KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2025
- Esas no
- 2024/383
- Karar no
- 2025/46
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 06/05/2024
Karar Metni
1.181 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirkete 3 ayrı fatura ile mal sattığı ve karşılığında çek aldığı, alınan çek ile cari hesabın bir kısmının ödenmesinin sağlandığı, ancak 41.412,20 TL'lik kısmın açıkta kaldığı, davalı şirket yetkilisinin defalarca ödeme sözü verdiği, ancak sözünde durmadığı, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı hakkında İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğundan bahisle davalının itirazının iptaline, icra takibinin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı davaya cevap vermemiştir.
DAVA
Dava, ticari satım kapsamında düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER
-İzmir ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasının sureti.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Müdürlüğünün...
Esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 25/03/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 27/03/2024 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını ikame ettiği, davacının, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalının bu ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalara rağmen bakiye borcu ödemediği,
takibe yapılan itirazın haksız olduğu ve iptali gerektiğini iddia ettiği, davalı borçlunun itirazının asıl alacak olan 41.412,20 TL üzerinden iptalini talep ettiği, davalının ise davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, uyuşmazlığın taraflar arasında ticari satım ilişkisi olup olmadığı, takibe dayanak faturaların bu kapsamda düzenlenip düzenlenmediği, davacının bu faturalardan kaynaklı bakiye alacağı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne olduğu ve takibe yapılan itirazın haklı olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu,
ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı,
bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta ispat külfetinin davalıya mal sattığını ve faturalardan kaynaklı bakiye alacağı olduğunu iddia eden davacıda olduğu, davacının, dava dilekçesinde ticari defter ve kayıtlar ile bilirkişi deliline dayandığı,
mahkememizce bu husus gözetilerek taraflara 12.07.2024 tarihli celsede ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, bu kapsamda hazır bulunmayan davalıya meşruhatlı davetiye çıkartıldığı, hazır bulunan davacı vekiline ise ara kararın tefhim edildiği, davalının yapılan usulüne uygun tebliğine rağmen, davacının ise yapılan tefhime rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, davacı vekiline 01.11.2024 tarihli celsede ikinci kez ticari defter ve kayıtların yerini bildirmek veya mahkememize ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği,
kesin sürenin sonuçlarının hatırlatıldığı, davacı vekiline verilen kesin süreye rağmen davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlarının yerinin bildirilmediği veya mahkememize ibraz etmediği, davacı vekiline 6100 sayılı HMK'nın 220 vd. ile 324. maddesi uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davacı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davalı yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu,
kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı, davacının ve davalının kendisine tanınan kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarının yerini bildirmediği ve ibraz etmediği, davacının dosya kapsamı itibariyle başka bir delile de dayanmadığı, buna göre davacının takip tarihi itibariyle faturalardan kaynaklanan bakiye alacağının bulunduğunu ispat edemediği,
iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · e-imza Hakim ... · e-imza
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/383, K. 2025/46, 21 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama