KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2020
- Esas no
- 2017/736 Esas
- Karar no
- 2020/427
- Dava
- Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
- Dava tarihi
- 21/06/2017
Karar Metni
1.323 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhinde açılan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette %19 hisse ile ortak olduğunu, şirketin diğer ortaklarının davacının babası ve eniştesi olduğunu, davacının 2011 yılına kadar şirkette fiilen hizmet ettiğini, 2011 yılından sonra diğer ortaklarca takınılan olumsuz tavır nedeniyle müvekkilinin fiilen şirketten uzaklaşmak zorunda kaldığını, bu tarihten itibaren şirket yönetiminin diğer ortaklarca yürütüldüğünü, şirketin işleyişi hakkında müvekkilinin bilgilendirilmediğini, toplantıya davet edilmediğini, hak ve alacaklar ile borçlar hakkında kendisine bilgi verilmediğini, ailevi ilişkilerin de koptuğunu,
müvekkili açısından ortaklık yapısının devamına imkan bulunmadığını, davalı şirket ortaklarının şirketin tek mülkü olan taşınmazı kredi borçlarının ödeneceği gerekçesiyle satmak istediklerini, ancak taşınmaz üzerinde 2009 yılında satın alınma aşamasında tesis edilen ipotek dışında herhangi bir ipoteğin bulunmadığını, bu durumun da davalı şirket ortaklarının müvekkiline sağlıklı bilgi vermediği ve ortaklığın devamının mümkün olmadığını gösterdiğini belirterek davacının ortaklıktan çıkmasına ve ayrılma akçesinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, şirketin bir aile şirketi olduğunu, davacının babası tarafından 1999 yılında kurulduğunu, bu tarihte davacının babasının davacıya bila bedel %40 hisse verdiğini, davacının babası tarafından aileyi bir araya getirmek için davacıya müvekkil şirket de çalışması için yapılan ısrar ve talep üzerine davacının davalı şirkette 2009-2011 yılları arasında çalıştığını, 2011 yılında kendi isteği ile şirketteki işinden ayrıldığını, davacıya şirket ile ilgili bilgiler verildiğini, davacının kendi isteğiyle toplantılara katılmadığını,
yurt dışı bedellerinin geç gelmesi ve fabrikalar ile bankalara ödeme zorunluluklarının olması sebebiyle oy çokluğu ile 22/06/2012 tarihinde alınan sermaye artırımı kararı ile davacının şirketteki hisse oranının %1.9 olduğunu, bu bilginin davacıya iletildiğini, ancak davacının imzaya gelmediğini ve toplantıya katılmadığını, mevcut duruma sebebiyet veren kişinin davacı olduğunu, müvekkili şirketin 2017 yılında maddi sıkıntı içerisine girdiğini, şirket adına kayıtlı taşınmazın satılarak şirketin kredilerin kapatılmasının en doğru karar olması nedeniyle davacıya bu hususun bildirildiğini,
ancak davacı ortağın üzerine düşen asli görev sorumlulukları yerine getirmediğini, davacının kendi lehine menfaat sağladığı, şirketin amacına zarar veren davranışlarda bulunduğunu belirterek açıklanan nedenlerle tedbirin kaldırılmasına, davacının ortaklıktan çıkartılmasına, davacının şirket ortağı olarak pay bedellerinin kendisine ödenmesi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, limited şirket ortağı olan davacının 6102 sayılı TTK'nın 638. maddesi kapsamında ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesinin davalıdan tahsili isteğine ilişkindir.
DELİLLER
-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 31/07/2017, 15/11/2018-25/02/2020 tarihli yazıları ve eki, -Konak Tapu Müdürlüğü'nün 15/11/2018 tarihli yazısı ve eki, -Kuşadası Tapu Müdürlüğü'nün 25/02/2020 tarihli yazısı, -Mahkememizce taşınmaz mahallinde 15/02/2019 tarihinde gerçekleştirilen keşif, -Gayrımenkul değerleme uzmanı bilirkişi ...'ın 22/02/2019 tarihli kök raporu ile 09/05/2019 tarihli ek raporu, -Bilirkişi ...'ın 29/07/2019 tarihli raporu, -İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... dava dosyası.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “limited şirketlerde çıkma” kavramı üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusudur. Ortakların pay hakkı, şirket kârına katılma hakkı gibi mali haklarının yanı sıra, oy kullanma hakkı, ortaklığı yönetim ve idare hakkı gibi şahsi hakları mevcuttur.
Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biri de dava tarihinde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 638. maddesinde düzenlenen, ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır.
Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6102 sayılı TTK’nin 638. maddesi gereğince ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir.
6102 sayılı TTK’nin 638/1. maddesi “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir.
Şirket sözleşmesi ile ortaklara tanınan çıkma hakkı, hukuki açıdan onlara tanınmış bozucu yenilik doğuran bir haktır. Ortak bu hakkını kullanıp çıkma iradesini ortaklığa ulaştırdığında çıkma gerçekleşir, ayrıca bu beyanın şirket tarafından kabulüne gerek yoktur.
Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı TTK’nin 638/2. maddesinde yer alan “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir.
Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur.
Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir. Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve dosya kapsamında toplanan tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde; davacının iş bu dava ile limited şirkette ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesinin davalıdan tahsili talebinde bulunduğu, mahkememizce bu talep doğrultusunda taraf delillerinin toplandığı, davalı şirkete ait taşınmaz için bilirkişi aracılığıyla kıymet takdiri yapıldığı ve davalı şirketin mal varlığının tespiti için mali müşavir bilirkişilerden rapor alındığı, ancak davacı tarafından davalı şirketin 26/06/2012 tarih ve ... sayılı sermaye artırımına ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali istemiyle 06/07/2017 tarihinde İzmir ...
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasında açılan davada mahkemece 29/12/2017 tarih ve ...Karar sayılı ilamla davanın kabulü ile sermaye artırımı kararının yoklukla malul ve batıl olduğunun tespitine karar verildiği, kararın 23/02/2018 tarihinde kesinleştiği, bu karar nedeniyle davalı şirketin esas sermayesinin 6102 sayılı TTK'ya göre yasal 10.000,00 TL'lik sermaye sınırının altında kaldığı, davalı şirketin 06/03/2018 tarihi itibariyle münfesih hale geldiği, 30/12/2019 tarihi itibariyle de tasfiye sürecine girdiği, dava konusu taleplerin tasfiye nedeniyle konusuz kaldığı,
6100 sayılı HMK'nın 331. maddesine göre yargılama giderleri yönünden de kesinleşen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyası göz önüne alınarak yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
E-İMZA
Hakim ...
E-İMZA
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/736, K. 2020/427, 23 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama