KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2020
- Esas no
- 2015/940
- Karar no
- 2020/94
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 24/08/2015
Karar Metni
1.387 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan menfi tespit davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 07/05/2012 tarihli kaba inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme hükümleri gereğince iş bedeli olan 566.400,00 TL'nin % 10 tutarında 56.640,00 TL' lik müvekkilinin teminat senedi verdiğini, davaya konu olan teminat senedi dışında sözleşmenin 12/2 maddesi gereği alınmış olan 72.000,00 TL avansın bir buçuk katı bedelinde 108.000,00 TL'lik bir başka senet de verildiğini, davaya konu olan teminat senedinde vade tarihi olmamasına rağmen davalı tarafça vade tarihi sonradan yazılarak müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını,
takip konusu yapılan senedin teminat senedi olduğundan kambiyo senedi vasfında bulunmadığını, müvekkilinin sözleşme gereğini yerine getirdiğini, işin büyük bir kısmını bitirdiği halde davalının sözleşme şartlarına uygun davranmadığını, yapması gereken ödemeleri yapmadığından, müvekkilinin ödeme güçlüğü çekmesine neden olduğunu, bu nedenle karşılıklı olarak sözleşmenin fesh edildiğini, sözleşme fesh edilmesine rağmen teminat senedinin kötü niyetli olarak takibe konu edildiğini, tarafların tacir olduklarını, davalıya ait defter ve kayıtlar incelendiğinde böyle bir borcun olmadığının ortaya çıkacağını, açıklanan nedenlerle İzmir ...
İcra Müdürlüğünün... sayılı icra dosyasına dayanak teşkil eden senet teminat olarak verildiğinden müvekkilinin davalı şirkete borcu olmadığının tespiti ile davalı şirketin %20'den aşağı olmamak üzere haksız icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkil şirket arasında 07/05/2012 tarihli kaba inşaat sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmenin 12. maddesi gereğince teminat için senetlerde verildiğini, ancak davacının bundan sonraki beyanlarının gerçek dışı olduğunu, davacının 08/11/2012 tarihinde bitirilmesini taahhüt ettiği kaba inşaatı yarım bıraktığını, bu konuda müvekkili şirkete 06/11/2012 tarihli yazılı beyanda bulunduğunu, bu beyanında işi süresinde bitiremeyeceğini, işi bitirebilmek için en az 3-4 aya daha ihtiyacı olduğunu ve aralarındaki sözleşmeyi fesh etmek istediğini bildirdiğini,
ayrıca yine kendi istemi ile üzerine düşen edimleri yerine getireceğini, yapılan fazla ödemeleri de iade edeceğini, teminat ve resmi olan cezaları ödeyeceğini beyan ettiğini, daha sonrada müvekkilinin de bu istemi 10/11/2012 tarihinde kabul ettiğini, 12/11/2012 tarihinde şantiyenin terk edildiğini, davacının davalıyı zarara uğrattığını, davacının inşaatı bitirmek için 4 aylık süre öngörmesi baz alınsa dahi ödemesi gereken sözleşmeden kaynaklanan ceza istemi hakkı bulunduğunu, bu nedenlerle sözleşmenin 14/1 md. göre teminat senedinin kullanılacağının net olduğunu, ceza bedelinin 70.000 TL den az olamayacağını,
tüm bu nedenlerle açılan davanın haksız ve hukuk dışı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça şirketleri aleyhine hukuki dayanağı olmayan menfi tespit davası açıldığını, taraflar arasında 07/05/2012 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşmeden doğan borçlarını ifa etmediğini, şirketlerine maddi ve itibari zarar verdiğini, yerine getirdiği eksik edimlerini kusurlu olarak yerine getirdiğini, kötü niyetli şekilde mal kaçırma girişiminde bulunduğunu, davacının şirketlerine borçlu olup olmadığının bu davanın konusunu oluşturmadığını,
Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere bir senedin teminat senedi olmasının kambiyo vasfını yitirmesine sebep olmadığını, davacının kötü niyetli takip başlattıklarına dair asılsız ithamda bulunduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu, davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu kötü niyet tazminatının yersiz olduğunu, davacının şirketlerine vermiş olduğu zararlarının ve borçlarının olduğunun dilekçe ekinde sunacakları belgelerde sabit olduğunu, taraflar arasında imzalan sözleşmede teminat olarak senet verileceği belirtilmiş olmakla beraber senetlerin TTK anlamında teminat senedi değil, kambiyo senedi olduğunu,
senet üzerinde kambiyo vasfını yitirecek, teminat niteliğine bürünecek şekilde teminat ibaresi gibi hiçbir kurucu unsur bulunmadığını, davacının sık sık işçilerin ücret ve SGK pirimlerini ödemediğini bu nedenle ödemelerin kendilerince yapıldığını, davacının takip sırasında kendi mal varlığı arsasını, alacağını ödememek için kardeşine muvazalı olarak devir ettiğini ve açılan tasarrufun iptali davası ile bu işlemin iptal edilerek İzmir ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının kesinleştiğini, davacının Tüketici mahkemesinde açmış olduğu davanın da red edildiğini, davacının şirkete borçlu olduğunu, dolandırıcılık dahi teşkil edebilecek şekilde şirketlerinin zararına davranmaya devam ettiğini, haksız şekilde aleyhlerine açılmış olan bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Taraflarca gösterilen tüm deliller toplanmış, İzmir ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, mahallinde keşif yapılmış, tanıklar dinlenmiş, bilirkişi raporları alınmıştır.
İzmir ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklısının... Mimarlık Proje Müh. İnş. Tur. Yatırım San ve Tic. Limited Şti, borçlularının ..., ... olduğu, 56.640,00TL asıl alacak, 2.916,00TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 59.556,00TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılacak takipte ödeme emri ile takip başlatıldığı görülmüştür.
Mahallinde keşif incelemesi yapılmış, tanıklar keşif mahallinde dinlenmiş bilirkişi heyetinden rapor alınmış, alınan 04/10/2016 tarihli raporda özetle," davacının davalıya dava tarihi itibari ile İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra dosyasında takibe konulan 56.640,00TL lik senet miktarını aşan tutarda bir miktar olan 108.022,88TL borcu olduğu tespit edilmiş" şeklinde görüş ve kanaatini bildirdikleri görülmüştür.
Taraf vekillerinin rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdii edildiği, bilirkişi heyetinden alınan 14/02/2017 tarihli ek raporda 14/10/2016 tarihli asıl raporda değiştirilecek husus olmadığını beyan etmişlerdir.
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan, Mayıs 2012 tarihli taahhütname,.. Hukuk Dairesi'nin ... Esas sayılı onama kararı, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında düzenlenen bakiye borç muhtırası, yine aynı dosyada düzenlenen 07.08.2014 tarihli 19.900TL ödeme yapıldığına ilişkin belge, ... Bankasınca düzenlenen İzmir ...
İcra Dairesi dosyasına yapılan ödemeye ilişkin dekont suretleri ve 24.04.2014 tarihli teminat mektubunun bilirkişilere tevdii ile yeniden ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişi heyetinin 17/04/2019 tarihli ek raporunda özetle, "yapılan itirazlar sonucunda davacının hak ettiği bedel 248.096,00TL'dir, davalı firmanın yaptığı ödemeler toplamında da 370.348,00TL kabulü durumunda, bakiye 370.348,00 -248,096,00=122.252,00TL kadar, davacı taşeronun davalı işverene borcu olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca davalının savunmasındaki gecikme durumunda günlük sözleşme bedelinin %1'e kadar ve toplam 7.000,00TL kadar gecikme olduğuna ilişkin talebinin, tarafların işi tasfiye etmeleri sebebiyle ve ayrıca işe başlama tarihinin 07/05/2012 bitim tarihinin ise 6 ay eklenerek 07/11/2012 tarihi olduğu anlaşılmakla, ayrıca 06/11/2012 tarihindeki bu müracaat ve talebinin uygun görüldüğü yapılan bu müracaat yazısının imzalanan tutanakta da şantiyeyi teslim ettiği ve hiçbir hakkının kalmadığı,
davacı tarafından beyan edildiği görüşleriyle, her ne kadar bakiye kalan inşaatın 4 ay kadar süreceği belirlenmiş ise de, esasen işin tamamı 6 ay süreceğinden %50 kadar işin yapılmasından, zira temel imalatları sebebiyle kalan son katlar kabasının daha kısa sürede biteceğinden, bakiye 3 aylık iş kalmış olabileceği ancak tarafların işi bir yerde karşılıklı tasfiye etmeleri sebebiyle teknik bakımdan uygun olmayacağı görüşlerine varılmaktadır, bu durumda davacının davalıya verdiği ve davalı tarafından İzmir ...
İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı icra dosyasıyla 56.640,00TL bedelli senedin, bu bakiye alacak miktarını aşması sebebiyle tahsile konulduğu, davacının da iş bu davayla davalıya borcu olmadığına ilişkin talebinin ise değerlendirmelere göre uygun olmadığı" şeklinde görüş ve kanaate varıldığı belirtilmiştir.
Davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdii edildiği, bilirkişi heyetinin 26/06/2019 tarihli 3.ek raporunda 24/04/2019 havale tarihli ek raporda değiştirilecek husus olmadığının tespit edildiğini beyan etmiştir.
DELİL DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit davasıdır. Davacı tarafça İzmir ...İcra Dairesi'nin... sayılı dosyasında 56.640,00TL bedelli 27/11/2012 ödeme tarihli senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Taraf dilekçeleri, toplanan deliller, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyeti ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 07/05/2012 tarihli "Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesi" imzalandığı, davaya konu senedin teminat senedi olarak verildiği, sözleşmenin fesh edildiği ve işin tamamlanmadığı anlaşılmaktadır.
Davalıya verilen teminat senedi sözleşmenin teminatı olarak kabul edilir ve teminat senedi elinde olan senet için alacağı tutarında icra takibi başlatabilir.
Bu kapsamda davacı tarafın sözleşmeye dayalı işi sözleşmeye uygun olarak teslim edemediği, davacı tarafça yapılan iş tutarının 248,096,00TL olduğu, davalı defter ve kayıtlarına göre ödenen para tutarının 356.118,88TL olduğu, davalı tarafça ödenen miktardan davacının yapmış olduğu iş tutarı mahsup edildiğinde davalının 108.022,88TL fazla ödemesinin olduğu, davaya konu İzmir...
İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyasına konu senedin 56.640,00TL olduğu, davacının bu miktarı aşan borcunun olduğu tespit edilmekle, davacının ispat yükünü yerine getirmediği kanaatine varılarak, ispat edilemeyen davanın reddine, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden ve dosyaya yansıyan kötü niyet bulunmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · E imza Hakim ... · E imza
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/940, K. 2020/94, 7 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama