KÜNYE
T.C. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2025
- Esas no
- 2025/1055 Esas
- Karar no
- 2025/1006
- Dava
- Zayi Belgesi Verilmesi
- Dava tarihi
- 10/11/2025
Karar Metni
828 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde;... Dış Ticaret Ltd. şirketininin (...Mh. Mustafa ... Cd. N... Urla/İzmir) hissedarı ve aynı zamanda şirket müdürü olan eşi...ın 07.02.2025 tarihinde vefat ettiğini, Şirketten haberdar alamadıklarını, ayrıca gerekli yasal işlemler için karar defterini bulamadıklarını, kayıp olduğunu, eşinin vefatından sonra haciz işlemleri sırasında öğrendiğini, bu nedenle zayi olan şirket karar defterinin tespiti ve zayi belgesinin verilmesi talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
1-Dava şirket karar defteri hakkında zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
2-6100 sayılı HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114/1-e maddesindeki dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir (HMK md. 53). Sözü edilen kurum, şeklî taraf kuramının kabulünün sonucu olarak ortaya çıkmış ve sözü edilen kuramı tamamlamak amacıyla geliştirilmiştir. Davayı takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukundaki karşılığını oluşturur.
Ayrıca, bu kavram, davada taraf olmadığı hâlde kanun gereği taraf gibi davranmakla görevli kılınmış olanların hukukî konumlarının açıklanmasında başvurulan bir kavram konumundadır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin dava takip yetkisi vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti olmasına rağmen dava takip yetkisi olmayabilir.
Örneğin hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir.
Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır.
Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK md. 51) Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir.
Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır.
Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır.
Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir.
Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
3-Somut uyuşmazlıkta dava konusu ...'ne ait karar defterinin zayi edilmesi olup, UYAP üzerinden alınan ve davacı tarafça aksi de ileri sürülmemiş olan MERSİS kayıtlarına göre şirketin temsile yetkili yöneticisinin...olduğu, davacının şirket yetkilisi olmadığı, davacının şirket yöneticisi veya istisnai durumlarda şirket ortağı olmaksızın şirket adına dava açması mümkün olmadığı gibi şirket karar defteriyle ilgili kendi adına dava açıp hüküm elde etmesinin de mümkün olmadığı,
her ne kadar şirket yöneticisi ...davacının eşi olup şirket hisseleri miras yoluyla davacıya intikal edecek ise de yöneticisiz kalan şirket için yönetim kayyımı atanması dahil olmak üzere şirket ortaklık paylarının intikali sağlandıktan sonra şirket adına bu davanın açılabileceği, bu aşamada şirket adına dava açabilecek kişilerden olmaması nedeniyle davacının dava takip yetkisine sahip olmadığı ve şirket karar defterine yönelik dava açmaya dair aktif husumetin de düşmediği gözetilerek her iki dava şartına yönelik olarak noksanlık bulunduğu anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Katip ... · E-İmza Hakim ... · E-İmza
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1055, K. 2025/1006, 12 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama