KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/297
- Karar No
- 2024/451
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2024
Karar Metni
2.336 kelime·12 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/297 Esas
KARAR NO: 2024/451
DAVA
Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ: 25/04/2023
KARAR TARİHİ: 14/05/2024
DAVA
Davacı vekili mahkememize sunduğu 25/04/2023 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ile davalı arasında bir dönem asansör yapım işi konusunda anlaşma olduğunu ve müvekkili davalı şirkete iş avansı olarak çekler vermişse de davalı edimini yerine getirmediğini, şirket yetkililerinin araları açıldığını, sözlü olarak tartıştıklarını ve bir daha görüşmediklerini, davalı şirket yetkilisi --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyası ile 44.840 TL'lik faturaya dayalı olarak müvekkilu şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkiline yapılan tebligat e-tebliğ şeklinde yapılmışsa da müvekkili şirketin bu tebligatın usulsüz olması nedeniyle itiraz süresini kaçırdığını, takip kesinleştiğini,
müvekkili şirketin takibe konu fatura nedeniyle davalıdan hiç bir mal ve hizmet almadığını, müvekkilinin davalı şirkete bir borcu olmamasına rağmen davalı kötüniyetli olarak haksız kazanç elde etmek için davaya konu icra takibini başlattığını, taraflar arasında faturaya konu işlem nedeniyle bir sözleşme bulunmadığını, somut olayda olduğu gibi kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmediğini veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebildiğini, bunun için,
takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmadığını ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabileceğini, menfi tespit davası İİK 72. maddesinde düzenlendiğini, davanın açılması için herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmediğini, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını çekler nedeniyle alacaklı konumda olduğunu, davalının söz konusu icra takibine devam etmesi de hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkilinin telafisi imkânsız zararlara uğramasına neden olacağını,
müvekkilinin ileride telafisi imkânsız zararlara düşmemesi, mağduriyetinin önlenmesi için dava sonuna kadar takibin tedbiren durdurulmasını, müvekkilinin ileride telafisi imkânsız zararlara düşmemesi ve mağduriyetinin önlenmesi için dava sonuna kadar icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine ve takibin tedbiren durdurulmasını, müvekkilinin --------- İcra Müdürlüğü --------- esas sayılı icra dosyasında davalıya borcunun bulunmadığının tespitini, kötü niyetli takip nedeniyle davalının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili 08/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Davacı yan ile müvekkili şirket arasında evvelce asansör işi yapımında anlaşıldığını, müvekkili işbu anlaşma neticesinde üstüne düşen tüm edimleri gerekli özen yükümlülüğü altında ifa etmiş bulunduğunu, işbu edimlerin ifası neticesinde davacı yandan hak edişlerini alamadığını, yapılan iş bedellerinin bir kısmı ödenmediğini, her ne kadar davacı yan tarafından müvekkili şirketten alacaklı olduğu iddia olunmuşsa da muavin defteri ve müvekkili şirket defterleri üzerinde yapılacak inceleme neticesinde de sübuta ereceğini, bununla birlikte huzurdaki dava,
başlatılmış olan --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- E. sayılı dosyası bakımından davacı yanın borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup davacı yanca gerçeğe aykırı olarak sunulan- müvekkilden alacaklı olduğu iddiasına ilişkin olmadığını, bu sebeple davacı yanca sunulu işbu beyanlar, davanın konusu ile alakasız olduğunu, mahkemeyi yanıltmak ve dava konusunu saptırmaktan ibaret olduğunu, dava konu olan --------- İcra Müdürlüğü -------- E. sayılı dosyasında bulunan 10.11.2022 tarihli --------- numaralı faturaya ilişkin olarak ise müvekkili şirket, davacı yana ait olan -------- Mah. -------- Sok.
No:------- adresinde bulunan şantiyede asansör ray sistemi ve kapı montajı işlemlerini gerçekleştirildiğini, bu yalnızca yapılan bu işlem bedeli davacı yana fatura edildiğini, ancak davacı yanca işbu faturaya ilişkin herhangi bir itiraz sunulmamış olmasına rağmen ödeme de yapılmadığını, müvekkili şirket tarafından davacı yana verilen hizmet bakımından ise müvekkili, davacı yana ait olan ve işin yapıldığı adreste çalışan ve şirket yetkilisi adına müvekkili ile irtibat kuran ---------- ile iletişim kurduğunu, bu hususa ilişkin ---------- mesajları olduğunu, müvekkili,
davacı yan ile asansör işinin tamamı için değil asansör kuyusuna su dolması ve şantiye alanında çalışmayı engellemesi sebebi ile davacı yanca aciliyet bildirilerek ilk etapta müvekkilinin yaptığı işlerin yapılması talep edildiğini, bu kapsamda müvekkili bahse konu işi yaparak yalnızca bu kısmı davacı yana fatura ettiğini, davacı yanca ödemenin yapılmaması sebebi ile de işe devam edilmemiş ve neticeten huzurdaki dava açıldığını, her ne kadar davacı yanca müvekkili tarafından herhangi bir iş yapılmadığı iddia olunmuşsa da işbu husus gerçeği yansıtmadığını,
yazılı delilleri gerekse de tanık beyanları ile işbu hususun gerçeği yansıtmadığı ispat olunduğunu, huzurdaki dava menfi tespit davası olduğunu basiretli bir tacir gibi hareket etmesi zaruri olan davacı yanca borcun olmadığının ispatı gerekli olduğunu, ancak davacı yanca sunulu delil ve gerekçeler işbu hususun ispatına elverişli olmadığını, müvekkilinin davacı yandan alacaklı olduğu da sabit olduğunu, müvekkili tarafından tanzim olunan faturaya itiraz edildiğini, müvekkili tarafından keşide edilen ihtarname tebellüğ edildiğini, usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen icra dosyasına itiraz edildiğini,
davacı yanın huzurdaki davayı da kötü niyetle ikame ettiğini, davanın reddi gerektiğini, müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle öncelikle müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmasını, davaya vekalet sunma tarihi tebellüğ tarihi olarak kabulü ile süresinde sunduğu işbu dilekçesinin cevap dilekçesi olarak kabulüne, davacı yanın borçlu olması ve bahse konu alacağın ödenmemesi sebebi ile huzurdaki davanın esastan reddini, alacağın %20'sinden az olmamak üzere müvekkili lehine tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
--------- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 12/05/2023 tarihli müzekkere cevabı ile--------- Şirketi'ne ait 2022 yılı BA-BS formlarının gönderildiği,
-------- İcra Müdürlüğü'nün 05/02/2024 tarihli müzekkere cevabı ile --------- Esas sayılı dosyasına ödeme yapılmadığının bildirildiği,
--------- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 05/05/2023 tarihli müzekkere cevabı ile --------- Şirketi'ne ait ticaret sicil kayıtlarının gönderildiği,
--------- Noterliği'nin 14/07/2023 tarihli müzekkere cevabı ile 21/12/2022 tarih ve ---------- yevmiye numaralı ihtarname ve tebliğ suretinin Mahkememize gönderildiği,
---------- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 17/07/2023 tarihli müzekkere cevabı ile ----------- Şirketi'ne ait 2022 yılı BA-BS formlarının gönderildiği,
-Mali Müşavir bilirkişisi tarafından sunulan 20/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle. "Davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davacı yanın inceleme gününde defterlerini ibraz etmediği , davalı defterlerinin HMK 222'ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun Sayın Mahkemenizin takdirinde bulunduğu,Davalı yanın ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde.
10.11.2022 tarihi itibarı ile 44.840,00 TL alacaklı göründüğü, Davacının ticari defterlerini ibraz etmemesi hakkında takdirin Sayın davacı yandan Mahkemenize ait olduğu,Davacı yanın ticari defterlerini ibraz etmemesi, davalı yan tarafından kendisine keşide edilen faturaları vergi dairesine bildirmesi ve bu faturalara ilişkin herhangi bir iade faturası tanzim ettiğine dair dosya içerisinde sunulmuş bir mali veri olmaması nedeniyle bu aşamada davacı yanın menfi tespit talebinin kaydi olarak izaha ve ispata muhtaç göründüğü ancak bu hususun hukuki yorum ve takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu," şeklinde rapor sunulduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; faturaya ve ihtarname bedel alacağına dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) istemine ilişkindir.
Öncelikle, menfi tespit davası ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir.
Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde de borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir.
Bunun dışında icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi dayanaksız kalır ve borcu ödemekten kurtulur.
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri:2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran; iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir.
Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu, ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer.
Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.Somut davada davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, --------- İcra Müdürlüğü'nün--------- Esas sayılı takip dosyasında, 44.840,00 TL fatura alacağı ve 631,70 TL diğer ( ihtarname bedeli) sebebine dayalı olarak toplam 45.471,70 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz edilmemesi üzerine takip kesinleşmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde.
Taraflar arasında "5 Kat Asansör -------- Kasa Montajı Malzemeli" işine dayalı ticari ilişki bulunduğu, tarafların tacir olduğu ve delil olarak da ticari defter ve dayanaklarına dayanıldıkları anlaşılmış olup tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş olup 11/09/2023 tarihli tutanak ile davacı tarafından avans yatırılmadığı için defter incelemesi yapılamadığına ilişkin tutanak tanzim edilmiştir.
Yine Mahkememizce 25/01/2024 tarihli celsede menfi tespit davasında ispat yükünün davalı taraf üzerinde olması hususu da gözetilerek tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş olup davalı tarafça gider avansı yatırılmıştır.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davalı yanın icra takibinde alacağına dayanak yaptığı e-arşiv faturasının 10.11.2022 tarihli, ----------- numaralı, “5 Kat Asansör Ray Kasa Montajı Malzemeli” içerikli toplam 44.840,00 TL tutarında olduğu, bahse konu faturanın --------Noterliği’nin 21.12.2022 tarihli, -------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı yana gönderildiği, ancak adreste muhtabın bulunmaması nedeniyle ihtarnamenin tebliğ edilemediği,
dosyada mübrez davacı yanın 2022 yılına ait BA (Bildirim Alış) formları üzerinde yapılan incelemede, davalı yan tarafından, davacı yana keşide edilen 3 adet faturanın KDV hariç 123.500,00 TL tutarında olduğu ve bahse konu faturaların davacı yan tarafından vergi dairesine beyan edildiği tespit edilmiştir.
Her ne kadar davacı taraf dava konusu fatura nedeniyle borçlu olmadığının beyan etmiş ise de ticari defterlerini ihtara rağmen incelemeye sunmadığı ve ispat yükü üzerinde olan davalının defterlerinin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu ve lehine delil niteliğinde olduğu davalı yanın ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde.
10.11.2022 tarihi itibarı ile 44.840,00 TL alacaklı göründüğü,---------Noterliği’nin 21.12.2022 tarihli, -------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya ihtar gönderildiği, ancak adreste muhtabın bulunmaması nedeniyle ihtarnamenin tebliğ edilemediği bu nedenle diğer alacak kalemi olarak belirtilen ihtarname bedelinden davacının sorumlu olmadığı ve davacının temerrüte düşürülmediği anlaşılmış olup denetime açık hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile davacının ---------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı takip dosyasında 631,70 TL alacak kalemi yönünden borçlu olmadığının tespitine,
davacının 10.11.2022 tarihi itibarı ile 44.840,00 TL bedelli fatura nedeniyle davalı defterlerine göre borçlu göründüğü ve kendi defterlerini ihtarlı süreye rağmen ibraz etmediği, aynı zamanda 2022 yılına ait BA formlarına göre davalı yan tarafından keşide edilen 3 adet faturanın KDV hariç 123.500,00 TL tutarında olduğu ve bahse konu faturaların davacı yan tarafından vergi dairesine beyan edildiği anlaşılmış olup 44.840,00 TL yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar taraflarca kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de davacının talebi üzerine Mahkememizce 26/04/2023 tarihli ara karar ile icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği, davacı tarafından teminat yatırılmadığından kararın infaz edilmediği anlaşılmakla İİK 72/4 maddesi uyarınca davacının haksız çıktığı reddedilen kısım yönünden İİK 72 maddesi gereğince kötüniyet tazminatı taleplerinin şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/297, K. 2024/451, 14 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama