KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/934
- Karar No
- 2026/298
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2026
Karar Metni
2.012 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/934 Esas
KARAR NO : 2026/298
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/12/2024
KARAR TARİHİ : 01/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı arasında yapılan ticari mal alışverişi neticesinde doğan 3.008.424,99 TL alacağın tahsili için öncelikle 21.03.2024 tarihinde davalıya ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini, ihtara konu fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine dava konusu -------- İcra Müdürlüğü --------- E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça icra takibine itiraz edildiğini, faturalardan kaynaklı taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu,--------- irsaliye ve ---------- fatura,
---------- irsaliye ve ---------- fatura, ---------- irsaliye ve ---------- fatura, --------- irsaliye ve ---------- fatura, --------- irsaliye ve --------- fatura, --------- irsaliye ve --------- fatura, ---------- irsaliye ve ---------- fatura, --------- irsaliye ve ---------- fatura, ---------- irsaliye ve --------- fatura, ---------- irsaliye ve --------- faturaların mevcut olduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde müvekkili şirketin borçludan 3.008.424,99 TL cari hesap alacağının bulunduğunun tespit edileceğini,
--------- İcra Müdürlüğü'nün -------- E. Sayılı dosyası ile yapılan icra takibine karşı davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine takip miktarının en az %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davacının faturaya konu hizmeti gerçekleştirildiğine ilişkin bir delil bulunmadığını, faturanın davalıya tebliğ edilmiş olmasının malın ve/veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin veya verildiğinin belgesi olmadığını, davanın reddine karar verilmemesi halinde tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, bilirkişiye bu hususta yerinde inceleme yetkisi verilmesini, davanın öncelikle usulden, mahkemenin aksi kanaate olması halinde esastan reddini, davacı şirket aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: Her ne kadar davalı tarafın dava konusu hizmetin yerine getirildiğinin ispatlanamadığını ileri sürse de dosyada mevcut ve taraflarınca sunulan belgelerle işbu hususun ispatlandığını, dava konusu alacağın likit bir alacak olduğunu, aksi yöndeki davalı şirketin iddialarının itibar edilemez nitelikte olduğunu, -------- İcra Müdürlüğü’nün-------- E. sayılı dosyasından yapılan icra takibine karşı davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız olarak icra takibine itiraz etmiş olan davalı aleyhine takip miktarının en az %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde. Uyuşmazlık, faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67-(1) maddesine göre.
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ---------- sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir.
Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Diğer anlatımla; fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir.
Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir.
Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır.
İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.
Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir.
Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya --------- aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması;
borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi,
şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Somut olayda; uyuşmazlık konusu döneme ilişkin incelenen davacı ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun olarak süresinde tutulduğu, faturalar ile uyumlu ticari defterlerin sahipleri lehine delil kabul edilebileceği, yapılan sevkiyatlara ilişkin davacı tarafından toplam 3.239.424,64 TL tutarında e-fatura düzenlendiği, davacı tarafından sunulan 19/01/2024 tarihli mutabakat mektubu uyarınca da davalının 31/12/2023 tarihi itibariyle 3.108.424,99 TL borçlu olduğunu kabul ettiği ve 17/01/2024 tarihinde 100.000 TL ödeme yaptığı, bu kapsamda bakiyenin 3.008.424,99 TL olduğu,
ayrıca davalıya gönderilen e-postalarda alacağa ilişkin faturaların vade tarihlerinin de açıkça belirtildiği, bu kapsamda ilgili faturaların vade tarihlerinden takip tarihine kadar işlemiş 547.415,27 TL reeskont avans faizi olduğu değerlendirilmiştir.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67-(2) maddesine göre; bu davada, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için; borçlunun, takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkâr tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz eden borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Öte yandan, alacağın likit ve belli olması gerekir.
Genel bir kavram olarak, “likid (ligiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması; ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir.
Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez. İcra inkâr tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur.
İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre faturaya dayalı alacağın likit kabul edilmesi, davalının itiraz edip itirazında haksız olduğunun anlaşılması, davacının icra inkar tazminatı talep etmesi karşısında, somut olayda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Hükmün Tashihi" başlıklı 304/1. maddesinde.
"Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir." düzenlemesi yer almaktadır Söz konusu kanun hükmü ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hüküm fıkrasına dava konusuyla ilgisi bulunmayan farklı bir icra müdürlüğü ve esas numarasının yazılmasının, mahkemenin iradesini ve yargılamanın sonucunu değiştirmeyen, tamamen açık bir maddi yazı hatasından kaynaklandığı açıktır.
Kararın icra aşamasında infaz kabiliyetini yitirmemesi ve infazda tereddüt yaşanmaması adına bu açık hatanın giderilmesi yasal bir zorunluluktur. Açıklanan bu nedenlerle, davacı vekilinin talebinin kabulü ile HMK m. 304/1 hükmü uyarınca maddi hatanın düzeltilmesine kararın 1 numaralı hüküm fıkrasındaki yanlış ibarenin çıkartılarak yerine doğru icra dosyası olan "-------- İcra Müdürlüğü’nün ---------- E." ibaresinin eklenmesine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/934, K. 2026/298, 1 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama