un 45. Maddesi ile değişik 5235 s. Kanun'un 5/3. Maddeleri gereğince belirlenen iş dağılımına göre heyet halinde bakılarak tüm yargılama safhalarının yürütülüp sonuçlandırılması gerektiğinden dosyanın 09.12.2022 tarihli ara kararı ile dosyanın heyete tevdi edildiği görülmüştür.

Mahkememizce resen seçilerek refakate alınan Makine bilirkişisi Makine Mühendisi ... , İnşaat Bilirkişisi İnşaat Mühendisi ... , Gayrimenkul Değerlendirme Uzmanı bilirkişisi ... , SMMM bilirkişisi ... ve Fen Bilirkişisi Harita Kadastro Teknikeri ... ve mahkememiz heyeti ile birlikte 05.06.2023 tarihinde taraflar arasındaki sözleşmeye konu taşınmazlar başında keşif yapılmış, keşif sonrası düzenlenen 03.08.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda.

Tarafların imzalamış oldukları her iki sözleşmede belirtilen asansörlerin edimlerini yerine getirmiş olduğunun, dava konusu meskenlerin inşaatının tamamlanmış ve oturum konumunda bulunduğunu, dava konusu meskenlerin 29 Ocak itibari ile. Dava konusu 1.Giriş 5.Kat ... Bağımsız Bölüm Numaralı Mesken'in 300.000,00 TL, dava 2.Giriş 4.Kat ... Bağımsız Bölüm Numaralı Mesken'in 240.000,00 TL, 26.09.2022 tarih itibari ile. Dava konusu 1.Giriş 5.Kat ...

Bağımsız Bölüm Numaralı Mesken'in 1.325.000,00 TL, dava 2.Giriş 4.Kat ... Bağımsız Bölüm Numaralı Mesken'in 1.150.000,00 TL olduğunun, dava tarihi itibari ile defterlerinde borç ve alacak bakiyesinin bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.

Davalı tarafa ticari defterlerinde 10.01.2020 tarihinde davacıya ödeme yapıldığına ilişkin kayıt bulunduğundan bu ödemeye ilişkin dayanak belgeleri dosyaya sunması için iki haftalık kesin süre verildiği, süresi içerisinde sunulan belge ile birlikte mahkememiz dosyasının kök rapor düzenleyen bilirkişi heyetine tevdi edilerek.

Tarafların itirazları konusunda ek rapor düzenlenmelerinin istenildiği, Makine Bilirkişisi Makine Mühendisi ... , İnşaat Bilirkişisi İnşaat Mühendisi ... , Gayrimenkul Değerlendirme Uzmanı Bilirkişisi ... , SMMM Bilirkişisi ... ve Fen Bilirkişisi Harita Kadastro Teknikeri ... tarafından düzenlenen 19.02.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda.

Davalı vekilinin 24.08.2023 tarihli dilekçesinde atfettiği 11.10.2022 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde dava konusu taşınmazların değer tespitinde herhangi bir emsal değerlemesi yapılmadığının "taşınmazın konumu, yapısal durumu, yaşı, çevresel etkiler, piyasa alım satım rayiçleri göz önüne alınarak" denilip, değerleme yapıldığının, bilirkişi heyetlerince hazırlanan 03.08.2023 tarihli kök raporlarında ise.

Dava konusu taşınmazlara emsal olabilecek nitelikte, satışa sunulmuş taşınmazlar incelenerek dava konusu taşınmazların 26.09.2022 dava tarihinde değerlerinin tespit edildiğini, dolayısıyla yaptıkları inceleme ve değerlendirmeler neticesinde dava konusu taşınmazların kök raporlarında tespit edilen değerlerinde herhangi bir maddi hata olmadığının, kök raporlarında yalnızca davalı taraf defter kayıtlarına göre borç ve alacak bakiyesinin bulunmadığının tespit edilmekle birlikte 10.01.2020 tarihinde davalı tarafından yapılan ödeme kaydı, belge ile teyide muhtaç olduğunu,

kök raporunda detaylı olarak asansörlerin kusursuz çalıştığının belirtildiğini, davalı tarafın eksiklikleri giderdiğinden bahsettiği halde dosyaya herhangi bir belgenin sunulmadığının (Kontes firması ilk aşamada olumsuzlukları işaretlemiş olduğu ancak bunların hangi tarafların yaptığına dair bir belgenin mevcut olmadığının) bildirildiği görülmüştür.

Mahkememiz dosyasının kök rapor düzenleyen bilirkişi heyetinden SMMM bilirkişisi ... yeniden tevdi edilerek.

Davacı tarafça davalıya gönderilen ihtarnamede belirtilen süre sona erdikten sonraki tarih itibariyle her bir sözleşme ve taşınmaz için ayrı ayrı olmak üzere güncel Yargıtay kararları da dikkate alınarak(ihtarnamede belirtilen sürenin sona erdiği tarihten başlamak üzere TEFE, TÜFE, ÜFE oranları Banka Vadeli Mevduat Faiz Oranları, Döviz Kurları, Devlet Tahvil Faiz Oranları, İşçi Ücretleri ve Diğer Yatırım Araçları ile ilgili Getirilerek dikkate alınarak) dava tarihine kadar ki davacının munzam zararının bulunup bulunmadığı varsa miktarını ayrı ayrı hesaplanarak ek rapor düzenlenmesinin istenildiği,

SMMM bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 16.07.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda.

Dava konusu 2 adet sözleşme ve 2 adet taşınmaz ile ilgili munzam zarar oluştuğunun, 14.01.2019 tarihli sözleşmeden kaynaklı munzam zarar tutarının 258.126,53 TL, 16.12.2019 tarihli sözleşmeden kaynaklı munzam zarar tutarının 305.058,62 TL, 1.taşınmazdan kaynaklı munzam zarar tutarının 281.592,58 TL, 2.taşınmazdan kaynaklı munzam zarar tutarının 351.990,72 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Davacı vekilinin mahkememiz dosyasına UYAP sistemi üzerinden sunmuş olduğu 01.11.2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle.

Davadaki alacak kalemlerinden taşınmaz bedellerini ve munzam zararı ıslah ettiklerini, asıl talepleri olan tapu iptal ve tescil talepleri yönünden yatırmış oldukları harç miktarının terditli taleplerini de karşıladığından yeniden harç yatırmadıklarını ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davaya ilişkin ıslah taleplerinin kabulü ile, sözleşme bedeli olarak devri kararlaştırılan Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel 2. Giriş ... Bağ Böl. ve Konya İli ...

İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel, 1. Giriş 5. Kat, ...

Bağ Böl.'de kain taşınmazların tapularının iptali ile müvekkili adına tesciline, mümkün olmaması halinde taşınmaz bedelleri olan 2.475.000,00 TL'nin en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, söz konusu taleplerinin kabul edilmemesi halinde sözleşmelerin bedeli olan 480.000,00 TL ve munzam zarar olarak 633.583,30 TL'nin en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Mahkememizce davacı tarafa taraflar arasında yapılan 16.12.2019 tarihli sözleşmede belirlenen 20.000,00 TL'lik bedeli mahkememiz veznesine depo etmesi için iki haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde 20.000,00 TL'nin mahkememiz veznesine depo edildiği ve mahkememizin 24.12.2024 tarihli duruşmanın 4 no'lu kısa kararı ile; Davacı tarafça 21.10.2024 tarih ve 91566 sıra no'su ile mahkememiz kasasına depo edilen 20.000,00 TL'nin mahkememiz Yazı İşleri Müdürlüğünce açılacak vadeli hesaba yatırılmasına, karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya ödenmesine karar verildiği, karar gereğince mahkememizce 25.12.2024 tarihinde T.Vakıflar Bankası Konya adliye Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı görülmüştür.

Taraflar arasında imzalanan 14/01/2019 tarihli "Anahtar Teslimi Asansör Sözleşmesi" yönünden yapılan değerlendirmede;

Taraflar aralarında 14.01.2019 tarihli ANAHTAR TESLİMİ ASANSÖR SÖZLEŞMESİ imzaladıkları, sözleşmeye göre davalının ... ve ... numaralı ihale kapsamında inşa ettiği ... Mahallesi ... ve ... Mahallesi Lise binasının asansörlerinin (3 durak 2500 kg insan asansörü) davacı tarafından yapılacağı, sözleşme bedelinin anahtar teslimi götürü bedel olup KDV dahil 260.000,00 TL olduğu, davalının bu bedeli kendi yaptığı konutlardan Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ...

Parsel 2. Giriş ...

Bağ Böl.'de (2+1 bedeli 275.000,00 + KDV TL) kain taşınmazın tapusunu davacı adına tescil edeceğinin kararlaştırıldığı,(... inşaatın yüklenicisi olduğu Selçuk Üniversitesine bağlı ihaleli merkezi kafeterya binasının Asansör eksikliklerini 15.000,00 TL KDV dahil tamamlamış olup bu sözleşmeye dahil edilmiştir), taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle eser sözleşmesi olduğu, eser sözleşmelerinin 6098 sayılı TBK'nun 470.vd.eden maddelerinde düzenlendiği, TBK'nun 470.

Maddesinde. "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde, Tun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde, TBK'nun 484. Maddesinde. "İşsahibi, eserin tamamlanmasından önce yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir. " şeklinde düzenlendiği,

Yargıtay. Hukuk Dairesi'nin 30/01/2017 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamında;".... Dava sözleşme ve dava tarihine göre uygulanması gereken 818 sayılı mülgâ BK'nın 355. vd. maddelerde düzenlenen eser sözleşmesine dayalı olarak açılmış alacak davasıdır. Kural olarak; eser sözleşmelerinin geçerli olması herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Tarafların karşılıklı olarak "icap" ve "kabul" iradelerinin oluşmasıyla eser sözleşmesi ilişkisi kurulur.

Yazılı olması ancak, taraflara ispat kolaylığı sağlar. Ne var ki, taşınmaz mülkiyeti nakli borcunu doğuran sözleşmelerin, sözleşme tarihi itibarıyla uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 213 (6098 sayılı TBK 237.md), TMK'nın 706, Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca resmi yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu zorunluluk sözleşmenin geçerliliğine ilişkin olup, bu şekil şartına uymayan bir sözleşme geçerli olarak kabul edilemez.

Sözleşmenin geçersiz hükümlerine rağmen diğer hükümleri itibarıyla taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılabiliyor ise tarafların hak ve yükümlülükleri bu sözleşmeye göre belirlenmelidir. Çünkü sözleşmenin yorumunda taraf iradelerine önem verilmesi ve sözleşmenin mümkün olduğunca ayakta tutulmaya çalışılması gerekir.

Bu nedenledir ki şekil koşuluna uyulmadığından geçersiz olan bir sözleşme tümüyle geçersiz sayılmayıp, şekil koşulu gerektirmeyen hükümleri, kurulduğu anlaşılan eser sözleşmesi için uygulanması gereken geçerli hükümlerdir. Özellikle bedelin devredilecek taşınmaz olarak kararlaştırıldığı eser sözleşmesi taşınmaz devri yönünden geçerli değil ise de yapılacak işin bedeli olarak geçerli ve bağlayıcıdır.

Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Sözleşmenin, iş bedelini göstermek bakımından taşınmazların değerini belirleyen hükümleri geçerli ve tarafları bağlayıcıdır.

Sözleşmede yapılacak imalâtın karşılığının bağımsız bölümler olarak verileceği kararlaştırılmış, ve sözleşmede belirtilen daireler ile ilgili bedel 19.01.2007 tarihli sözleşme ile üç daireye indirilmiş olup dairelerden iki tanesinin devri gerçekleşmiş ancak villa olan bağımsız bölüm devredilmemiştir. Devredilen dairelerin bedelinin toplam 455.000,00 TL olduğu sözleşmede kararlaştırılmıştır.

Davacının gerçekleştirdiği imalata ilişkin iş bedelinin mahkemece 394.495,70 TL + KDV olduğu gerekçede belirtilmiş ve gerekçe her iki taraf yönünden kazanılmış hak oluşturmuştur.

Öte yandan az yukarıda açıklandığı üzere davalı iş sahibi tarafından iş bedeli karşılığı dairelerin devredildiği ve bunların da bedelinin 455.000,00 TL olduğu anlaşıldığından bu durumda davacı yüklenicinin hak ettiği iş bedeli olan KDV dahil 465.504,90 TL'den 455.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.504,90 TL'nin hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir..." şeklinde kabul edilmiştir.

Yargıtay. Hukuk Dairesinin 17/02/2022 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamında; " Kural olarak; eser sözleşmelerinin geçerli olması herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Tarafların karşılıklı olarak "icap" ve "kabul" iradelerinin oluşmasıyla eser sözleşmesi ilişkisi kurulur. Yazılı olması ancak, taraflara ispat kolaylığı sağlar.

Ne var ki, taşınmaz mülkiyeti nakli borcunu doğuran sözleşmelerin, sözleşme tarihi itibarıyla uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 213 (6098 sayılı TBK 237.md), TMK'nın 706, Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca resmi yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu zorunluluk sözleşmenin geçerliliğine ilişkin olup, bu şekil şartına uymayan bir sözleşme geçerli olarak kabul edilemez.

Sözleşmenin geçersiz hükümlerine rağmen diğer hükümleri itibarıyla taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılabiliyor ise tarafların hak ve yükümlülükleri bu sözleşmeye göre belirlenmelidir. Çünkü sözleşmenin yorumunda taraf iradelerine önem verilmesi ve sözleşmenin mümkün olduğunca ayakta tutulmaya çalışılması gerekir.

Bu nedenledir ki şekil koşuluna uyulmadığından geçersiz olan bir sözleşme tümüyle geçersiz sayılmayıp, şekil koşulu gerektirmeyen hükümleri, kurulduğu anlaşılan eser sözleşmesi için uygulanması gereken geçerli hükümlerdir. Özellikle bedelin devredilecek taşınmaz olarak kararlaştırıldığı eser sözleşmesi, taşınmaz devri yönünden geçerli değil ise de yapılacak işin bedeli olarak geçerli ve bağlayıcıdır.

Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Sözleşmenin, iş bedelini göstermek bakımından taşınmazın değerini belirleyen hükmü geçerli ve tarafları bağlayıcıdır.

Taraflar arasında geçerli bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulması durumunda işi üstlenen yüklenicinin işe hiç başlamadığı ya da işi terk ederek yarım bıraktığı iş sahibi tarafından yasal delillerle kanıtlanmadıkça sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilen imalatın bu işi üstlenmiş olan yüklenici tarafından yapılmış kabul edilmesi gerektiği, Dairemiz uygulamalarında karine olarak kabul edilmektedir." şeklinde kabul edilmiştir.

Mahkememizce sözleşme konusu taşınmaz başında keşif yapıldığı, bilirkişi heyetinin ayrıntılı raporunu dosyaya sundukları, bilirkişi heyeti raporu ile taraflar arasında yapılan sözleşme konusu asansörlerin eksiksiz olduğu, çalışır vaziyette olduğu, her hangi bir ayıbın olmadığı, yeşil etiketlerinin alınmış olduğu, davacı tarafça sözleşme gereğince eseri yapılarak tesliminin gerçekleştirildiği, aksinin davalı tarafça ispat edilemediği, taraflar arasındaki sözleşme bedel olarak tapu devrini içerdiğinden eser ve satış vaadini ihtiva ettiğinden karma nitelikli sözleşme olduğu, taşınmaz devri yönünden 6098 sayılı TBK 237.mad.

TMK'nın 706, Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri resmi yazılı şekilde yapılmadığından geçerli olmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşme de sözleşme bedelinin 260.000,00 TL(KDV dahil) kararlaştırıldığı, bu nedenle davacının terditli taleplerinden taşınmazın tapusunun iptali ile adına tesciline mümkün olmaması halinde taşınmaz bedelinin tahsiline karar verilmesini isteyemeyeceği,

Diğer terditli talebi yönünden ise; davacının sözleşme bedeli ile munzam zarar talebinde bulunduğu, munzam zarara ilişkin olarak 6098 sayılı TBK'nun 122. Maddesinde; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde düzenleme yapıldığı,

Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 15/03/2021 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı ilamında;."....Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir.

BK 105. kaynağı ne olursa olsun, temerrüt faiz yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, nedensiz zenginleşme, kanun, vekâletsiz iş görme olabilir. Bu bağlamda hemen belirtelim ki, munzam zarar borcunun hukuki sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuki aykırılıktır.

O nedenle, borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü (BK 105), asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.

Munzam zarar bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyla, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sonuç ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması halinde dahi (BK'nın 105/2) takip veya davanın konusuna dahil bir borç olarak da kabul edilemez.

Hâl böyle olunca, asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamaktadır. Ayrı bir dava ile on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür. Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. BK'nın 105. maddesi kusur karinesini benimsemiştir.

Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun tümerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır.

Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak, temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlama koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir.

Dairemizce uzun yıllar munzam zararın varlığını davacı alacaklının somut delillerle kanıtlamak zorunda olduğu kabul edilip uygulanmış olmakla birlikte, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu, 21.12.2017 gün ve ... sayılı başvuru nolu kararına konu uyuşmazlıkta, başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklendiği,

bu tesbite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olması karşısında, hak ihlâline neden olmamak düşüncesiyle munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçilmiş, gelişen ekonomik koşullar,

mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması Anayasa Mahkemesinin ihlâl kararlarının bağlayıcılığı gözönünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir. .......Ancak, ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon, artan fiyatlar, döviz artışı vs. gibi olgular nedeniyle her zaman alacaklıların zararının temerrüt faizi ile karşılanması mümkün olmayacağından,

öncelikle munzam zarar talep edilen alacakla ilgili temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süredeki enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili getiri bilgilerinin resmi kurumlardan sorulup tesbit edildikten sonra,

oluşturulacak munzam zarar hesabı konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tahsiline karar verilen davacı alacağının temerrüt tarihinde bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması ve değerlendirilmesi halinde tahsil tarihlerinde asıl alacakla birlikte getirisinin ulaşabileceği miktar ile tahsiline hükmedilen asıl alacak ve bu alacak için temerrüt tarihinden tahsil tarihlerine kadar davacının tahsil edebileceği ve tahsil ettiği faiz miktarı ve toplam miktar ve bu şekilde bulunacak toplam miktarlar arasındaki fark konusunda gerekçeli,

mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp değerlendirilerek faizle karşılanamayan zarar konusunda sonucuna uygun bir karar verilmesi..." şeklinde kabul edilmiştir.

Davacı tarafından Konya .Noterliğinin 20/05/2020 tarih ve ... Yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeden doğan edimlerin 7 iş günü içerisinde yerine getirilmesinin davalıdan istenildiği, ihtarnamenin davalıya 22/05/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 03/06/2020 tarihinde temerrüde düştüğü, (Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 18/01/2018 tarih ve ... Es...

Kar sayılı ilamı benzer doğrultudadır.) mahkememizce mali müşavir bilirkişiden temerrüt tarihi dikkate alınarak dava tarihine kadar davacının munzam zararının olup olmadığı varsa miktarı yönünde ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, mali müşavir bilirkişi ... tarafından 16/07/2024 tarihli ek raporun dosyaya sunulduğu, her ne kadar raporda sözleşme tarihi yanlış gösterilmiş ise de bunun maddi hatadan kaynaklandığı, yine yapılan hesaplamada temerrüt tarihinin 30/05/2020 tarihi gösterildiği bununda temerrüt faizinini esası etkilemeyecek miktarda fazla hesaplanmasına,

munzam zararın da davacı aleyhine esası etkilemeyecek miktarda zarar kaybına sebebiyet verdiği, davacının da bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde buna itiraz etmediği, dosyanın geldiği aşamada dikkate alınarak yeniden inceleme yapılmaksızın bilirkişi raporunun ayrıntılı ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alındığı, böylece davacının 260.000,00 TL sözleşme bedeli, 305.058,62 TL munzam zarardan kaynaklanan davalıdan alacağının bulunduğu,

Taraflar arasında imzalanan 16/12/2019 tarihli "... -... ve ... -... Arasındaki Satış Sözleşmesi" yönünden yapılan değerlendirmede;

Tarafların 16.12.2019 tarihli ... - ... VE ... - ... ARASINDAKİ SATIŞ SÖŞLEŞMESİ imzaladıkları, bu sözleşmeye göre ...'in davalıya ait Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel 1. Giriş 5.Kat ...

Bağ Böl.'de kain taşınmazın 220.000,00 TL bedelle alacağının, bunun karşılığında davalı ...'e vereceği asansör malzemeleri toplam fatura bedeli 200.000,00 TL tutarında malzeme esasını kapsadığı, kalan 20.000,00 TL'nin tapu verildikten sonra ...in yeni projesinde asansör işi olarak ödemesinin kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle taşınmaz satış sözleşmesi olduğu, taşınmaz satış sözleşmesine ilişkin 6098 sayılı TBK'nun 237. maddesinde;" Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır.

Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır." şeklinde, TMK'nun 706.maddesinde. "Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tabidir." şeklinde düzenlendiği,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/03/2019 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı içtihadında;".. II- Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede: Somut uyuşmazlıkta, davacı, davalı ile tarihsiz olarak düzenledikleri adi yazılı sözleşmeye dayanarak davayı açmıştır. Davalı çekişme konusu bağımsız bölümün bulunduğu parsellerin maliki ve binaların yapımcısıdır.

Görülüyor ki davalıda arsa maliki ve yüklenici sıfatları birleşmiş, başka bir deyişle davalı yapsatçı niteliği kazanmıştır. Davalının bu niteliği gereği yüklenicinin temlikine dayalı uyuşmazlıklarda uygulanacak kurallar bütününün örnekseme yöntemiyle somut olayda uygulanmalıdır. Eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, taraflara karşılıklı hak ve borçlar yüklemektedir.

Yüklenici, finansman sağlayarak arsa malikinin taşınmazı üzerine bina yapma işini üstlenmekte, arsa maliki ise inşa edilecek binaya karşılık, bu binadaki bir kısım bağımsız bölümlerin mülkiyetini yükleniciye devretmeyi vaat etmektedir.

Arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen inşat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alınmasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ilgili olarak kanunlarımızda bir düzenleme mevcut olmadığından bu konulardaki uyuşmazlıklar 30.09.1988 tarihli ve ... E., ... K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile çözüme ulaştırılmaktadır.30.09.1988 tarihli ve ... E., ...

K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla “tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği,

bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hâllerinde; olayın özelliğine göre Medeni Kanununun 2. maddesi gözetilerek açılan tescil davasını kabul edilebileceği” kabul edilmiştir.

Kural olarak Türk Borçlar Kanunumuzda (TBK) sözleşmelerin yapılışı bir şekle tabi tutulmamıştır. Fakat taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin sözleşmelerin 818 sayılı Borçlar Kanununun 213 (TBK 237)., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 706., Noterlik Kanununun 60., ve Tapu Kanununun 26. maddelerinde resmî şekilde yapılacağı düzenlenmiştir.

Buradaki şekil şartı ispat değil, bir geçerlilik şartı olup, resmî şekle uyulmadan yapılan sözleşme kesin hükümsüzlük yaptırımı ile karşılaşacak ise de, 30.09.1988 gün ve ... E., ... K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile buna istisna getirilmiştir ve harici satış sözleşmesinin alıcısı konumunda olan kişinin tescil isteminin kabul edilebilmesi için ;1. Satışa konu taşınmazın Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabi olarak yapılması,2. Alıcının edimlerini yerine getirmiş olması,3.

Satıcının bağımsız bölümü teslim etmiş olması,4. Satıcının tescile yanaşmaması, Koşullarının var olması gerektiği kabul edilmiştir.

Bu şekilde İçtihadı Birleştirme Kararı gerek kendi taşınmazı üzerine gerekse üçüncü kişi taşınmazı üzerine bina yapmakta olan kişilerin, binanın yapımı aşamasında sattığı bağımsız bölümlerin parasını kullanıp, daha sonra da enflasyon nedeniyle paranın değer kaybetmesi, bununla ters orantılı olarak satılan yerin kıymetlenmesi sonucu, yukarıda belirtilen yasa maddelerinin öngördüğü şekil zorunluluğundan yararlanmak istemelerini ve böylece Türk Medeni Kanununun (TMK) 2. maddesine aykırı davranışları önlemeyi amaçlamıştır.

Bilindiği üzere hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hâkime özel ve istisnaî hâllerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme imkânını sağlamaktır.

Madde hükmünün bu özelliği, İsviçre Federal Kurulu'nun Medenî Kanun tasarısını Millet Meclisi'ne sevkine ilişkin 1904 tarihli mesajında “Bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik teşkil ettiği ve gerçek hakkın tanınması ve ferdin korunması için bütün hukukî yolların kapalı bulunduğu hâllerde, TMK’nın 2. maddesinin ikinci fıkrası hükmünün amacı zaruretten doğan ve olağanüstü bir imkân sağlamaktır” şeklinde açıklanmıştır.

Ancak burada şekil şartına ilişkin yasa hükümlerinin emredici niteliği nedeniyle resmî şekilde yapılmadığı için geçersiz olan taşınmazın mülkiyetini devir borcu içeren sözleşmeye dayalı olarak açılan tescil davasının, olayın özelliği gerektirmedikçe, hakkın kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla da olsa reddinin gerektiği hususunun gözden kaçırılmaması, çünkü hâkim tarafından resen gözetilmesi gereken şekle aykırılık kuralı ile hakkın kötüye kullanılması yasağı çatıştığında; hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralıyla şekil şartının aşılabilmesi için olayın özelliği büyük önem taşımaktadır.

Bu hâl MK’nın 2. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kuralın taliliğinin sonucudur. Hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralı ancak fevkalade zaruri hâllerde uygulanmalıdır çünkü bugün kanunlarda ifadesini bulan özel hukuk, hukuki sorunları açık olmayan hakkaniyet duygusu ile değil, kesin ve açık kurallarla çözüme ulaştırmayı amaçlamaktadır.

Sadece iyi niyet ve hakkın kötüye kullanılmasına dayanan bir hukuk uygulaması bu amacı tehlikeye düşüreceğinden, bu genel hükmün uygulanmasında çok ihtiyatlı davranmanın gerekli olduğu gözden kaçırılmaması gerektiği bahsi geçen İçtihadı Birleştirme Kararında özellikle vurgulanmıştır (... Ord. Prof. Dr. ... : Medeni Hukuka Giriş, Hıfzı Veldet çevirisi,İstanbul 1946, s. 201 vd.).

Fakat burada hemen belirtmek gerekir ki geçersiz bir sözleşmeye dayanarak tescil talebinde bulunan kimsenin bu davasının kabul edilebilmesi, dava açılmadan veya tescil kararı verilmeden önce taşınmazın mülkiyetinin üçüncü şahsa geçmemiş bulunması şartına da bağlıdır. Başka bir anlatımla, kural olarak tescil davası geçersiz sözleşmenin tarafları arasında var olacaktır.

Tapu sicilindeki kayda güvenen iyi niyetli üçüncü şahsa tescil kararından önce taşınmazın mülkiyeti geçirilmiş ise elbette geçersiz sözleşmeye dayanan kişi olarak satın alanın tescil isteminin de yasal dayanağı kalmaz...." şeklinde kabul edilmiştir.

Davacı ile davalı 16/12/2019 tarihli ... - ... VE ... - ... ARASINDAKİ SATIŞ SÖŞLEŞMESİ gereğince ...'in davalıya ait Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel 1. Giriş 5.Kat ... Bağ Böl.'de kain taşınmazın 220.000,00 TL bedelle alacağının, bunun karşılığında davalı ...'e vereceği asansör malzemeleri toplam fatura bedeli 200.000,00 TL tutarında malzeme esasını kapsadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin Yargıtay 30.09.1988 tarih ve ... Es., ...

Kar. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince geçerli olduğu, (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi .Hukuk Dairesi'nin 06/07/2022 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı ilamı ile temyizi üzerine Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 15/05/2024 tarih ve ... Es... Kar.

Sayılı ilamı benzer doğrultudadır) Mahkememizce sözleşme konusu taşınmaz başında keşif yapıldığı, bilirkişi heyetinin ayrıntılı raporunu dosyaya sundukları, bilirkişi heyeti raporu ile taraflar arasında yapılan sözleşme konusu asansörlerin eksiksiz olduğu, çalışır vaziyette olduğu, her hangi bir ayıbın olmadığı, yeşil etiketlerinin alınmış olduğunun belirlendiği, yine dava konusu edilen taşınmaz davalı tarafından davacıya iskan ruhsatı alınarak eksiksiz teslim edildiği, satış bedeli olan 200.000,00 TL'lik asansör malzemeleri de davacı tarafından teslim edilerek montajının yapıldığı,

eksik 20.000,00 TL'nin ise tapu verildikten sonra yeni projede asansör işi olarak ödemesinin yapılacağı, bu bedel yönüyle işin yapıldığının davacı ve davalı tarafça iddia ve ispat edilemediği, mahkememizin 08/10/2024 tarihli duruşmasında bu miktarın davalı adına depo edilmesi için davacıya süre verildiği, davacı tarafça belirlenen bedel 21/10/2024 tarih ve ... sıra nolu makbuzla depo edildiği, bu taşınmaz yönünden taraflarının karşılıklı edimlerini yerine getirdiği, davacının tapu iptali ve tesciline yönelik talebinin yerinde olduğu (Yargıtay .Hukuk Dairesinin 04/05/2023 tarih ve ...

Es... Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır) anlaşılmakla davanın kabulü ile davacının 14/01/2019 tarihli sözleşmeye ilişkin terditli taleplerinden sözleşme bedeli ile munzam zarar talebinin kabulü ile.

260.000,00 TL sözleşme bedeli ile 305.058,62 TL munzam zararın sözleşme bedeli yönünden temerrüt tarihi olan 03/06/2020 tarihinden, munzam zarar yönünden dava tarihi olan 26/09/2022 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 16/12/2019 tarihli sözleşmeye ilişkin terditli taleplerinden Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada, ...

Parsel, 1. Giriş 5. Kat ... bağımsız bölüm nolu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline ilişkin talebinin kabulü ile. Konya İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Ada, ... Parsel, 1. Giriş, 5. Kat, ... bağımsız bölüm nolu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, davacının 14/01/2019 tarihli sözleşmeye ilişkin terditli taleplerinden Konya İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Ada, ... Parsel, 2. Giriş, 4. Kat, ...

Bağımsız Bölüm nolu taşınmazın davalı adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline, mümkün olmaması halinde taşınmaz bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

DAVANIN KABULÜ İLE

1-Davacının 14/01/2019 tarihli sözleşmeye ilişkin terditli taleplerinden Konya İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Ada, ... Parsel, 2. Giriş, 4. Kat, ... Bağımsız Bölüm nolu taşınmazın davalı adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline, mümkün olmaması halinde taşınmaz bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin taleplerinin REDDİNE,

2-Davacının 14/01/2019 tarihli sözleşmeye ilişkin terditli taleplerinden sözleşme bedeli ile munzam zarar talebinin kabulü ile; 260.000,00 TL sözleşme bedeli ile 305.058,62 TL munzam zararın sözleşme bedeli yönünden temerrüt tarihi olan 03/06/2020 tarihinden, munzam zarar yönünden dava tarihi olan 26/09/2022 tarihinden itibaren işletilecek AVANS faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3-Davacının 16/12/2019 tarihli sözleşmeye ilişkin terditli taleplerinden Konya İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada, ... Parsel, 1. Giriş 5. Kat ... bağımsız bölüm nolu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline ilişkin talebinin kabulü ile; Konya İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Ada, ... Parsel, 1. Giriş, 5. Kat, ... bağımsız bölüm nolu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının İPTALİ ile davacı adına TESCİLİNE,

4-Davacı tarafça 21/10/2024 tarih ve ... sıra nosu ile mahkememiz kasasına depo edilen 20.000,00 TL'nin mahkememiz Yazı İşleri Müdürlüğünce açılacak vadeli hesaba YATIRILMASINA, karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya ÖDENMESİNE,

5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 129.109,90 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL ile 30.658,80 TL harçlar ile 11.610,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 42.349,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 86.760,40 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad KAYDINA,

6-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.560,00 TL arabulucu ücretinin 6235 sayılı Kanunu 18/A-....maddesi gereğince davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,

7-Davacı tarafından sarfına mecbur kalınan toplam 42.441,70 TL ilk yargılama harcı, 133,00 TL ihtiyati tedbir harcı, 571,90 TL keşif harcı, 1.274,90 TL keşif harcı, 220,00 TL taksi ücreti, 375,00 TL taksi ücreti, 12.750,00 TL bilirkişi ücreti, 672,25 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 58.438,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT’ne göre hesaplanan 267.906,45 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

9-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE,

Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/12/2024

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

* Bu evrak UYAP-DYS üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/651, K. 2024/908, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/651
Karar No
2024/908
Tarih
24 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2022/652 K.2024/2091
  • İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/654 K.2024/1031
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/654 K.2024/1333
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2022/654 K.2024/1753
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/656 K.2024/932
  • İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/658 K.2024/886

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.