İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/136 K.2024/1015

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2016/136Karar2024/1015Tarih5 Aralık 2024Okuma33 dk · 6.517 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
5 Aralık 2024
Esas no
2016/136
Karar no
2024/1015
Dava
Alacak
Dava tarihi
06/08/2002
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.517 kelime·33 dk okuma·1 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili, Mahkememize verdiği 06/08/2002 tarihli dilekçesinde; müvekkili bankada genel müdür olarak görev yapan davalılardan ... ve .... ile yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan diğer davalıların görev yaptıkları sırada İzmir Merkez Şubesi kredi müşterilerinden ...A.Ş. grup firmalarına kullandırılan kredilerin zayıf teminatlar içermesine,

olumsuz istihbarat raporlarına, kredi değerliliği bulanmamasına rağmen kredi tahsis ederek müvekkili banka zararına sebep olduklarının banka teftiş kurulunun hazırladığı 16/08/1999 tarih ve 1 sayılı soruşturma raporu ile tespit edildiğini, tespit edilen usulsüz işlemlerin müvekkili bankanın Gayretpe Şubesince icra takibine ve haciz işlemlerine tabi tutulan alacağın tahsili için hacizler tatbik edilen müvekkilinin haczi yanında kredi ilişki öncesinde diğer finans kurumlarınca da haklarında yasal takip yapılan, haklarında çok sayıda karşılıksız çek işlemi bulunan,

kredilendirmelerinin temel dayanağı olan istihbarat raporlarında hakkında olumsuz görüş belirtilen krediler yönetmeliğine göre kredi açılması sakıncalı kişiler arasında değerlendirilen dolayısıyla kredilendirmenin başlangıcında bütün olumsuzlukları bünyesinde bulunduran firma ile gerek bu şubedeki kredilerin kapatılması, gerekse yeni bir kredi sürecinin başlatılması amacıyla kredi ilişkisine girilmesi, kredi tahsil şartlarında belirtilen teminatlar gerçekleşmeden kredi kullandırılması,

kredi tahsis mektuplarında belirtilen limitler üzerinde kredi kullandırılarak Bankalar Kanunu' nun kredi açma yetkilerini düzenleyen 44/1. mad. aykırı kredi kullandırımın yanı sıra kredi tahsisi olmayan yan firmalara ve ortaklara da kredi kullandırarak riskin teminatsız büyümesine neden olunması, karşılıklar kararnamesine aykırı olarak firmaların vadesi dolan kredilerinin finanse edilmesi ve devre sonu faizlerinin de krediden karşılanması bazı gayrimenkuller üzerinde kısıtlılık bulunmasına rağmen ekspertiz değerlerinin çok üzerinde ipotek alarak kredilerin teminatlı gibi gösterilmeye çalışılması,

bazı gayrimenkullerin ekspertizlerinin yaptırılmayarak teminat oluşturup oluşturmadığı bilinmeden ipotek alınması, bütün olumsuzluklara rağmen kredi tekliflerini onaylayarak üst makamlara sunulması olduğunu,

bütün bu olumsuzlukların yanı sıra muhtelif tarihli yönetim kurulu toplantılarında kısa aralıklarla gelen kredi arttırım teklifleri sağlıklı değerlendirmeyerek kredi kullandırım koşullarını tam oluşturmayan firmaya kredi tahsis eden ve kredilerin teminatsız kalmasına yönelik karar alan şube ve kredi müdürlüğünce limit artışının ...' dan kullanılacak kredi için istenildiği ve kullanılacak krediler ile müvekkili bankanın nakit riskinin kapatılacağı,

aynı zamanda firmadan ilave ipotek alınacağının belirtilmesine rağmen bu hususları dikkate almadan sadece firmaların genel limitinin artırılması yönünde karar alan şubenin ve krediler müdürlüğünün ek teminat alınarak kredi kullandırılması teklifini dikkate almadan firmaya kredi kullandırılması önerisini kabul eden ve kredilerin teminatını zayıflatıcı karar alan genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan davalılar hakkında sorumlulukları oranında sebebiyet verdikleri müvekkili banka zararının tahsili için davanın açılmasının zorunlu olduğunu belirtmiş,

fazlaya ilişin haklar ve faiz talep hakları saklı tutulmak üzere toplam 2.908.954.087.175-TL ana para banka zararının 28/09/2000 tarihinden itibaren % 182 faizi ile birlikte davalılardan kusurları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...

Mahkememize verdiği 03/09/2002 tarihli cevap dilekçesinde; bankadaki görev süresinin 18/07/1996 - 15/03/1997 tarihleri arasında olduğunu, görevden ayrılış tarihine nazaran davanın 5 Yıl 4 ay 17 gün sonra açıldığını, zaman aşımı süresinin dolduğunu, bahse konu kredilendirme tarihinin bilinmediğini, görevden ayrıldığı 15/03/1997 tarihinden sonra yapılan 1997 - 1998- 1999 yılları banka genel kurullarında ibra edildiğini, ibra sebebiyle kendisine husumet yöneltilmeyeceğini, dava dilekçesinde % 182 faiz talep edildiğini, bu faizin afaki olduğunu ve hiç bir hukuki mesnetinin bulunmadığını,

davacı bankanın yönetim kurulu üyeliğinde 8 ay gibi kısa bir süre görev yaptığını, kendisine sorumluluk yüklenemeyeceğini, kendisi tarafından banka aleyhine sonuç doğuracak hiç bir işlem yapılmadığını, yapılan işlemlerin bankacılık ilke ve prensipleri içerisinde ve bankalar arası rekabet kuralları gereği yapılmasına özen gösterdiğini, toplantıların tamamının denetçiler ile birlikte yapıldığın belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı..., Mahkememize verdiği 22/08/2002 tarihli dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımından reddinin gerektiğini, davacıların dava açmakta aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararlarının bulunmadığını, kendisinin 1999 yılının Ocak ayında yönetim kurulu görevinden istifa ettiğini, görev yaptığı dönemler ile ilgili genel kurullarda ibra edildiğini, geçmişteki faaliyetlerinden dolayı hukuken sorumluluğunun bulunmadığını, krediler verilirken gerek mevzuat, gerekse ticari örf ve adet gereği yapılması gereken tüm işlemlerin yapıldığını, davaya konu olan kredinin yönetim kuruluna geldiğini,

yetkili arkadaşlar ile gerekli bilgi ve görüş alış verişi yapıldığını, açıklanması gerekli görülen hususların açıklattırıldığını ve daha sonra yetkili arkadaşların firmaya verilecek kredi ile ilgili kendilerini ikna etmesi üzerine kredinin onaylandığını, kendilerinin her hangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ..., Mahkememize verdiği 23/08/2002 tarihli dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımından reddinin gerektiğini, davacıların dava açmada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın yanlış açıldığını, denetim kurulu üyeleri adına dava açılmasının hukuken mümkün olmadığını, rucü edilmesi istenen dosyadaki alacaklar ile ilgili icra takiplerinin devam ettiğini, tahsilatların yapıldığını, bankanın bu alacakları aciz vesikasına bağlamadığını, bu sebeple rucu hakkının bulunmadığını, 28/08/1996 - 14/01/1999 tarihleri arasında banka yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğunu,

banka kredi veya mevduat müşterileri ile direkt temasta bulunmadığını, bankanın ilgili şubelerince oluşturulan ve genel müdürlükçe geliştirilen kredi dosyalarından özet olarak hazırlanarak toplantı öncesi dağıtılan dosyalar içeriği ve toplantı esnasında genel müdür veya genel müdür yardımcılarının verdiği sözlü izahatlar çerçevesinde oyunu kullandığını, yönetim kurulu olarak açık kredi vermeye yetkileri olmasına rağmen bu yetkileri kullanmadıklarını, görev yaptığı her dönemde yönetim kurulunun genel kurul tarafından ibra edilmiş olduğunu, bu sebeple hukuki ve cezai mesuliyetlerinin kalkmış olduğunu belirtmiş,

davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ..., 05/09/2002 tarihli cevap dilekçesinde; davanın TTK' nun 309. Maddesinde hüküm altına alınan 2 yıllık zaman aşımı süresine uyulmaksızın açıldığını, davanın zaman aşımından reddinin gerektiğini, davanın açılabilme şartı olan genel kurul kararının iptali istemi ile İzmir... Atm' nin ...

E. Sayılı dosyasında dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele olarak kabulünün gerektiğini, banka yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı tüm dönemlere ilişkin olarak genel kurulda ibra edildiğini, TTK' nun 346. Maddesinin yönetim kurulu üyelerinin, müdürlerin sebebiyet verdikleri zarardan sorumlu olamayacaklarını hüküm altına alındığını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının sınırını belirleyen 336.

Maddenin 5. Fıkrasında ise; yönetim kurulu üyelerinin gerek yasa gerekse esas mukavele ile kendilerine yüklenmiş olan vazifelerini kasten veya ihmal sonucu yapılmaması halinin sorumluluk doğuracağını belirttiğini, sorumluluk halini gerçekleştiğini gösteren hiç bir açıklama ve ithamın dava dilekçesi ve teftiş kurulu raporunda mevcut olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili, Mahkememize verdiği 04/09/2002 tarihli cevap dilekçesinde; davanın açılabilmesi için genel kurul kararına ihtiyaç bulunduğunu, genel kurul kararının iptali için halen İzmir ... Atm' nin ...E. Sayılı dosyasında dava bulunduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, A.Ş.' ler yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarını düzenleyen TTK' nun 336/5. Maddesinde davanın konusu ile ilgili gerek yasanın gerekse esas mukavelenin kendilerine yüklediği sair görevlerin kasten yada ihmal sonunda yapılmamasından doğan sorumlulukların yönetim kurulundan bir üyeye bırakılmış ise doğacak sorumluluğunun bu üyeye ait olacağının TTK' nun 336/son maddesi gereği olduğunu belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı .... vekili, Mahkememize verdiği 09/09/2002 tarihli dilekçesinde; davanın açıldığı 02/08/2002 tarihinde TTK' 309/4. Maddesinde zikredilen 2 yıllık zaman aşımı süresinin fazlası ile geçtiğini, davanın zaman aşımı nedeni ile reddinin gerektiğini, TTK' nun 336. Maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin dava açabilmek için TTK' nun 341.

Maddesine göre genel kurul kararı alınmış olmasının zorunluluğunun bulunduğunu, davacı bankanın 11/07/2002 tarihli olağan genel kurul toplantısında denetim kurulu raporu dayanak gösterilerek müvekkilinin 1997 - 1998 - 1999 yılları görev yaptıkları döneme ait ibraların hükümsüz sayılmasına ve 1997 - 1998 - 1999 hesap dönemlerinde görev yapan ibraları kaldırılan yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürler hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiği ve genel kurul kararları uyarınca bu davanın açıldığını,

mevcut ibra kararlarının arada yıllar geçtikten sonra başka genel kurul kararı ile kaldırılmasının hukuk kurallarına tamamen aykırı olduğunu, müvekkilinin ...

A.Ş.' de 06/08/1997 - 08/06/1999 tarihlerinde genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, dava konusu ...A.Ş. grup firmalarına kredi kullandırılmasına ilişkin yönetim kurulu karar tarihlerinin 16/10/1996 - 22/11/1996 - 15/05/1997 - 28/08/1997 olduğunu, müvekkilinin göreve geldiği tarihten önce kredilerin verildiğini, bu sebeple ...A.Ş. grup firmalarına kredi verilmesinde müvekkilinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin göreve geldiğinde sorunlu olan krediyi tasfiye yolunda faaliyette bulunduğunu ancak sonuç alamayınca ilgili birimlere kanunu takibata başlanması yolunda talimat verdiğini belirtmiş,

davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ..., Mahkememize verdiği 06/09/2002 tarihli dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımından reddinin gerektiğini, davacıların dava açmakta aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararlarının bulunmadığını, kendisinin 1999 yılındaki genel kurulda yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığını, görev yaptığı dönemler ile ilgili genel kurullarda ibra edildiğini, geçmişteki faaliyetlerinden dolayı hukuken sorumluluğunun bulunmadığını, krediler verilirken gerek mevzuat gerekse ticari örf ve adet gereği yapılması gereken tüm işlemlerin yapıldığını, davaya konu olan kredinin yönetim kuruluna geldiğini,

yetkili arkadaşlar ile gerekli bilgi ve görüş alış verişi yapıldığını, açıklanması gerekli görülen hususların açıklattırıldığını ve daha sonra yetkili arkadaşların firmaya verilecek kredi ile ilgili kendilerini ikna etmesi üzerine kredinin onaylandığını, kendilerinin her hangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı... Mahkememize verdiği 20/11/2002 tarihli dilekçesinde; davanın TTK' nun 309. Maddesinde hüküm altına alınan 2 yıllık zaman aşımı süresine uyulmaksızın açıldığını, davanın reddinin gerektiğini, davanın açılabilme şartı olan genel kurul kararının iptali istemi ile İzmir... Atm' nin...E.

Sayılı dosyası ile açılmış dava bulunduğunu, bu davanın bekletici mesele olarak kabulünün gerektiğini, banka yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı tüm dönemlere ve ayrılışını izleyen döneme ilişkin genel kurullarında ibra edildiğini, TTK' nun 380. Maddesinde düzenlenen ibranın feragati tazammum menfi borç ikrarı olarak kabulünün gerektiğini, bu sebeple yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat davası açılmayacağını, TTK' nun 346.

Maddesinin yönetim kurulu üyelerinin müdürlerinin sebebiyet verdikleri zarardan sorumlu olmayacaklarını hüküm altına aldığını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının kapsamını belirleyen 336.

Maddenin 5. Fıkrasının ise yönetim kurulu üyelerinin gerek yasa gerekse esas mukavele ile kendilerine yüklenilmiş bulunan vazifelerinin kasten veya ihmal sonucu yapılmaması halinin sorumluluk doğuracağını belirttiğini, dava dilekçesinde ve teftiş raporunda bu maddedeki sorumluluk halini gösteren açıklama ve ithamın mevcut olmadığını ayrıca 336/son fıkrada bu bentte yazılı vazifelerden birinin idare meclisi üyelerinden birine bırakılması halinde sorumluluğun ilgili azaya yöneltilmesi gerektiğine işaret ettiğini, kendisinin hiç bir dönemde kredi komitesinde yer almadığını belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiş,

Davalı ... vekili, Mahkememize verdiği 26/11/2002 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin 01/07/1993 - 07/07/1997 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev yaptığını, müvekkilinin 26/06/1997 tarih ve 16 sayılı yönetim kurulu uyarınca 07/07/1997 tarihi itibariyle görevinden ayrıldığını, davacılardan ...Bankası ... ın aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, TTK.' 341 ve 342 maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyeleri ve genel müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasının ön şartının genel kurulca bu konuda bir karar verilmiş olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiğini,

şirket tüzel kişiliğinin sorumluluk davası açma konusunda dava ehliyeti bulunmadığını, davanın bu sebeple aktif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın 11/07/2002 tarihli A.Ş. genel kurulunda alınan keyfi ve hukuka aykırı kararlara dayandığını, genel kurul kararının iptali için İzmir...

Atm' nin ...syası ile dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı tarih ve dava tarihi arasında 5 yıldan fazla bir süre geçtiğini, TTK.' 309 maddesine göre zaman aşımı süresinin dolduğunu ve davanın zaman aşımından reddinin gerektiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi ve genel müdür sıfatı ile davacı bankanın genel kurulunca ibra edildiğini, genel kurulun ibra iradesinin aksine ve keyfi olarak sorumluluk davası açılamayacağını, yoklukla malül genel kurul kararı ile ibra kararlarının kaldırılamayacağını,

genel kurul kararları ile ibra kararlarını hükümsüz saymanın TTK' nun ilgili hükümleri gereğince münhasıran ticaret mahkemelerine ait olduğunu, müvekkiline atfedilen fiil ile zarar iddiası ve zarar tutarı arasında illiyet bağı bulunmadığını belirtmiş, davanın zaman aşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili, Mahkememize verdiği 28/02/2007 tarihli cevap dilekçesinde; müvekkilinin Mart 1997 - Kasım 1997 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, davacı tarafın fiil ve zararı öğrenme tarihinin 16/08/1999 olduğunu, dava tarihi itibariyle B.K' nun 60/1' deki 1 yıllık ve TTK' nun 309/4.

Maddesindeki 2 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğinin davanın zaman aşımından reddinin gerektiğini, müvekkilinin görev yaptığı 1997 yılı Mart ve Kasım ayları arasındaki tüm eylem ve işlemlerden dolayı banka genel kurulu tarafından ibra edildiğini, ibranın hukuken menfi bir borç ikrarı olduğunu, davacının yoklukla malül genel kurul kararı ile ibraları kaldırıp sorumluluk davaları açılması yönünden karar aldığını, ibraların kaldırılmasına ilişkin bir mahkeme kararının bulunmadığını, davacının müvekkiline atfettiği fiil ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı gibi müvekkilinin TTK' nun 336/5.

Maddesi gereğince sorumluluğunu doğuran bir kastı ve ihmalinin olmadığını, banka yönetim kurulu toplantılarının tamamının denetim kurulu gözetiminde yapıldığını, davacının müvekkilinden talep ettiği zarar ve miktarı konusunda neye istinaden talepte bulunduğunu açıklamadığını, belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...t cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.

Mahkememizin 16/07/2013 tarih,...Karar sayılı ilamı ile; davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ...

Hukuk Dairesi'nin 04/12/2014 tarih, ...Karar sayılı ilamı ile "...Dava, davalı yöneticilerin usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali sorumluk davası olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Somut olayda çözümü gereken yön, temliknamenin kapsamının ne olduğu, davaya konu zararın temlikname kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, Fon'un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu zarara dayalı olarak talepte bulunulduğu,

ancak Fon'un sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

Kural olarak, alacağın temliki ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklı geçecek ise de TMSF'nin temlik ettiği alacak, kredi borçlarından doğan alacak olup kabulün aksine, temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı olarak aldıkları karar ve yaptıkları işlemler ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen,

davanın sorumluluk davası olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının aktif husumetini etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.

Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif husumet ehliyetinin devam ettiğinin kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiş, Mahkememizce bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.

Bozma ilamı öncesinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu' nun 09/07/2001 tarih ve ... nolu kararının incelemesinde; ...Bankası TAŞ'ın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin ... sayılı yasanın 14/3 maddesine istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verildiği belirlenmiştir.

Bozma ilamı öncesinde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu vekili tarafından sunulan 506 sayılı Tasarruf Mevduatı Fon Kurul kararının incelemesinde; ...A.Ş.' ye kullandırılan kredilere ilişkin olarak düzenlenen 16/08/1999 tarih ve 1 sayılı teftiş raporuna istinaden ...,..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ... ve .... hakkında 2.908.954,09-YTL üzerinden açılan mali sorumluluk davasının 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 133. maddesinde yer alan yetkiye dayanılarak sürdürülmesine karar verildiği belirlenmiştir.

Bozma ilamı öncesinde dosyada mevcut 28/02/2006 tarihli "Kredi Alacağı Temlik Sözleşmesi" yazılı belgenin incelemesinde. Temlik edenin TMSF, temellük edenin...T Varlık Yönetimi A.Ş., temlik sözleşmesi konusunun "Yazılı olsun veya olmasın her hangi bir kredi sözleşmesine istinaden ...Tekstil Yat. Paz. A.Ş. firmasına, ... Bankası T...zmir Merkez Şubesi tarafından kullandırılmış olan kredilerden kaynaklanan ve ...Bankası TAŞ... tarafından TMSF' ye temlik edilmiş olan,...

TMSF arşiv numarasında kayıtlı alacağın, nakdi veya gayrinakdi kredilerden doğmuş olup, 12/08/2005 tarihi itibariyle mevcut olan alacak ve bu alacaklara ilişkin faiz ve ferilerinin 12/08/2005 tarihi itibariyle mer-i gayrinakdi kredi olup, bu kredilerinin tazmininden doğacak alacakların bu kredilerin komisyon alacakları ile bu alacaklara ilişkin faiz ve ferilerinin yukarıda belirtilen alacakların 12/08/2005 tarihi itibariyle mevcut olan her türlü teminatındaki alacak haklarının faiz ve ferilerinin yasal takibe aktarılmış olsun veya olmasın TMSF tarafından VYŞ.

Temliki " olduğu belirlenmiştir.

Bozma ilamı öncesinde davalılardan ...' in 01/03/2006 tarihinde, davalı ...' in 14/07/2010 tarihinde, davalı...' ın da 13/09/2010 tarihinde vefat ettiği belirlenmiş, mirasçıları davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunmuş, ... mirasçılarının mirası red ettikleri, red ile ilgili Nazilli... Asliye Hukuk Mahkemesi ' nin...

E. sayılı dosyasında dava açıldığı belirlenmiş, dosya celp edilerek incelendiğinde davacıların Semra Yılmazer, ... ve..., davalının TMSF, davanın davacılar açısından mirasın hükmen reddine karar verilmesi davası olduğu, mahkemece 05/06/2014 tarihinde davanın esastan reddine karar verildiği, kararın Yargıtay... Hukuk Dairesi Başkanlığı ' nın... K. sayılı ilamı ile onandığı, davacı tarafça karar düzeltme talebinde bulunulduğu, karar düzeltme talebinin Yargıtay ...

Hukuk Dairesinin 01/11/2016 tarih ... K. sayılı ilamı reddine karar verildiği, kararın 01/11/2016 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

Bozma ilamı öncesinde davacı ticari defterleri ile dosya üzerinde üç kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile talimat mahkemesi aracılığıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, talimat mahkemesince alınan 13/07/2008 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davalıların devir öncesi ... Bank AŞ de genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde bankanın İzmir Merkez Şubesinin kredili müşterisi olan ...AŞ.

Grup firmalarına kullandırılan kredilerin zayıf teminatlar içermesine olumsuz istihbarat raporlarına, kredi değerliliği bulunmamasına rağmen kredi tahsil ederek bankayı yüksek tutarda risk altına sokan kredi tekliflerine gereken özeni göstermeksizin limit arttırım kararı alan davalı yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürlerin sorumlu olacağı ancak davacı vekilinin banka zararı olarak talep ettiği 2.908.954.087.175 TL lik zararın icra takiplerinin sona erip aciz vesikasına bağlanmadığı, bu nedenle hesaplanabilir kesinleşmiş bir zararın bu aşamada henüz belirlenemediği,

öte yandan banka genel kurulunun geriye yönelik bir kararla 1995-1996-1997 ve 1998 yıllarına ait mevcut ibra kararlarını ortadan kaldırmasının mümkün olmayacağı, olayda zamanaşımına ilişkin olarak TTK Madde 309 da öngörülen 2 ve 5 yıllık sürelerin uygulama bulacağı, bu bağlamda zarara uğrayan tüzel kişi olduğundan zamanaşımı başlangıcının yasa veya tüzük hükümleri uyarınca dava açma kararı vermeye yetkili organca yani genel kurulca öğrenilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

Bozma ilamı öncesinde rapora taraflarca itiraz edildiğinden itirazların değerlendirilmesi ve ayrıca takiplerin sonuçlanmamasının zararın tespitini engellemeyeceği hususu değerlendirilerek her bir krediye yönelik işlem nedeniyle oluşan zararın asıl alacak ve faizleri ile birlikte dava tarihi itibariyle belirlenmesi için bilirkişi kurulundan ek rapor istenilmiş, alınan 01/12/2009 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda; alacak tutarının 1.246.472,57 YTL ana para, 1.526.921,86 YTL işlemiş avans faizi ve 76.346,09 YTL BSMV olarak toplam 2.849.740,52 YTL olarak hesaplandığı, davacı tarafça dava dilekçesinde 2.908.954,08 YTL talepte bulunulduğu,

talebin denetlenebilir nitelikte olmadığı, 25/08/1998 kat ihtarnamesindeki 1.325.857,66 YTL alacak tutarından dava tarihine kadar yapılan tahsilat tutarlarının nazara alındığı ve 3095 sayılı yasanın 2/2 ve 3.maddeleri uyarınca avans faiz oranları esas alınarak hesaplama yapıldığı ayrıca son tahsilat tarihi itibariyle de hesaplama yapıldığı, buna göre 15/11/2005 tarihi itibariyle davacı alacağının 892.649,74 YTL ana para, 4.899.193,38 YTL işlemiş avans faizi, 244.959,67 YTL BSMV olmak üzere 6.036.802,79 YTL olarak hesaplandığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

Bozma ilamı öncesinde alınan rapor ve ek raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı belirlendiğinden tarafların iddia ve savunmaları, emsal yargıtay kararları ve dosyada alınan rapor ve ek rapor değerlendirilmek suretiyle her bir kredi için dava tarihi itibariyle mevcut zararın belirlenmesi, davalıların yönetici konumları ve görev yaptıkları süreler dikkate alınarak ve tüm beyan ve itirazlar değerlendirilerek davalıların sorumluluklarının belirlenmesine yönelik olarak dosya üzerinde 2. Kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 21/02/2011 tarihli bilirkişi kurulu raporunda;

davalıların TTK 336 vd., 342, 309.maddeleri gereği sorumluluklarının maddi ve şekli şartlarının gerçekleştiği, krediyi kullandıran İzmir şubesi elemanlarının yönetmeliğe aykırı olarak kredileri takibe alınmış firmaya kredi teklif etmeleri, firmaların devamlı olarak depasman yapmasına fırsat vermeleri, bu hususları kredi öneri formlarında belirtmemeleri, öz kaynaklarının yetersiz olduğu halde büyük yatırımlara giriştiği istihbarat raporlarında belirtilen grup şirketlerine kredi önermek suretiyle hatalı ve kusurlu olduğu, kusur oranının %50 olduğu,

banka genel müdürlüğü krediler müdürlüğünün gruptaki firma hakkında açılan ilk kredi için kredilerin takip hesaplarına aktarılması talimatı vermesine rağmen teklif edilen kredi önerisinin olumlu görüşle yönetim kuruluna aktardığı, kredi tespiti yapılmamış grup şirketlerine teminat mektubu verilmesi için talimat vermesi nedeniyle kusurlu olduğu, kusur oranının %20 olduğu,

profesyonel yönetici olan genel müdürlerin dosyayı yeteri kadar incelememeleri nedeniyle ve sık sık kredi artışları yapmalarına karşılık yeterli dikkat ve özeni göstermemeleri, zamanında kredileri kat ederek takibe geçmemeleri, diğer banka ve şirketlerin takibe geçmesinden çok sonra kredileri kat etmeleri nedeniyle kusurlu oldukları ve kusur paylarının %20 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin de sık sık artışlara dikkat etmedikleri, genel müdürlükteki kredi dosyasını dahi incelemeyerek krediler müdürlüğünün notları ile yetinmeleri nedeniyle genel gözetim yükümlülüklerinin ihlali dolayısıyla kusurlu oldukları, kusur oranının %10 olduğu,

bu %10 luk bölümden 7 üyenin payları oranında sorumlu olması gerektiği ancak her ne kadar ...'ın söz konusu kararlarda imzası olduğu görülmekte ise de toplantılardan birine mazeretine binaen katılmadığını ispat ederse o toplantıda alınan kararlardan sorumlu olamayacağı ancak bu kişinin de kararları imzaladığının görüldüğü,

davacı bankanın zararının 1.325.857,66 TL ana para, 1.872.354,97 TL 29/08/2020 tarih tarihi itibariyle birikmiş faiz olmak üzere toplam 3.198.212,63 TL tutarında olduğu , kusur oranlarına göre davalıların sorumluluk tutarlarının belirlendiği ancak bu sorumluluk tutarlarının sadece kendi aralarındaki rücu ilişkilerinde geçerli olduğu, yoksa TTK 336 vd gereğince zarar görene karşı sorumluluklarının zararın tamamı ölçüsünde ve müteselsil olduğu, davalıların zamanaşımı defilerinin Bankacılık Kanunu 133 ve geçici 16.maddesi karşısında haklı olmadığı,

davalıların ibra edildikleri ve ibra kararının iptal edilemeyeceği yönündeki savunmalarının da Bankacılık Kanunu 133 ve geçici 16.maddesi karşısında haklı olmadığı, davalılardan %182 temerrüt faizi talep edilemeyeceği sadece 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca ticari temerrüt faizi istenebileceği, davalıların faiz dışındaki sair defi ve itirazlarının haklı olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

Bozma ilamı öncesinde davacı tarafça 13/09/2011 tarihinde ıslah dilekçesi sunulmuş, ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 2.908.954,00 TL olarak ikame edilen davanın 6.121.373,00 TL olarak HUMK madde 83 ve devamı m.lerine göre ıslahı ile ıslahı istenen 6.121.373,00 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ihtarnamede belirtilen temerrüt faizi oranı üzerinden faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep edildiği belirlenmiştir.

Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan temlikin ivazlı olup olmadığı, ivazlı ise bunun miktarı konusunda TMSF 1. Tahsilat Dairesi ile...T Varlık Yön. A.Ş' ye yazı yazılmış, alınan...T Varlık yazı cevabında.

TMSF tarafından yapılan 2. Alacak Satış İhalesi kapsamında toplam ana para büyüklüğü yaklaşık 933,8 milyon USD olan ve 10812 adet alacak kaydından oluşan satış portföyünün 161.000 USD peşinat tutarı ve %43 hasılat paylaşımı oranı karşılığından devir ve temlik aldığı, şirketin 23/09/2005 tarihli Hasılat Paylaşımlı Alacak Satış Vaadi Sözleşmesi kapsamında imzalanan kredi alacağı sözleşmeleri ile ...Tekstil Yatırım Pazarlama San. ve Tic.

AŞ ...Bankası TAŞ. ...zmir Merkez şubesinden kullanmış olduğu krediden kaynaklanan nakit risk için oransal olarak 181.118,85 TL peşin bedel ödendiği, ayrıca 27/05/2005 tarihinde 50.000,00 TL, 09/11/2005 tarihinde 19.951,19 TL, 15/11/2005 tarihinde 50.000,00 TL, 20/12/2010 tarihinde 50.000,00 TL, 10/11/2011 tarihinde 300.000,00 TL olmak üzere borçlulardan toplam 469.951,19 TL tahsilat sağlandığı, hasılat paylaşımlı alacak satış vaadi sözleşmesi gereği yapılan tahsilatın %43'ü olan 202.079,00 TL hasılat payının TMSF ye ödendiği belirtilmiş,

TMSF II. Tahsilat Dairesi Başkanlığı' nın yazı cevabında da; kurum tarafından düzenlenen II. Alacak Satış İhalesi kapsamında imzalanan 23/09/2005 tarihli Hasılat Paylaşımlı Alacak Satış Vaadi Sözleşmesi kapsamında tahsili gecikmiş bir kısım kredi alacaklarından oluşan satış portföyünün...T A.Ş. ye devir ve temlik edildiği , sözleşmenin ivazlı olarak yapılmış olup ivaz bedelinin toplam ana para tutarı 933.848.043,54-TL olan satış portföyüne karşılık 161.000.000,00-USD peşin tutar ve ayrıca...T A.Ş' nin yapacağı tahsilat üzerinden Fona ödenecek belli oranlarda hasılat payından oluştuğu,

her bir kredi dosyası bazında ivaz bedeli belirlenmemiş olmakla birlikte peşin tutarının toplam ana para tutarına olan oranı esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ...Tekstil yatırıl Pazarlama San ve Tic AŞ'nin ...ı AŞ ... Bank'dan kullanmış olduğu kredilerden kaynaklanan alacağa tekabül eden ivaz bedelinin 137.356,15-USD tutarında olduğu, ayrıca...T AŞ tarafından bu dosyaya mahsuben 469.951,19 TL tutardan kuruma 202.079,01 TL hasılat payı ödendiği belirtilmiştir.

Nazilli... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasının incelemesinde; davacıların..., ...,..., davalının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, davanın Mirasın Hükmen Reddi davası olduğu, mahkemenin 05/06/2014 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın 01/11/2016 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

Alınan tüm yazı cevapları, bozma ilamı ve tüm taraf itirazları göz önüne alınarak ek rapor düzenlenmesi için dosyanın son bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, alınan 10/11/2017 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda; davacının davalılardan 20.02.2006 temlik sözleşme tarihi itibarıyla (temlik bedelinin düşülmesi sonucu) 20.02.2006 temlik tarihinde davacı alacağının anapara 1.325.857,66 TL , faiz 13.145.777,80 TL olmak üzere toplam 14.471.635,46 TL olduğu , bu tarihten itibaren de sözleşmeye göre bankanın bu kredi alacağı için isteyebileceği sözleşmesel faizin işlemeye devam edeceği,

Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra ETK 340 yollamasıyla aynı kanunun 309. maddesi uyarınca 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin esasen dolmadığı, kaldı ki Anayasanın 153/5 maddesi sereğirce iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, bu durumda Bankacılık Kanununun iptal edilen hükmüne uygun olarak süresinde açılmış olan davanın iptal kararından etkilenmeyeceği görüş ve kanısına varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

... mirasçılarının tümünün Burhaniye SHM'nin... Karar sayılı ve 05/12/2012 tarihinde kesinleşmiş ilamı ile mirası reddettiği belirlendiğinden TMK'nun 612. Maddesi gereğince mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi ve tasfiye memuru ataması işlemleri yapılarak sonucu hakkında Mahkememize bilgi verilmesine yönelik olarak Burhaniye SHM'ye yazı yazılmış , alınan yazı cevabında Burhaniye SHM'nin...Karar sayılı 11/12/2018 tarihli 25/01/2019 tarihinde kesinleşmiş ilamı ile ...'in terekesinin TBK 612. Maddesi gereğince iflas hükümlerine göre tasfiyesine, tereke tasfiye memuru olarak Burhaniye İcra Dairesi Yazı İşleri Müdürü ...'ın atanmasına karar verildiği belirlenmiş, tereke tasfiye memuruna tebligat yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.

İzmir... İcra Müdürlüğü ' ne ... sayılı dosyadaki 24/04/2002 tarihli tutanakta bahsi geçen taşınmazların söz konusu dosya kapsamında satışının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise söz konusu satışlarda yapılan tahsilatların dosyaya intikal edip etmediği ve tahsilat miktarlarının bildirilmesine yönelik yazı yazılmış, yazı cevapları dosya içerisine alınmıştır.

İzmir ... İcra Müdürlüğü ' nün ... sayılı dosyasında mevcut 24/04/2002 tarihli tutanakla belirtilen taşınmazların ilk tesis tarihinden itibaren tüm tedavülleri ile ve intikal görmüş ise bu intikaller ile ilgili akit tablolarının da gönderilmesi için ilgili tapu müdürlüklerine yazı yazılmış, yazı cevapları dosya içerisine alınmıştır.

Dosyada rapor veren bilirkişi heyetinden bankacı bilirkişi... 'dan dava konusu edilen kredilerden kaynaklanan alacaklar ile ilgili yapılan tüm tahsilatların banka kayıt ve belgeleri de incelenerek belirlenmesine yönelik olarak ek rapor istenilmiş, alınan 14/06/2021 havale tarihli bilirkişi ek raporunda.

29/08/2000 talep tarihi itibariyle davacı alacağının ana para 1.325.857,66 TL, işlemiş avans faizi 1.528.953,90 TL olmak üzere toplam 2.854.811,56 TL, 07/08/2002 dava tarihi itibariyle davacı alacağının 1.325.857,66 TL ana para, 3.330.074,58 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 4.655.932,24 TL, 20/02/2006 temlik tarihi itibariyle davacı alacağının 1.325.857,66 TL ana para, 5.106.160,24 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 6.432.017,90 TL, 10/11/2011 tahsilat tarihi itibariyle davacı alacağının 1.325.857,66 TL ana para, 6.554.722,99 TL avans faizi olmak üzere toplam 7.880.580,65 TL olarak hesaplandığı,

genel olarak şubenin kredilendirilebilecek müşteriyi tespit edeceği ilk kredi ilişkisinde son üç yıllık bilançoları, gelir tablolarını, ticaret sicil kayıtlarını alıp kredilendirmeye uygun bulur ise bölge istihbarat müdürlüğüne yazı ekinde gerekli belgeleri göndererek istihbarat raporunun tazminini isteyeceği, istihbarat raporunun olumlu olması halinde ve yönetim kurulu yetkisinde talepte bulunulması halinde şube kredi komitesi tarafından genel müdürlüğe otorize kredi teklifinin gönderileceği,

genel müdürlük krediler müdürlüğü tarafından dosya incelenerek bağlı olunan genel müdür yardımcısına gerekli açıklamaların yapılacağı ve incelemelerin olumlu olması halinde banka genel müdürlüğü tarafından müzekkere ve ekli belgeler ile yönetim kuruluna kredi teklifinin onaya sunulacağı, yönetim kurulu tarafından tasdik edilen otorize kredinin belirlenen şartlar ile genel müdürlük tarafından teklifi yapan şubeye tebliğ edileceği, şube tarafından tasdik edilen kredi şartları kapsamında kredilerin kullandırılacağı,

önceki raporlardaki tespitler ile bu açıklamalar ışığında davalıların müterafik sorumluluğunun tespiti gerekirse de şube-bölge istihbarat müdürlüğü-genel müdürlük krediler müdürlüğü ilgili genel müdür yardımcısı için %50 oran belirleneceği, davalı yönetim kurulu üyeleri için de tespit edilen kredi tutarları dikkate alınarak %50 üzerinden oransal olarak müterafik kusur tespit edildiği, bu doğrultuda kusur oranlarına göre hesaplamaların yapıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

İzmir ... İcra Müdürlüğü ' nün ..., İzmir ... İcra Müdürlüğü ' nün... , Kadıköy... İcra Müdürlüğü ' nün .... İcra Müdürlüğü ' nün ...sayılı dosyalarının celbine yönelik olarak ara karar oluşturulmuş ayrıca TMSF 2. Tahsilat dairesi ve ayrıca...AŞ ye yapılan tahsilatlar ile ilgili yeniden yazı yazılarak söz konusu yazıların cevapları alınmış, alınan TMSF İkinci Tahsilat Dairesi Başkanlığının yazı cevabında; yapılan toplam tahsilat miktarının 312.986,73 TL alınan dosya devir peşinat bedelinin 137.356,55 USD TL olduğu belirtilmiş, ... Yönetim AŞ yazı cevabında toplam tahsilat miktarının 769.951,19 TL tutarında olduğu belirtilmiştir.

Ara karar gerekleri yerine getirildikten sonra dosyada rapor veren bankacı bilirkişi...an son gelen icra müdürlüğü cevaplarındaki tahsilatlar ve 2 nolu ara kararı doğrultusunda yazılan müzekkere cevaplarında belirtilen tahsilatlar da değerlendirilerek dava konusu edilen kredilerden kaynaklanan alacaklar ile ilgili yapılan tüm tahsilatların banka kayıt ve belgeleri de incelenerek belirlenmesine yönelik olarak yeniden ek rapor istenilmiş, alınan 17/11/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda.

29/08/2000 talep tarihi itibariyle davacı alacağının ana para 1.325.857,66 TL, işlemiş avans faizi 1.528.953,90 TL olmak üzere toplam 2.854.811,56 TL, 07/08/2002 dava tarihi itibariyle davacı alacağının 1.325.857,66 TL ana para, 3.330.344,58 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 4.656.202,24 TL, 20/02/2006 temlik tarihi itibariyle davacı alacağının 1.325.857,66 TL ana para, 5.106.430,24 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 6.432.287,90 TL, 10/11/2011 tahsilat tarihi itibariyle davacı alacağının 1.325.857,66 TL ana para, 6.554.993,00 TL avans faizi olmak üzere toplam 7.880.850,66 TL,

13/04/2022 son tahsilat tarihi itibariyle davacı alacağının 1.325.857,66 TL ana para, 8.208.309,20 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 9.533.166,86 TL olarak hesaplandığı, genel olarak şubenin kredilendirilebilecek müşteriyi tespit edeceği ilk kredi ilişkisinde son üç yıllık bilançoları, gelir tablolarını, ticaret sicil kayıtlarını alıp kredilendirmeye uygun bulur ise bölge istihbarat müdürlüğüne yazı ekinde gerekli belgeleri göndererek istihbarat raporunun tazminini isteyeceği,

istihbarat raporunun olumlu olması halinde ve yönetim kurulu yetkisinde talepte bulunulması halinde şube kredi komitesi tarafından genel müdürlüğe otorize kredi teklifinin gönderileceği, genel müdürlük krediler müdürlüğü tarafından dosya incelenerek bağlı olunan genel müdür yardımcısına gerekli açıklamaların yapılacağı ve incelemelerin olumlu olması halinde banka genel müdürlüğü tarafından müzekkere ve ekli belgeler ile yönetim kuruluna kredi teklifinin onaya sunulacağı, yönetim kurulu tarafından tasdik edilen otorize kredinin belirlenen şartlar ile genel müdürlük tarafından teklifi yapan şubeye tebliğ edileceği,

şube tarafından tasdik edilen kredi şartları kapsamında kredilerin kullandırılacağı, önceki raporlardaki tespitler ile bu açıklamalar ışığında davalıların müterafik sorumluluğunun tespiti gerekirse de şube-bölge istihbarat müdürlüğü-genel müdürlük krediler müdürlüğü ilgili genel müdür yardımcısı için %50 oran belirleneceği, davalı yönetim kurulu üyeleri için de tespit edilen kredi tutarları dikkate alınarak %50 üzerinden oransal olarak müterafik kusur tespit edildiği, bu doğrultuda kusur oranlarına göre hesaplamaların yapıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

Davalılardan ... ' ın yargılamanın devam esnasında vefat ettiği ve mirasçılarının mirası reddettikleri belirlenmiş , Aydın ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının uyap suretinin incelemesinde; davacıların ...,..., ...,..., miras bırakanın ..., davanın Mirasın gerçek reddi davası olduğu, mahkemenin 08/05/2023 tarihli kararı ile "...1-Davanın KABULÜ İLE, Aydın İli, Koçarlı İlçesi, ...

Mahallesi/köyü, Cilt No:...'de nüfusa kayıtlı, ...'dan olma,... doğumlu ...'ın, Aydın İli, Koçarlı İlçesi, ... Mahallesi/köyü, Cilt No:...'de nüfusa kayıtlı,...'tan olma,... doğumlu ...'ın, İstanbul İli, Fatih İlçesi,... Mahallesi/köyü, Cilt No:...'de nüfusa kayıtlı,...'tan olma, ... doğumlu ...'nin, İstanbul İli, Fatih İlçesi, ...Mahallesi/köyü, Cilt No:...de nüfusa kayıtlı,...'tan olma, ... doğumlu...'in, Aydın İli, Koçarlı İlçesi, ...

Mahallesi/köyü, Cilt No:...'de nüfusa kayıtlı iken 05/03/2022 tarihinde vefat eden ...'den olma, 15/02/1928 doğumlu ...'dan İNTİKAL EDEN MİRASI RET İSTEĞİNİN KABULÜNE, Ret Beyanının 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet Ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39. maddesi uyarınca mahkememiz nezdinde tutulan ÖZEL KÜTÜĞÜNE TESCİLİNE,..." karar verildiği, kararın 16/06/2023 tarihinde kesinleştiği, mahkemenin 04/01/2024 tarihli ek karar ile; "...TALEBİN KABULÜ İLE.

1-Mirası en yakın mirasçılarının tamamı tarafından reddedilen Aydın İli Koçarlı İlçesi ...

Mahallesi/Köyü Cilt No:...'de nüfusa kayıtlı...'den olma 15/02/1928 doğumlu ...'ın terekesinin 4721 sayılı TMK nun 612 maddesi gereğince İFLAS HÜKÜMLERİNE GÖRE TASFİYESİNE, 2-Terekenin tasfiye işlemleri için Aydın ...ulh Hukuk Mahkemesi yazı işleri müdürü ...'ın TASFİYE MEMURU OLARAK ATANMASINA,..." karar verildiği, işlemlere halen devam edildiğinin bildirildiği belirlenmiş, ... miras şirketi temsilcisine gerekli tebligat yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.

Davacılardan ...'nun yargılamanın devam esnasında vefat ettiği belirlenmiş, mirasçılara gerekli tebligat yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.

Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça, davalıların genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları dönemlerde yapmış oldukları usulsüz ve mevzuata aykırı işlemleri nedeniyle banka zararına yol açtıkları gerekçesiyle banka zararının tahsili için davalılar hakkında dava açıldığı,

Uyuşmazlığın; Bankacılık Mevzuatı ve bu Mevzuat' daki yollamalar doğrultusunda 6762 sayılı TTK' nin anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyeleri ve müdürlerin sorumluluğuna ilişkin 336 vd. 340 ve 342. maddenin yollaması ile 309. maddesine tabi olduğu,

Kredilerin açıldığı dönemde yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu' nun 86. II maddesinde; “ Türk Ticaret Kanunu' nun sorumluluğu gerektiren hükümleri saklıdır. ” düzenlemesi ile TTK hükümlerine atıf yapıldığı,

Kural olarak; yönetim kurulu üyelerinin şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamayacakları ancak 6762 sayılı TTK’ nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticilerin oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olacakları, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulünün gerektiği,

Türk Ticaret Kanunu' nun yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul ettiği, TTK’ nin 338. maddesinde; yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu olduklarının düzenlendiği,

Davalılardan ...'in 13/01/1995 -07/04/1999,...' ün 30/03/1995 - 12.01.2009, ...'in 29/08/1996-27/01/1999, ...'in 18/07/1996 - 12/01/1999,...'ın 18/07/1996 - 02/03/1999, ...' in 15.04.1994 - 14.03.1997, ...' nun 18/07/1996 - 14/03/1997 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi, davalı ...' ın 13/01/1995 - 07/07/1997 tarihleri arasında davalı .... ' in de 06.08.1997-08.06.1999 tarihleri arasında genel müdür oldukları,

Krediyi kullandıran İzmir şubesi elemanlarının yönetmeliğe aykırı olarak kredileri takibe alınmış firmaya kredi teklif etmeleri, firmaların devamlı olarak depasman yapmasına fırsat vermeleri, bu hususları kredi öneri formlarında belirtmemeleri, öz kaynaklarının yetersiz olduğu halde büyük yatırımlara giriştiği istihbarat raporlarında belirtilen grup şirketlerine kredi önermek suretiyle hatalı ve kusurlu olduğu, banka genel müdürlüğü krediler müdürlüğünün gruptaki firma hakkında açılan ilk kredi için kredilerin takip hesaplarına aktarılması talimatı vermesine rağmen teklif edilen kredi önerisinin olumlu görüşle yönetim kuruluna aktardığı,

kredi tespiti yapılmamış grup şirketlerine teminat mektubu verilmesi için talimat vermesi nedeniyle kusurlu olduğu, profesyonel yönetici olan genel müdürlerin dosyayı yeteri kadar incelememeleri nedeniyle ve sık sık kredi artışları yapmalarına karşılık yeterli dikkat ve özeni göstermemeleri, zamanında kredileri kat ederek takibe geçmemeleri, diğer banka ve şirketlerin takibe geçmesinden çok sonra kredileri kat etmeleri nedeniyle kusurlu oldukları , yönetim kurulu üyelerinin de sık sık artışlara dikkat etmedikleri,

genel müdürlükteki kredi dosyasını dahi incelemeyerek krediler müdürlüğünün notları ile yetinmeleri nedeniyle genel gözetim yükümlülüklerinin ihlali dolayısıyla kusurlu oldukları, davalı yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürlerin özen borcunu ihlal ederek kredi tahsis edilmemesi gereken dava dışı şirkete kredi tahsis ettikleri, olumsuz istihbarat raporlarına rağmen yeterli teminat almadan kredi açtıkları, açılan kredilerin ödenmediği, alacak için yapılan icra takiplerinin kısmen sonuçsuz kaldığı tüm davalılar yönünden sorumluluğunun maddi şartlarının gerçekleştiği,

Sorumluluk davasının açılabilmesi için; 6762 sayılı TTK' nin 341. Maddesi gereğince genel kurulca yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi ayrıca 6762 sayılı TTK' nin 380. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri ve müdürler hakkında banka genel kurulu tarafından açık veya bilançonun tasdiki suretiyle zımni ibra kararı alınmamış olması gerektiği,

Dava konusu edilen olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun 24/12/1999 tarihinde genel müdürlüğe iletildiği, söz konusu raporun bankanın TMSF' ye devrine kadar genel kurula sunulmadığı , banka yönetimi TMSF' ye devredilince 11/07/2002 tarihinde yapılan genel kurulda sorumluluk davası açılmasına karar verildiği ve 07/08/2002 tarihinde davanın açıldığı,

Yargılamanın devamı esnasında 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu' nun 133. maddesinde: “ Faaliyet izni kaldırılan bankaların tasfiyelerinin tamamlanması ancak iflas veya tasfiye masa alacaklarının tahsil edilememiş olması hâlinde, bankanın sorumlulukları tespit edilen ortakları, yönetim kurulu eski üyeleri ve denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın tazmini için tasfiyenin tamamlanmasını müteakip beş yıl içinde Fon tarafından dava açılabilir.

Fon bankalarının hisselerinin üçüncü kişilere devir veya intikali hâlinde banka tarafından, bankanın eski ortakları, yöneticileri ve denetçileri hakkında açılmış olan dava ve takiplere Fon tarafından kanunî halef sıfatıyla kaldığı yerden devam olunur. Bu dava ve takipler sonucunda hükmolunacak tutarlar Fona ait olur.

Bu bankaların başka bir bankaya devredilmesi ya da başka bir banka ile birleşmesi, hisselerinin üçüncü kişilere devredilmesi ya da tasfiyelerine karar verilmesi hâlinde, bu işlemlerin tamamlanmasını takip eden beş yıl içinde bankanın sorumlulukları tespit edilen yönetim kurulu eski üyeleri ve eski denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın Fon adına tazmini istemi ile Fon tarafından dava açılabilir.

Dava açılmasına dair Fon Kurulu kararı dava şartı olarak aranan genel kurul kararı yerine geçer ... ” düzenlemesinin bulunduğu, yine aynı Yasa' nın Geçici 16. Maddesinde “ Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir. ” düzenlemesinin bulunduğu,

5411 sayılı Yasa hükümlerinin geçmişe etkili olduğunun öngörülmesi sebebiyle davacı TMSF tarafından ibraz edilen 19/10/2006 tarih ve 506 sayılı davaya halef sıfatıyla devam kararının 5411 sayılı Yasa' nın 133. maddesi hükümleri gözönüne alınarak sorumluluk davasının açılması açısından yeterli sayılmasının gerektiği,

6762 sayılı TTK' nin 380. maddesine göre ibranın geçerli olabilmesi için; davaya konu kredi ile bilgilerin genel kurula sunulan şirket bilançolarında yer alması gerektiği, ibranın sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içereceği, açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konulardaki ibranın yok sayılmasının gerektiği,

bütün bu hususların genel kurulda ortaya konulup görüşüldükten sonra yöneticilerin sorumluluk halleri ve ortaklığa verdikleri zarar açıkça saptanıldığı halde genel kurulca sorumluluk davası açılmasına yer olmadığına ve ibraya karar verildiği takdirde böyle bir ibraya geçerlilik tanınabileceği, olayda bu anlamda bir ibranın olmadığı, davalıların ibralarının gerçekleşmediği ve sorumluluk davasının diğer koşulu olan ibra edilmemiş olmak koşulunun gerçekleşmiş olduğu,

Davanın, 6762 sayılı Yasa'nın 336. maddesinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluğuna ilişkin olduğu dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesinde ‘’Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.

Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.’’ hükmünün düzenlendiği , anılan yasal düzenleme uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcının şirketin dava açmaya yetkili organının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği, 5 yıllık sürenin başlangıcı da zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih olduğu ,

Dava dilekçesinde bahsedilen müfettiş raporunun 24/12/1999 tarihinde genel müdürlüğe iletildiği, söz konusu raporun bankanın TMSF' ye devrine kadar genel kurula sunulmadığı , banka yönetimi TMSF' ye devredilince 11/07/2002 tarihinde yapılan genel kurulda sorumluluk davası açılmasına karar verildiği ve 07/08/2002 tarihinde davanın açıldığı bu husus göz önüne alındığında 6762 sayılı TTK' nin 309.

Maddesinde belirtilen öğrenme tarihi ile ilgili 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından zamanaşımı başlangıcının kredi açılması ve kredi limitlerinin sürekli olarak yükseltilmesi nedeniyle zararlandırıcı eylemin devam ettiği göz önüne alınarak son olarak kredi limitinin yükseltilmesinin onaylanmasına yönelik 28/08/1997 tarihli 24 sayılı yönetim kurulu kararı tarihi olarak kabulünün gerektiği ,söz konusu tarih dava tarihi olan 07/08/2002 tarihi arasında 6762 sayılı TTK nun 309. maddedeki 5 yıllık sürenin dolmadığı ve davanın zamanaşımına uğramadığı,

Sorumluluk davasına konu banka zararının hesaplama açısından Mahkememizce hükme esas alınan 17/11/2022 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda belirtilen ve yapılan tahsilatlar mahsup edildikten sonra 29/08/2000 talep tarihi itibariyle belirlenen 1.325.857,66 TL ana para , 1.528.953,90 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 2.854.811,56 TL tutarında olduğu,

tüm davalıların bu zararın tamamından sorumlu oldukları, davalıların haksız eylemleri ile bankayı zarara uğrattıkları, davalıların sorumluluklarının haksız fiile dayalı olması sebebiyle haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği, davalıların davacı bankanın genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olup taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faiz oranının bulunmadığı,

işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların avans faizi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafça 29/08/2000 tarihinden sonra toplam 1.184.671,19 TL lik tahsilat yapıldığı, yapılan tahsilatın 29/08/2000 talep tarihi itibariyle belirlenen işlemiş faiz miktarından mahsubunun gerektiği bu mahsubun yapılması sonucu talep edilebilecek zarar miktarının 1.325.857,66 TL asıl alacak , 344.282,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.670.140,37 TL olduğu incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1.325.857,66 TL asıl alacak 344.282,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.670.140,37 TL alacağın asıl alacağa talep tarihi olan 28/09/2000 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

2-Alınması gerekli 114.087,28 TL harcın davalı tarafça tamamlanmasına,

3-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 5411 sayılı Yasa' nın 133/son maddesi hükmü gereğince hesap ve takdir edilen 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davalılar ... mirasçıları, ...,..., ....,... mirasçısı ..., ... mirasçıları ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden 5411 sayılı Yasa' nın 133/son maddesi hükmü gereğince hesap ve takdir edilen 30.000,00-TL tek maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... mirasçıları, ...,..., ....,... mirasçısı ..., ... mirasçıları ve ...'a verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan 189 davetiye gideri 5.103,00-TL, bilirkişi inceleme ücretleri 14.823,75-TL olmak üzere toplam 19.926,75-TL yargılama giderinin red ve kabule göre 5.437,00-TL' lik bölümünün davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan bölümünün davacı üzerinde bırakılmasına,

Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar Davacı vekili Av...le davalı ... vekili Av. ... bir kısım davalılar vekili Av.... ve Av..., davalı...ekili Av.... ile davalı asiller Muhsin mirasçısı... ile ... mirasçısı ...'nun yüzlerine karşı, diğer davalıların yokluğunda, açıkça okunup anlatıldı. 05/12/2024

Başkan ... · E-imzalıdır · Üye... · E-imzalıdır · Üye... · E-imzalıdır · Katip ... · E-imzalıdır

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/136, K. 2024/1015, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/136
Karar No
2024/1015
Tarih
5 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/181 K.2024/1037
  • İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/219 K.2024/1037
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/345 K.2024/952
  • Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/376 K.2024/882
  • İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/485 K.2024/1180
  • İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/486 K.2024/875

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.