KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/22
- Karar No
- 2025/496
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
Karar Metni
3.095 kelime·15 dk okuma·5 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/22 Esas
KARAR NO : 2025/496
DAVA
İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/06/2022
KARAR TARİHİ : 25/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: davacı şirket ile davalı arasında "-------- cad no:--------- --------, ---------" adresinde bulunan ve tapuda "-------- ili -------- ilçesi ------- mah." adresinde kain akaryakıt, servis istasyonunun işleticiliği hususunda 23.08.2016 tarihinde, 13.06.2017 tarihinden geçerli olmak üzere 5 yıl süreli bayilik sözleşmeleri imzalandığını, ayrıca davalı tarafından aynı tarihli taahhütname imzalandığını, davalı, bayilik sözleşmesine ek olarak düzenlemiş olduğu taahhütname ile davacı şirket tarafından kendisine yapılacak satış destek primi ödemesi,
ariyet malzemeleri, iskonto ve benzeri yollarla sağlanacak menfaatleri kabul ettiğini beyan eden ve bu yükümlülüklere aykırı tutum ve davranışlarının sonuçlarını belirleyen taahhütlerde bulunduğunu, davalının davacı şirket nezdinde doğmuş ve doğacak olan borçlarının teminatı olmak üzere davalının maliki olduğu aşağıdaki taşınmazlar üzerinde davacı şirket lehine,--------- ili, --------- ilçesi, --------- mah. --------- ada, ---------- pafta, 41 parselde kayıtlı iki katlı betonarme akaryakıt ve lpg istasyonu hizmet binası ve arsa üzerinde 2. derecede 2.000.000,00 tl bedelli ipotek tesis edildiğini,
davalı ile davacı şirket arasındaki bayilik sözleşmesi ve ekleri, davalının --------- noterliği vasıtası ile davacı şirkete keşide etmiş olduğu 02.01.2019 tarihli --------- yevmiye nolu ihtarnamesi ile süresinden önce ve haksız olarak feshedildiğini, davacı şirket tarafından ise davalılara --------- noterliği'nin 14.05.2019 tarihli ve -------- yevmiye numaralı ihtarı keşide edildiği, davalının, bayilik sözleşmelerinin imzalanmasından sonra geçen süre içerisinde ürün alımına ilişkin taahhütlerini yerine getirmediği, taahhütname'de yer alan "bir aydan daha kısa sürelerde ürün satın alacağına" ilişkin taahhüdünü de ihlal ederek,
bir aydan fazla ürün alımı gerçekleştirmediği, ayrıca kesintisiz hizmet verileceğine ve işletme faaliyetinin aksamasına imkan verilmeyeceğine ilişkin yükümlülüklerini ihlal ettiği, ürün bedelinden kaynaklanan borçlarını ödemediği;
davacı şirketin sözlü ve yazılı ihtarlarına rağmen akaryakıt satış ve servis istasyonunda ürün satışı gerçekleştirmeyerek davacı şirketin ticari itibarının sarsılmasına ve zarara uğramasına neden olarak bayilik sözleşmelerinin ve taahhütnamelerin hükümlerini ihlal ettiği, bu ihtarname ile davalılara borçlarının muaccel hale geldiği bildirildiğini, ihtara rağmen davalı tarafından davacı şirket nezdinde muaccel hale gelen borçlar ödenmediğini, bu sebeple davalı aleyhine ---------- icra müdürlüğü'nün ---------- esas sayılı dosyasından ilamsız takip başlatıldığını,
davalının imzalamış olduğu taahhütname uyarınca sözleşmenin feshi halindeki yükümlülükleri genel olarak aşağıdaki hükümle düzenlenmiştir: "--------- ile akdettiğimiz bayilik sözleşmelerinin, diğer bir sözleşmenin veya herhangi bir taahhütnamenin herhangi bir hükmüne aykırı davranmamız veya 5 yıllık inde herhangi bir zamanda gerekli ruhsatların alınamaması veya iptal edilmesi veya satın alınan ürün bedellerinin veya diğer bir borcumuzun zamanında ödenmemesi veya hangi nedenle olursa olsun bayilik sözleşmesinin feshedilmesi veya hangi nedenle olursa olsun epdk'dan lisans alınmaması / alınamaması ya da lisans alım tarihinden itibaren 5 yıllık
sürenin tamamlanamaması halinde veya istasyondaki kiracılık ilişkimizin sona ermesi veya herhangi bir sebeple aydan daha uzun bir süre ürün alımı yapmadığımız veya---------- dışında bir dağıtıcıdan veya bayiden akaryakıt satın aldığımız takdirde, ürün bedeli, borç para,
vs. bütün borçlarımız muaccel olarak ve aytemiz tarafından şirketimize ödenen borç paranın taksit ödemesini yaptığımız tutar için şirketimize ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizinin 20 puan üzerindeki ana para faizini ve borç paranın bakiye tutarını da şirketimize ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizinin 20 puan üzerindeki ana para faizi ile ve diğer borçlarımızı da vade farkı ile birlikte ---------- ödeyeceğiz." dolayısıyla davalı tarafından sözleşmenin süresinden önce haksız feshi ile birlikte bayilik ilişkisinden kaynaklı olarak davalının davacı şirket nezdindeki borçları muaccel hale geldiğini,
davalının davacı şirkete olan ürün alımından kaynaklanan borcu ve bu borçların muacceliyet tarihinden itibaren işlemiş olan faizi ile birlikte davalıdan tahsili talepli olarak---------- icra müdürlüğü'nün --------- e. sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, itirazın iptali ve takibin devamı için huzurdaki davayı açma gerekliliği doğmuş olup alacakları ilişkin açıklamaları aşağıda sıralandığını, davacının davalıdan akaryakıt, --------- ürün alımlarından kaynaklanan 1.649.674,00 tl alacağı bulunduğunu,
davalı bayilik faaliyeti yürüttüğü istasyonda satışı yapılacak akaryakıt ve lpg ürününü münhasıran davacı şirketten veya davacı şirketin belirleyeceği üreticiden almayı beyan ve taahhüt ettiğini, davalı taraf, davacıdan yaptığı ürün alımlarından kaynaklı olarak muaccel hale gelmiş 1.649.674,00-tl'yi ödememiş olduğundan bu alacaklarının işlemiş faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğini, davalı tarafından imzalanan taahhütname'de yer alan: satın aldığımız akaryakıt miktarının tespitinde,
-------- ticari defter ve kayıtları ile elektronik denetim sistemi (otomasyon) kayıtlarının münhasır delil olacağını kabul ediyor." hükmü doğrultusunda davacı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile davalının davacı şirkete talep miktarımız kadar ürün bedeli borcu olduğu ispatlanmış olacağını, davacının sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklerini eksiksiz şekilde yerine getirmiş olmasına karşın davalının sözleşmeyle üstlendiği yerine getirmediği ve bu yükümlülükleri açıkça ihlal ettiği davacı defter ve kayıtları üzerindeki incelemeyle de ortaya konulacağını,
bu doğrultuda davalı sözleşme kapsamında doğmuş takibe konu borçları ödemekle yükümlü olduğunu, davalının davacı şirkete icra takibine konu alacak miktarı kadar borçlu olduğu sabittir. davalı, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmiş olduğundan ve dava konusu edilen tutar likit ve belirlenebilir olduğundan iik. md. 67 uyarınca icra takibine konu davacı şirket alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere hükmedilecek tazminatın davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesine, davalının davaya konu icra takibine itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini bildirmişlerdir.
Davacı Vekili Cevaba Cevap Dilekçesinde; davalı tarafın cevap dilekçesinde, davalılardan ---------- şti. ve ---------- hakkında konkordato talep edildiğini ve konkordato projelerinin tasdik edildiğini, konkordato komiseri tarafından borçların alacaklılara ödendiğini ileri sürdüğünü, bu nedenle davacı şirketin konkordato süreci devam ederken davalı şirketler aleyhinde icra takibine geçmiş olmasının hukuka aykırı biçimde alacağın tahsili anlamına geldiği iddia edildiğini, davacı şirketin, davalılar aleyhine icra takibi başlatmasının önünde hukuki bir engel olmadığını,
konkordato sürecinde icra takibi başlatılmasının önündeki hukuki engel rehinin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takipler bakımından geçerli olmadığını, rehinle temin edilmiş alacaklar bakımından rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılması iik'nin 269. maddesinin amir hükmü nedeniyle icra takibi başlatılması yasağının bir istisnasını oluşturduğunu, anılan istisna ise hakkında konkordato kararı verilen gerçek veya tüzel kişiler bakımından geçerli olduğunu,
zira hakkında konkordato kararı verilen kişilerin borçlarının teminatı olarak üçüncü kişiler tarafından tesis edilen rehinler için zaten icra takibi başlatma yasağı bulunmadığını, huzurdaki davada üzerinde ipotek tesis edilen taşınmazın malikleri arasında hakkında konkordato kararı verilen davalılar ---------- ve---------- şti bulunmadığı gibi taşınmaz maliki diğer davalılar olduğunu, davalı taraf davacı şirketin, taraflar arasında imzalanan 23.08.2016 tarihli ek protokol'e aykırı davrandığını ileri sürdüğünü, öncelikle davalı tarafın soyut ve gerçeklikten uzak bu iddialarını hiçbir şekilde somutlaştırmadığını,
davalı tarafından imzalanan taahhütname'de yer alan satın aldığımız akaryakıt miktarının tespitinde,---------- ticari defter ve kayıtları ile elektronik denetim sistemi (otomasyon) kayıtlarının münhasır delil olacağını kabul ediyor." hükmü doğrultusunda davacı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile davalının davacı şirkete talep miktarımız kadar ürün bedeli borcu olduğu ispatlanmış olacağını,
davacı şirketin sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklerini eksiksiz şekilde yerine getirmiş olmasına karşın davalının sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmediği ve bu yükümlülükleri açıkça ihlal ettiği davacı defter ve kayıtları üzerindeki incelemeyle de ortaya konulacağını, bu doğrultuda davalı sözleşme kapsamında doğmuş takibe konu borçları ödemekle yükümlü olduğunu, davacı şirketin ürün bedelinin tayin edilen vakitte ödenmemesi durumunda ürün ikmalini durdurabileceği taraflarca imzalanan bayilik sözleşmesi'nde düzenlendiğini, davalı taraf,
yeterli teminat bulunmasına karşın akaryakıt sevkiyatının durdurulduğunu bu nedenle davalı şirketin zarara uğratıldığını ileri sür peşin veya vadeli olarak ödenmesi hususunda tasarruf yetkisi sözleşme ile davacı şirkete bırakılmış olup akaryakıt sektörünün ticari teamülü gereği peşin satış esas olduğunu, vadeli ödemenin tercih edilmesi halinde de davacı şirketin vade farkı maliyeti uygulayabileceği açıkça düzenlendiğini, ürün bedelinin tayin edilen zamanda ödenmemesi halinde de davacı şirketin sözleşmeden doğan tüm haklar saklı kalmak kaydıyla ürün ikmalini durdurabileceği sözleşme taraflarınca kabul edildiğini, bu nedenle,
davacı şirketin ürün ikmalini durdurmuş olması sözleşmeye aykırılık taşımadığı gibi bu edimin sözleşmenin ihlaline neden olan bir gerekçe olarak davalı tarafın dilekçesinde yer alması maddi ve hukuki gerçekliğe aykırılık taşıdığını, davacı şirketin, rehinle temin edilmiş olan alacağının tahsili için rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatmış olması ile teminat mektubunun paraya çevrilmesi arasında herhangi bir öncelik ilişkisi kurulamayacağını,
davacı şirket tarafından başlatılan icra takibi genel haciz yolu ile başlatılmış bir icra takibi olsa idi bu yönde bir değerlendirme yapabilme ihtimali doğabilecekse de önce rehne başvuran davacı şirketin kötü niyetli olduğunun ileri sürülmesi mümkün olmadığını, teminat mektubunun hakkında konkordato kararı verilen davalı şirketler tarafından verilmiş olması ve teminat mektubunun üzerinde ihtiyati tedbirin bulunması nazara alındığında davacı şirketin önce rehne başvurarak ipoteğin paraya çevrilmesi yol ile icra takibi başlatmış olmasının nedeni gayet anlaşılacağını,
davalıların davacı şirkete icra takibine konu alacak miktarı kadar borçlu olduğunu, davalılar, kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmiş olduğundan ve dava konusu edilen tutar likit ve belirlenebilir olduğundan iik. md. 67 uyarınca icra takibine konu davacı şirket alacağının 9620'sinden aşağı olmamak üzere hükmedilecek tazminatın davalılardan alınarak davacı şirkete ödenmesine, davalıların davaya konu icra takibine itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini bildirmişlerdir.Davalılar vekili Cevap Dilekçesinde özetle;
davalı şirketler tarafından ----------- esas ve ---------- esas sayılı dosyalarından konkordato talep edildiği, yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından davalı şirketlerin konkordato projesi tasdik edildiğini, konkordato sürecinde proje kapsamına alınan borçlar alacaklılara konkordato komiseri tarafından ödendiğini, davalı şirketler tarafından konkordato talep edilmesinin akabinde, davacı şirket tarafından davalı şirketler aleyhinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmış, iş bu icra takibine taraflarınca itiraz edildiğini,
konkordato komiser heyeti tarafından şirket hakkında konkordato kesin mühlet kararı verilmesine rağmen davacı şirketçe konkordato dosyasına herhangi bir başvuru yapılmamış, talep edilen alacaklar ve iş bu davaya konu icra dosyası konkordato projesine dahil edilmediğini, davacı şirket tarafından davalı şirketler konkordato sürecindeyken bu süreçten aykırı yolla alacağını tahsil etme yoluna gidildiğini, davacı tarafından dilekçenin ekinde sunulan ve ---------şti tarafından keşide edilen------- noterliği'nin 02.01.2019 tarihli--------- yevmiye numaralı tek taraflı fesih ihtanamesinde belirtildiği gibi;
taraflar arasında münakit bayilik sözleşmesinin eki niteliğindeki 23.08.2016 tarihli ek protokolün 1. maddesinde " --------- tarafından bayiye uygulanacak akaryakıt fiyatı ürün bedelinin 2 gün vadeli ödenmesi ve tüpraşın her fiyat değişiminde güncelleme yapılmak kaydıyla toplam karın benzinde ve motorinde %20'si aytemiz'de kalacak şekilde fiyat uygulanacaktır.
30 gün vadeli alımlarda 961 vade maliyeti uygulanacaktır" hükmü yer aldığını, davacı şirket tarafından bu hükme rağmen davalı şirketin 30 gün vadeli alımlarına 902 vade maliyeti uygulayarak sözleşmeyi ihlal etmiş ve davalı şirketin kar marjının düşmesine neden olduğunu, bunun yanı sıra , tarafımızca keşide edilmiş olan ihtarnamede belirttiğimiz gibi,
davacı şirket tarafından taraflar arasında bayilik sözleşmesi devam ederken içeride yeterli teminatın bulunmasına ve teminatın yükseltilmesine dair herhangi bir talepte bulunulmamasına rağmen davalı şirketin cari hesaplarından kaynaklanan borcunun bulunduğu gerekçe gösterilerek davalı şirkete akaryakıt sevkiyatı durdurulduğunu, davalı şirket, davacı şirketten akaryakıt temin etmediği 3-4 aylık süre zarfında hem ticari kazanç hem de ticari itibar yönünden zarara uğradığını, ödenmeyen ürünlerin alım satımına ilişkin hali hazırda davacı şirkete davalı şirket tarafından sunulan teminat mektubu olduğunu,
davacı şirketin elinde teminat mektubu bulunuyorken ödeme emrinin gönderilmesi davacının takip başlatırken kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu, davacı şirkete sunulan teminat mektubuna başvurmaksızın davalıya kötü niyetli olarak ödeme emri gönderdiğini, davacı şirket davalı şirketten icra inkar tazminatı talep ettiğini, önceki beyanlarımızdan rücu ve kabul anlamına gelmemesi şartıyla davacı şirkettin talep ettiği alacak miktarı davalı tarafından kolayca hesap edebileceği bir şekilde olmadığını, talep edilen alacak davalı şirket tarafından belirlenebilir olmadığı,
kısaca talep edilen miktar likit olmadığı için mahkeme tarafından tazminata hükmedilemeyeceği yargıtay kararları doğrultusunda açık olduğunu bildirmişlerdir.Davalılar vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle: davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde, konkordato davasında verilen kesin mühlet kararının davacı şirketin rehinle temin edilen alacağı bakımından hukuki bir sonuç doğurması mümkün olmadığını, icra iflas kanunu madde 269. maddesinin amir hükmü nedeniyle icra takibi başlatılması yasağının bir istisnasını oluşturduğunu iddia ettiğini,
icra iflas kanunu'nun 269. maddesi: "takip adi kiralara veya hasılat kiralarına mütedair olur ve alacaklı da talep ederse ödeme emri, borçlar kanununun 260 ve 288 inci maddelerinde yazılı ihtarı ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan şeyden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva eder...” adi kira ve hasılat kiraları için ödeme emri ve itiraz müddeti hükmünü ihtiva ettiğini,
iddia edilen beyanlara karşı ise ilk cevap dilekçelerinde de belirttikleri üzere davacı şirket tarafından davalı şirketler konkordato sürecindeyken bu süreçten aykırı yolla başvurdukları alacağını tahsil etme yolu hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde, yaptıkları savunmanın soyut ve gerçeklikten uzak olduğunu, iddiaların hiçbir. şekilde somutlaştırılmadığı savunmuş, hukuk muhakemeleri kanunu'nun 194. maddesine de dayandığını,
daha önceki beyanlarında belirttiğimiz --------- noterliği'nin 02.01.2019 tarihli --------- yevmiye numaralı tek taraflı fesih ihtarnamesinde davacı taraf şirketin sözleşmeyi ihlal ettiğini ve davalı şirketin kar marjının düşmesine neden olduğunu açıkça yer aldığını, bu ihtarımızın hukuka uygun olduğu ek protokol ile açıkça ortadadır. hukuki dayanaklarımızın somut olduğu,
hiçbir şekilde soyut ve gerçeklikten uzak olmadığını, davacı taraf cevaba cevap dilekçelerinde iddia ettikleri, sözleşmeye bağlı yükümlülükleri eksiksiz şekilde yerine getirdiği hakkındaki savunmaları asılsız olduğunu, davacı taraf şirket, davalı şirketin cari hesaplarından kaynaklanan borcunun bulunduğu gerekçe göstererek davalı şirkete akaryakıt sevkiyatı durdurduğunu, davalı şirket bu süreçte hem ticari kazanç hem de ticari itibar yönünden zarara uğradığını,
davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde taraflarınca icra takibi başlatılmasından önce teminat mektubunun paraya çevrilmesi gerektiği yönündeki savunmalarının kabul edilmez olduğunu iddia ettiğini, teminat mektubu, bir tedarikçiden mal satın almak için bir sözleşme yapan bir müşteri adına bir banka tarafından düzenlenen bir sözleşme türü olduğunu, teminat mektubu, bankanın müşterisi temerrüde düşse bile tedarikçiye ödeme yapılacağını bildirdiğini, teminat mektubu yapılan tarafı koruyan hukuki bir düzenleme olduğunu, davacı şirketin elinde teminat mektubu bulunmasına rağmen icra takibi başlatması,
davacı tarafın kötü niyetini ortaya koyduğunu, hal böyleyken davacı karşı tarafın, davalı davacıya karşı sunmuş olduğu beyanlar kabul edilemez nitelikte olduğunu, re'sen dikkate alınacak sebeplerle cevap dilekçemizi tekrarla davacı tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde ileri sürülen iddia ve savunmaları kabul etmediğimizi bildirir iş bu ikinci cevap dilekçesini sunma zorunluluğu doğduğunu bildirmişlerdir.Birleşen ---------- Esas sayılı dosyasında dava dilekçesi özetle: Müvekkili ile davalı arasında bayilik sözleşmesinin akdedildiğini,
taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında --------- taahhüt altına girdiği borçlarını yerine getirmemesi nedeniyle --------- Noterliği, 01.10.2018 tarihli ---------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ---------- vs. ürün bedellerinden doğan ve tamamı muaccel hale gelen 2.649.916,0 TL ürün bedeli borcu ile bayilik sözleşmesi uyarınca hesaplanacak aylık %5 vade farkı ve Müvekkil tarafından yapılan kredi/borç para ödemesi nedeniyle muaccel olan borçlarının taahhüdüne göre işleyecek faizleri ile birlikte ödenmesi gereği ihtaren bildirildiğini,
müvekkil tarafından keşide edilen ihtarnameye karşın ---------- muaccel olan borçlarını ödememiş ve -------- Noterliği 02.01.2019 Tarih ve--------- yevmiye numaralı keşide ettiği ihtarname ile taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesini hiçbir haklı nedene dayanmaksızın süresinden önce, ahde vefa ilkesine aykırı bir şekilde, haksız ve tek taraflı olarak feshettiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından ---------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine durdurulan takibin devamına,
%20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde Asıl ve birleşen dava İİK 67. Maddesi gereği itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkeme, genel hükümlere göre yapacağı inceleme sonucunda, borçlunun borçlu olduğu kanısma varırsa, borçlunun itirazının iptaline(ve şartları varsa, icra inkâr tazminatına) karar verir .Mahkemenin, kararında (hüküm fıkrasında) icra takip (dosya) numarasını da yazarak borçlunun o icra takibine karşı yapmış olduğu (ödeme emrine) itirazının iptal edildiğini açıkça belirtmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı maddesi uyarınca.
“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir.
Buna göre ispat yükü, iddia edilen vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla yükümlüdür.Davacı ---------Ş., davalılarla arasında 23.08.2016 tarihinde imzalanan ve 13.06.2017 tarihinde başlayan 5 yıllık bayilik sözleşmesine dayanarak, ---------- İcra Müdürlüğü'nün --------- E. sayısıyla birlikte icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmektedir.
Davacı, davalıların sözleşme yükümlülüklerini ihlal ettiğini, ürün bedellerini ödemediğini ve sözleşmenin haksız feshiyle borçların muaccel hale geldiğini iddia etmektedir. Talep edilen asıl alacak miktarı 1.649.674,00 TL olup, bu miktarın faiziyle birlikte tahsili ve davalıların %20'den az tutulmak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi istemektedir.
İpotek Teminatı alacak, --------- ait ---------- taşınmaz üzerinde 500.000,00 TL ve ---------- ait --------- taşınmaz üzerinde 1.250.000,00 TL bedelli ipoteklerle vadesiz olarak alınmıştır.Somut olayda Davacı ---------, --------- Şirketi ile 23.08.2016 tarihli, 13.06.2017 başlangıçlı 5 yıllık bayilik sözleşmesine yanı sıra sözleşmeye ek taahhütnamede, davalıların ürün bedellerini ödememesi, bir aydan uzun süreli ürün almaması veya sözleşmenin haksız feshi durumunda borçların muaccel hale geleceği kararlaştırılmıştır.
Davacının alacak hakkı somut delillerle, ticari defterlerle ve sözleşmelerle ispat edilmiştir. Takip 2019 yılında yapılmış olmakla TBK 146 gereğince zamanaşımı itirazının reddi gerekmiştir. Ayrıca ipotek sürdüğü müddetçe birleşen davalı açısından zamanaşımı süresi başlamamıştır. Bu yönüyle davalıların zamanaşımı itirazının reddi gerekmiştir. Davacı ---------- birleşen davasında --------- usulüne uygun takibe dahil etmiş ve ödeme emri gönderilmiştir.
Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplama hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Takip konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/22, K. 2025/496, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama