İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/223 K.2024/710

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2023/223Karar2024/710Tarih11 Eylül 2024Okuma10 dk · 1.942 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/223
Karar No
2024/710
Karar tarihi
11 Eylül 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.942 kelime·10 dk okuma·5 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO

2023/223 Esas

KARAR NO: 2024/710

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 28/03/2023

KARAR TARİHİ: 11/09/2024

Davacı vekilinin 28.03.2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle.

Davalının, müvekkilinden muhtelif zamanlarda ürünler satın aldığı, ürünlerin davalıya teslim edildiği, teslim edilen ürünlere ilişkin Mart 2021-Temmuz 2022 tarihleri arasında farklı vade ve tutarlarda faturalar düzenlendiği, fatura içeriklerine davalı şirket tarafından itiraz edilmediği, ancak Nisan 2022 sonrasında ödemelerde aksamalar yaşanmaya başlamış, 48.040,20 USD alacak oluştuğu, yapılan görüşmeler ve yazışmalara rağmen ödemenin yapılmaması üzerine -------- Noterliği 6 Aralık 2022 tarih ve ------------- yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiği,

ihtarname sonrasında da tahsilat sağlanamadığı ve davalının temerrüde düştüğünü, bakiye alacağın tahsili için mütemerrit davalı şirket aleyhine ------------ İcra Müdürlüğü ------------- Esas ile takip başlatıldığı, Davalının 28 Aralık 2022 tarihinde yetki itirazıyla beraber "borca, faize, faiz oranına, her türlü fer'ilerine, dayanak faturalara, faturalarda müvekkiline ait olduğu iddia edilen imza varsa imzaya" itirazı üzerine takibin durdurulduğu, itiraz sonrası ------------ Arabuluculuk Bürosu uhdesinde ----------- başvuru numarasıyla arabuluculuk süreci başlatıldığı,

Arabuluculuk başvurusuna davalı şirket vekili tarafından yetki itirazı yapıldığı; itirazın ------------ Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından ------------ Esas ile incelendiği, 13 Şubat 2023 tarih ve ------------ sayılı Karar'la yetki itirazının reddedilerek sürecin devamına karar verildiği, Yetki itirazının reddi sonrasında ------------- başvuru numarasını alan arabuluculuk sürecinin 6 Mart 2023 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığı, Davalı şirketin borca itirazında kötü niyetli olduğu,

davanın kabulüne, davalı borçlu aleyhine açılan ------------ İcra Müdürlüğü -------------- E. icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle.

Davayı, davacı tarafın iddia ve taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasında bir satım sözleşmesi olduğu ve faturalara konu malın teslim edildiği uyuşmazlık konusu olmadığı, ancak davacının şirket mal teslim taahhüdünü sözleşmeye uygun şekilde tam ve eksiksiz yerine getiremediğini, Davacı şirketten tedarik edilerek ---------- ile gelen Selüloz konusunda yaşanan sıkıntıların müvekkili şirket yetkilisi tarafından mail yolu ile davacı tarafa bildirildiğini,

davacı şirket temsilcisi ile yaptığı görüşmelerde ayıplı ürünler ve buna bağlı olarak gelişen olumsuz sonuçlar hakkında bildirimde bulunulduğu ancak davacı tarafça kayıtsız kalındığı, Halihazır durumda bahse konu üründeki ayıptan kaynaklanan ve müvekkili şirket tarafından karşılanmak zorunda kalınan zararın mevcut olduğu, davacı tarafça teslim edilen malların ayıplı olması nedeni ile ---------- tenzili yapılmasına dair davacıya bildirimde bulunulduğu, Davacı taraf her ne kadar faturalara itiraz edilmediğini iddia ederek haklı görünmeye çalışsa da Yargıtay’ın yerleşik içtihadı gereği süresi içinde itiraz edilmeyen fatura;

faturaya konu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin eksiksiz yapılmış olduğunun kabulü anlamı taşımadığını, Davacı tarafın müvekkili aleyhine başlatmış olduğu----------- İcra Müdürlüğü ------------ Esas sayılı icra dosyasında icra takip tarihindeki (fiili ödeme tarihindeki) kur üzerinden talepte bulunduğunu, faturalara konu bedeli kabul anlamına gelmemekle birlikte faturaların düzenlendiği tarihteki kurun dikkate alınarak talepte bulunulması gerektiğini, somut olayda icra inkar tazminatının şartları oluşmadığını, müvekkili şirket aleyhine açılan davanın reddini talep ettiklerini,

Haksız açılan davanın öncelikle yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunmaması, İcra Dairesinin ve Mahkemenin yetkisizliği nedeni ile Usulden Reddine, Mahkemenin yetki itirazı konusunda aksi kanaatte ise davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine açılan itirazın iptali davasının Reddi ile davacı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine,

yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde;Uyuşmazlık, faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67-(1) maddesine göre.

Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ----------- sayılı ilamında da açıklandığı üzere. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir.

Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.

Diğer anlatımla; fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.

İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.

Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir.

Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur.

Faturanın ispat aracı olması ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir.

Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır.

İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.

Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir.

Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ----------- aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.

Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.

Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması;

borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi,

şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.

Somut olayda; icra takibine konu faturalar kapsamında taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacı tarafından sunulan faturaların temel fatura olarak düzenlendiği, davalı tarafından reddedilemeyeceği, sadece itiraz edilebileceği, davalı tarafından faturalara bir itiraz olmadığı, anlaşılmaktadır.

Davalı şirketin yasal ticari defterleri bilirkişi vasıtasıyla incelenmiş olup bilirkişi raporunda; “davalı defterlerinde davacının cari hesabında davacının davalıdan 713.296,15 TL alacaklı gözüktüğü, cari hesap muavin defter kayıt işlemlerinden takip konusu 7 adet faturanın ayrı olarak hesaplandığında kayıtlar itibariyle 7 adet faturaların TL karşılıklarının 842.268,27 TL olarak kayıtlı olduğu, takip talebinde (kur 18,7048) asıl alacağın 898.582,32 TL alacak hesap edildiği,

bu farklılıkların döviz cinsi faturanın TL’ye çevrilmesinde kullanılan döviz kurunun fatura tarihlerinde farklı rakam üzerinden hesaplandığının tespit edildiği” anlaşılmaktadır.Davalının gizli ayıp iddiası çerçevesinde ayıbın niteliği ,iddia olunan ayıp için en kısa sürede ihbar ve iddia olunan ayıp sebebi ile uğranılan zarar miktarı ile ilgili delil sunulmadığı, bu halde ayıbın ispatlanamadığı , davalının süresinde cevap vermediği anlaşılmaktadır.

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67-(2) maddesine göre; bu davada, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.

İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için; borçlunun, takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkâr tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz eden borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Öte yandan, alacağın likit ve belli olması gerekir.

Genel bir kavram olarak, “likid alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması; ya da, borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir.

Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez. İcra inkâr tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre faturaya dayalı alacağın likit kabul edilmesi, davalının itiraz edip itirazında haksız olduğunun anlaşılması,

davacının icra inkar tazminatı talep etmesi karşısında, somut olayda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplama hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının davasının KABULÜ; ile A- Davalının ----------- İcra Müdürlüğünün ----------- E. Sayılı icra dosyası üzerinden yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak sureti ile ödeme günündeki ------------ Bankası dolar kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı üzerinden devamına

B-Takip konusu alacak likit olduğundan İcra İflas Kanununun 67 maddesi gereğince davacı lehine asıl alacağın % 20 sine tekabul eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine ,

2- Harçlar Yasasına göre alınması gereken 111.804,47 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta peşin alınan 10.852,63 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 100.951,84 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 10.852,63 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti, 223,25 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 23.255,78 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,

5- Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince alınması 202.937,76 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Karar kesinleştiğinde talep edilmesi halinde artan gider avansının talep eden tarafa iadesine,

Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 11/09/2024

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/223, K. 2024/710, 11 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No
  4. Karar No: 2024/710
  5. Dava
  6. Dava Tarihi: 28/03/2023
  7. Karar Tarihi: 11/09/2024
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/223
Karar No
2024/710
Tarih
11 Eylül 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/223 K.2024/508
  • İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/224 K.2024/552
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/224 K.2024/509
  • İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/224 K.2024/361
  • İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/224 K.2024/222
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/224 K.2024/608

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.