KÜNYE
T.C. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Esas no
- 2021/911 Esas
- Karar no
- 2024/1197
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 01/12/2021
Karar Metni
3.987 kelime·20 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle. 18.06.2020 tarihinde Davalılardan... Turizm AŞ 'ye ait, yine davalı ... sevk ve idaresindeki... plaka sayılı aracın 18.06.2020 tarihinde, Bornova Evka 4 mahallesi Ahmet Avrasi Caddesini takriben eğimli yokuş yoldan Evka 4 istikametine giderken 1027 sokağa giriş yapmak isterken sol ön kısımları ile yaya olan müvekkillerine çarptığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam ve asli kusurlu olduğunu, İzmir...
Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyasında mevcut bilirkişi raporlarıyla sanık/davalı sürücü ...'ın asli/tam kusurlu olduğu, yaya müvekkillerinin kusursuz olduğunun sabit olduğunu, davalıların sebebiyet verdiği kaza neticesinde müvekkillerinden davacı ...'in sağ ayağının çok ciddi biçimde parçalı tabir edilen şekilde bir çok yerinden kırıldığını, bacağına ameliyat ile platinler takıldığını, halen kati iyileşme olmadığı gibi, tedavisi de devam ettiğini, Şöyle ki;
kaza sebebi ile içinde bulunduğu hareketsizlik durumu ve çektiği üzüntüler neticesinde sağlığının çok olumsuz etkilendiğini, sonrasında meastektomi ameliyatı olduğunu, halen onkoloji hastası olan müvekkilinin bu tedavisi de ayrıca sürdüğünden bacağındaki platinlerin ileride sorun yaratacağını, bu nedenle yeniden ameliyat olması gerektiğinin doktorlarınca söylendiğini, bu sebeple kati iyileşme durumunun akıbetinin belirsiz olduğunu, davaya konu kazadan mütevellit oluşan yaralanma basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek bir yaralanma olmayıp;
bacakta çeşitli ve ciddi kırıklar meydana geldiğini, bel kemiğinde hasar oluştuğunu,u zun bir süre evde yatalak vaziyette, bakıma muhtaç şekilde, en temel ihtiyaçlarını dahi yardımsız geçiremeyecek şekilde istirahatli kaldığını, yine davacı küçük ...'ın başından ve vücudunun çeşitli bölgelerinden yaralandığını, kazadan dolayı travma yaşadığını ve annesinin de tedavi gördüğünden, anne şefkati ve bakımından mahrum kalarak iyileşmeye çalıştığını, kazadan sonra psikolojik tedavi gördüğünü, müvekkili,
kazanın olduğu tarihte ve hala ilkokul öğretmeni olup kazadan dolayı uzun süre çalışamadığından ek ders ücretlerinden ciddi anlamda mahrum kaldığını, maddi olarak bu yönden de mağduriyet yaşadığını, haklı davalarının kabulü ile; müvekkili ... lehinde; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak şimdilik 1.000,00-TL geçici iş göremezlik , 5.000,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı,100,00-TL tedavi gideri ve 1.000,00-TL bakıcı gideri olmak 7.000,00-TL maddi ve 60.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine,
yine kazada ağır yaralanan müvekkili ... lehinde 100,00-TL tedavi gideri ve 20.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine, alacak hesap raporundan sonra belirlenebilir hale geleceğinden kısmi dava olarak toplam 7.200,00-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren , diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline; toplam 80.000,00-TL manevi tazminatın ise davalı...
Turizm şirketi ve davalı ... 'dan, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; poliçe ve kaza tarihinden önce 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı kanun ile 2918 sayılı karayolları trafik kanunu’nun 97. maddesi değiştirildiğini, trafik kazasından doğan tazminat talepleri için dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı olarak başvuru bir dava şartı haline getirildiğini, davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı araç müvekkili ... Sigorta A.Ş.
Nezdinde, Trafik Sigorta Poliçesi ile 25.02.2018-2019 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, Müvekkili şirketin Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğumuz poliçe limitiyle sınırlı olmakla beraber;
masraf, vekâlet ücreti sorumluluğumuz da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limiti maktuen ödenecek rakam olmadığını, poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, zorunlu trafik sigortası sorumluluk sigortası olup bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanmasının amaçlandığını, bu nedenle kabul anlamına gelmemekle beraber kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun tespiti gerekmediğini,
sigortalı olan işletenin raci kusur ve zararın kanıtlanamaması halinde müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... Turizm vekili, cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin “...” markası altında uzun süreli araç filo kiralama faaliyeti ile iştigal etmekte olan bir şirket olduğunu, dolayısıyla huzurdaki davada davalı müvekkiline hukuken işleten addetmek mümkün olmadığını, davanın husumet yönünden müvekkili şirket...
Turizm lehine reddi gerektiğini, davacıların talep ettiği alacaklar yönünden zamanaşımı süresinin 2 yıl olup, işbu dava açısından zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, husumet itirazları saklı kalmak kaydıyla ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, etmiyoruz. davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu olayda maddi ve manevi tazminatın unsurlarının oluşmadığını,
bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, cevap dilekçesi ile; meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, diğer davalı...
Turizm AŞ 'ye ait, müvekkilin sevk ve idaresindeki... plaka numaralı araçla 18.06.2020 tarihinde, Bornova Evka 4 mahallesi Ahmet Avrasi Caddesini takriben Evka 4 istikametine giderken 1027 sokağa giriş yapmak için döndüğü sırada davacılara çarptığını, fakat müvekkilinin söz konusu kazanın vuku bulmasında kusurunun bulunmadığını, kazanın sebebinin davacıların özensiz ve dikkatsiz olarak çok yönlü trafik akışı olan yola kurallara riayet etmeksizin çıkmış olmaları olduğunu, kazanın meydana geldiği 1027. sokak kavşağında trafik ışıklı uyarıcı levhası bulunmadığını,
anılan kavşakta yayaların yoldan geçebilmesine imkan veren herhangi bir trafik işareti veya bölüm bulunmadığını, dolayısıyla bu bölümde karşıdan karşıya geçmek ve geçerken trafik kurallarına riayet etmek ve can güvenliğini sağlamak tamamen yayaların kontrolünde ve sorumluluğunda olduğunu, yayaların trafiği engelleyecek davranışta bulunmalarının yasak olduğunu, kanunda buna uymayan yayalar hakkında yaptırım uygulanacağının ifade edildiğini, uzman mütaalasında ve kaza tespit tutanağı gereğince davacının asli kusurlu olduğunu, trafik bilirkişisinden alınan uzman mütalaasında kazanın oluşumunda davacının asli kusurlu olduğu ifade edildiğini,
olay yeri trafik akışkanlığı yoğun bulunan bir caddede olduğunu, hem uzman mütalaasında hem de trafik kazası tespit tutanağında görüleceği üzere, 1027 sokağa dönüş yapılan kavşakta ne trafik lambası ne aydınlatma ne trafik görevlisi bulunmadığını, ayrıca bu kavşakta yayaların yoldan geçebilmesi için ne bir kaldırım, ne bir emniyet şeridi ne bir yol şerit çizgisi ne de trafik işaret levhası bulunmadığını, müvekkilinin manevi tazminat yükümlüsü olmasına yol açan kusurunun bulunmadığını, davacı ... devlet memuru olduğunu, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceğini, bakıcı gerektiren bir durumunun da bulunmadığını,
tedavi harcaması yapmadığını, müvekkilinin işsiz olduğunu,
haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Hastane tedavi evrakları, kaza tespit tutanağı, SGK kayıtları, hasar dosyası, poliçe, Sağlık Kurulu Maluliyet raporu, bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişiden alınan 07/06/2022 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...1-) Davalı ...Sigorta A.Ş. nezdinde 25.02.2018/2019 tarihleri arasında... sayılı ZMS (trafik) poliçesiyle davalı... Turizm Tiç. ve San. A.Ş. adına sigortalı olup ihbar olunan ... T.A.Ş. tarafından uzun süreli kiralanan ... plakalı 2016 model ... marka otomobil sürücüsü davalı ...’ın kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK.nın diğer sürücü kusurlarından, 74, 53/B, yönetmeliğin 102/B-4, 109/D, 109/C-4 ile sürücü asli kusurlarından 84/H ve 84/F maddelerini ihlal ettiği.
2-) 17.02.1975 doğumlu 43 yaşlarındaki davacı yaya ... ile 09.01.2016 doğumlu 2.5 yaşlarındaki küçük ...’ın kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK.nın yaya kusurlarından 68/C ile yönetmeliğinin 138/b-3 hükümlerini ihlal ettiği
3-) Kazanın oluşumuna katkı sağlayacak etken başkaca kişi, kurum ve kuruluş olmadığı
Hususlarındaki görüş, tespit ve kanaatimi içeren raporumu, hukuki değerlendirmesi ve nihai kararı sayın mahkemenize ait olmak üzere arz ederim.
6754 sayılı bilirkişi kanunun 6. Maddesine göre;
Bilirkişilerin uyacağı rehber ilkeler ve bilirkişi raporlarında bulunması gereken standartlar:
27) kusur tespiti normatif bir değerlendirme ile mümkündür ve sadece Hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran Hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli/tali kusurlu, kusursuz, %lik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve Hakimin yerine geçmeyi ifade eder. İlkeler doğrultusunda bu kazada tarafların asli kusurlu, tali kusurlu olduğu şekilde belirmemiz istenmemektedir arz ederim. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Adli Tıp Kurumundan alınan 31/01/2023 tarihli rapora göre; "...Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;
A)-Davalı sürücü ...’ın, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu,
B)-Davacı yaya ...’ın, kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Kurumu Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 07/12/2023 tarihli sağlık kurulu raporuna göre; "-Sonuç olarak; birden fazla arıza olması nedeniyle Balthazard Formülü uygulanmış olup kişinin engellilik oranı %32.1 (yüzde otuz iki nokta bir) olarak bulunmuştur.
2. Tıbbi iyileşme süresinin 6 (altı) ay olarak kabulünün uygun olacağı, ancak varsa iş
göremezlik/istirahat rapor sürelerinin göz önünde bulundurulmasının daha uygun olacağı mütalaasına varılmıştır.
3. Şahsın yaralanması nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olmadığı, geçici olarak yardıma ihtiyaç duyacağı sürenin 1(bir) ay olarak kabulünün uygun olacağı mütalaasına varıldı." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan yaralanma nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın tazmini talebine ilişkindir.
2-Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan, davalı... Turizm Tic.ve San.A.Ş.'nin maliki ve davalı ...Sigorta A.Ş.'nin KZMMS sigorta poliçesiyle sigortalısı olan... plaka sayılı aracın 18/06/2018 tarihinde davacıların yaya olarak bulunduğu sırada çarpmak suretiyle yaralanmalarına sebebiyet verdiği, kazanın gerçekleşmesinde davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, davacıların yaralanma nedeniyle fiziksel ve psikolojik mağduriyetlerinin oluştuğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı ...Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde, davanın yazılı başvuru şartı yerine getirilmeksizin açıldığını, davalının ancak poliçe limiti sınırları kapsamında sorumlu tutulabileceğini, davalının sigortalısı araç sürücüsünün kusurunun davacı tarafça ispatlanması gerektiği, davacıların kalıcı sakatlık durumlarının ispatı gerektiği ve sair hususları savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı... TurizmTic.ve San.A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde, davalı şirketin araç kiralama sektöründe faaliyette bulunduğunu, dava konusu kazayı gerçekleştiren... plaka sayılı aracın 19/02/2016 tarihli uzun süreli kira sözleşmesiyle ... T.A.Ş.'ye teslim edildiği ve aracın fiili hakimiyetinin kiracıda olması nedeniyle davalının işleten sıfatının bulunmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini ve sair hususları savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın kısmi olarak açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, meydana gelen kazada davalının kusurunun bulunmadığını, davalının kusurunun bulunmaması nedeniyle tazminat sorumluluğu altında olmadığını, davacının maluliyet nedeniyle maddi zararının oluşmadığını, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağlamayacağı ve sair hususlar savunularak davanın reddin talep edilmiştir.
İhbar olunan ... T.A.Ş. Vekili tarafından feri müdahale talebinde bulunduğu görülmüştür.
3-Uyuşmazlıkta öncelikle çözümlenmesi gereken husus davalı... Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nin işleten sıfatının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur.
Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir.
Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça dosyaya sunulan 500 adet aracın 36 ay süreyle kiralanması işine dair 05/01/2016 tarihli Araç Kiralama Sözleşmesi ile davalı ile feri müdahil ... T.A.Ş.
Arasında araç kiralama ilişkisinin kurulduğu, kaza tarihi 18/06/2020 tarihinden önce düzenlendiği anlaşılan 30/05/2018 tarihli faturada dava konusu kazayı gerçekleştiren ... plaka sayılı aracın fatura ekinde yer alan plaka listesinde yer aldığı, aracın kiracıya teslimine dair 21/03/2016 tarihli "Sıfır Araç Teslim Tutanağı" bulunduğu, kaza tarihinden önce 30/01/2018 tarihli işlemle ... T.A.Ş.
Tarafından 647.194,60-TL filo kiralama ücreti ödendiği, yine aynı miktarda ücretin 28/02/2018, 30/03/2018 tarihinde ödendiği ve sonraki aylarda da 2018 yılı sonuna dek yaklaşık olarak aynı miktarlarda kiralama ücretinin davalıya ödendiği, ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü nezdinde tutulan KABİS(Kiralık Araç Bilgi Sistemi) bilgilerinde aracın 11/03/2016-01/04/2019 tarihleri aralığında ...
T.A.Ş.'ye kiralandığının bildirldiği anlaşılmakla aracın kaza tarihi 18/06/2018 itibariyle davalı şirketin dava konusu araç üzerinde fiili hakimiyetinin bulunmadığı ve araçtan yararlananın ... T.A.Ş. Olduğu anlaşıldığından davalı yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davalarının husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı... Turizm Tic.ve San.A.Ş. Yönünden açılan davanın usulden reddine karar verilmiş ise de davacıların, kazayı gerçekleştiren aracın kayden maliki olan davalıya davayı yöneltmelerinde kusurlarının bulunmadığı ve davalının işleten sıfatının bulunup bulunmadığı hususunun yargılama sonucu tespit edilebileceği dikkate alınarak davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
4-Davacılar tarafından davalı ...Sigorta A.Ş.'den yalnızca maddi tazminat isteminde bulunulmuş olup, yargılama sırasında taraflar arasında dava dışı sulhe dayalı olarak tazminat ödemesi yapıldığı ve davacılar vekilinin 14/02/2022 tarihli celsede maddi zararların... Sigorta A.Ş. Tarafından karşılandığının beyan edildiği, müteselsil sorumlulardan birinin borçla ilgili ifasının diğer zarar sorumlularını da borçtan kurtacağı, dolayısıyla davalı ...
Sigorta A.Ş.'nin gerçekleştirdiği ödemeden dolayı davalı ...'ın da aynı ölçüde borçtan kurtulacağı gözetilerek her iki davalı yönünden de maddi tazminat davaları konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacının yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığı gözetilerek davacılar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemiştir.
5-Yukarıda açıklandığı üzere maddi tazminat davaları yargılama sırasında konusuz kalmış ise de davacıların manevi tazminat taleplerin takdiri ve değerlendirilmesine esas olmak üzere kusur, sürekli maluliyet ve geçici maluliyet durumlarının araştırılması gerekmektedir.
6-Mahkememizce öncelikle kazanın oluşumdaki kusur dağılımının tespiti maksadıyla adli trafik bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 07/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda davalı araç sürücüsü ...'ın KTK'nın 74. Maddesini ve 54/b maddesini ihlal etmesi nedeniyle kazaya etkisi bulunan kural ihlali bulunduğu, davacı ...'ın ise KTK'nın 68/c maddesine yönelik kural ihlali nedeniyle kazanın oluşumunda etkisinin bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı taraflarca itirazlar ileri sürülmüş olup, dava konusu kazayla ilgili gerçekleştirilen ceza yargılamasında İzmir...Asliye Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasına sunulup hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı araç sürücüsü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğu, davacıların ise kusurlarının bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği gözetilerek raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmış, dosyaya sunulan 31/01/2023 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi heyet raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalı araç sürücüsü ...'ın asli ve %100 oranında kusurlu olduğu, davacı ...'ın kusursuz olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı davalı taraflarca itirazlar ileri sürülmüş ise de gerek dosyamıza sunulan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda gerekse ceza yargılaması sırasında alınıp davalının mahkumiyetine esas alınan bilirkişi raporlarında davalıya asli ve %100 oranında kusur atfedildiği,
kaza oluş şeklinin kesinleşen ceza mahkemesi kararında "kazanın sanığın Evka 4 Mahallesinden 1027 nolu sokağa dönüş yaparken bu sokağın iki gidiş iki geliş yapabilecek şekilde dört araç tarafından kullanılabilecek genişlikte olmasına ve sürücünün bu durumdaki sokağa dönerken geniş manevra yaparak gidiş yönüne girmesi gerekirken kaza sırasında sanığın geniş manevra yapmayarak dar manevra yapması sonucu girmemesi gereken geniş şeridine girdiği ve bu sırada oğlu ... ile birlikte yolun karşısına geçmeye çalışan ve sürücünün yaptığı hatalı manevra nedeniyle onu görmeyen katılan ...'e ve oğluna çarparak yaralanmalarına neden olduğu,
bu şekilde dönüş manevrasına kurallara uygun yapmaması nedeniyle sanığın kusurlu olduğu" şeklinde olduğu ve dosyaya yansıyan kaza tespit tutanağı ve kusur raporları dikkate alındığında ceza mahkemesinde gösterilen gerekçe mahkememizce de kaza oluşuna uygun bulunmakla davalı ...'ın asli ve %100 kusuruyla kazaya sebebiyet verdiği kabul edilmiştir.
7-Mahkememizce davacılar Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne sevk edilerek maluliyet raporu alınmış, davacı ... hakkında düzenlenen 09/06/2023 tarihli maluliyet raporunda davacının %41,8 oranında sürekli iş gücü kaybı, 6 ay süreli geçici iş gücü kaybı ve 1 aylık bakıcı ihtiyacı oluştuğu; davalı küçük ...'ın ise davacı rapor düzenlenmek üzere hastaneye sevk edilmiş ise muayenesinin yaptırılmadığı görülmüş, davacı vekilinin 19/10/2023 tarihli duruşmada alınan beyanında küçük hakkında maluliyet raporu alınması talebinden vazgeçildiği bildirildiğinden davacı küçük ... yönünden maluliyet raporu alınmamıştır.
Davacı ... hakkında düzenlenen maluliyet raporunun, dava dilekçesinde kaza tarihinin sehven 18/06/2020 tarihi olarak gösterilmiş olması nedeniyle mahkememizce de yanılgıya düşülerek 18/06/2020 tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğ'e göre rapor düzenlendiği görülmüş, kaza tarihi olan 18/06/2018 tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ek rapor düzenlenmesi için müzekkere yazılmış, dosyaya sunulan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 07/12/2023 tarihli maluliyet raporunda davacı ...'ın sürekli maluliyet oranının %32,10, geçici iş gücü kaybı süresinin 6 ay ve bakıcı ihtiyacının 1 ay olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Davacı hakkında düzenlenen maluliyet raporuna karşı davalı taraflarca itirazlar sunulmuş ise de, yargılama sırasında davacı ...'ın 25/10/2023 tarihinde vefat etmiş olduğu, düzenlenen maluliyet raporuna ilişkin değerlendirmelerin ağırlıklı kısmının ortopedik bir maluliyet değil psikiyatrik rahatsızlığa dayandığı gözetilerek dosya üzerinden bu yönde rapor alınmasının sağlıklı olmayacağı anlaşıldığından yeniden rapor alınmamış, dosya kapsamında toplanan deliller dikkate alınarak manevi tazminat takdiri yoluna gidilmiştir.
8-Davacı tarafça dava dilekçesinde davacı müteveffa ... için 60.000,00-TL ve davacı küçük ... için 20.000,00-TL manevi tazminat talebinde bulunulmuştur.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Davacı müteveffa ... yönünden yapılan değerlendirmede, kazanın oluş şekli, kazanın gerçekleşmesindeki kusur durumları, kazanın üzerinden geçen zaman aralığı, paranın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının gerçekleşen kaza nedeniyle oluşan yaralanmasının 6 ay gibi uzun bir süre olması ve 1 ay başka bir kimsenin bakımına ihtiyaç duyması hususları artırıcı nedenler olarak değerlendirilmekle davacının kaza nedeniyle duyduğu acı, elem ve üzüntünün karşılığı olarak takdiren 60.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Davacı ... yönünden yapılan değerlendirmede, kazanın oluş şekli, kazanın gerçekleşmesindeki kusur durumları, kazanın üzerinden geçen zaman aralığı, paranın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak, her ne kadar davacının sürekli maluliyeti bulunduğuna dair rapor düzenlenmediğinden sürekli maluliyet bulunduğu hususu ispat edilememiş ise de dosyaya getirtilen kaza sonrası tedavi evrakları ve kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla davacı küçüğün kaza sonucu yaralandığı hususu sabit görülmekle bir miktar manevi tazminat takdirinin gerektiği kanaati ile davanın kabulüne ve 20.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
9-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de;
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır.
Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği,
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir.
Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacılar üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
26/12/2024 Katip... · e-imzalıdır Hakim... · e-imzalıdır
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/911, K. 2024/1197, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama