İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1005 K.2023/285

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

Esas2022/1005Karar2023/285Tarih14 Nisan 2023Okuma11 dk · 2.245 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
14 Nisan 2023
Esas no
2022/1005 Esas
Karar no
2023/285
Dava
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Dava tarihi
19/12/2022
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.245 kelime·11 dk okuma·6 bölüm

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

İDDİA VE TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Müvekkili ile davalı şirket arasında araç (otobüs) satışı için anlaşma yapıldığı ve 20.06.2022 tarihinde müvekkili tarafından davalı şirket hesabına 50.000TL 'araç satış bedeli avans ödemesi' notu ile gönderildiği, aradan geçen süre zarfında müvekkile herhangi bir araç satışı veya teslimi yapılmadığı, müvekkilin defalarca talebine rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir dönüş yapılmadığı, ödediği bedelin iadesinin yapılmadığı için müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine İzmir ...

İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile cebri icra takibine girişildiği, davalı şirketin icra takibine 15.08.2022 tarihinde haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiği, 2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca harici satışların geçersiz olduğu, hukuken geçersiz sözleşmelerde tarafların aldıklarını aynı anda iade etmekle mükellef oldukları, bu kapsamda şekil şartına uyulmadan yapılan sözleşme kapsamında davalı şirkete ödenen 50.000TL araç satış bedeli avans ödemesinin müvekkile iadesi gerekli olduğunu belirterek davalı-borçlunun vaki itirazının iptaline, icra inkar tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP VE SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin haksız olup reddi gerektiği, öncelikle davacının iddiasının aksine müvekkili şirket tarafından araç satış veya tesliminin gerçekleştirilmediği olgusunun doğru olmadığı, bilakis davacının kendisi tarafından alım satım işinden vazgeçildiği, bu doğrultuda ödenen paranın davacının iddiasının aksine sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değerlendirilemeyeceği, zira ödenen paranın cayma parası olduğu, davacı tarafından bizzat alım satım işinden vazgeçildiğinden cayma parasının iadesinin mümkün olmadığı,

kaldı ki icra takibi açılmadan önce davacının müvekkili şirket ile iletişime geçmediği, doğru düzgün herhangi bir bilgi vermediği, ayrıca takip öncesi müvekkili şirkete paranın iadesi talepli herhangi bir bildirim yapmadığı veya ihtarname göndermediği, zira dava konusu alacak likit olmayıp yargılamaya muhtaç olduğundan yerleşik Yargıtay kararları gereği icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVA

Dava ticari satım kapsamında yapılan avans ödemesinin iadesi amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir.

DELİLLER

-İzmir ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası, -İzmir Vergi Dairesinin 30/12/2022 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 04/01/2023 tarihli yazısı, -İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasının 30/12/2022 tarihli yazısı, -Davacı tarafından sunulan ödeme dekontu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların irdelenmesinde yarar vardır.

Türk Borçlar Kanunu’nun “Genel Hükümler” başlıklı birinci kısmının “Borç İlişkilerinde Özel Durumlar” başlıklı dördüncü bölümünün üçüncü ayrımında bağlanma parası, cayma parası ve ceza koşulu (TBK m. 177-182) bir arada düzenlenmiştir. Kanun koyucunun bu üç farklı kurumu aynı çatı altında düzenlemiş olmasının sebebi, aralarındaki benzerliklerdir. Bu üçü, aralarında birçok yönden benzerlikler bulunmasına rağmen, aslında nitelik olarak birbirinden farklı kavramlardır. Özellikle ceza koşulu diğer kurumlardan epey farklı özellikler taşımaktadır.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 156. maddesinde, hem pey akçesi (bağlanma parası) hem de cayma parası düzenlenmiştir. Daha önce tek bir maddede düzenlenen bu iki kurum TBK’da iki farklı maddede kaleme alınmıştır. TBK’nın 177. maddesinde bağlanma parasına yer verilirken, 178. maddesinde ise cayma parası açıklanmıştır.

Somut olaya uygulanması gereken TBK’nın “Bağlanma parası” başlıklı 177. maddesi;

“Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır.

Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür.” şeklinde olup;

Türk Borçlar Kanunu'nun “Cayma parası” başlıklı 178. maddesi;

“Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.” hükmünü içermektedir.

Bağlanma parası (pey akçesi), sözleşme yapılırken bir kişinin vermiş olduğu paradır. Kaparo olarak da adlandırılan bu para cayma parası değildir. Sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça bu para, alacaktan düşülür (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 119, 120).

Bağlanma parasının (pey akçesi) amacı, hem sözleşmenin yapıldığına delil oluşturmak hem de kısmi ifadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu Halûk/Altop Atillâ: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 338). Bağlanma parası, sözleşmenin geçerli olması için gerekli bir şekil şartı olmayıp sözleşmenin kurulduğu yönünde ispat aracıdır.

Sözleşme yapılır yapılmaz taraflardan birinin diğerine bir miktar para vermesinin ne gibi bir maksada dayandığı açık bir şekilde anlaşılamıyorsa verilenin bağlanma parası (pey akçesi) olduğu karine olarak kabul edilir (Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 339). Verilen paranın cayma parası olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamak durumundadır.

Borçlar Kanunu’nda, aksi sözleşmede belirtilmedikçe veya yerel âdet aksini göstermedikçe, bu paranın esas alacaktan düşülmeksizin alacaklıya bırakılacağı düzenlenmiş olmasına karşın TBK’da, BK’daki bu düzenlemeden vazgeçilerek bağlanma parasının asıl alacaktan mahsup edileceği belirtilmiştir [(BK m. 156/2), Yavuz, Nihat: Borçlar Hukuku, Ankara 2018, s. 525)].

Sözleşmenin butlan veya iptal gibi nedenlerle geçersiz hâle gelmesi durumlarında ise verilmiş olan bağlanma parasının akıbetini ortaya koymak gerekir. Bu durumda, bağlanma parası olarak parayı alan kişinin, aldığı parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre (TBK m. 77-82) iade etmesi gerekecektir. Çünkü bağlanma parası tahakkuk etmeyen bir sebep dolayısıyla verilmiş olacaktır. Bağlanma parası fer’î (yan) bir hak olması nedeniyle bağlı olduğu asıl sözleşme geçerli değilse, yan hak olan bağlanma parası da geçerli olmayacaktır (Yavuz, s. 525; Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 340).

Cayma parası ise; kişiye sözleşmenin yapılması sırasında verdiği şeyi (parayı) yitirme pahasına dilediği zaman sözleşmeden dönme hakkını sağlayan bir paradır, şeklinde tanımlanmaktadır (Türk Hukuk Lûgatı, s. 206).

Sözleşmenin yapılması sırasında taraflardan biri diğerine bir miktar para verir ve aralarındaki açık ya da örtülü anlaşmaya göre parayı veren verdiği parayı karşı tarafta bırakması karşılığında sözleşmeden cayma yetkisine sahip olursa, burada cayma parası söz konusu olur.

Cayma parası taraflara sözleşmeden dönme yetkisi verir. Cayma parasını veren taraf, verdiğini karşı tarafa bırakmak suretiyle, karşı taraf ise aldığının iki katını, cayma parasını verene vermek suretiyle sözleşmeden dönebilir. Görüldüğü üzere, cayma parası taraflardan her ikisine de sözleşmeden cayma hakkı vermektedir. Asli edim ifa edildikten sonra, sözleşmeden dönmek mümkün değildir. Taraflar sözleşmeden dönmezlerse, cayma parası onu alanın alacağına mahsup edilir (Nomer, Haluk: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2021, s. 527).

Bu noktada cayma parasının taraflara seçimlik bir yetki vermesi özelliği karşımıza çıkmaktadır. Bu seçimlik yetki şu şekildedir: Taraflar isterlerse sözleşmeyi ifa ederler, isterlerse cayma parasını ödeyerek sözleşmeden cayabilirler.

Bağlanma parasında olduğu gibi cayma parasının istenebilmesi için de sözleşmenin geçerli olması gerekmektedir. Çünkü cayma parası da bir fer’î (yan) bir borçtur. Bu sebeple, sözleşme herhangi bir nedenle geçersiz ise, artık cayma parasından da söz edilemeyecektir. Sözleşme geçersiz olmasına rağmen, cayma parasının verilmesi durumunda, alınmış cayma parasının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilmesi gerekecektir.

Nitekim anılan hususlara Hukuk Genel Kurulunun 10.03.2022 tarihli ve 2019/(19)11-722 E., 2022/297 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

İtirazın iptali davası ise; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i) İlamsız takip yapılmış olması,

ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,

iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.

Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan (avans iadesi) alacağına istinaden İzmir...

İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 50.000,00 TL alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 14/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun tarihinde yasal süresi içerisinde 18/05/2022 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, aynı tarihte icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, takibin durduğu,

davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını ikame ettiği ve davalının itirazının takibe konu asıl alacak üzerinden iptalini talep ettiği, davacının davalı ile ticari araç satımına ilişkin anlaşma yaptığı, bu anlaşma kapsamında davalıya 50.000,00 TL avans ödemesi yaptığı, davalının aracın satışını ve teslimini yapmadığı, davalıya yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığı, davalıdan alacağının bulunduğu ve takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalının ise davacının alım satım işinden kendisinin vazgeçtiği, davacıdan tahsil edilen paranın cayma parası olduğu,

cayma parasının iadesinin mümkün olmadığı, bildirim ve ihtar olmadan icra takibine girişilmesinin kötü niyetli olduğunu savunduğu, taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu, davacının davalıya 50.000,00 TL ödeme yaptığı ve satıma konu malın davacı alıcıya teslim edilmediği ihtilafsız olup, davacının bu ilişki kapsamında yapmış olduğu ödemenin iadesini isteyip isteyemeyeceği, davalının söz konusu ödemeyi cayma parası olarak alıkoyma hakkı bulunup bulunmadığı, davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu,

takipte talep edilen faiz oranının uygun olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır.

Mahkememizce yapılan araştırmada davacının ticaret sicil ve esnaf kaydının bulunmadığı ancak geliri itibariyle 2.sınıf tacir olarak vergi kaydının bulunduğu ve tacir sayılan kişilerden olduğu anlaşılmakla her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir. Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu 20/06/2022 tarihli ödeme dekontuna göre davacının aynı tarihte davalıya "araç satış bedeli avans ödemesi" açıklaması ile davalıya 50.000,00 TL ödeme yaptığı görülmüştür.

Davalının davacı tarafından yapılan ödemenin cayma parası olduğunu savunduğu, verilen paranın cayma parası olduğunu iddia eden davalının bunu ispatlamak durumunda olduğu, davalı tarafından bu hususta davacıdan sadır herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı, mahkememizce bu husus nazara alınarak davalıya yemin hakkının hatırlatıldığı, davalının 10/03/2023 tarihli dilekçesi ile yemin deliline başvurduğu ve yemin metnini sunduğu, davacı asilin 14/04/2023 tarihli celseye bizzat katılarak yeminini eda ettiği, davalıya yapılan ödemenin kaparo olduğu, cayma parası olmadığını bildirdiği,

ayrıca davacı tarafından sunulan ödeme dekontunda söz konusu bedelin avans olarak ödendiğine ilişkin kayıt bulunduğu, bu nedenle bu ödemenin niteliği itibariyle pey akçesi (bağlanma parası) olduğu, bağlanma parasının (pey akçesi), sözleşme yapılırken bir kişinin vermiş olduğu para olduğu, kaparo olarak da adlandırılan bu paranın cayma parası olmadığı, sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayıldığı, aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça bu paranın alacaktan düşüldüğü, bağlanma parasının (pey akçesi) amacının, hem sözleşmenin yapıldığına delil oluşturmak hem de kısmi ifa olduğu,

bağlanma parasının, sözleşmenin geçerli olması için gerekli bir şekil şartı olmayıp sözleşmenin kurulduğu yönünde ispat aracı olduğu, Borçlar Kanunu’nda, aksi sözleşmede belirtilmedikçe veya yerel âdet aksini göstermedikçe, bu paranın esas alacaktan düşülmeksizin alacaklıya bırakılacağı düzenlenmiş olmasına karşın TBK’da, BK’daki bu düzenlemeden vazgeçilerek bağlanma parasının asıl alacaktan mahsup edileceğinin belirtildiği,

sözleşmenin butlan veya iptal gibi nedenlerle geçersiz hâle gelmesi durumlarında verilmiş olan bağlanma parasını alan kişinin, aldığı parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre (TBK m. 77-82) iade etmesi gerektiği, çünkü bağlanma parasının tahakkuk etmeyen bir sebep dolayısıyla verilmiş olacağı, davalı tarafından davacıya satımı taahhüt edilen aracın teslim edilmemiş olması sebebiyle davacının davalıya yapmış olduğu ödemenin iadesini talep edebileceği, bunun için davalıya takip öncesinde ihtar veya bildirimde bulunmasının zorunlu olmadığı, davacının takip öncesi dönem yönünden işlemiş faiz talebinin bulunmadığı,

takip tarihinden itibaren yasal faiz talebinin bulunduğu, davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu ancak davacı tarafından takipte yasal faiz talep edilmekle taleple bağlı kalınması gerektiği, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davanın KABULÜ ile, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA,

2- 50.000,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 10.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3-Alınması gerekli 3.415,50 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 603,88 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.811,62 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 603,88 TL peşin harç, 163,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 847,58 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,

5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,

6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,

7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.14/04/2023

Katip ... Hakim...

E-İMZA E-İMZA

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1005, K. 2023/285, 14 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İddia Ve Talep
  4. Cevap Ve Savunma
  5. Dava
  6. Deliller
  7. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  8. E-imza E-imza
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/1005
Karar No
2023/285
Tarih
14 Nisan 2023

İlgili Kararlar

  • İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1005 K.2023/366
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2022/1005 K.2023/302
  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1006 K.2023/350
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1006 K.2023/569
  • İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1007 K.2023/328
  • Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1007 K.2023/363

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.