KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/103
- Karar No
- 2025/497
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
Karar Metni
3.873 kelime·19 dk okuma·5 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/103 Esas
KARAR NO : 2025/497
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 09/02/2023
KARAR TARİHİ : 25/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Müvekkil ile davalı arasında “20.03.2019 Tarihli Taşınmaz Tapu Sözleşmesi” düzenlendiğini, düzenlenen sözleşme gereğince davalı tarafından ----------- İli ----------- İlçesi ----------- Mahallesi ---------- Pafta ---------- Ada ------------- Parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilecek binanın zemin kat sağ tarafta yer alacak dükkân vasıflı bağımsız bölümün müvekkiline devredileceğini, taraflar arasındaki sözleşme gereğince müvekkilin kendisine devredilecek dükkân vasfındaki bağımsız bölüm karşılığında 3.300.000 TL bedel üzerinden ödeme yapacağı konusunda anlaşma yapıldığını,
bu bedelin 1.725.000,00 TL'sinin peşin (sözleşmenin imzalandığı anda) ödendiğini, bakiye 1.575.000,00 TL'nin ise belirlenen ödeme takvimine uygun olarak taksitler halinde ödeneceğini, Taraflar arasındaki sözleşme düzenlendikten sonra müvekkilin, dükkân bedelini sözleşmeye uygun olarak aşağıda belirtildiği şekilde ödediğini, Müvekkilin 20.03.2019 tarihinde 1.725.000,00 TL bedeli nakit olarak ödedi Müvekkilin 29.07.2019 tarihinden önce 75.000,00 TL bedeli nakit olarak ödediğini, Müvekkilin 29.07.2019 tarihinde, 450.000,00 TL nakit ödeme yaptığını, Müvekkilin 06.08.2019 tarihinde 150.000,00 TL nakit ödeme yaptığını, 28.08.2019 tarihinde,
-------- Bankası --------- numaralı 29.02.2020 keşidetarihli 140.000,00 TL bedelli çek ile ödendiğini, Müvekkil 30.10.2019 tarihinde 160.000,00 TL nakit olarak ödediğini, Müvekkil şirketin toplamda 2.700.000,00 TI ödeme yaptığını, Davalının, taraflar arasında düzenlenen yukarıda belirtilen sözleşmede 31.03.2019 tarihinden itibaren 6 ay içerisinde inşaata başlayacağını taahhüt ettiğini, davalının taahhüt ettiği süre içinde inşaata başlamadığını ve sözleşmede belirtilen süre içinde müvekkiline teslim etmesi gereken dükkân vasfındaki bağımsız bölümü teslim etmediğini, halen de inşaata başlamadığını,
müvekkili ile davalının anlaştığı tarihten bu yana 3 yıl geçtiğini, davalının hiçbir edimini yerine getirmediğini, Müvekkilin akdedilen sözleşme nedeniyle davalı şirkete 2.700.000,00 TL ödeme yaptığını, söz konusu bedelin ödeme tarihinden itibaren davalı uhdesinde kaldığını, müvekkilin davalıya yapmış olduğu ödeme sebebiyle söz konusu parasını kullanamadığını ve hiçbir tasarrufta bulunamadığı gibi dükkânın bitirilip tesliminin gerçekleşmemesi nedeniyle çok büyük zarara uğradığını, ayrıca ülkenin değişen ekonomik koşulları sebebiyle müvekkilinin zararının her geçen gün artmaya devam ettiğini,
Davalının henüz inşaata başlamaması ve edimini yerine getirmemesi nedeniyle, öncelikle ihtarname keşide edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine dava konusu dükkân vasfındaki bağımsız bölümün piyasa rayiç değeri oranında alacağın tahsili için ----------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı aleyhine başlatılan icra takip dosyasında haksız ve kötü niyetli olarak borca, işlemiş ve işleyecek olan faize, bu borcun doğurmuş olduğu tüm ferilerine itiraz ettiğini, davalının itirazı üzerine icra takibi durduğunu,
Tarafların tacir olması ve anlaşmazlığın konusunun ticari alacak olması nedeniyle dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, ----------- Arabuluculuk Bürosunun ----------- Büro dosyasında yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını ve 28.07.2022 tarihinde tarafların anlaşamadığına dair son tutanak tanzim edildiğini, Taraflar arasında düzenlenen 20.03.2019 tarihli “Taşınmaz Tapu Sözleşmesi başlıklı sözleşme gereğince müvekkilin üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, davalının sözleşme gereğince yerine getirmesi gereken edimlerini yerine getirmediği gibi, müvekkilin ödediği satış bedelini de iade etmediğini,
sözleşme gereğince müvekkiline iade edilmesi gereken anlaşmaya konu dükkanın piyasa rayiç bedelinin tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve takibe haksız itiraz edilmesi nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi için kısmı dava açmak zarureti hasıl olduğunu, Davanın kabulü ile,
sözleşmeye konu dükkânın piyasa rayiç bedelinin tespiti, davalının------------İcra Müdürlüğü -------- E. Sayılı icra dosyasında yapılan takibe itirazının iptaline, fazlaya ilişkin dava ve takip hakları saklı kalmak üzere şimdilik 3.500.000 TL alacak üzerinden takibin devamına, Davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğinden hükmedilecek alacağın %20' inden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilin arsa payı karşılığında kentsel dönüşüm kapsamında kat maliklerinin 2/3 çoğunluğu ile sözleşme akdederek inşaat yapım projesi başlattığını, davacı ----------- ise henüz inşaata başlanmamış bir aşamada şekliyle müvekkil şirketin inşaatın yapımı sonucunda kendine düşen payın arsa sahiplerince kendisine devri sonunda sahip olacağı ve bağımsız bölümler henüz kendi mülkiyetine geçmemiş olduğu 20/03/2019 tarihinde davacı ----------- ile adi yazılı şekilde gayrimenkul satış sözleşmesi akdettiğini, Bu sözleşme uyarınca 3.500.000 TL bedel davacı tarafından müvekkile ödeneceğini,
bu kapsamda davacı taraf sözleşmenin akdedilmesiyle birlikte müvekkile 1.725.000,00 TL'yi peşin olarak ödediğini, Söz konusu sözleşmenin, her iki tarafa da borç yükleyen bir sözleşme olduğunu, tarafların borçlarına bakıldığında bir taraf | adet bağımsız bölümü alıcıya devretmeyi;
diğer taraf ise toplamda 3.500.000 TL bedeli sözleşme ile belirlendiğini “Kesin Vadelerde” satıcıya ödemeyi üstlendiğini, Müvekkil şirket inşaat faaliyetine başlayabilmek için 6306 Sayılı Kanun uyarınca işlemleri usulüne uygun olarak sürdürdüğü sırada kat maliklerinden ----------- arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine katılmaması dolayısıyla---------- payının idare kanalıyla satıldığını, akabinde ------------ satışın iptali talebiyle ikame ettiği ---------- E. Sayılı dosyada yürütmenin durdurulması kararı verildiğini,
------------ E Sayılı dosyası 08/03/2022 tarihinde verilen yürütme durdurma kararı ile müvekkil şirketin inşaat yapım faaliyetleri tamamıyla durmak zorunda kaldığını, henüz dahi söz konusu inşaata başlanamadığını, Müvekkil şirketin inşaat yapım faaliyetlerine başlayamaması üzerine davacının mağdur olmaması maksadıyla davacının ödemiş olduğu meblağı fazlasıyla iade etmişse de davacı tarafın kötü niyetle müvekkil şirket aleyhinde icra takibine giriştiğini, akabinde sayın mahkemenizde işbu itirazın iptali davasını ikame ettiğini, Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, öncelikle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini,
Taraflar arasında kurulan sözleşmenin, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olduğunu, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan bütün sözleşmelerin geçerliliğinin resmi şekilde yapılmasına bağlı olduğunu, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi Medeni Kanun, Tapu Kanunu ve Noterlik Kanunu hükümlerine göre resmi şekle tabi olduğunu, resmi şekilde yapılmayan sözleşmelerin geçersiz olduğunu, Yerleşik yargıtay uygulamasına göre de adi yazılı şekilde yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin geçersiz sayıldığını, edimini yerine getiren tarafın karşı yandan verdiğini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alması gerektiği kabul edildiğini,
Davacı tarafın geçersiz sözleşmeye bağlı verilenlerin iadesini talep hakkını ancak Türk Borçlar Kanunu'nun Sebepsiz Zenginleşme hükümlerine dayandırmasının mümkün olduğunu, bu doğrultuda dava konusunu geçersiz taşınmaz satış vaadi sözleşmesine bağlı verilen bedelin iadesinin oluşturduğunu, bu doğrultuda dava onusunun Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girmesi dolayısıyla ayın mahkemenizde ikame edilen işbu davada görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, bu suretle öncelikle sayın mahkemenizce görevsizlik kararı erilmesini talep ettiklerini Geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını iade etmekle yükümlü olduğunu,
bu doğrultuda müvekkil şirket, davacı tarafça ödenen bedeli fazlasıyla iade ettiğini, davacının haksız ve kötü niyetli taleplerinin reddi gerektiğini, Müvekkil şirketin ------------ İli, ---------- İlçesi, ----------- Mahallesi , ----------- Pafta, ----------- Ada ve ----------- Parselde kain taşınmazın malikleriyle Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri akdetmesi akabinde Dünya 2 Mart 2020 tarihi itibariyle COVID-19 salgınıyla ilgili küresel k yüksek” seviyesine çıkardığını ve “Uluslararası Kamu Sağlığı Acil Durumu” ilan edildiğini,
salgının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riski yönetme ve paniği yavaşlatıp kontrol altına alma girişimleri tüm dünyada ekonomik faaliyetleri etkilediğini, bu doğrultuda müvekkil şirketin de Covid-19 kısıtlamaları dolayısıyla tedbirlerin azaltılmasını ve yasakların kalkmasını beklemek zorunda kaldığını, Covid-19 Salgınına bağlı tedbirlerin azaltılması sonrasında müvekkil şirketin, derhal inşaat faaliyetine başlayabilmek ve riskli yapı binanın yıkılarak yerine afete dayanıklı bir yapı yapılması için 6306 Sayılı Kanun uyarınca işlemlere başladığını, Dava konusu taşınmazın kat maliklerinden ----------,
müvekkil şirket ile arsa sahiplerinin akdettikleri Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesini imzalamaktan imtina ettiğini, akabinde 2019 yılının sonlarında 1/950 lik hissesini ------------ ve hissesinin 1/9S0'lik hissesini ---------- devrettiğini, ----------- hissesinin bu denli küçük bir kısmını diğer 2 şahısa devretmesinin, bu 2 şahsın yurt dışında ikamet etmesi dolayısıyla aleyhinde açılacak davaların sürüncemede kalması ve tebligat aşamalarının uzaması maksadı.
Taşıdığını, -----------, ----------- ve ----------- arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine katılmaması dolayısıyla payları idare kanalıyla satıldığını, akabinde bu 3 kat malikinin davacısı olduğu, satışın iptali talebiyle ikame ettiği -------------- E. Dosyada yürütmenin durdurulması kararı verildiğini, --------- E. Sayılı dosyada 08/03/2022 tarihinde verilen yürütme durdurma kararı ile müvekkil şirketin inşaat yapım faaliyetleri tamamıyla durmak zorunda kaldığını, henüz dahi söz konusu inşaata başlanabilmiş olmadığını,
Müvekkil şirketin davacı tarafın mağduriyetinin önüne geçmek maksadıyla davalı tarafından ödenen bedelleri iade etme kararı aldığını, bu doğrultuda.
22.02.2020 tarihinde ---------- Bankası ---------- seri nolu ve 750.000,00 TL tutarındaki çek, 05.09.2020 tarihinde --------- Bankası ----------- seri nolu ve 150.000,00 TL tutarındaki çek, 20.11.2020 tarihinde -------- Bankası ----------- Seri nolu ve 150.000,00 TL tutarındaki çek, ...'nin ------------ Bankasında bulunan hesabından davacı şirkete yapılmak üzere ---------- 17.01.2020 tarihinde 10.000,00 TL, 23.01.2020 tarihinde ---------- ayrı ayrı 100.000,00 TL, 5.000,00 TL ve 1.000,00 TL, 03.07.2020 Tarihinde ---------- 150.000,00 TL olmak üzere toplamda 266.000,00 TL tutarındaki banka ödemeleri,
24.07.2019 tarihli alacağın devri sözleşmesi ile ...'un ------------- olan 1.480.000,00 TL alacağı, ------------ İli, --------- İlçesi, --------- Mahallesi , ---------- Ada ---------- Parselde bulunan --------- numaralı daire ile ---------- numaralı dükkânın satışından bakiye kalan 1.480.000,00 TL alacağı, Olmak üzere toplamda 4.276.000,00 TL tutarında davacı tarafa ödeme ve mahsup yapıldığını, davacı tarafından mahkemenize sunulmuş olan makbuzları ise kabul etmediklerini, davacı şirkete olan alacağı ya da tahsilatı gösteren bir belge olmadığını, her iki şirkete de ait bir kaşe de mevcut olmadığını,
bu durumda söz konusu makbuzların taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu olan sözleşmeden sadır. olduğu da söylenemeyeceğini, taraflar arasındaki tek hukuki ve ticari ilişkinin davaya konu edilmiş olan sözleşme olmadığını, davacı şirket ile müvekkil arasında evveliyatta da hukuki ve ticari işlemler yapıldığını, Davacı taraf ile davalı müvekkil şirket ve ...
T.C, Kimlik numaralı ... arasındaki adi ortaklık ile inşa edilen-------- İli, --------- İlçesi, ------- Mahallesi, --------- Ada ----------- Parselde bulunan ----------- numaralı daire ile -------- numaralı dükkânın satışı için tarafların 5.200.000,00 TL üzerinde anlaşma sağlandığını, davacı tarafın müvekkil şirkete yalnızca 3.720.000,00 TL ödeme yaptığını,
söz konusu alım satımdan kaynaklanan 1.480.000,00 TL bakiye kısımın ise müvekkil şirkete hiçbir zaman ödenmediği Toplamda 4.276.000,00 TL tutarında davacı tarafa ödeme ve mahsup yapılması ile davacı tarafça ödenen bedelin fazlasıyla iade ödendiği ve bu suretle davacının ancak geçersiz sözleşmeye bağlı verilen bedelin iadesini talep hakkı mevcutken verdiği bedeli de iade almış olması dolayısıyla artık müvekkil şirketten herhangi bir bedel talep hakkı bulunmadığı ve işbu davada hukuki menfaati bulunmadığını, İşbu davanın dava konusu ihtilafa ilişkin bilgisi bulunan ve davacı -----------ŞTİ.'den alacağını müvekkil şirkete temlik eden,
ekte sunulan sözleşmede imzası bulunan ... T.C.
Kimlik numaralı ...'a ihbar edilerek, davaya fer'i müdahil olarak katılmasını talep ettiklerini, Davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkil şirkete 2.700.000 TL ödediğini iddia etmekteyken, icra takibine 6.800.000 TL'yi konu ettiğini, ---------- Noterliği ---------- yevmiye nolu ihtarname ile ise müvekkil şirketten 13.000.000 TL talep ettiğini, davacı taraf müvekkil şirkete ödediği bedeli fazlasıyla iade almış olmasına rağmen bu ödemeler sonrasındaki fahiş ve çelişkili talepleriyle de haksız ve kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu,
Davacı ile müvekkil şirket arasında akdedilen 20.03.2019 tarihli satış görüşmeleri yapıldığı sırada davacı tarafa müvekkil şi dükkanın bulunduğu projenin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine kalan bir bağımsız bölüm olduğunu, söz konusu projeyi 6306 Sayılı Kanun kapsamında inşa edileceğini bu kapsamda yapılması gereken işler ve uyulması gereken bir usul ve izlenmesi gereken bir sürecin olduğu bu sürecin zor olduğu ve uzunca bir süre inşaata başlanamayabileceği dolayısıyla da keyfi olmayan, mücbir sebep ve yasal zorunluluklar sebebiyle inşaata başlanamaması halinde cezai şartların devreye girmeyeceği,
yapılan ödemenin iade edilerek sözleşmeden kaynaklı hakların sona ereceği ve karşılıklı ibralaşılacağı konusunda anlaşıldığını ve bu konuda her iki tarafın da tam mutabakata vardığını, buna rağmen davacı tarafın müvekkil aleyhine iadesini almış olduğu bedeli talep etmesi dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil etmekte davacı şirketin sözleşme imza altına alındığı dönemdeki ortaklarından olan -------- gerekli bütün iadeler yapıldığını ancak halihazırda ----------- tarafından bunların kabul edilmediğini ve işbu haksız davanın ikame edildiğini,
taraflar arasındaki sözleşme görüşmeleri öncesinde sözleşmenin akdedilmesini sağlamak maksadıyla -------- ve ---------- müvekkil şirkete güven veren vaat ve sözlerde bulunduğunu halihazırda gelinen noktada işbu haksız dava ikame edilerek ----------- Sorumluluğuna sebebiyet verildiğini, bu kapsamda her türlü zararının tazmini amacıyla her türlü talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, Müvekkil şirkete gönderilen ödeme emrinde talep edilen faiz,
avans faizi olup bu faizin istenebilmesi için taraflar arasında yazılı bir anlaşmanın olması gerektiği müvekkil aleyhine başlatılan icra takibinde yer alan alacak kalemleri ile birlikte tüm faiz istemlerinin de haksız ve mesnetsiz olduğunu, Müvekkil şirketin haklı bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini;
işbu itirazında hiçbir. kötü niyet bulunmadığının Mahkemenizce yapılacak incelemeler neticesinde de tespit edileceğini, işbu sebeple davacının haksız icra inkâr tazminatı talebinin de reddi gerektiğinin açıklığa kavuşacağını, dava konusu olayda da davacının alacaklı olup olmadığının tespitinin yargılamayı gerektirmekte olduğunu bu suretle icra inkâr tazminatının reddi gerektiğini beyan etmiştir.Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: 6102 sayılı Ticaret Kanunu'nun 4/1 maddesinde her iki tarafin ticari işletmesi i lgili hususlarla ilgili davalar ticari dava olarak kabul edildiğini,
davacı müvekkil -------- Şti. ve ----------- Şti. acir olduğunu, 20.03.2019 tarihli Taşınmaz Tapu Sözleşmesine konu dükkân asfındaki taşınmaz da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğunu, açılan ava 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1 maddesi gereğince ticari dava olduğunu, dava görevli ve yetkili mahkemede açıldığını, davalı vekilinin bu yöne ilişkin beyanlarına değer verilmesi mümkün olmadığını, Davalı Şirket tacir olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, cevap dilekçesinde pandemi nedeniyle inşaat işlemlerinin geciktiği,
daha sonra açılan davada 2022 tarihinde yürütmenin durdurulması mahiyetinde tedbir kararı verilmesi nedeniyle inşaat faaliyetlerinin başlayamadığının iddia edildiğini, bu beyanlara itibar edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkil şirket ile davalı arasında yapılan sözleşmede inşaatın sözleşme tarihi olan 20.03.2019 tarihinden en geç 6 ay sonra başlayacağı düzenlendiğini, pandemi süreci dünyada 2020 yılının başlarında başladığını, ülkemizde görülen Covid 19 vakaları nedeniyle kapanmanın ise 2021 yılı Nisan ayında gerçekleştiğini,
davalı şirketin inşaat faaliyetlerine başlaması gereken süreden 2 yıl sonra meydana gelen sokağa çıkma kısıtlamasını mazeret olarak ileri sürmesinin mümkün olmadığını, Davalı, arsa maliklerinden ---------,---------ve--------- arsa paylarını devretmediklerini, arsa paylarının satışı işleminden sonra satış işleminin iptali için dava açtıklarını, satış işleminin iptali talebiyle açılan davada tedbir kararı verildiğini, inşaat yapım faaliyetlerinin başlayamadığını iddia ettiğini, davalının tacir olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu,
arsa malikleri ile sözleşme yapılması ve arsanın inşaat yapılacak duruma getirilmesinden önce müvekkili ile sözleşme yaparak dükkân vasfındaki bağımsız bölümü sattığını, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkilinin zararına neden olduğunu, tacirin kendi kusurlu davranışlarına dayanarak hak elde etmesinin mümkün olmadığını, Müvekkil şirketin davalının edimini ifa etmeyerek temerrüde düşmesi nedeniyle zarara uğradığını, davalı şirket sözleşmeye konu dükkân vasfındaki bağımsız bölümü yaparak müvekkiline teslim etmiş olsaydı, bu dükkânın fiyatının yaklaşık olarak 13.000.000,00 TL olacağını,
davalının kendi kusuru ile temerrüde düşerek edimini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkil sözleşmeye konu dükkânın dava tarihindeki rayiç değeri oranında zarara uğradığını, müvekkilin davalının eylemleri nedeniyle zarara uğraması nedeniyle fazlaya ilişkin takip ve dava haklarını saklı tutarak 6.800.000,00 TL'nin tahsili için icra takibi başlattığını, gönderilen ihtarnamede yapılan icra takibi ve açılan dava arasında çelişki bulunmadığını, müvekkilin davalının eylemleri nedeniyle uğramış olduğu zararlarının tazmini için dava açtığını, yasal hakkını kullanarak dava açmasının kötü niyet olarak nitelendirilemeyeceğini,
Müvekkil şirketin davaya konu sözleşme nedeniyle davalıya 2.700.000,00 TL ödeme yaptığını, dava dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; satış bedelinin 1.725.000,00 TL'sinin sözleşme tarihinde nakit olarak ödendiğini, bu durumun davalı vekilinin dilekçesinde ikrar edildiğini, dosyaya sunulan ödeme makbuzları incelendiğinde.
29.07.2019 tarihinden önce 75.000,00 TL ödeme yapıldığını, 29.07.2019 tarihinde ise 450.000,00 TL ödeme yapıldığını, düzenlenen ödeme makbuzunda “--------- Firmasına” ibaresi yazıldığını, makbuzun davalı şirket yetkilisi tarafından imzalandığını, bu makbuzda kalan bakiye borcun 1.050.000,00 TL olduğunun belirtildiğini, daha sonra yapılan ödemelerin de davalı şirket yetkilisinin imzaladığı makbuz mahiyetindeki belgelerle sabit olduğunu, davalı vekilinin müvekkilinin yaptığı ödemelere ilişkin makbuzlarda davalı şirketin kaşesinin bulunmadığına ilişkin beyanlarını kabul etme imkânı bulunmadığını,
dosya içindeki adi yazılı makbuzlar ve sözleşme birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin toplam 2.700.000,00 TL ödeme yaptığının görüldüğünü, Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile müvekkil şirket, müvekkil şirketin hissedarı ---------- ve ---------ailesi arasında dava konusu taşınmaz satış ilişkisi dışında, başka ticari ilişkilerin de bulunduğunu, davalı şirketin, sözleşme gereğince edimini yerine getirememesi nedeniyle davacı müvekkile ödemelerde bulunduğunu iddia ettiğini, davalı vekilinin beyanlarını kabul etmediklerini, ----------, ...'a borcu bulunmadığını,
24.07.2019 tarihli alacağın devri sözleşmesi ile ...'un ------------- olan 1.480.000,00 TL alacağını devrettiğine ilişkin adi yazılı belge sureti sunulduğunu, müvekkil şirket ticaret şirketi olduğunu, hissedarlarından ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğunu, dava dışı ...'un, davacı müvekkil şirketin hissedarı olan ------------ alacağı bulunmadığını, dosyaya sunulan ve alacağın temliki sözleşmesi olduğu iddia edilen belge incelendiğinde üzerinde müvekkil şirket yetkilisinin veya ----------- imzasının bulunmadığının görüldüğünü, müvekkil şirket yetkilisi -----------,
...'a borcunun bulunmaması ve ----------- ile müvekkil şirketin farklı kişiler olmaları nedeniyle davalının bu yöne ilişkin beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, Müvekkil şirkete bir ödeme yapılmadığını, dava dışı ----------- ve ------------ ile davalı şirket arasında ödünç ilişkisinin bulunduğu,
----------- ve ------------- zaman zaman davalı şirkete borç açıklaması ile para gönderdikleri, yine davalı şirkete elden borç para verdikleri, davalı şirketin de zaman zaman elden veya banka aracılığı ile aldığı paraları iade etmek üzere ------------ ve ------------- para gönderdiklerinin banka kayıtları ile sabit olduğunu, bu duruma örnek olması için;
-----------, ------------ Bankası aracılığı ile davalı Şirket yetkilisine 28.12.2018 tarihinde 10.000,00 TL, 18.01.2019 tarihinde 8.000,00 TL, 28.06.2019 tarihinde 20.000,00 TL borç para gönderdiğini, Dekontlar incelendiğinde paranın borç olarak gönderildiğinin açıkça görüleceğini, ------------, ---------- Bankası aracılığı ile davalı şirket yetkilisine 30.10.2019 tarihinde 50.000,00 TL borç para gönderdiğini, dekont incelendiğinde paranın borç olarak gönderildiğinin açıkça görüldüğünü, ...'nin,
03.07.2020 tarihinde ----------- ------------- Bankası aracılığı ile gönderdiği 150.000,00 TL lik havalenin açıklamasında elden alınan borca karşılık gönderildiğinin belirtildiğini, 05.09.2020 tarihinde ----------- Bankası ------------ seri nolu ve 150.000,00 TL tutarındaki, 20.11.2020 tarihinde ------------ Bankası ------------- Seri nolu ve 150.000,00 TL tutarındaki çeklerin müvekkil şirket adına ciro edilmediğini, dava dışı ------------- adına ciro edildiğinin görüldüğünü, bu çeklerin taraflar arasındaki ödünç borç ilişkileri nedeniyle düzenlenmiş olması ihtimali bulunduğunu,
davalı şirketin ----------- ile arasındaki ticaret ve borç ilişkisi nedeniyle gönderdiği paralarla davaya konu sözleşme arasında ilişki bulunmadığını, Müvekkil adına ciro edilmeyen çeklerle müvekkilinin alacağının ödendiğinin iddia edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı vekilinin bu yöne ilişkin beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, Müvekkile ait olan ----------- İli, ------------ İlçesi, ------------ bulunan dairenin davalı şirket yetkilisi tarafından vekaletname ile dava dışı bir kişiye satıldığını, satış bedelinin müvekkile ödenmediğini,
vekaletle satılan dairenin satış bedelinin müvekkiline ödenmemesi üzerine müvekkil şirket yetkilisi ile davalı şirket yetkilisinin bir araya geldiklerini ve borcun ödenmesi hususunda 10.01.2020 tarihinde adi yazılı sözleşme düzenlediklerini, bu sözleşmede davalı şirket yetkilisinin müvekkil şirket yetkilisi ------------ 2.650.000,00 TL borcunun bulunduğu, bu borcun 500.000,00 TL sinin 16.01.2020 tarihinde ödeneceği, kalan borcun ödenmesi için 22.02.2020 tarihli 750.000,00 TL çek düzenlendiği,
kalan 1.400.000,00 TL borcun ise 3 ay içinde ödeneceğinin düzenlendiğini, Davalı Şirket yetkilisi tarafından -------------- lehtarı olduğu 22.02.2020 tarihli ------------- Bankası --------------- seri nolu ve 750.000,00 TL bedelli çekin bu borç karşılığında verildiğini, beyanı ekinde sundukları adi yazılı borç senedi ve çekin düzenleme tarihleri incelendiğinde bu durumun açıkça gö 24.05.2017 tarihinde ----------- İli, ------------ İlçesi, ------------ Mahallesi ,
---------- Ada ------------Parselde bulunan ----------- numaralı daire ile ------------ numaralı dükkânın 5.250.000,00 TL bedelle müvekkil şirkete satışı için -----------Ş. ile davacı müvekkil şirket arasında adi yazılı satış sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkil şirket satış bedeline mahsup edilmek üzere ------------ Şubesinde bulunan hesabından 30.05.2017 tarihinde -----------Ş.
Hesabına 1.150.000,00 TL para gönderdiğini, daha sonra tarafların satış işleminden vazgeçtiklerini, satış işleminden vazgeçilmesi nedeniyle ---------Ş., kaparo bedeli olarak gönderilen paranın 400.000,00 TL sini 12.09.2017 tarihinde, 400.000,00 TL si ise 29.07.2019 tarihinde müvekkil şirkete iade ettiğini, dilekçe ekinde sundukları ödeme dekontları ile bu durumun sabit olduğunu, iddia edildiği şeklide müvekkil şirketin daire ve dükkan satışı nedeniyle davalı şirkete borcu bulunmadığını, davalı vekilinin bu yöne ilişkin beyanlarına itibar edilmesi mümkün olmadığını, Davalı vekili davanın ... isimli kişiye ihbar edilmesini talep ettiğini,
yukarıda açıklandığı üzere ... isimli kişinin imzasını taşıdığı belirtilen adi yazılı belgede belirtilen ve gerçek olup olmadığı hususunda şüphe bulunan borcun müvekkil şirkete ait olmadığını, dava dışı ------------ ait olduğunu, bu nedenle davanın ... isimli kişiye ihbarının davanın esasına bir etkisi olmayacağını, bu nedenle ihbar talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini talep ve beyan etmiştir.
Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle: Kat malikleri tarafından satışın iptali talebiyle ikame edilen ----------- İdare Mahkemesi ------------ E. Sayılı dosyada da yargılama devam ettiğini, Sayın Mahkemenizden işbu dava dosyasının da celbini talep ettiklerini, İşbu davanın ... T.C.
Kimlik numaralı ...'a ihbar edilerek, davaya fer'i müdahil olarak katılmasına, Öncelikle davanın mahkemenizin görevsizliği dolayısıyla görevden reddine, Haksız ve mesnetsiz iddialarla ikame edilen davanın dava şartı ve hukuki yarar eksikliği nedeniyle usulden reddine, Davanın tüm talepler yönünden esastan reddine, Davacı aleyhine talep ettiği alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde Dava İİK 67. Maddesi gereği itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davacı, ödediği 2.700.000 TL'nin ödeme ve dükkânın piyasa rayiç bedeline göre zararın tazmini için ----------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ E. sayılı dosyayla icra takibi başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur. İşbu dava, itirazın iptali ve takibinin devamı talebine ilişkindir.
Mahkeme, genel hükümlere göre yapacağı inceleme sonucunda, borçlunun borçlu olduğu kanısma varırsa, borçlunun itirazının iptaline(ve şartları varsa, icra inkâr tazminatına) karar verir .Mahkemenin, kararında (hüküm fıkrasında) icra takip (dosya) numarasını da yazarak borçlunun o icra takibine karşı yapmış olduğu (ödeme emrine) itirazının iptal edildiğini açıkça belirtmesi gerekir.
Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HMK’ya göre, ikibinbeşyüzlirayı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur.
HMK’ya gore, ikrar edilen olguların aksinin ispatı gerekmez. Bu nedenle, eldeki davanın çözümünde tarafların ispatla mükellef olduğu hususların ayrıntılı bir şekilde belirlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir. Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde yapılmaz ise TMK'nun 706, TBK'nun 237. (BK.'nun 213), Tapu Kanununun 26. ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersizdir.
Geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir. ---------- hukukunda taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler, kanunen resmî şekil şartına tabidir. Bu, sözleşmenin Tapu Sicil Müdürlüğü gibi yetkili bir resmî makam önünde yapılması gerektiği anlamına gelir.
Taşınmazlara ilişkin mal değişim sözleşmelerinde de şekil bir geçerlilik şartıdır ve şekle aykırı sözleşmeler geçersizdir. Bu şekil şartı emredici niteliktedir ve hâkim, taraflar ileri sürmese bile yargılamanın her aşamasında bunu re'sen göz önünde bulundurmak zorundadır. Şekle uygun yapılmamış bir sözleşme, tanık anlatımlarıyla dahi geçerli hâle getirilemez.
Sebepsiz zenginleşme , Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 77-82. bölünmede düzenlenmiş, bir kişinin hukuken geçerli bir sebep olmaksızın başka birinin malvarlığında azalmaya yol açan kendi malvarlığını iyileştirmesi durumudur. Bu durumda, zenginleşen kişi, zenginleşme miktarı kadar iade yükümlülüğü altındadır.
Somut olayda davacının taşınmaz için 2.700.000,00 TL ödediği ve taşınmazın değerinin de bu olduğu anlaşılmakla davacının ödediği bedele ilişkin itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir. Davacının 2.700.000 TL ödemesi sabit olup davalının iade iddiasındaki ödemelerin (çekler, banka havaleleri) çoğu dava konusu sözleşmeyle bağlantısı bulunamadığından davalının ödeme iddiaları kabul edilmemiştir.
Sözleşmeye göre davalı 31.03.2019'dan itibaren 6 ay içinde inşaatı başlatmayı dükkânı teslim etmeyi taahhüt etmiş, ancak dava tarihi itibarıyla inşaat başlamamış ve dükkân teslim edilmediğinden davalının temerrüdü mevcuttur.Takip konusu alacak likit olduğundan İcra İflas Kanununun 67 maddesi gereğince davacı lehine asıl alacağın % 20 sine tekabul eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/103, K. 2025/497, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama