KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Esas no
- 2023/358 Esas
- Karar no
- 2024/1073
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/04/2023
Karar Metni
2.085 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirket tarafından Eğitim Merkezine,...
Bankası... nolu 31/03/23 tarihli 53.500,00 TL, ... nolu 30/04/23 tarihli 53.500,00 TL, ...olu 31/05/23 tarihli 53.500,00 TL, ... nolu 30/06/23 tarihli 53.500,00 TL,... nolu 31/07/23 tarihli 53.500,00 TL ve... nolu 31/08/23 tarihli 53.500,00 TL bedelli olmak üzere toplam 6 adet çeki avans olarak verdiği, avans çeklerinin güven ilişkisine dayalı olarak verildiği, müvekkili şirket yetkilisi tarafından tediye makbuzu hazırlandığı, karşı tarafın tediye makbuzunu imzalamaktan imtina ettiği, çek asıllarının kuruma teslim edildiği, çeklerin fotokopisi dahi elinde bulunmadığı ilk çekin ödeme günü 31/03/2023 olup bankaya ibraz edildiği,
diğer çeklerin ise henüz ödeme tarihi gelmediği, ancak çeklerin sıralı olması, takip açıldıktan sonra icra takibinin durdurulabilmesi için borcun tamamının depo edilmesinin zorunlu olması ve menfi tespit yargılamasının uzun sürmesi nedenleriyle tüm çekler için müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı şirket yetkilisi...i'nin 31/12/2022 tarihine kadar ...nde, merkezin müdürü olarak çalıştığı, söz konusu Eğitim Merkezinin İzmir Ayakkabıcılar Odasına bağlı bir kuruluş olup burada hem üretim faaliyetleri gerçekleştirilmekte hem de sektöre çırak yetiştirildiği, İzmir Ayakkabıcılar Odasına yeni başkan ve yönetimin gelmesi ile birlikte 2014 yılından sonra söz konusu okulun daha faal hale gelmiş eğitimlere hız vermiş 200' ün üzerinde çırak eğitim merkezinde eğitim aldığı, sertifika verilerek mesleğe kazandırıldığı, Çıraklık Eğitim Merkezindeki bu kurs İŞ-KUR ve oda işbirliği ile gerçekleştirildiği,
dava konusu çeklerin kira sözleşmesi için verilmiş avans çekleri olmadığı, Eğitim Merkezinin ve özellikle...'nın desteklediği proje kapsamında çalıştırılan makinelerin herhangi bir kişiye yada kuruma kiralanmasının da mümkün olmadığı, ayrıca davacı tarafın müvekkile birden fazla çek verildiği, çek bedellerinin faturayla uyumlu olduğu, belirtmiş olduğumuz tutanak ve belgelerin davacının iddialarının tam tersini ortaya koyduğunu belirterek açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit isteğine ilişkindir.
DELİLLER
-... A.Ş nin 02/10/2023 tarihli yazısı ve eki, -İzmir CBS nin ...oruşturma sayılı dosya sureti, -...A.Ş'nin 21/12/2023 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Vergi Dairesinin 09/01/2024 tarihli yazısı ve eki, -Bilirkişi ...n 15/01/2024 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Çek ve bono bir kambiyo senedidir. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
İİK'nın 72/5. maddesi gereğince borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu alacaklıya ödemiş olursa açılmış olan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir. Bu durumda borçlunun menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülerek devam edilmesi için bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Borcun ödenmiş olduğunu öğrenen mahkemenin yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam etmesi gerekir(Çavdar, Seyit, İtirazın İptali,Borçtan Kurtulma, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, Ankara, 2007,s.803).
Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir.
Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir.
Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır.
Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK. 190. madde gerekçesi).
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı ile çıraklık eğitim merkezinin kiralanması hususunda anlaştığı, bu kapsamda davaya konu 6 adet çekin davalıya avans olarak verildiği, davalının yazılı kira sözleşmesini imzalamaktan imtina ettiği ve söz konusu merkezi kiralamaktan vazgeçtiği, çeklerin bedelsiz kaldığı ancak davalı tarafından çeklerin iade edilmediği, davalı tarafından fatura keşide edilmiş ise de faturaya konu mal ve hizmetin kendisine teslim edilmediği iddiası ile işbu davayı ikame ettiği, davalının ise zamanaşımı definde bulunduğu,
davacı ile aralarında herhangi bir kira ilişkisi bulunmadığı, davacı yetkilisinin çıraklık eğitim merkezi müdürü olarak çalıştığı, kurumun niteliği itibariyle üçüncü bir kişiye kiralanmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından sunulan sözleşme ve eklerinin imzalı olmadığı, yazılı delil başlangıcı niteliğine haiz olmadığı, davacı şirketin bedeli karşılığında kendilerine iş yaptırdığı, ayrıca davacı şirket yetkilisi ve merkez müdürü olan ...nin kendilerinin bilgisi haricinde üçüncü kişilere hizmet verdiği,
davacı tarafından bedeli ödenmeyen mal ve hizmetler ile üçüncü kişilere sunulan hizmetler nedeniyle davalı kurumun uğradığı zarara ilişkin olarak söz konusu çeklerin verilmiş olduğu, çeklerin avans çeki olmadığı ve bedelsiz olmadığını savunduğu, taraflar arasında davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, kira ilişkisi bulunup bulunmadığı, dava konusu çeklerin avans çeki olup olmadığı, çeklerin bedelsiz kalıp kalmadığı ve davacının çekler nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından dava konusu çeklerin taahhüt edilen kira sözleşmesi ilişkisi kapsamında davalıya verilmiş olduğu iddia edilmesine rağmen davalı tarafından kira ilişkisinin ve taahhüdün kabul edilmediği, davacıya verilen mal ve hizmet karşılığında çeklerin düzenlendiğinin savunulduğu, davanın konusunun kambiyo senedi niteliğindeki çeklere ilişkin olduğu, uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle mutlak ticari dava olduğu ve mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir.
Davalı tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de, zamanaşımı definin borcu ortadan kaldıran hallerden biri olduğu ve borçlu olan kimse tarafından ileri sürülebileceği, çek alacaklısı konumunda bulunan davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu çeklerin... Bankası A.Ş'ye ait, keşidecisi ...Mühendislik Projeleri Teknoloji San ve Tic. Ltd Şti, lehtarı İzmir ... Odası İşletmeler Üstü Çıraklık Eğitim Merkezi, 31/03/2023 keşide tarihli,... seri nolu, 30/04/2023 keşide tarihli,... seri nolu, 31/05/2023 keşide tarihli,...seri nolu, 30/06/2023 keşide tarihli, ... seri nolu, 31/07/2023 keşide tarihli,...seri nolu ve 31/08/2023 keşide tarihli,... seri nolu sıralı çekler olduğu, anılan bankanın 02/10/2023 tarihli cevabı yazısına göre...seri nolu çeklerin ibraz edilmediği, diğer çeklerin ibraz edildiği, ancak karşılıksızdır işlemi yapıldığı görülmüştür.
İzmir CBS'nin ...soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde, müştekinin..., ..., şüphelinin ..., soruşturma konusunun bina içerisinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçu olduğu, müştekilerin İzmir Ayakkabıcılar Odasına bağlı çıraklık merkezinde bulunan makinaların şüpheli tarafından hırsızlandığı iddiası ile şikayetçi olduğu, yürütülen soruşturma neticesinde 29/08/2023 tarih ve ... sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 05/10/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve davaya konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda 22/09/2023 tarihli celsede taraflara 2021-2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, tarafların ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği,
mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 15/01/2024 tarihli raporunda, tarafların davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, dava konusu 6 adet çekin tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından düzenlenen 23/02/2023 tarihli 160.496,64 TL'lik fatura ile 31/03/2023 keşide tarihli...seri nolu 53.500,00 TL bedelli çekin davalı defterlerinde kayıtlı olduğu halde davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı,
dava tarihi itibariyle davalının kendi defterlerine göre davacıya 107.003,36 TL(321.000,00-213.996,64) borçlu olduğu, 01/08/2023 tarihi itibariyle ise de davalı tarafın davacı taraftan 160.496,64 TL alacaklı olduğu, çek bedellerinin davacı tarafından ödenmediği, muhatap bankaya ibraz edilen karşılıksız çıkan 4 sebebiyle alınan 24.000,00 TL'lik banka sorumluluk bedelinin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Somut olayda, davacı tarafından dava konusu çeklerin davalı tarafından taahhüt edilen kira sözleşmesine istinaden avans olarak verildiğinin iddia edildiği, davalı tarafından bu iddianın kabul edilmediği, bilindiği gibi, kural olarak çekin bir ödeme aracı olduğu, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiği, çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerektiği, mahkememizce yapılan incelemede çeklerin taraf defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği,
ancak çeklerin avans çeki olarak verildiğine dair taraf defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı, mahkememizce yemin delilinin davacıya hatırlatıldığı, davacının yemin deliline başvurmadığı ve yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, davacı tarafından sunulan kira sözleşmesinin imzalı olmadığı, davalıdan sadır olduğuna herhangi bir kayıt içermediği, bu sebeple bu sözleşmenin yazılı delil başlangıcı olarak kabulüne olanak bulunmadığı,
yine davacı tarafından sunulan whatsapp yazışmalarının da belge niteliği bulunmakla beraber bu yazışmalarda söz konusu çeklerin bedelsiz kaldığına ve davalıdan sadır olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı, dosya kapsamı itibariyle davacının iddiasını ispat edemediği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
E-İMZA E-İMZA
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/358, K. 2024/1073, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama