KÜNYE
T.C. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/112 Esas
- Karar no
- 2024/1186
- Dava
- Tazminat (Yetkisiz Hisse Devrinden Kaynaklanan Zarara İlişkin
- Dava tarihi
- 07/05/2015
Karar Metni
673 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "Davalının, müvekkili tarafından kurulan şirketteki hissesini bir başka kişiye devrettiğini, devir işleminin yetki verilmeden yapıldığını, müvekkilin şirketteki payın tamamının değer mukabilinde gerçekleştiğini, fakat devir işlemine mütevellit davalı tarafça müvekkile herhangi bir ödeme yapılmadığını, usulsüz işlem nedeniyle davalının haksız kazanç sağladığını, hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, uğranılan zararların bilirkişi marifetiyle tespit edilerek yasal faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmesini mahkememizden dava ve talep ettiği görülmüştür.
SAVUNMA
Davalı tarafın cevap dilekçesinde.
"Davanın yetkili olmayan Pazar Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığını, dava konusu yapılan işlemin yapıldığı yer adresinin İzmir olması ve işleme konu şirket merkezinin İzmir'de bulunması nedeniyle davaya bakmada yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olduğunu, dava konusu olayın ticari iş ve işlem niteliğinde olması nedeniyle davanın İzmir Ticaret Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğini, bu nedenlerle yetki itirazının kabulüne karar verilmesini, ayrıca alacaklının iddiasına dayanan alacağın zamanaşımı süresi olan 10 yıllık yasal süresinin geçmiş olduğunu, bu nedenle davacının alacak iddiasını zamanaşımı nedeniyle kabul etmediğini,
yine davacı tarafça aradan 21 yıllık bir süre geçtikten sonra işlemler usülsüz, ödeme yapılmadı, mağdur edildim şeklindeki iddialarının yaşamın olağan akışına aykırı olduğunu ve davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Eldeki dava; ortağın şirkete karşı ya da ortaklardan birinin bir diğer ortağa karşı açmış olduğu bir dava olmayıp, şirket ortağı olan davacı ile ortaklık dışı davalı arasındaki vekalet ilişkisine dayalı olarak vekil tarafından yapılmış olan yetkisiz hisse devri nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın tazminine ilişkindir. Bahse konu işlem, her ne kadar şirketteki hissenin devrine ilişkin ise de davacı tarafın netice-i talebi hisse devrinin iptaline yahut hisse ile ilgili bir başka hususa ilişkin olmayıp sadece uğramış olduğu zararın tazminine ilişkindir. Bu husus davayı ticari dava olarak nitelendirmeye yeterli kabul edilemez.
TTK'nun 5. maddesine göre davanın mutlak ticari davalardan olması veya her iki tarafın tacir ve açılan davanın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunması halinde açılan davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi içinde olacağı, açılan davanın ise ticari davalardan olmadığı, dolayısıyla davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan.
HMK'nın 115/1. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü içermektedir. Diğer yandan 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesindeki göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü mahkemesince re'sen gözetilmelidir.
Bu durumda mahkememizce, HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Katip ... ¸e-imza Hakim ... · e-imza
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/112, K. 2024/1186, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama