KÜNYE
T.C. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Mart 2025
- Esas no
- 2024/999 Esas
- Karar no
- 2025/224
- Dava
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 26/06/2024
Karar Metni
1.562 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; "taraflar arasında 24/08/2022 tarihinde "Prefabrik yapının temel soketlerinin yapılması " isimli sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 11.maddesinde ön görülen ödemelerin müvekkil firmaya yapılmaması üzerine, İzmir...Noterliğinin 22.01.2024 tarihli... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek 7 gün içinde ödeme yapılmasının talep edildiği, davalı firmaca keşide edilen Manisa...Noterliğinin 26.01.2024 tarihli... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle ödeme yapılmayacağının ifade edildiğini, bunun üzerine Bergama İcra Dairesinin ...
E. Sayılı icra takibi açıldığını, davalı firma icra takibine itiraz etmekle takibin durduğunu, bunun üzerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesine göre, alacak ve tazminat taleplerine İlişkin davalardan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olduğundan, 16/02/2024 tarihinde Bergama Arabuluculuk Bürosu'na... başvuru numarasıyla başvuruda bulunulduğu,
ancak yapılan görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamadığını, anlaşma sağlanamadığından dolayı mahkemeye başvuru zorunluluğu doğduğunu, uyuşmazlığın konusunu oluşturan maddenin, sözleşmenin 12.maddesi olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalı/borçlunun Bergama İcra Müdürlüğü'nün... esas numaralı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin devamına, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötü niyetli davalının %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkil firmaya ödenmesine,
yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı firmaya tahmiline karar karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesinde.
Müvekkili şirketin davacıya karşı 24.08.2022 tarihli sözleşmeden veya başkaca bir sözleşmeden doğan herhangi bir ad altında borcu bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, Müvekkili şirket dilekçe ekindeki yapı ruhsatından görüleceği üzere dava konusu sözleşmede eser sahibi ve aynı zamanda dava konusu inşaatın müteahhidi konumunda olduğunu, buna bağlı olarak dava konusu sözleşme kapsamında tescil edilen davacı adına tescilli SGK iş yeri de müvekkili adına tescilli iş yerinin alt işvereni olarak kayıt ve tescil edildiğini, 5510 sayılı Kanun 13'üncü maddesi son fıkrası "Sigortalılar,
üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur." şeklinde düzenlenmiş olup alt işveren tesciline bağlı olarak müvekkilinin SGK'ya yüklencinin prim borçları için sorumlu tutulma ihtimali mevcut olduğunu,
taraflar arasında İş Kanunu anlamında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte fiili durum karşısında müvekkilinin işçilik dahil olarak yapılan sözleşme kapsamında 5510 sayılı Kanun 13'üncü maddesi kapsamında yüklenici davacının kamusal yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini kontrol edilmesi ihtiyacı ortaya çaktığını, Müvekkilinin böyle bir kontrolü gerçekleştirmemesi halinde işçilik ve genel giderleri bedele dahil sözleşmede ödediği bedelleri ileride mükerrer olarak ödeme zorunda kalması söz konu olacağını,
Sözleşmenin 12'nci maddesi ile davacının işbu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğinin tespitinden sonra hak ediş ödemeleri gerçekleştirildiğini, buna bağlı olarak sözleşmenin 12'nci maddesi; işçilik bedeli ile genel giderlerin dahil olarak belirtilmesi ve bedele sadece KDV oranının ekleneceği açık düzenlemesi karşısında davacıya başkaca hak ve alacak talebi vermeyeceğini, madde yasal bir yükümlülüklerin yerine getirilmesinden ibare olduğunu,
davacı yüklenicinin SGK prim vs borçlarını ödemediğinin tespit edilmesi halinde hak edişlerden öncelikle kamu alacaklarının kesilmesiyle ilgili kurumlara ve kişilere ödenmesini sağlanmaya çalışıldığını, dava konusu sözleşmenin 12'inci maddesinin sözleşmede bulunması,
506 sayılı Kanun 83'üncü maddesi ve 5510 sayılı Yasa Kanun 90'ncı maddeleri kamu kurum ve kuruluşlarının yapım ihaleleri için bu durumu bir zorunluluk olarak düzenlediğini, sözleşme konusu iş, bir inşaat/eser sözleşmesi olması sebebiyle yapı tamamlandığında kullanım ruhsatının alınması Sosyal Güvelik Kurumu ile ilgili kurum ve kuruluşların vereceği ilişiksizlik belgesine bağlı olduğunu,
özel hukuk özel hukuk sözleşmelerinde yapım-inşaat-eser sözleşmelerinde ileride inşaat iş yeri dosyasına bağlı prim borçlarının veya asgari işçilik uygulamalarına riayet edilmemesinin olumsuz sonuçları ya da müvekkilinin sorumluluğu bulunmasa da yüklenici işçilerinin taleplerinden kaçınmak için 12'nci madde ve benzeri düzenlemelere zaten yer verildiğini, bu durumun hukuki bir zorunluluk ve/veya bir adet olarak da nitelendirilmesi gerektiğini,
davacının dayandığı maddenin yüklenicinin sözleşme konusu gereğince kamusal yükümlülüklerini yerine getirmemesinin eser sahibine olumsuz sonuçlarını engellemek veya yüklenici işçilerinin sonradan ortaya çıkabilcek olası ve olasılık dahilindeki taleplerinden kaçınmak üzere düzenlendiğini, bu nedenlerle davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Taraflar arasında düzenlenen 24/08/2022 tarihli sözleşme, icra takip dosyası delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
1-Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talepli başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
2-Davacı vekili takip ve davada, taraflar arasında imzalanan 24/08/2022 tarihli eser sözleşmesinin 12.maddesiyle davacı yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin SGK primlerinin ve vergi kesintilerinin yüklenici sorumluluğunda olduğu, davacının edimlerini yerine getirerek prim ve vergileri ödediği halde davalı iş sahibinin ödenen bedelleri davacıya ödemediğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiştir.
3-Dosya kapsamının incelenmesinde her iki tarafın da kabulünde olan 24/08/2022 tarihli "Prefabrik Yapının Temel Soketlerinin Yapılması(Kazı-Dolgu-Sıkıştırma-Betonarme Yapım) Sözleşmesi" kapsamında bir kısım işlerin davacı yükleniciye tevdi edildiği, sözleşmenin 4.maddesinde toplam sözleşme bedelinin gösterildiği ve götürü bedel belirlendiği, 12. Maddesinde ise;
"YÜKLENİCİNİN ÇALIŞTIRACAĞI İŞÇİLER VE İŞÇİ HAKLARI
Çalışanların özlük hakları öncelik taşımaktadır. Bu nedenle yüklenici, çalıştırdığı işçilerini SGK'ya işveren SGK numarasına kaydettirecek primlerini aylık bordrolarla ödeyecektir. Yüklenici ücretlerden yapılan vergi kesintileri ile aylık SGK primlerini, işsizlik sigortası vb. Kalemlerini zamanında Vergi Dairesi ve SGK'ya yatıracak ve bu işlemlere ait belgelerin fotokopilerini İşveren'e verecektir yükleniciye ödemesi yapılacaktır. Bu belgeler verilmez ise ödeme yapılmayacaktır.
İşçi alacaklarına ya da vergi veya SGK ödemelerine dair her türlü sorumluluk yükleniciye ait olup, bu hususlardaki hukuki işlemlerden yüklenici kendisi sorumlu olduğunu kabul ve beyan eder."
Hükmünün yer aldığı görülmüştür.
4-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı yüklenicinin işin yapımında çalıştırdığı işçilerle ilgili olarak SGK ve Vergi Dairesi'ne yapılan ödemelerin davalı iş sahibinden talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 1.maddesine göre Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.
Taraflarca karşılıklı olarak beyan edilen ve mutabık kalınan sözleşme metni bazı durumlarda taraflarca farklı olarak yorumlanabilmektedir. Bazı hallerde tereddüte yol açabilecek mahiyette veya birden fazla anlama gelebilecek sözcük ve cümlelerin varlığı halinde sözleşmenin yorumlanması gerekecektir.
"Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler" başlıklı TBK'nın 19.maddesinde
"Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." hükmü düzenlenmiş olup, TBK'nın 1, 2. Ve 19.maddelerinde yer alan hükümlerle sözleşmede karşılıklı irade açıklamalarıyla yer alan ifadeler dikkate alınarak mahkememizce sözleşmenin yorumlanmasında, davacı ile davalı arasında düzenlenen sözleşmenin götürü bedelli olarak düzenlendiği, sözleşmenin 12.maddesinde işçilerin haklarına ilişkin bir kısım düzenlemelerin yer aldığı,
yapılan işin eser sözleşmesi olması nedeniyle davacının çalıştırdığı işçilerin yapılan işte asıl işvereninin iş sahibi olduğu, işçilere, SGK'ya ve Vergi Dairesi'ne karşı davacı yükleniciyle birlikte davalının da asıl işveren sıfatıyla işçilerin çalıştırılmasından dolayı sorumluluğunun bulunduğu, bu sorumluluktan dolayı sözleşmenin ifa edilmesinden sonraki aşamalarda gerek işçiler gerekse kamu kurumları tarafından davalı iş sahibine talepte bulunulabileceğinden davalının hakediş ödemelerinden önce işçilik alacaklarının ve prim-vergi yükümlülüklerinin yerine getirildiğine dair belge aramasının sıklıkla görülen bir uygulama olduğu,
sözleşmede yer alan "İşçi alacaklarına ya da vergi veya SGK ödemelerine dair her türlü sorumluluk yükleniciye ait olup, bu hususlardaki hukuki işlemlerden yüklenici kendisi sorumlu olduğunu kabul ve beyan eder." hükmü de dikkate alındığında yüklenicinin çalıştırdığı işçilerle ilgili gerçekleştirdiği ödemeleri ayrıca davalıdan talep edemeyeceği, sözleşmede yer alan "Bu belgeler verilmez ise ödeme yapılmayacaktır. " şeklindeki ibarenin yüklenicinin gerçekleştirdiği imalatlara ilişkin hakediş ödemelerine dair olduğunun kabulü gerektiği değerlendirilmiştir.
Zira sözleşme metninde cümle düşüklüğü bulunduğu açık olup, sözleşmede işçilik ve SGK-vergi ödemelerinin gerçekleştirilmesi sonrasında bu ödemelerin davacıya ayrıca ödeneceğinin açıkça düzenlenmediği, kaldı ki davacı yüklenici tarafından işçilerle ilgili vergi, işsizlik sigorta primi ve sigorta primi gibi bir kısım unsurların esasen işçilerin elde ettiği gelir-brüt maaş üzerinden kamu kurumlarına aktarılan bir tutar olduğu ve davacının bu ödemelerde kaynaktan kesinti uygulayan aracı konumunda olduğu, bu ödemelerin işçilerin brüt maaşları üzerinden yapılan kesintilerle karşılandığı,
bunları aracı olarak kaynaktan kesinti uygulayan yükleniciye ayrıca ödenmesini gerektirecek bir objektif sebep de bulunmadığı, ".... bu işlemlere ait belgelerin fotokopilerini İşveren'e verecektir yükleniciye ödemesi yapılacaktır.
Bu belgeler verilmez ise ödeme yapılmayacaktır. " şeklinde yer alan hükmün açık bir irade yansıtmaktan uzak olduğu ancak sözleşmenin bütünü ve özellikle 12.maddenin 2.fıkrasında yer alan ödemelerin davacı yüklenici sorumluluğunda olduğuna yönelik ibarelerle davalının işçilerle ilgili vergi-SGK ödeme belgelerinin sunulmasından sonra davacıya yapacağı ödemeden kastedilenin imalatlar sonucu oluşan hakedişlere ilişkin olduğunun kabulü gerektiği değerlendirildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
5-Davalı tarafça kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de, davanın sözleşmenin yorumundan kaynaklanan farkılık sebebiyle açılan takipten kaynaklandığı, sözleşme hükümlerinin yanlış anlaşılmaya ve farklı yorumlara açık bir kısım belirsizlikler içerdiği, bu haliyle davacının takip ve davada kötü niyetli hareket ettiğinin söylenemeyeceği gözetilerek davalı lehine tazminata hükmedilmemiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/999, K. 2025/224, 4 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama