KÜNYE
T.C. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Mart 2025
- Dosya no
- 2023/372 Esas
- Karar no
- 2025/311
- Dava
- Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli
- Dava tarihi
- 13/07/2016
Karar Metni
2.822 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili İzmir Nöbetçi İş Mahkemesi'ne sunmuş olduğu dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı birlik nezdinde genel müdür yardımcısı olarak görev yapmakta iken davalı birliğin Yönetim Kurulu'nun 15/12/2011 tarih ve 22 sayılı toplantısında alınan... sayılı kararı ile asli görevi üzerinde kalmak kaydı ile Genel Müdür vekili olarak görevlendirildiğini, söz konusu yönetim kurulu kararının müvekkiline 19/12/2011 tarihinde tebliğ edildiğini ve müvekkilinin bu tarihten itibaren Genel Müdür yetkilerini vekaleten sürdürdüğünü, davalı birliğin Yönetim Kurulu'nun 04/09/2013 tarih,
4 sayılı toplantısında alınan 3/153 sayılı kararı ile de müvekkilinin asli görevine iade edilmesine ve genel müdür vekilliği görevinin sona ermesine karar verildiğini, müvekkilinin davalı nezdinde 19/12/2011 tarihinden 04/09/2013 tarihine kadar 22 ay süre ile genel müdür vekili olarak görev yaptığını, müvekkilinin genel müdürlük makamına vekalet ettiği 22 ay boyunca davalı birlik yönetim kurulunun doğal üyesi olarak görev yaptığını,
yine 24/12/2000 tarih ve 24270 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Örnek Ana Sözleşmesi'nin "birlik yönetim kurulu ortak kooperatiflerin temsilcileri arasından genel kurulca üç yıl için seçilen dört üye ile Birlik Genel Müdürü veya vekilinden oluşur" şeklindeki 36. Maddesi gereğince birlik yönetim kurulu üyesi olarak görevini ifa ettiğini, müvekkilinin işbu hükümlere dayanarak davalı birliğin Yönetim Kurulu doğal üyesi olarak 22 ay boyunca görev yaptığını,
24/12/2000 tarih ve 24270 sayılı Resmi Gazete'te yayınlanarak yürürlüğe giren Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Örnek Ana Sözleşmesi'nin 45. Maddesinde ise YK başkanı ve üyelerine yapacakları hizmet için aylık ücret veya katılacakları her toplantı için bir huzur hakkı ödeneceği ve ödemenin miktar ve şeklinin genel kurulca kararlaştırılacağının açıkça düzenlendiğini, ancak müvekkiline yönetim kurulu üyesi olarak 22 ay boyunca ödenmesi gereken huzur hakkı ücretlerinin hiçbir şekilde ödenmediğini,
aynı görevi fiilen yerine getirdiği halde diğer yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkı ücretlerinin müvekkiline ödenmemesinin hukuka aykırı olduğunu, ana sözleşmenin 45. Maddesinde de düzenlendiği şekilde YK üyelerine ödenecek huzur hakkı ücretlerinin ödeme şekli ve miktarının genel kurulca belirlendiğini, nitekim davalı birliğin her yıl yapılan genel kurullarında da ana sözleşmeye uygun olarak yönetim ve denetim kurulu üyelerine ödenecek aylık ücretlerin kararlaştırıldığını,
ancak taraflarınca müvekkilinin ... üyesi olarak görev yaptığı süre zarfında genel kurulca her yıl için yeniden belirlenen huzur hakkı miktarının taraflarınca tam ve kesin olarak tespit edilememekte olduğunu, bu nedenle davalı birliğe ait 2011-2012-2013 yılları genel kurul kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak o yıl için yönetim kurulu üyeleri için tespit edilen aylık huzur hakkı ücretinin ve müvekkilinin alacaklı olduğu toplam miktarın tespit edilmesini talep ettiklerini belirterek;
davalarının kabulü ile müvekkilinin 19/12/2011-04/09/2013 tarihleri arasında hak kazandığı ve kendisine ödenmeyen fazlaya ilişkin alacak ve dava hakları saklı kalmak kadıyla dava konusu alacağın miktarı tam ve kesin olarak belirlendiğinde dava değeri arttırılmak suretiyle şimdilik 15.000,00-TL tutarındaki huzur hakkı alacağının fiili hak ediş tarihlerinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi oranında işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili İzmir ... İş Mahkemesi'ne sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile.
İş Mahkemelerinin görevsiz olduğunu, görevli ve yetkili mahkemelerin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği huzur hakkı alacağının zamanaşımına uğradığını, 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri hakkında Kanunun 4. Maddesinin 1 fıkrasında açıkça düzenlendiği üzere birlikte sadece genel müdür, yönetim kurulunun doğal üyesi olup genel müdür vekilinden bahsedilmediğini, oysa ki kooperatifler için müdür veya vekilleri diye düzenleme yapıldığının açıkça görüldüğünü,
kanun koyucu şayet birlikte genel müdür vekilinin benzer bir düzenlemeyi gayet tabii yapabileceğini, fakat birlikler için sadece genel müdürün yönetim kurulunun doğan üyesi olduğunu belirterek; genel müdür vekilinin yönetim kurulunun doğal üyesi olmadığını açıkça düzenlemiş olduğunu,
müvekkili birliğin yönetim kurulu 15/12/2011 tarihli kararıyla genel müdür yardımcısı kadrosunda görev yapmakta olan .....'nın asli görevinin üzerinde kalmak kaydıyla birliklerinin genel müdür vekili olarak görevlendirilmiş olup personel yönetmeliği çerçevesinde ödenen vekalet ücreti ile birlik ana sözleşmesinin 45. Maddesinde geçen ve yönetim kurulu sıfatıyla kendisine ayrıca bir ücret veya huzur hakkı ödenmemesine almakta olduğu ücret ile görevinin devamına oy birliği ile karar verildiğini, birlik uygulamasının ve teammüllerinin de bu yönetim kurulu kararına uygun şekilde olup,
bugüne kadar hiçbir genel müdür vekiline huzur hakkı ücreti ödenmediğini, kaldı ki davacının asli görevi üzerinde kalarak vekaleten genel müdür görevini üstlenmiş olup, asli görevi nedeniyle hak ettiği özlük haklarının kendisine ödendiğini, ana sözleşmenin 45. Maddesinde düzenlenen yönetim kurulu başkan ve üyelerine yapacakları hizmet için aylık ücret veya katılacakları her toplantı için bir huzur hakkı ödeneceğini ve ödemenin miktar ve şeklinin genel kurulca kararlaştırılacağının düzenlendiğini,
bu maddeden de görüleceği üzere davacının yapmış olduğu hizmet nedeniyle kendisine aylık ücret ödenmiş olup ayrıca huzur hakkı ödenmemesinin olağan olduğunu belirterek; iş mahkemesinin görevsizliğine, dosyanın görevli İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, aksik halde haksız ve mesnetsiz davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, aksi halde haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davacının davalı kooperatiften huzur hakkına ilişkin alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen 14/11/2019 tarih ve....sayılı red kararı, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 13/04/2023 tarih ve ...ayılı kararı ile kaldırılmakla dosya mahkememiz yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...
Hukuk Dairesinin 13/04/2023 tarih ve ... sayılı kararında; "...Dosyada ilk olarak ikili bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edilerek 08.05.2018 tarihli bilirkişi raporunun alındığı, Mahkemece 14.02.2019 tarihli oturumunda bu rapora itibar edilmeyerek "Kooperatifler hukukundan kaynaklı nitelikli hesaplamalar hususunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmasına, taraf vekillerine bilirkişi listesinden seçecekleri 3 bilirkişi mahkememize 2 haftalık kesin süre içerisinde bildirmelerine, bildirdikleri takdirde veya bildirmemeleri halinde de resen seçilecek bilirkişiye dosyanın tevdi ile yeni bir rapor alınmasına.." yönünde ara kararı verildiği,
ancak dosyanın hesap bilirkişisi/avukat bilirkişiye tevdi edilerek rapor alındığı, işbu raporda talep edilen tazminat yönünden denetime elverişli hesaplama yapılmayarak önceki rapora atıfta bulunulmasıyla yetinildiği, bu şekilde alınan bilirkişi raporlarının hükme esas almaya elverişli ve yeterli nitelikte bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bu nedenle Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davalı kooperatifin benzer uygulamalarının araştırılarak, tespitinden sonra gerektiği takdirde Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılması suretiyle kooperatif ve birlikleri mevzuatında uzman bilirkişilerden oluşacak bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile talep edilen alacak yönünden önceki raporlara karşı yapılan itirazları da karşılayacak şekilde hükme esas almaya elverişli ve yeterli nitelikte rapor aldırılması gerekmektedir." ifadeleri ile kaldırma kararı gerekçelendirilmiştir.
BAM Kaldırma kararında belirtildiği şekilde Kooperatif ve Birlikleri mevzuatında uzman bilirkişi heyetinden rapor aldırlmıştır:
Mahkememizce aldırılan 21/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Mevcut dosya kapsamının sadece Mahkemenin talebi kapsamı ile sınırlı olmak kaydıyla bir bütün olarak tetkik ve değerlendirilmesi sonucunda ve Raporumuzun yukarıdaki bölümlerinde izah olunduğu üzere:
1-Davacı ..... vekili tarafından mahkemeye sunulan 13.07.2016 tarihli dilekçe ile özetle: "19/12/2011-04/09/2013 tarihleri arasında hak kazandığı ve kendisine ödenmeyen fazlaya ilişkin alacak ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile dava konusu alacağın miktarı tam ve kesin olarak belirlendiğinden dava değeri arttırılmak kaydı ile şimdilik 15.000-TL tutarındaki huzur hakkı alacağının fiili hak ediş tarihlerinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi oranında işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi" talebiyle huzurdaki davanın açıldığı;
2- Özel hüküm bulunan konularda genel hüküm uygulanmaz; özel hüküm genel hükümden önce uygulanır ilkesi uyarınca, Tarım Satış Kooperatifleri ile ilgili hukuki sorunların çözümünde uygulanacak normlar hiyerarşisinin, Özel Kanun niteliğindeki 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Kanunu’nun Yürürlükten kaldırılan, uygulanacak ve uygulanmayacak hükümler kenar başlıklı 8. maddesinin 2. Fıkrasında: "Bu Kanun, 24.4.1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ayrılmaz bir parçası olup, tarım satış kooperatif ve birlikleri hakkında sırasıyla, bu Kanun,
bu Kanunda açıkça örnek anasözleşmelerde düzenleneceği belirtilen hususlarda örnek anasözleşmeler, 1163 sayılı kooperatifler Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerle ilgili hükümleri uygulanır." şeklinde yeraldığı;
3- 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Kanunu’nun Organlar, Temsil, Genel Müdürlük Ve Personel kenar başlıklı 4. maddesinin 1. Fıkrasında: "Madde 4- Kooperatif ve birliklerin organları genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kuruludur. Yönetim kurulu üyeleri ve yedekleri, genel kurula katılma hakkına sahip olanlar arasından seçilir. Birliklerde genel müdür yönetim kurulunun doğal üyesidir.” hükmünün yer aldığı; Kanunda yönetim kurulu üyeleri ve genel müdüre yapılacak ücret ya da huzur ücretleri ile ilgili bir hükmün yer almadığı, bu durumda Birlik Anasözleşmesinde yer alan konu ile ilgili hükümlere gidilmesi gerektiği;
4- Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 15.01.2001 tarih ve 2001/01 sayılı İntibak Tasdikine havi Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Anasözleşmesi’nin Yönetim Kurulu Üyelerinin Ücretleri kenar başlıklı 45. Maddesinde: "Madde 45- Yönetim kurulu başkan ve üyelerine yapacakları hizmet için aylık ücret veya katılacakları her toplantı için bir huzur hakkı ve yapacakları görev seyahatleri için yolluk ödenir. Ödemenin miktar ve şekli genel kurulca kararlaştırılır.
Genel kurulca huzur hakkı ödenmesi kararlaştırıldığı takdirde ayda en çok dört toplantı için huzur hakkı ödenebilir. Başka Birliklerle müşterek çalışma esası benimsenmesi halinde, genel müdüre yönetim kurulu üyesi sıfatıyla bir birlik için aylık ücret veya huzur hakkı ödenir. Yönetim kurulu üyelerine, genel kurulca kararlaştırılan yukarıdaki nevi ve miktarların dışında hiçbir ödeme yapılamaz." hükmünün yer aldığı,
Nitekim, davalı kooperatifin genel kurullarında yönetim kurulu üyelerine sadece 16 yaşından büyükler için uygulanan asgari ücretin birkaç katının aylık net ücretinin aylık ücret olarak ödenmesinin kararlaştırıldığı, Dolayısıyla, yönetim kurulu üyelerine/genel müdür dahil, yönetim kurulu üyelerine/genel müdüre yönetim kurulu üyelikleri sıfatlarıyla ilgili olarak AYLIK ÜCRET ya da KATILACAKLARI HER TOPLANTI İÇİN BİR HUZUR HAKKI ÖDENMESİNİN mümkün olduğu; başka bir ifadeyle, yönetim kurulu üyelerine/genel müdüre, yönetim kurulu üyelerine/genel müdüre yönetim kurulu üyelikleri sıfatlarıyla ilgili olarak hem AYLIK ÜCRET hem de HUZUR UCRETİ ödenmesinin mümkün olmadığı, sadece ve sadece bunlardan birisinin ödenmesi, bunların dışında herhangi bir ödeme yapılmasının da mümkün olmadığı,
5- Mevcut dosya kapsamından, davacı .....’nın, Birlikteki görevi sebebiyle aylık ücretlerini noksansız olarak aldığının anlaşıldığı,
6- Bütün bunların yanında, davacı .....’nın, Genel Müdür Vekili olarak görevlendirildiği, davalı Birlik Yönetim Kurulunun 15/12/2011 tarihli ve 22 sayılı toplantısında alınan ve 19/12/2011 tarih ve 3/1708-1 sayılı yazı ile de kendisine tebliğ edildiği anlaşılan Yönetim Kurulu Kararında: "…Personel Yönetmeliği çerçevesinde ödenen vekalet ücreti ile Birlik Anasözleşmesinin 45. maddesinde geçen ve Yönetim Kurulu üyesi sıfatıyla kendisine ayrıca bir ücret veya huzur hakkı ödenmemesine, almakta olduğu ücretle görevinin devamına…" şeklindeki yönetim kurulu kararına, görevlendirildiği tarih itibariyle herhangi bir itirazının da söz konusu olmadığı,
Netice itibariyle; davacı .....’nın, genel müdür vekili olarak görev yaptığı 19.12.2011 - 04.09.2013 tarihleri arasında aylık ücretini noksansız olarak aldığı, bu durumda Birlik Anasözleşmesinin 45. maddesi uyarınca, aldığı aylık ücretine ilave olarak Huzur Ücreti de talep etmesinin mümkün olmadığı;
7- Dosya kapsamında fiilen mevcut Bilirkişi Raporu/Bilirkişi Heyeti Raporu ile ilgili olarak:
A- Bilirkişiler ... tarafından hazırlanarak Mahkemeye sunulan 07.05.2018 tarihli BİLİRKİŞİ HEYETİ RAPORU’nda, Bilirkişilerin sonuç itibariyle TERDİTLİ olarak: "Davalı Birlik anasözleşmesinin 53. maddesi uyarınca sadece seçimle gelen üyelere huzur hakkı ödeneceği ve Birlik genel müdürü veya vekiline yönetim kurulu üyesi sıfatıyla ayrıca huzur hakkı ve harcırah ödenmeyeceği kabul edildiğinden, bu düzenleme dikkate alındığında davacının huzur hakkı talep edemeyeceği.
Buna karşın, anasözleşme hükümlerinin 4572 sayılı Kanun ile birlikte değerlendirilmesi halinde Genel Müdür Vekilinin ve dolayısıyla davacının da diğer Yönetim Kurulu üyeleri gibi huzur hakkı/ücreti alması gerektiğinin söylenebileceği, anasözleşme ile davacının huzur hakkı almaktan hariç tutulamayacağı, Davacının huzur hakkı alacağı bulunup bulunmadığı hususunda nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu…" yolunda kanaat beyan ettikleri,
Davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan bila tarihli dilekçe ile özetle: "…Bilirkişi raporundaki hesaplamalara ilişkin herhangi bir itirazımız bulunmamaktadır.” şeklinde beyanda bulunduğu; Davalı vekili tarafından mahkemeye sunulan 25.05.2018 tarihli dilekçe ile özetle: "Dilekçede yer alan nedenlerle bilirkişi raporunu kabul etmedikleri." yolunda beyanda bulunduğu,
B- Bilirkişi ... tarafından hazırlanarak mahkemeye sunulan 01.05.2019 tarihli BİLİRKİŞİ RAPORU’nda ise: "Davacı taraf ile davalı Birlik arasında Yönetim Kurulu Üyeliği dolaylısıyla huzur hakkı ödenmeyeceği ayrıca kararlaştırılmadıkça davacıya da diğer yönetim kurulu üyeleri gibi bulur haklı ödenmesi gerektiği kanaati Yüce Mahkemenin taktirlerinde olduğu,
Davacının huzur hakkı alacağı ve faizinin ise 08.05.2018 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda tespit edilmiş olduğu…" yolunda kanaat beyan ettiği, Davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan 22.05.2019 tarihli dilekçe ile özetle: "…Yine bilirkişi tarafından, ilk rapordaki huzur hakkı alacağı ve faiz hesaplarının uygun olduğu yolundaki tespitine bir itirazımız bulunmamaktadır." şeklinde beyanda bulunduğu.
Davalı vekili tarafından mahkemeye sunulan 29.05.2019 tarihli dilekçe ile özetle: "Dilekçede yer alan nedenlerle bilirkişi raporunu kabul etmedikleri." yolunda beyanda bulunduğu,
Her iki Raporda da kesin bir kanaat belirtmek yerine, Terditli olarak takdirin mahkemeye bırakıldığının anlaşıldığı; Dolayısıyla bu husustaki takdir ve değerlendirmenin sayın mahkemeye ait olduğu şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacı .....’nın 19.12.2011 - 04.09.2013 tarihleri arasında 22 ay süre ile genel müdür vekili olarak görev yaptığı, görev süresinde katıldığı yönetim kurulu toplantılarından huzur hakkı almadığı, alması gerektiği yönündeki savlarla işbu davayı açtığı görülmektedir.
Davacının Birlik Genel Müdür Vekili olarak atanmasına ilişkin Yönetim Kurulunun 15/12/2011 tarihli ve 22 sayılı toplantısında alınan 5 nolu kararda da; "Birliğimiz Yönetim Kurulunun 15.12.2011 tarih 22 sayılı toplantısında alınan karar gereğince Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmakta olan .....'nın asli görevi üzerinde kalmak kaydıyla Birliğimiz Genel Müdür Vekili olarak görevlendirilmiş olup, Personel Yönetmeliği çerçevesinde ödenen vekalet ücreti ile Birlik Anasözleşmesinin 45. Maddesinde geçen ve Yönetim Kurulu üyesi sıfatıyla kendisine ayrıca bir ücret veya huzur hakkı ödenmemesine, almakta olduğu ücretle görevinin devamına oy birliği ile karar verildi.” şeklinde karar alındığı anlaşılmaktadır.
Davalı, Tarım Satış Kooperatifleri Birliği olup bu nedenle 16/06/2000 tarihinde yürürlüğe giren 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri Hakkında Kanun hükümlerine tabidir.
4572 Sayılı Kanun 8/II fıkrasında: "Bu kanun 24/04/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun ayrılmaz bir parçası olup tarım satış kooperatif ve birlikleri hakkında sırasıyla bu Kanun, bu Kanunda açıkça örnek ana sözleşmelerde düzenleneceği belirlenen hususlarda örnek anasözleşmeler, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun ve 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı TTK'nun anonim şirketlerle ilgili hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Bu nedenle eldeki davada da öncelikle 4572 sayılı Kanun, ardından davalı birlik anasözleşmesi hükümleri, anasözleşmede düzenleme bulunmayan hallerde ise sırasıyla 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
Genel Müdürün bulunmaması halinde vekalet eden Genel Müdür Vekilini Yönetim Kurulu'nun doğal üyesi olarak açıkça saymayan 4572 sayılı Kanun'un (Değişik: 28/3/2013-6455/21 md.) 4/1I. maddesinde, Yönetim Kurulu üyelerine ayda en fazla iki toplantı için huzur hakkı ödenebileceği düzenlenmiştir. Başka bir deyişle Kanun, herhangi bir ayrım yapmaksızın, yani doğal üye saydığı Genel Müdürü hariç tutmaksızın Yönetim Kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesinden söz etmiştir. (Bu hüküm yukarıda da belirtildiği gibi kanun metnine 28.03.2013 tarihli değişiklikle eklenmiştir.)
Buna karşın, Genel Müdür Vekilini de doğal Yönetim Kurulu üyesi olarak kabul eden Birlik Anasözleşmesinin 53. maddesinde, sadece seçimle gelen üyelere huzur hakkı ödeneceği, Birlik genel müdürü veya vekiline, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla ayrıca huzur hakkı ve harcırah ödenmeyeceği düzenlenmiştir.
Özel hüküm genel hükümden önce uygulanır ilkesi uyarınca; Tarım Satış Kooperatifleri ile ilgili hukuki sorunların çözümünde uygulanacak normlar hiyerarşisinin, Özel Kanun niteliğindeki 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Kanunu'nun Yürürlükten kaldırılan, uygulanacak ve uygulanmayacak hükümler kenar başlıklı 8. maddesinin 2. Fıkrasında: "Bu Kanun, 24.4.1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ayrılmaz bir parçası olup, tarım satış kooperatif ve birlikleri hakkında sırasıyla bu Kanun, bu Kanunda açıkça örnek anasözleşmelerde düzenleneceği belirtilen hususlarda örnek anasözleşmeler, 1163 sayılı Kanunun ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerle ilgili hükümleri uygulanır." hükmünün yeraldığı görülmektedir.
4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Kanunu'nda Genel Müdüre Vekiline yapılacak ücret ya da huzur hakkı ile ilgili herhangi bir hükmün yer almadığı, bu nedenle Birlik Anasözleşmesinde yer alan konu ile ilgili hükümlere gidilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 15.01.2001 tarih ve 2001/01 sayılı İntibak Tasdikine havi Tarım Satış Kooperatifleri Bi nin Yönetim Kurulu Üyelerinin Ücretleri kenar başlıklı 45. Maddesinde: "Madde 45-Yönetim kurulu başkan ve üyelerine yapacakları hizmet içi aylık ücret veya katılacakları her toplantı için bir huzur hakkı ve yapacakları görev seyahatleri için yolluk ödenir, Ödemenin miktar ve şekli genel kurulca kararlaştırılır.
Genel kurulca huzur hakkı ödenmesi kararlaştırıldığı takdirde ayda en çok dört toplantı için huzur hakkı ödenebilir. Başka Birliklerle müşterek çalışma esası benimsenmesi halinde, genel müdüre yönetim kurulu üyesi sıfatıyla bir birlik için aylık ücret veya huzur hakkı ödenir. Yönetim kurulu üyelerine, genel kurulca kararlaştırılan yukarıdaki nevi ve miktarların dışında hiçbir ödeme yapılamaz.” hükmünün yer aldığı.
Dolayısıyla, yönetim kurulu üyelerine/genel müdür dahil, yönetim kurulu üyelerine/genel müdüre yönetim kurulu üyelikleri sıfatlarıyla ilgili olarak aylık ücret ya da katılacakları her toplantı için bir huzur hakkı ödenmesinin mümkün olduğu,
Başka bir ifadeyle, yönetim kurulu üyelerine/genel müdüre, yönetim kurulu üyelerine/genel müdüre yönetim kurulu üyelikleri sıfatlarıyla ilgili olarak hem aylık ücret hem de huzur ücretinin mümkün olmadığı, sadece ve sadece bunlardan birinin ödenmesi, bunların dışında her hangi bir ödeme yapılmasının da mümkün olmadığı, mevcut dosya kapsamından, davacı .....'nın birlikteki görevi sebebiyle aylık ücretlerini noksansız olarak aldığının anlaşıldığı,
Netice itibariyle, Birlik Anasözleşmesinin 45. maddesi uyarınca, davacı .....'nın noksansız aldığı aylık ücretine ilave olarak Huzur Ücreti talep etmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmekle 21.11.2024 tarihli heyet raporu benimsenerek aşağıdaki karara hükmolunmuştur.
Katip ... · ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/372, K. 2025/311, 25 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama