KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2023
- Esas no
- 2022/671
- Karar no
- 2023/663
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 03/09/2022
Karar Metni
1.572 kelime·8 dk okuma
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalının .... Küçükçekmece İstanbul adresindeki ticarethanesi için müvekkil şirket ile davalı arasında... sözleşme hesap nolu abonelik sözleşmesinin düzenlendiğini ve davalıya bu sözleşme çerçevesinde elektrik enerjisi tedariki sağlandığını, davalı tarafça 30.06.2021, 31.08.2021 ve 20.09.2021 düzenlenme tarihli faturaların ödenmemesi üzerine faturaların tahsili amacıyla Merkezi Takip Sisteminin...
Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takipte talep edilen miktarın asıl alacak olarak 3.586,05 TL, işlemiş faiz olarak 20,84 TL ve faizin KDV'si olarak 3,75 TL olmak üzere toplam 3.660,73 TL olduğunu, davalının takibe 11.10.2021 tarihinde itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalı tarafa faturaların tebliğinin akabinde faturalar hakkında bilgi verildiğini, ödenmemesi nedeniyle sonraki süreçte de bilgilendirmeler yapıldığını, ancak sonuç alınamadığını, davalı tarafından itirazın kötü niyetli ve zaman kazanmak için yapıldığı,
bu süreçte davalının alacaklılarından mal kaçırmaya giriştiğinin anlaşıldığını, müvekkil şirketin alacağının rehinle temin edilmediğini, bu nedenle ihtiyati haciz talep etme zorunluluğunun doğduğunu, İddia etmek suretiyle itirazın iptalini ve takibin devamını icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf dosyaya cevap dilekçesi sunmamıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe
Elektrik Mühendisi ...'nın 29/05/2023 Tarihli Bilirkişi Raporunda. Takibe konu edilen 2021/06 ve 2021/07-08 dönem faturaları taraflar arasındaki ikili anlaşmaya ve bu tarihlerde geçerli EPDK tarifelerine göre kontrol edildiğinde, faturaların ikili anlaşmaya ve EPDK tarifelerine uygun olarak düzenlendiği, taraflar arasındaki ikili anlaşma'nın “Gecikme Faizi' başlıklı bölü “Faturaların zamanında ödenmemesi durumunda.
Müşterinin Tüketici Kanunu kapsamında tüketici sayılması halinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. Maddesinde belirtilen faiz oranı ve KDV günlük olarak uygulanır.
Sözleşme tarihi itibariyle iş bu bent kapsamında uygulanacak gecikme faiz oranı aylık %1,6 olduğu ve diğer hallerde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. Maddesine göre belirlenen aylık faiz oranına 1(bir) puan ilave edilmesi ile bulunacak oranda gecikme faizi ve KDV günülük olarak uygulanacaktır. Sözleşme tarihi itibariyle bu bent kapsamında uygulanacak gecikme faiz oranı aylık 962,6 olarak hesaplanmıştır.
Hükümlerinin yer aldığı, tarafla arasındaki 'İkili Anlaşma'da bu orana aylık 961 puan ilave edileceği belirtildiğinden davalıya uygulanacak oran aylık %2,6 yıllık %31,2 olmakta olduğu, ödenmeyen faturalar için son ödeme tarihinden icra takip tarihine kadar gecikme zammı hesaplandığında davalının icra takip tarihi itibariyle borcunun 3.673,51 TL olduğu tespit edilmiştir.
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir.
İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.
Hukuki dinlenilme hakkı, çekişmeli veya çekişmesiz bütün yargılama işlemleri ve icra ve iflas takipleri, tahkim , geçici hukuki korumalar, alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ve benzeri bütün iş ve işlemler bakımından geçerli bir ilkedir. 6100 sayılı yasada adil yargılanma hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak ispat hakkı sınırlarıyla birlikte düzenlenmiştir.
İspat hakkı, iddia ve savunmanın delillendirilmesini ve mahkemenin, yasal engel bulunmadıkça bu delilleri inceleyerek değerlendirmesi zorunluluğunu içerir. İspatın konusu vakıalardır. Vakıalar dışındaki hususlar ispatın konusu olamaz. Delilin, o vakıa hakkında dinlenebilir delil olup olmadığına Hakim karar verir. İspatın konusunu oluşturan vakıalar, uyuşmazlığı çözümünde etkili olabilecek, tarafların üzerinde anlaşamadıkları, çekişmeli vakıalar olmalıdır.
Herkesçe bilinen vakıalar ile ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. Çekişmeli sayılmadıkları için de ispata konu edilemezler. Her davada olduğu gibi, itirazın iptali davalarında da ispat yükü büyük önem taşır. Kendisine ispat yükü düşen taraf bunu yerine getirmezse, açtığı ya da aleyhine açılan davayı kaybeder. 4721 sayılı yasanın 6. Maddesine göre; ”kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
İtirazın iptali davalarında, davacının davalı ile aralarında mevcut olduğunu iddia ettiği hukuki ilişkiyi ve buna dayanarak borcun varlığını ispat etmesi bu yönde delil göstererek ispat hakkını kullanması gerekir.
Bu davalarda davalı ise borcunun olmadığını yahut ödediğini, borcu bulunmakla birlikte maddi hukuka ilişkin ya da usul hukukuna ilişkin sebeplerden dolayı borcu ödeme zorunluluğunun bulunmadığını, kendisinin, davacının iddia ettiği ilgili hukuki ilişkinin tarafı olmadığı gibi hususları ispat etmek bu yönde savunmalarını delillendirmek zorundadır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir.
İtirazın iptali davası, borçlunun itiraz etmiş olduğu takip konusu alacağın tahsiline yönelik bir eda davasıdır. Mahkemenin dava sonucunda vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Bundan dolayı davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
İtirazın iptali davasının açılacağı; itirazın alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren 1 yıllık süre, dava şartlarından ve hak düşürücü süre niteliğinde olup, resen dikkate alınması ve 2004 sayılı yasanın 19. Maddesi hükmüne göre hesaplanması gerekir.İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür.
İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir. İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir.
Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır. Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez.
Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür.
Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir.
Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez.
İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir.
Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir.
Son olarak davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın faturaların ödenmemesi sebebiyle davalıya yönelik icra takibinde bulunduğu, tahakkuk ettirilen faturaların elektrik enerjisi kullanım bedellerine ilişkin olduğu, bu husustaki hesaplamanın 6100 sayılı yasanın 266/1 maddesi gereği özel ve teknik hesaplama hususunda ve uyuşmazlık alanında bilgi gerektirdiği, bundan ötürü elektrik elektronik mühendisi tarafında elektrik piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliği ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne ve fatura alacağı likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
19/09/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/671, K. 2023/663, 19 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama