KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/223
- Karar No
- 2024/710
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2024
Karar Metni
1.942 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/223 Esas
KARAR NO: 2024/710
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/03/2023
KARAR TARİHİ: 11/09/2024
Davacı vekilinin 28.03.2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle.
Davalının, müvekkilinden muhtelif zamanlarda ürünler satın aldığı, ürünlerin davalıya teslim edildiği, teslim edilen ürünlere ilişkin Mart 2021-Temmuz 2022 tarihleri arasında farklı vade ve tutarlarda faturalar düzenlendiği, fatura içeriklerine davalı şirket tarafından itiraz edilmediği, ancak Nisan 2022 sonrasında ödemelerde aksamalar yaşanmaya başlamış, 48.040,20 USD alacak oluştuğu, yapılan görüşmeler ve yazışmalara rağmen ödemenin yapılmaması üzerine -------- Noterliği 6 Aralık 2022 tarih ve ------------- yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiği,
ihtarname sonrasında da tahsilat sağlanamadığı ve davalının temerrüde düştüğünü, bakiye alacağın tahsili için mütemerrit davalı şirket aleyhine ------------ İcra Müdürlüğü ------------- Esas ile takip başlatıldığı, Davalının 28 Aralık 2022 tarihinde yetki itirazıyla beraber "borca, faize, faiz oranına, her türlü fer'ilerine, dayanak faturalara, faturalarda müvekkiline ait olduğu iddia edilen imza varsa imzaya" itirazı üzerine takibin durdurulduğu, itiraz sonrası ------------ Arabuluculuk Bürosu uhdesinde ----------- başvuru numarasıyla arabuluculuk süreci başlatıldığı,
Arabuluculuk başvurusuna davalı şirket vekili tarafından yetki itirazı yapıldığı; itirazın ------------ Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından ------------ Esas ile incelendiği, 13 Şubat 2023 tarih ve ------------ sayılı Karar'la yetki itirazının reddedilerek sürecin devamına karar verildiği, Yetki itirazının reddi sonrasında ------------- başvuru numarasını alan arabuluculuk sürecinin 6 Mart 2023 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığı, Davalı şirketin borca itirazında kötü niyetli olduğu,
davanın kabulüne, davalı borçlu aleyhine açılan ------------ İcra Müdürlüğü -------------- E. icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle.
Davayı, davacı tarafın iddia ve taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasında bir satım sözleşmesi olduğu ve faturalara konu malın teslim edildiği uyuşmazlık konusu olmadığı, ancak davacının şirket mal teslim taahhüdünü sözleşmeye uygun şekilde tam ve eksiksiz yerine getiremediğini, Davacı şirketten tedarik edilerek ---------- ile gelen Selüloz konusunda yaşanan sıkıntıların müvekkili şirket yetkilisi tarafından mail yolu ile davacı tarafa bildirildiğini,
davacı şirket temsilcisi ile yaptığı görüşmelerde ayıplı ürünler ve buna bağlı olarak gelişen olumsuz sonuçlar hakkında bildirimde bulunulduğu ancak davacı tarafça kayıtsız kalındığı, Halihazır durumda bahse konu üründeki ayıptan kaynaklanan ve müvekkili şirket tarafından karşılanmak zorunda kalınan zararın mevcut olduğu, davacı tarafça teslim edilen malların ayıplı olması nedeni ile ---------- tenzili yapılmasına dair davacıya bildirimde bulunulduğu, Davacı taraf her ne kadar faturalara itiraz edilmediğini iddia ederek haklı görünmeye çalışsa da Yargıtay’ın yerleşik içtihadı gereği süresi içinde itiraz edilmeyen fatura;
faturaya konu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin eksiksiz yapılmış olduğunun kabulü anlamı taşımadığını, Davacı tarafın müvekkili aleyhine başlatmış olduğu----------- İcra Müdürlüğü ------------ Esas sayılı icra dosyasında icra takip tarihindeki (fiili ödeme tarihindeki) kur üzerinden talepte bulunduğunu, faturalara konu bedeli kabul anlamına gelmemekle birlikte faturaların düzenlendiği tarihteki kurun dikkate alınarak talepte bulunulması gerektiğini, somut olayda icra inkar tazminatının şartları oluşmadığını, müvekkili şirket aleyhine açılan davanın reddini talep ettiklerini,
Haksız açılan davanın öncelikle yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunmaması, İcra Dairesinin ve Mahkemenin yetkisizliği nedeni ile Usulden Reddine, Mahkemenin yetki itirazı konusunda aksi kanaatte ise davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine açılan itirazın iptali davasının Reddi ile davacı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine,
yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde;Uyuşmazlık, faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67-(1) maddesine göre.
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ----------- sayılı ilamında da açıklandığı üzere. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir.
Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Diğer anlatımla; fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir.
Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir.
Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır.
İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.
Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir.
Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ----------- aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması;
borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi,
şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Somut olayda; icra takibine konu faturalar kapsamında taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacı tarafından sunulan faturaların temel fatura olarak düzenlendiği, davalı tarafından reddedilemeyeceği, sadece itiraz edilebileceği, davalı tarafından faturalara bir itiraz olmadığı, anlaşılmaktadır.
Davalı şirketin yasal ticari defterleri bilirkişi vasıtasıyla incelenmiş olup bilirkişi raporunda; “davalı defterlerinde davacının cari hesabında davacının davalıdan 713.296,15 TL alacaklı gözüktüğü, cari hesap muavin defter kayıt işlemlerinden takip konusu 7 adet faturanın ayrı olarak hesaplandığında kayıtlar itibariyle 7 adet faturaların TL karşılıklarının 842.268,27 TL olarak kayıtlı olduğu, takip talebinde (kur 18,7048) asıl alacağın 898.582,32 TL alacak hesap edildiği,
bu farklılıkların döviz cinsi faturanın TL’ye çevrilmesinde kullanılan döviz kurunun fatura tarihlerinde farklı rakam üzerinden hesaplandığının tespit edildiği” anlaşılmaktadır.Davalının gizli ayıp iddiası çerçevesinde ayıbın niteliği ,iddia olunan ayıp için en kısa sürede ihbar ve iddia olunan ayıp sebebi ile uğranılan zarar miktarı ile ilgili delil sunulmadığı, bu halde ayıbın ispatlanamadığı , davalının süresinde cevap vermediği anlaşılmaktadır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67-(2) maddesine göre; bu davada, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için; borçlunun, takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkâr tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz eden borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Öte yandan, alacağın likit ve belli olması gerekir.
Genel bir kavram olarak, “likid alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması; ya da, borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir.
Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez. İcra inkâr tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre faturaya dayalı alacağın likit kabul edilmesi, davalının itiraz edip itirazında haksız olduğunun anlaşılması,
davacının icra inkar tazminatı talep etmesi karşısında, somut olayda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplama hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/223, K. 2024/710, 11 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama