KÜNYE
T.C. İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2021
- Esas no
- 2014/872
- Karar no
- 2021/66
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 30/11/2010
- Karar tarihi
- 29/01/2021
Karar Metni
2.261 kelime·11 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili İzmir ...Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesi ile;davalıların karı-koca olduklarını, davalı ...'nun ise davacı şirketin sahiplerinin yakın akrabası olduğunu, davalı ...'nun davacı şirket yönetim kurulunda yer aldığı dönemde diğer davalı eşiyle anlaşmalı şekilde ...kişilerin hesaplarına usulsüz şekilde havaleler gönderdiğini, davalı ...'in havale gönderilen kişilerden bu paraları toplayıp, kendi hesabına geçirdiğini, davacı şirketin bu şekilde zarara uğradığını, olay nedeniyle İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan ...
Esas sayılı davada alınan bilirkişi raporuna göre davacı şirketin uğradığı zararın 121.576,00TL ve 8.500,00Euro tutarında olduğunu, davalıların bu şekilde haksız elde ettikleri paralarla...Şirketi'ni kurduklarını, şirketin daha sonra ünvan değiştirdiğini, ...
Şirketi ünvanını aldığını, buna göre, davalıların eylemleri nedeniyle uğranılan 137.000,00TL zararın haksız havale tarihlerinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili sunduğu cevap süresinin uzatımı dilekçesi ve cevap dilekçesinde; müvekkili ...'nun olay tarihinde davacı şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, yönetim kurulu üyesine karşı açılacak her nevi davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, bu nedenle iş bölümü itirazında bulunduklarını, ayrıca ...'nın şirket hissedarı olmakla birlikte aynı zamanda şirketin...'lı çalışanı olduğunu,bu sıfatı itibariyle aleyhine açılacak her nevi davanın iş mahkemesinde açılması gerektiğini, öncelikle görev itirazlarının kabulünü talep ettiklerini,
davanın haksız fiile dayalı tazminat davası olup zaman aşımı süresinin... yıl olduğunu, zaman aşımı yönünden de davanın reddi gerektiğini, ...'nun ...maddesine göre yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılabilmesi için genel kuruldan dava açılması yönünde karar alınması gerektiğini, genel kurulun dava açılması yönünde karar almasından itibaren de davanın ... aylık süre içerisinde açılmasının zorunlu olduğunu, şirket adına dava açma yetkisinin denetçilere ait olup, denetçi dışında şirketin iş bu davayı ikame etmesinin yasal olmadığını, açılan iş bu davanın reddi gerektiğini,
kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin 2006-2008 yıllarını kapsadığını, davacı şirketin 2007-2008-2009 yıllarında yapılan genel kurul toplantılarında müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğu ve şirkette çalıştığı tüm dönemlerin ibra edildiğini, ibra kararından sonra ibrayı kapsayan dönemler için ortaklık tarafından sorumluluk davası açılamayacağını, bu nedenle reddi gerektiğini, davanın esası yönünden de davalı ...'nın davacı şirketin büyük ortağı ...'in öz kızı diğer şirket ortaklarının yeğeni yada kuzeni olduğunu, davacı şirketin bir aile şirketi olup tüm yönetimin babası ... tarafından gerçekleştirildiğini,
müvekkilinin 2006 yılından itibaren hissedar ve şirketin...'lı çalışanı olduğunu, 2006-2008 yılları boyunca müvekkiline kar payı ve maaş ödemesi yapılmadığını, müvekkili gibi diğer hissedarlara da kar payı ödemesinin hiçbir dönem yapılmadığını, talep halinde şirket kasasından hissedarlara para transferleri yapıldığını bu hesapların kontrolünün büyük ortak ...de olduğunu onun bilgisi dışında şirket hesaplarından işlem yapılamadığını, şirket hesabından yapıldığı iddia edilen havalelerin tamamında şirket yetkilisi...'in imzasının bulunduğunu,
müvekkiline de...'in bilgisi ve talimatı ile açacağı anaokulu için kar payı dahi denemeyecek miktarda ...'in bilgisi ve talimatı ile havale yapıldığını, ancak davaya konu havalelerin çoğunun müvekkili ile ilgisinin olmadığını,...'in imzasıyla ve bilgisi dahilinde ...kişilere yapılan havalelerden müvekkilinin de bilgisi olmadığını, davalı ...'nın babasının bilgisi dışında ... ile evlenmiş olduğunun öğrenilmesi üzerine...'in kızına savaş açtığını,...'in önce davalı ...'nun şirketteki 500 payının sahte imza ile kendi adına devrettiğini, bu konuda İzmir CBS'de soruşturmanın sürdüğünü, bu aşamada...'in müvekkili hakkında İzmir ...
ASCM'nin ... esas sayılı davasının açılmasını sağladığını, bu davada hiçbir delil toplanmadan karar verildiğini kararın temyiz edildiğini, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İzmir...ASHM'nin 30/12/2011 tarihli ... esas ... karar sayılı kararı ile davayı görmeye İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, davacı vekilinin dosyanın İzmir ATM'ne gönderilmesini talep etmesi üzerine dava dosyası İzmir ...ATM'nin ... esas sırasını almış bu mahkemede yargılamanın devamı sırasında İzmir ...'nin faaliyetinin dondurularak dosyalarının İzmir...'ne devri ile dava dosyası İzmir ...'nin ... esas sırasını almıştır. Taraflarca bildirilen deliller toplanmış, banka kayıtları ve hesap ekstreleri getirtilmiş, İzmir ... ASCM'nin ... esas ... karar sayılı kararının kesinleşmesi beklenmiş, bilirkişi görüşüne başvurulmuştur.
Davanın... sayılı ...'nın yürürlükte olduğu dönemde açıldığı anlaşılmakla, bu kanunun ... maddesi uyarınca bu davanın açılması için genel kurul tarafından dava açılmasına karar alınmış olması dava ön şartı olmakla birlikte şirket adına dava açma yetkisinin denetçilere ait olduğu değerlendirilmiştir.
Davanın şirket adına vekili tarafından açıldığı anlaşılmakla eksikliğin giderilmesi için davacı vekiline şirket denetçisinin davaya muvafakatının sağlanması konusunda süre verilmiştir. Davacı vekili 27/10/2016 tarihli dilekçesi ekinde şirket denetçisi ...'in davaya muvafakat beyanını ve denetçi ...'in denetçi seçimine ilişkin genel kurul kararı örneğini ve vekaletnamesini sunmuştur.
Sunulan genel kurul tutanağından davacı şirketin 14/10/2016 tarihinde yapılan genel kurulunda şirket denetçisi olarak ...'in seçildiği anlaşılmıştır. Böylelikle bu davanın şirket adına vekili tarafından açılmış olmakla birlikte şirket denetçisinin davaya muvafakatının sağlandığı ve vekaletinin sunulduğu, böylelikle davanın şirket denetçisi tarafından yürütüldüğü bu konudaki yasal gerekliliğin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
... sayılı ...'nın... maddesi gereğince davanın açılması ve yürütülmesi konusunda şirket genel kurulunun izin ve icazetine ilişkin kararını sunması için davacı vekiline süre verilmiş davacı vekili şirketin 14/10/2016 tarihli genel kurul kararını sunmuş, genel kurulun...nolu kararı ile ... hakkındaki İzmir... ATM'nin ... esas sayılı davasının açılması ve yürütülmesi konusunda izin ve icazet verilmesi yönünde karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı şirketin bu genel kurul kararına karşı davalı ... tarafından İzmir ...ATM'nin ... esas sayılı bu genel kurulda alınan tüm kararların batıl olduğunun tespiti ve iptaline ilişkin dava açılmış, bu davanın yargılaması sonunda İzmir...'nin 16/02/2017 tarihli ... esas ... karar sayılı kararı ile ...AŞ'nin 14/10/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş, kararın Yargıtay ...
Hukuk Dairesi'nin 10/12/2019 tarihli onama kararı ile 10/12/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu kez davacı vekili davalı ... hakkında sorumluluk davası açılması konusunda davacı şirketin 23/07/2020 tarihli genel kurul kararını sunmuştur. Davacı şirketin 23/07/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısının ... nolu kararı ile ... hakkındaki mahkememizdeki davanın açılması ve yürütülmesi konusunda izin ve icazet verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu genel kurul kararı davalı tarafa tebliğ olunmuş, davalı tarafça bu genel kurul kararına karşı tebliğden itibaren iki haftalık sürede beyanda bulunulmamıştır. Böylelikle ... maddesindeki yasal gerekliliğin yerine getirildiği ve dava ön şartının sağlandığı sonucuna varılmıştır.
İzmir ...
ASCM'nin ... esas ... karar sayılı 21/12/2010 tarihli kararı ile sanık ...'nın şirketten çekilen paraların babası olan ...'nin bilgisi dahilinde çekildiğini söylemişse de bu beyanın babasının anlatımıyla doğrulanmadığı ayrıca anonim şirketlerde böyle bir talimatın verilmesinin şirkete finans konusunda yetkili olan şahsın sözlü talimatları doğrultusunda herhangi bir ticari bağlantı olmaksızın paraları aktarmasına dayanak teşkil etmeyeceğinden anonim şirketlerde verilen sözlü talimatların hukuki bağlayıcılığı olmaması nedeniyle savunmaya itibar edilmediği şirketle ticari ilişkisi olmayan şahıslara yapılan eft talimatları doğrultusunda bu kişi
tarafından alındığı ve tekrar sanık ...'nun eşi olan sanık ...'e ve diğer sanık ...'na verildiği dinlenen tanık anlatımlarıyla doğrulanmış bulunduğundan sanık ...'nun şirketteki görevini kötüye kullanarak ticari bağlantısı olmayan kişilere şirket hesabından para havalesine izin verdiği bu paralarında aracı kişiler vasıtasıyla sanıklar tarafından alındığı kabul edilerek sanık ...'nın ... maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve sonuç olarak 6.000,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
sanık ...'nın ve ...'nun ...sayılı ...'nın ... maddesi delaletiyle ...maddesi uyarınca 1'er yıl ... ay hapis ve sonuç olarak 6.000,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği bu kararın Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin 28/05/2015 tarihli ... esas... karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davaya konu olayları konu alan İzmir ...ASCM'nin... esas sayılı davasında karar tarihinde yürürlükte bulunan...sayılı ...'nın ...maddesi ile 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren ... sayılı ...'nın ... maddesi uyarınca hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinin kesinleşen suçun sübutuna ilişkin mahkumiyet kararı ile bağlı olduğu, bu nedenle...ASCM'nin mahkumiyet kararının eylemin sübutu yönünden mahkememizi bağlayıcı nitelikte olduğu kanaatine varılmış zarar miktarı bakımından ceza mahkemesi kararı bağlayıcı nitelikte olmadığından mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısı ekinde gönderilen davacı şirkete ait 22/05/2006 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinden; ... nolu kararla ... yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu üyeliklerine ..., ... ve ...'in seçildiği, daha sonraki 24/10/2008 tarihli olağan genel kurulda yönetim kuruluna 1 yıl süreyle görev yapmak üzere ..., ..., ...'in seçildiği, böylelikle ...'nın yönetim kurulu üyeliği sona erdiği anlaşılmıştır.
Bilirkişiler..., ...ve ...sundukları 18/05/2017 havale tarihli raporlarında; ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının eyleminin hukuka aykırılığı bakımından hukuk hakimini bağlayıcı olduğu, davalıların dava konusu eylemleri nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü oldukları şirket zararında müteselsilen sorumlu tutulabilecekleri, davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede;
davalı ... tarafından şirketin banka hesabından çekilen paralardan 32.707,00-TL ve 5.500,00-EURO'nun ortaklara borçlar... hesabında kayıtlı olduğunu, bu tutarın...'in şirket alacağından mahsup edilmesi şeklinde kayıtlandığını, bu tutarın davalıların zimmetinde olmadığını, verilen sipariş avansları hesabında kaydedilen 54.300,00-TL'nin ...'nın avans olarak aldığı,
dolayısıyla bu tutarın davalıların sorumluluğunda olduğunu, 520.540,00-TL ile 141.600,00-Euro'nun şirketin kasa hesabına kaydedildiğini, dolayısıyla bu tutardan davalıların sorumlu olmadığını, 3.000-Euro'nun şirketin ... hesabına kayıtlı olduğunu, bu tutardan davalıların sorumlu olmadığını, 27.200-TL'nin şirket kayıtlarında yer almadığını, bu tutardan davalıların sorumlu olduğunu, 3.504,86-TL ile 15.000-Euro'nun şirketin mal veya hizmet aldığı firmaların takip edildiği satıcılar hesabına kaydedildiğini bu tutardan davalıların sorumlu olmadığını, davalıların eylemleri sonucunda davacı şirketin uğradığı toplam zararın 81.500,00-TL olduğunu,
davacı şirketin bu tutarı davalılardan müteselsilen tahsilini talep edebileceğini ortaya koymuşlardır. Bu rapora karşı davacı vekili tarafından ceza mahkemesindeki zarar tutarı ile farkılık olduğu gerekçesiyle itiraz edilmiş davalılar vekilince 07/06/2017 tarihinde belirtilen nedenlerle itiraz edilmiştir. Bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler..., ...ve ...sundukları 28/12/2017 tarihli ek raporlarında; kök rapordaki 27.200-TL'nin şirket kayıtlarında yer almadığı dolayısıyla bu tutarın davalıların sorumluluğunda olduğu bildirilmiş ise de, iş bu ek raporda 31.200,00-TL tutarındaki ödemelerin şirket kayıtlarında yer almadığının tespit edilmiş olmakla birlikte şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almayan bu ödemelerin davalılara yapılmış olmadığını, bu sebeple söz konusu tutarın davalıların zimmetinde olduğunun kabul edilemeyeceğini, davalılar vekilinin bu konudaki itirazlarının yerinde olduğunu,
kök rapordan farklı olarak söz konusu tutarın davalıların sorumlu olmadığının kabul edilmesi gerektiğini, davalı...'in uhdesinde olan tutarların belirlenmesini ceza dosyasındaki raporda yer alan bir kısım eft ve havalelerin şirketin kasa hesabı ve... hesabına kayıtlandığı tespit edilerek ...'in hesabına kayıtlı olanlar ayrıştırılarak sonuca gidilmek suretiyle yapılan değerlendirmeye göre verilen sipariş avansları hesabına kaydedilen ancak yapılan açıklama doğrultusunda bu hesaptan tenzil edilen tutarlardan sonra 42.900,00-TL'nin ...'nın avans olarak aldığının belirlendiğini davacı şirketin uğradığı zararın toplam 42.900,00-TL olduğunu,
bu tutarın davalılardan müteselsilen tahsilinin talep edileceğini bildirmişlerdir. Bu ek rapora karşı davalılar vekilince 11/07/2008 tarihli belge ile davaya konu tutarların...'e iade edildiği belirtilerek itiraz edilmiştir.
Rapor ve ek rapor arasındaki farklılık ile davalılar vekilinin itirazları dikkate alınarak 11/07/2008 tarihli belgedeki ödemenin şirkete yapılıp yapılmadığı konusunda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler ..., ... ve ...sundukları 21/01/2019 tarihli raporda; ceza mahkemesi kararına dayanak olan tespitler ve önceki bilirkişi raporundaki incelemeler de değerlendirilerek ceza dosyasındaki bilirkişi raporunda yer almasına karşılık davacı firma kayıtlarında... hesabına kaydedilen 21.500,00-TL ve 5.500-Euro, kasa hesabına kaydedilen 42.000-TL, ... hesabına kaydedilen 3.000-Euro ile kayıtlarda yer almayan 2.700-TL'nin hesaplama dışı tutulduğunda davacı firma kayıtlarında sipariş avansları hesabında kayıtlı olan toplam 50.800-TL'lik tutardan davacı firma borcuna mahsuben...'e yapılan 7.350-TL havale,
...'a 31/08/2008 tarihinde yapılan 5.500-TL'lik havale işlemi tenzil edildiğinde davacı şirketin dava konusu işlemlerden dolayı uğradığı zararın 42.900-TL olduğu sonucuna ulaşıldığını ortaya koymuşlardır. Bu rapora karşı taraf vekilince itiraz edilmişse de, bu raporun yeterli teknik incelemeyi içerdiği kanaatine varılmış itirazlar yerinde görülmemiş hükme esas alınmıştır.
Davalılar vekilince davaya konu zarar tutarının 11/07/2008 tarihli belgedir başlıklı belge ile...'e ödendiği,...'in şirketin vekili olduğu savunulmuştur.
11/07/2008 tarihli belgedir başlıklı belgede "... AŞ hissedarı kızım ...'in tarafımca yetkilendirilerek yapmış olduğu şahsi harcamalarına ait eft ve havale talimatlarına ait miktarın tamamı bilgim dahilinde şirket kasasına nakit olarak elden iade edilmiştir. Şirket hissedarı kızım ...'in ... herhangi bir borcu kalmamıştır kendisini şirket ve kendim adına ibra ederim" anlatımına yer verilmiştir.
Bu belgeye karşı davacı şirket vekilince; belgenin altındaki imzanın...'e ait olsa da imzanın üzerindeki kısım bizzat... tarafından yada onun izni ile doldurulmamıştır. Belgedeki içerik ile...'in hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Bu belgeden ilk defa Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde haberdar olduğu şeklinde, beyanda bulunularak itiraz edilmiştir. Dolayısıyla söz konusu belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönünde itiraza uğradığı anlaşılmıştır.
Belgenin düzenlendiği 11/07/2008 tarihinde ...'nin şirket yönetim kurulunda yer almadığı, davalıları ibra yetkisine de sahip olmadığı söz konusu belgede dava konusu zarar tutarının şirkete iade edildiği belirtilmiş ise de şirket kasasına iade edilen tutarın tespit edilemediği ve ceza mahkemesinde de söz konusu belgenin değerlendirilerek davalıların dava konusu tutarı ödediğinin kabul edilmediği belirlenmekle söz konusu belgenin dava konusu zararın ödendiğini ispatlamadığı kanaatine varılmıştır.
Toplanan tüm deliller karşısında; davalı ...'nın 22/05/2006-24/10/2008 tarihleri arasında davalı şirket yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, bu dönemde 11/01/2008-30/04/2008 tarihleri arasında şirketten ...kişilere havale, eft işlemleri yaptığı daha sonra ...kişilerden davalı eşi ...'nın da katılımı ve yardımıyla bu paraları geri alarak kendilerine mal edindikleri, böylelikle şirketi 42.900,00-TL zarara uğrattıkları, davalıların bu eylemleri nedeniyle İzmir ...ASCM'sinin kesinleşen kararı ile... esas ... karar sayılı kararı ile mahkumiyetlerine karar verildiği,
ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının eylemin sübutu bakımından mahkememizi bağlayıcı nitelikte olduğu, mahkememizce şirket zarar tutarının 42.900,00-TL olarak belirlendiği, bu zarardan her iki davalının müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, 42.900,00-TL zarar tutarının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2014/872, K. 2021/66, 1 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama