KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2021
- Esas no
- 2017/343
- Karar no
- 2021/159
- Dava
- Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/03/2017
Karar Metni
1.411 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili aracılığı ile sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacının ev hanımı olup o güne kadar yaptığı birikimleri ile bir ev sahibi olabilmek maksadı ile 06/06/2003 tarihinde, kooperatifin sabit ödemeli ortağı olan ...'tan Bornova ...
Noterliği'nin... yevmiye nolu üyelik hakkı devir sözleşmesi ile ... nolu bağımsız bölüme ait üyeliği devralarak davalı kooperatifin anahtar teslim sabit ödemeli ortağı sıfatı ile üye olduğunu, aradan geçen 3 yıl gibi bir süre geçmesine rağmen sabit ödemeli ortaklık statüsünü tek taraflı kaldırmaya çalışmış ve davacının sabit ödemeli ortaklık statüsünü haksız bir şekilde ihlal eder nitelikte genel kurullarda kararlar almaya çalıştığını, davalı kooperatifin her yıl yaptığı genel kurullarda davacının sabit ödemeli ortaklık statüsünü yok sayarak onu da diğer ortaklarla bir tutar şekilde tek bir aidat borcu belirlemesi yaptığını,
davacının sabit ödemeli ortak olduğun dair kesinleşmiş karar mevcut olduğunu, kooperatifin davacı aleyhine her yıl yeniden aldığı aidat kararlarının iptali için davalar açıldığını, davalının davacının sabit ödemeli ortaklığını kabul ederek kendisine genel gider borcu olduğu iddiasıyla fahiş miktarda asıl alacak ve faiz talepli ihraç ihtarları gönderdiğini, davalıca davacıdan talep edilen genel gider miktarı gönderdiğimiz ihtara rağmen hiçbir şekilde açıklanmadığını, gelip kendiniz hesaplayın tarzında bir cevap verildiğini, bu hesabın teknik bilgi gerektirdiğini,
davacının ihraç baskısı ile istene ana para ve fazi ihtirazi kayıtla davalıya ödemek zorunda kaldığını, davalının talep ettiği asıl alacak miktarının içerisinde davacıdan istenmeyecek kalemlerde bulunduğunu, davacının istenen genel gider kalemleri yönünden hiçbir zaman temerrüde düşürülmediğini, davacıdan faiz istenemeyeceğini, ortada geçerli bir aidat kararı yokken faiz talep edilmesi imkanının bulunmadığını, davacının haksız yere yüklü miktarda talep edilen ödemeleri yapabilmek için maddi açıdan zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik davalıya ödenen 4.000,00-TL'nin yasal faizi ile istirdatına,
davacının maddi zararları için şimdilik 1.000,00-TL'nin yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi ve tensip zaptı davalıya 12/05/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
CEVAP
Davalı vekili aracılığı ile sunduğu 26/05/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, davacının uzun yıllar boyunca hiçbir bedel ödemeden üyeliğini sürdürdüğünü, davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi zarara uğrama durumunun bulunmadığını, davacının kredi çekip, taşınmaz satıp borçlarını ödemiş olması durumunun kendi tasarrufunda olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava tazminat davasıdır.
Davalı kooperatif kayıtları üzerinde dosya kapsamı da incelenmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, alınan 08/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda; dava dosyası ve davalı kooperatif merkezinde yapılan inceleme ve tespitler neticesinde;...
Konut Yapı Kooperatifi'nin peşin ödemeli ortak olduğu mahkeme kararlarıyla kesinleşmiş ve taraflarca da kabul edilmiş davacı ...'in kooperatif hissesini...'tan devraldığı 06.06.2003 tarihinden itibaren 2015 yılı dahil genel kurulda kabul edilerek kesinleşen genel gider ve altyapı giderlerine katılması Yargıtay uygulamalarının gereği olduğundan, ödemesi gereken toplam gider katkı payının 41.401,00 TL olduğu ve bu tutarın 9.118,94 TL'nin davacı tarafından ödenmiş olması nedeniyle davalı tarafından 23.08.206 tarihinde talep edilebilecek asıl alacak tutarının 32.282,06 TL, talep edilen asıl alacak tutarının ise 57.953,00TL olduğu,
davalı alacağı bilançonun genel kurulca kabulü ile kesinleşmesini müteakip bir aylık süre zarfında ödenmemiş olması nedeniyle hesaplanan toplam faizin 15.237,02 TL olduğu, bu tutarın 1.581,06 TL'sinin davacı tarafından ödenmiş olması nedeniyle davalı tarafından 23.08.2016 tarihinde göre talep edilebilecek faiz alacağı tutarının 13.655,96 TL, talep edilen faiz alacağı tutarının ise 20.495,00 TL olduğu, toplamda ise; ana para ve faiz alacağı olarak 23.08.2016 tarihine göre 45.938,02 TL talep edilmesi gerekirken.
78.448,00 TL talep edilmiş olduğu, netice itibarıyla; davacı ortaktan 23.08.2016 tarihli hesaplamalara göre 32.509,98 TL fazla tahsilat yapılmış olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Dosyanın taraf itirazları doğrultusunda daha önce rapor düzenleyen bilirkişiye tevdii edilmiş, alınan 22/03/2019 havale tarihli ek raporda; delillerin takdiri ve nihai değerlendirmenin Mahkemeye ait olmak üzere davacı ve davalı yan itirazları ile ilgili olarak yeniden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, % 9 faiz oranı ile 23.08.2016 tarihine göre davalı kooperatifin davacıdan 32.743,02TL fazla talep ve tahsil etmiş olduğu, davalı vekilinin itirazının yeniden değerlendirilmesinde asıl rapordaki sonucun değiştirecek bir sonuca varılmadığı,
davacı talebi yönünde Mahkemece faiz hesaplanmamasına hükmedilmesi halinde ise davacının 2016 öncesi ödemeleri toplamı 10.700,00 TL, 2016 yılında yaptığı ödemeleri 78.448,00 TL ve faizsiz gider katkı payı 41.267,66 TL olması nedeniyle ödemeleri toplamı olan 89.148,00TL'den 41.267,66 TL'nin tenzili ile 47.880,34 TL fazla talep ve tahsilât yapıldığı bildirilmiştir.
Dosyanın tarafların itirazları ve aidat ödenmemesi dolayısıyla zamanaşımına uğramış kalemler olup olmadığı, var ise hesabının yapılarak ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş olup, alınan 16/07/2019 havale tarihli 2. Ek raporda; zaman aşımına yönelik itirazlar yönünden hiçbir irdeleme yapılmadığı, hukuki bir konu olması nedeniyle takdirin mahkemeye ait olduğu, kooperatif alacaklarından zamanaşımına uğrayan tutar bulunup bulunmadığına karar verebilmek ve bir tarih tespit etmek için;
alacakların kaç yıllık zaman aşımına tabi olduğunun, zamanaşımını kesen ve durduran hallerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin takdir ve tespitini yapacak hukuk bilgi ve tecrübesi yanında davacı ile davalı arasındaki 2003 yılından beri süregelen ilişkinin, açılmış davaların tamamının ayrıntılarına vakıf olmak gerektiği, bu nedenle davacı borcunun zamanaşımına uğrayıp uğramadığının, uğramış ise davacının sorumluluğunun hangi hangi tarihten itibaren devam ettiğinin tespitinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Davacı vekili 11/12/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; fazlaya ve munzam zarara ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davalı kooperatifçe talep edilen genel gider bedelleri ve faizleri yönünden davacıdan fazla tahsil edilen 4.000,00 TL'nin 43.880,34 TL arttırarak 47.880,34 TL olarak davacının ödeme yaptığı 30.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yine davacının bu haksız ödemeleri yapabilmek için uğradığı maddi zararının şimdilik 1.000,00 TL'sinin zararın doğduğu tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava kooperatif ortağının yapmış olduğu ödemeler sebebiyle fazla yaptığı ödemelerin iadesi ile bu ödemeleri yapmak için uğramış olduğunu iddia ettiği 1.000TL zararın tahsili talebiyle açılmıştır.
Dosyamız kapsamında davalı kooperatifin ticari defter ve belgeleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan kök ve ek raporların denetime ve hüküm vermeye elverişli olduğu anlaşılmakla söz konusu belgelere göre davalı kooperatife davacının 47.880,34 TL fazla ödeme yaptığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı taraf söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığını iddia etmiş olsa da zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından bu husus esas hükümle birlikte değerlendirilmiştir.
Afyon ilinde bulunan taşınmaz yönünden davacı taraf davasını geri aldığını ifade etmiş olmasına rağmen HMK'da davanın geri alınması için davalı tarafın açık muvafakatinin bulunması gerektiği, bu anlamda mahkememiz 12.02.2021 tarihli celsesinde davalı tarafın açıkça bu geri almaya yönelik beyanı muvafakatinin olmadığını bildirdiği, bu sebeple bu yönden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Dosyamız kapsamında alınan bilirkişi raporlarına göre davacının ödeme yaptığı 30.09.2016 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği anlaşıldığından ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte 47.880,34 TL fazla ödenene rakamın tahsili yönünden karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı bu ödemeleri yapabilmek için zarara uğradığını iddia etmiş ise de bu konu da dosyamız kapsamında zararını ispatlayamadığı ve aynı zamanda alacağın faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği gözetilerek davanın zarar tazmini talebine yönelik kısmının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ... · E-imza E-imza
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/343, K. 2021/159, 12 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama