KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2025
- Esas no
- 2025/174 Esas
- Karar no
- 2025/758
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 24/02/2025
Karar Metni
1.393 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "müvekkil şirketin alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhinde takip başlattığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, taraflar arasında cari hesap açılmasını gerektirir sürekli bir iş ilişkisi doğduğunu, davalı yan da itiraz dilekçesinde taraflar arasında ticari ilişki olduğunu inkar etmediğini ancak herhangi bir açıklama ve gerekçe göstermeden borcu inkar ettiğini belirterek davalı borçlunun haksız itirazının iptali ile takibin devamına" karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; " davacıya borçlu olmadığını" belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
-İzmir...cra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti, -Bilirkişi ...'ın 06/09/2025 tarihli bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava cari hesap alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Dairesinin... sayılı dosyasında alacağına istinaden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 29/01/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 30/01/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde 24/02/2025 tarihinde ikame ettiği anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Bilirkişi...n 06/09/2025 tarihli raporunda; "...davacı ticari defterlerinde davalının 120.35.4667-... Oto Servis Tic. Ltd. Şti. alt hesabında takip edildiği anlaşılmıştır.
Davacı ticari defterlerine göre taraflar arasında ki ticaretin 2024 mali dönem öncesine dayandığı ve 31.12.2023 tarihli kapanış bakiyesine göre davacını davalı taraftan 2.195,00 TL ALACAK bakiyesinin olduğu, 2024 mali döneminde davacı tarafından davalı tarafa 126.941,53 TL karşılığında 10 adet fatura düzenlendiği, davalı tarafından ise davacı tarafa muhtelif tarihlerde toplam 99.136,69 TL tutarında ödeme yapıldığı ve davalı alacağından mahsup edildiği ve 31.12.2024 kapanış fişine göre davacının davalı taraftan 29.999,84 TL alacak bakiyesinin olduğu,
2025 mali döneminde taraflar arasında herhangi fatura ve ödeme hareketinin olmadığı ve 28.01.2025 takip tarihi itibari ile davacının davalı taraftan 29.999,84 TL ALACAK bakiyesinin olduğu tespit edilmiştir. ... Davalı ticari defterlerinde davacının 320.67-... Madeni Yağ. Ltd. Şti. alt hesabında takip edildiği anlaşılmıştır.
01.01.2024 açılış fişine göre davalının davacı tarafa 516,00 TL Borç bakiyesinin olduğu, davalının ise davacı tarafa 31.08.2025 tarihi itibari ile 3.070,80 TL Ödeme kaydının olduğu başka da ödeme olmadığı ve 28.01.2025 takip tarihi itibari ile davalının davacı tarafa 124.386,71 TL BORÇLU olduğu tespit edilmiştir.
İnceleme yapılan davacı ticari defterlerine göre davacının davalı taraftan 29.999,84 TL ALACAK bakiyesi olduğu halde davalının ticari defterlerine göre ise davacı tarafa 124.386,71 TL BORÇLU olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında ki bakiye uyumsuzluğunun 94.386,87 TL olarak hesaplanmıştır.
Hesaplanan bakiye uyumsuzluğunun ise davalı tarafından yapılan 96.065,89 TL ödemenin davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı halde davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasından ve ayrıca davalı ticari defterlerine göre davalının davacı tarafa 516,00 TL Borçlu olarak tespit edildiği halde davacının kayıtlarına göre davalı taraftan 2.195,00 TL ALACAK kaydının olduğu ve 01.01.2024 açılış bakiyesine göre de 1.679,00 TL fark hesaplardan kaynaklandığı ( 96.065,89 — 1.679,00 — 94.386,87 TL ) tespit edilmiştir.
Davacı tarafından dosya içeriğine sunulu sözleşme ve ihtarname bulunmamaktadır. Davacı tarafından davalı taraf takip öncesi temerrüde düşürülmediğinden faiz hesaplanmamıştır.
Sonuç olarak ;Tarafların E-Defter mükellefi olduğu ve zorunlu defter berat bildiriminin zamanında yapıldığı, Davacı tarafından davalı tarafa keşide edilen 126.941,53 TL tutarındaki faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu halde davalı tarafından davacı tarafa ödenen 99.136,69 TL ödeme yapıldığı halde kendi ticari defterlerinde sadece 3.070,80 TL ödeme kaydının olduğu, Davalı tarafından davacı tarafa düzenlenen İade faturasının olmadığı, Netice olarak 28.01.2025 takip tarihi ile davacının davalı taraftan 29.999,84 TL ALACAK kaydının olduğu,
Takip sonrasında davalı tarafından davacı tarafa ödeme kaydının olmadığı" yönünde tespit içeren raporunu dosyaya ibraz etmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, somut olayda;
mahkememizce yapılan taraf defterlerinin incelemesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, taraf defterlerinin takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 30.000,00 TL alacaklı olduğu, Davacı tarafından davalı tarafın takip öncesi temerrüde düşürülmediği, davalının takip ile temerrüde düştüğü, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu,
ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, icra takibinde önce davalı taraf temerrüte düşürülmediğinden davacının faiz talep edemeyeceği, davacının dava dilekçesinde asıl alacak olan 30.000,00 TL miktar üzerinden takibin devamını talep ettiği anlaşılmış olup, her ne kadar kısa kararda sehven davanın Kısmen kabulüne denilmiş ise , davacının dava dilekçesinde takibin sadece asıl alacak yönünden devamını talep ettiği hususu dikkate alındığında davanın tam kabulü gerektiği; ancak kısa kararda sehven "kısmen kabulü" olarak geçildiği;
kısa kararın gerekçeli kararın yazımı aşamasında değiştirilemeyecek olması sebebi kısa karar aynen bırakılmış, yargılama gideri ve vekalet ücreti davalı taraf üzerinde bırakılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
E-İMZA E-İMZA
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/174, K. 2025/758, 10 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama