KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/652
- Karar no
- 2024/2091
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 26/01/2021
- Numarası
- 2018/1103 Esas - 2021/67 Karar
- Dava
- Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Karar Metni
1.173 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
14/10/2017 tarihinde sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın Anadolu Otoyolunu takiben İstanbul istikametine seyri esnasında aracın hakimiyetini kaybederek yolun sağındaki yan bariyerlere çarpıp savrulması sonucu tek taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu ...'nun yaralandığını ve bedensel güç kaybına uğradığını, 14/10/2017 tarihli trafik kazası tespit tutanağı değerlendirildiğinde, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nun 2918 sayılı KTK’da belirtilen madde 52/1b "Hızlarını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol,
hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamak" kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu belirterek, HMK'nın 107 maddesine göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00TL daimi iş göremezlik, 250,00TL bakıcı gideri ve 250,00TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması gerektiğini, davacının davadan önce kendilerine başvurmadığından dava şartının yerine getirilmediğini, davacının maluliyetinin tespiti için Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın ispatlanamadığından reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurumuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Müvekkili davacıya ait tüm tedavi evrakı ve gerekli sair evrakların mahkemeye sunulduğunu, söz konusu evraklar üzerinden yapılacak inceleme neticesinde müvekkili davacının üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğinin anlaşılacağını, pandemi koşullarının olağanüstü önlemler ve eylemler gerektirdiğini, hastalığın ve ölümün kol gezdiği bir dönemde, müvekkili davacının gerekli bütün evrakları mahkemeye sunmuş olmasına karşın, gerçekleşemeyen ATK muayenesi nedeniyle davanın ispatlanamadığının hatalı olduğunu,
mahkemenin dosya kapsamında sunulan evraklar üzerinden inceleme yapabilecekken eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verildiğini, davanın kabulü gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Kızılcahamam Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1256 Soruşturma, 2017/863 Karar sayılı 17/11/2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının incelenmesinde.
Mağdurlar ... ve ...'nun yaralanmaları nedeniyle şüpheli ... aleyhine trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma, taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan soruşturma başlatıldığı, "...14/10/2017 tarihinde şüphelinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla kaza yaparak mağdurların yaralanmasına neden olmak eyleminin 5237 sayılı TCK m. 89/4 hükmü kapsamında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu oluşturduğu, mağdurların şüphelinin çocukları olduğu,
TCK'nın 22/6 maddesinde "taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez" hükmünün amir olduğu anlaşılmakla,..." şüpheli hakkında üzerine atılı bulunan taksirle yaralama suçundan kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi "Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/03/2020 (bu tarih dahil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durur.
Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır." hükmünü haizdir.
2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın 1. maddesi ise; "(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla.
7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1.maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreleri hariç, 01.05.2020 tarihinden (bu tarih dahil) 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığının yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır." şeklindedir.
Dosya kapsamından ATK'dan gelen yazı cevabı doğrultusunda davacının muayenesi ve eksik grafilerin tamamlanmasına ilişkin 04/02/2020 ara kararın davacı vekiline sürelerin durduğu tarihten sonra 19/10/2020 tarihinde tebliğ edildiği anlaşıldığından 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi ile 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın 1. maddesi somut uyuşmazlıkta uygulanamayacaktır.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.02.2019 tarih, 2016/6296 Esas, 2019/1468 Karar sayılı ilamı ile hüküm; "...Mahkemece, davacı vekiline, müvekkilini hazır etmesi ve maluliyet raporu aldırılması için kesin süre verilmiş; mağdurun kesin süre içinde hazır edilmemesi sebebiyle maluliyet raporu alınamadığı ve kesin süreye uyulmadığından, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kesin süreye rağmen davacı maluliyet raporu alınması için hazır edilmediğinden, bu konuda davacı tarafa yeniden süre verilemez ise de; muhatap makam, rapor düzenlenmesi için mağdurun hazır edilmesini istemediği sürece kişinin yaralanmalarına ilişkin tedavi gördüğü hastaneden tüm tıbbi belgeleri, film, grafi v.s. getirilerek hazır olmaksızın da davacının maluliyet durumuna ilişkin rapor alınabilecektir.
Bu durumda mahkemece, davacının tüm tedavi evraklarının celbi ile bu evraklar üzerinden inceleme yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden veya en yakın üniversitenin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan veya Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nden davacının iş gücü kaybının tespiti yönünden rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması..." gerektiği yönünde karar verilmiştir ( Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/6297 Esas-2019/1469 Karar sayılı ilamı).İlk Derece Mahkemesince,
Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden veya en yakın üniversitenin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan davacının tüm tedavi evraklarının celbi ile bu evraklar üzerinden inceleme yapılarak davacının geçici iş göremezlik süresi, davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle tedavisinin devam ettiği geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı ve oluşmuş ise sürekli iş gücü kaybı oranın tespiti için maluliyet raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/652, K. 2024/2091, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama