KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/251 Esas
- Karar no
- 2024/863
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/03/2024
Karar Metni
1.531 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında satış ilişkisi neticesinde müvekkili tarafından borçlu davalıya... numaralı ve toplam 23.520,00 Türk Lirası tutarlı fatura düzenlendiği, davalı tarafından satın alınan 16 m³ C 20 beton ve pompa bedelinin müvekkiline ödenmediği, alacağın tahsili için davalı aleyhinde Menderes İcra Dairesinin... esas numaralı dosyasında icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş davalı davaya cevap vermemiş duruşmalara katılmamıştır.
DAVA
Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER
-Menderes İcra Dairesinin...esas sayılı dosya sureti, - İzmir Vergi Dairesinin 10/05/2024 tarihli yazısı ve eki, - Menderes Vergi Dairesinin 09/04/2024 tarihli yazısı ve eki, -Bilirkişi...'ın 10/09/204 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde Menderes İcra Dairesinin ...
Esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına istinaden 23.520,00 TL asıl alacak ve 730,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.250,73 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 19/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 26/12/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında satım sözleşmesi bulunduğu,
bu sözleşme kapsamında davalıya takibe dayanak faturaya konu malın teslim edildiği, davalının fatura bedelini ödemediği, itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında satım sözleşmesi bulunup bulunmadığı, takibe dayanak faturaya konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, fatura bedelinin ödenip ödenmediği, davacının fatura nedeniyle alacaklı olup olmadığı,
alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda 28/06/2024 tarihli celsede taraflara 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, duruşmaları takip etmeyen davalıya bu ara karar doğrultusunda meşruhatlı davetiye çıkartıldığı, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği,
davalının kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, davacı vekilinin ise ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 10/09/2024 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe konu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu,
davacının kendi defterlerine göre söz konusu faturadan kaynaklı olarak takip tarihi itibariyle davalıdan takip konusu asıl alacak tutarı olan 23.520,00 TL tutarında alacaklı olduğu, ayrıca TTK 1530 uyarınca yapılan hesaplamada takip öncesi işlemiş faizin 562,55 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu,
ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı,
bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe dayanak faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu, davacının bu fatura nedeniyle takip tarihi itibariyle 23.520,00 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu,
davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, takip ve davaya dayanak fatura içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı,
bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının takip ile temerrüde düştüğü, bu nedenle takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, ancak davacının takipte yasal faiz talep ettiği, taleple bağlı kalınması gerektiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu,
ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
E-İMZA E-İMZA
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/251, K. 2024/863, 23 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama