İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/316 K.2024/869

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2024/316Karar2024/869Tarih13 Kasım 2024Okuma17 dk · 3.358 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
13 Kasım 2024
Esas no
2024/316
Karar no
2024/869
Dava
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
Dava tarihi
29/05/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.358 kelime·17 dk okuma·2 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Dava dilekçesinin incelenmesinde;08.04.2022 tarihinde Seçim Akcura'nın malik ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın davacıya ait ... plakalı araç ile... plakalı araç kazaya karıştıklarını, kaza tespit tutanağından ve Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan 22.05.2024 tarihli bilirkişi raporundan kazanın meydana gelmesinde yol çalışması yapan İzmir Büyükşehir Belediyesinin %100 kusurlu olduğunun ve davacının kusurunun olmadığının tespit edildiğini, aynı dosyada yer alan 2. bilirkişi raporunda İzmir Büyükşehir Belediyesinin alt kuruluşu olan ...

İzmir Büyükşehir Belediyesi Beton ve Asfalt Enerji Ür. ve Dağ. Tesisleri Su Kanalizasyon Tic. ve San. Anonim Şirketinin %100 kusurlu olduğunun belirtildiğini, kazanın gerçekleştiği tarihte yolda çalışma yapan alt taşeron ...

İnşaat-... olduğunun anlaşıldığının, bu nedenle olayın meydana gelmesinde kusuru olan davalılardan zararlarının giderilmesini talep etme zorunluluğunun doğduğunu, yaşanan kaza neticesinde davacının aracında ciddi boyutta bir zarar meydana geldiğini, kusur raporundan sonra davalı yanlara zararın giderilmesi için başvurular yapıldığını, tarafların davacıyı sürekli oyalayarak zararı gidermekten imtina ettiklerini, bunun üzerine (tarafların bazılarının tacir olduğu nazara alınarak) davanın ticari dava olması hasebi ile zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını, Torbalı Arabuluculuk Bürosu... no,

... başvuru no ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri görüşme sonunda anlaşmama olarak sonuçlandığını, yaşanan kaza neticesinde davacının aracında (motosiklet) ciddi boyutta bir zarar meydana geldiğini, aracın pert boyutunda zarara uğradığını, bu nedenle kaza esnasında araçta değer kaybı meydana geldiğini, öncelikle mahkemenin araç üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırarak aracın pert olup olmadığının tespiti, pert olması durumunda aracın rayiç bedelinin ve ikame araç bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacıya ödenmesini, aracın pert olmaması durumunda aracın onarım bedelinin,

ikame araç bedelinin ve aracın değer kaybının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacıya ödenmesini isteme zorunluluğunun hasıl olduğunu, konu kazada kusur durumunun kaza tutanağı ile sabit olduğunu, bununla beraber kaza sırasında araçta bulunan kişilerin kazanın oluşu konusunda bilgilerinin bulunduğunu, tanıklarının dinlenmesini ve bilirkişi raporları ile kazanın oluşu ve kazada tarafların kusuru hususunun ıspatlanacağını, davacıya ait ... plakalı araç hali hazırda onarılmamış durumda ''.../İzmir'' adresin de bulunduğunu, mahkemenin bu adreste motosiklet üzerinde keşif yapmasının mümkün olduğunu,

açıklanan nedenlerle meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeni ile meydana gelen maddi zararın tazmini için davayı açmanın zorunlu hale geldiğini, davalarının kabulünü, mahkemenin araç üzerinde bilirkişi incelemesi yaparak aracın pert olup olmadığının tespiti ile aracın pert olması durumunda aracın rayiç bedelinin[fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak bilirkişi raporundan sonra artırım haklarının saklı kalmak koşulu ile 10000,00TL(belirsiz alacak)] ve ikame araç bedelinin[fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak bilirkişi raporundan sonra artırım hakları saklı kalmak koşulu ile 1000,00TL(belirsiz alacak)] kaza tarihinden itibaren işleyecek

avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya ödenmesini, aracın pert olmaması durumunda aracın onarım bedeli ve aracın değer kaybının[fazlaya ilişkin hakkımız saklı kalmak bilirkişi raporundan sonra artırım haklarının saklı kalmak koşulu ile her iki kalem için 10000,00TL(belirsiz alacak)] ve ikame araç bedelinin[fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak bilirkişi raporundan sonra artırım haklarının saklı kalmak koşulu ile 1000,00TL(belirsiz alacak)] kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinin incelenmesinde.

Davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalının herhangi bir kusurunun veya sorumluluğunun bulunmadığını, davacının her ne kadar Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasına alınan bilirkişi raporu ile davalıdan meydana gelen kazada %100 kusurunun olduğunun tespit edildiğini bildirse de bu kanaate katılmadıklarını, bahse konu raporun davalı yönünden bir bağlayıcılığının bulunmadığını, kazanın meydana geldiği tarihte davalı tarafından belirtilen mahalde diğer Davalı/...

İnşaat'a "İzmir ... Bölgede İdare Malı Asfalt ile Yollarda Yama Yapılması İşinin" ihale edildiğini, ihale sözleşmesi ile birlikte diğer Davalı/...

İnşaat'a işin yapılması sırasında alması gereken trafik önlemlerine ilişkin şartnamenin detaylı, yazılı ve görsel içeren şekilde imzası karşılığında verildiğini, davalı tarafından işin ihale edildiğini, davalının ihale makamı olduğunu, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde davalanın kusuru olduğundan bahsedilemeyeceğini, mahkeme tarafından kaza tarihinde bahse konu mahalde uyarıcı levhalar, işaretlemeler olup olmadığının tespitinin yaptırılması gerektiğini, mahkeme tarafından kazanın meydana gelmesine ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve davalı ile diğer Davalı/...

İnşaat arasındaki ihale ilişkisi göz önünde bulundurularak gerçek kusur oranlarının tespit ettirilmesi gerektiğini, yapılacak inceleme sonucu meydana gelen kazada davalının kusuru olmadığının anlaşılacağını, davacı tarafından aracının pert olup olmadığı, pert oldu ise aracın rayiç bedeli; pert olmadı ise aracın onarım bedeli ve aracın değer kaybı bedelinin talep edildiğini söylense bile, kaza 2022 yılında gerçekleştiğinden o tarihten bu yana aracın başkaca bir kazaya karışmadığının;

aracın mevcut durumunun davaya konu kaza nedeniyle meydana gelip gelmediğinin tespitinin yapılmasının mümkün olmadığının, son olarak davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, mevzuat uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl içinde zamanaşımına uğradığını, somut durumda kazanın üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçtiğini, davacının zamanaşımına uğrayan talebinin reddini talep etmiştir.

Davalı ... Cevap Dilekçesinin incelenmesinde.

Davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile KTK hükümleri gereğince değer kaybında ZMMS'nin müştereken ve müteselsilen sorumluluğu olduğunu, müvekkilin zorunlu trafik sigorta şirketine davacı tarafça başvuru yapılıp yapılmadığını, herhangi bir değer kaybı alacağı tahsil edilip edilmediğinin araştırılmasını, sorumluluk esaslarına göre aracın zorunlu trafik sigorta şirketine ihbarına karar verilmesini, davalının sorumluluğunu hiçbir şekilde kabul etmediğini, kaza nedeniyle davalıya izafe edilen kusur oranının belirlenmediğini, kazada tüm tarafların kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini,

faiz talebi ve faiz başlangıç tarihlerine de itiraz ettiklerini, talep belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davasının ikame edilemeyeceğini, davalıdan ticari avans faizi talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalının sigorta şirketi olmadığını, davacının talebi ticari bir işe ya da işletmeye dayalı olmadığını, faiz başlangıcı talebinin hatalı olduğunu, davalıya yapılmış usulüne uygun bir başvuru bulunmadığını, davalı yönünden temerrüt şartlarının oluştuğundan söz edilemeyeceğini, her ne kadar davacının dava dilekçesinde ''defalarca kez davaya konu ettiği alacak taleplerini davalılara iletildiğini,

başvuru yaptığını ancak sürekli oyalandığını'' belirtmiş ise de bu iddiaların doğru olmadığını, davacının davasında haksız olduğunu, davacının dava dilekçesinde ''Kazanın meydana gelmesinde yol çalışması yapan İzmir Büyükşehir Belediyesinin %100 kusurlu olduğunu, kendisinin kusurunun olmadığının tespit edildiğini, aynı dosyada yer alan 2. Bilirkişi raporunda İzmir Büyük Şehir Belediyesinin alt kuruluşu olan ... İzmir Büyükşehir Belediyesi Beton ve Asfalt Enerji Ür. ve Dağ.

Tesisleri Su Kanalizasyon Tic. ve San. Anonim Şirketinin %100 kusurlu olduğunu, yolda çalışma yapan alt taşeron ...

İnşaat-... olduğunu, bu nedenle olayın meydana gelmesinde kusuru olan davalılardan zararlarının tazminini'' talep ettiğini, davacının davalıdan tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, davalı tarafından, çalışmaya konu yolda bütün önlemlerin alındığını, zaten çalışma yapılan alanda davalı İzbeton'un kontrolör ve iş güvenliği uzmanlarının devamlı sahada bulunduklarını, davacının tamamen kendi kusuru ile yol yapımı olduğunu defaatle belirtildiğini, buna rağmen girişi yasaklanmış yola girdiğini, bu nedenle kazanın gerçekleştiğini, yolun kaza tarihinde tamamen kapatılmış durumda olduğunu, bu hususta tanık dinletileceklerini,

davalının çalışma yapılan yolu açık tutma gibi bir yetkisinin olmadığını, belediyeye ait olan bu yolun açılması ve kapanması hususunda tüm yetkinin belediyede olduğunu, yapım çalışması nedeni ile belediye tarafından yolun trafiğe kapatıldığını, bilirkişi raporunda ...'ın ifadesinde "seyir ettiği yolun ilerisinde yol çalışması olduğunu, çift şeritli yolun kırmızı dubalar ile bölündüğünü, yolun tek şerit haline getirildiğini gördüğünü'' ifade ettiğini belirttiğini, kaza nedeniyle araç sürücülerinin herhangi bir ihlali olmadığının belirtilmesinin tutanakta çelişki yaratmadığını,

tutanağa ek olarak fotoğraf ve video kayıtları bulunulmadığını belirtildiğini, raporun aksine alanda bulunması gereken tüm uyarıcı levhaların bulunduğunun ispatlandığını, tutanağa ek olarak fotoğraf ve video kayıtları bulunulmadığı belirtitildiğini, raporun aksine alanda bulunması gereken tüm uyarıcı levhaların bulunduğunun ispatlandığını, trafik kazası nedeniyle araçta oluşan değer kaybının talep edilebilmesi için;

aracın kaza öncesi ya da sonrasında ağır hasar kaydı ya da pert kaydının olmamasının ve aracın başka bir trafik kazası nedeniyle meydana gelen hasarının değer kaybı talep edilecek hasarı ile aynı bölgeden olmamasının dikkate alınması gerektiğini, davacıya ait aracın bütün kaza kayıtlarının celp edilmesini istediklerini, değer kaybının talep edilebilmesi için aracın üretim yılının, marka ve model bilgisinin, hasar geçmişinin, kilometresinin, trafiğe çıkış tarihinin, ikinci el değerinin, değişen parçalarının, boya işleminin, işlem gören parça sayısının,

onarım yapılan yerin yetkili servisde olup-olmaması gibi unsurların birlikte değerlendirilerek aracın kazadan önce ikinci el piyasasındaki değeri ile kazadan sonraki ikinci el piyasa değeri arasındaki farka göre araç değer kaybının hesaplanmasını, bu bilgilerin de celbini talep ettiklerini, davacı tarafından davalıya ya da diğer davalıya karşı başlatılmış bir icra takibi yahut derdest bir dava bulunup bulunmadığının araştırılmasını, ilgili dosyalar kapatılmadan yahut o dosyalardan vazgeçilmeden / feragat edilmeden davalı aleyhine bir de dava ikame edilmesinin haksız ve usulsüz olduğunu,

davalının bankalar nezdindeki kredibilitesinin olumsuz etkilendiğini, aleyhine açılmış pek çok dava ve icra takibi görünmesi riski ile karşı karşıya kaldığını, davacı tarafından bir hukuki yol tercih edilerek oradan devam edilmesi gerekirken aynı anda pek çok hukuki yola tek bir alacak iddiasında olmasına rağmen başvurulduğunu, Bu tutumun haksız, usulsüz ve kötü niyetli olduğunu, davacının ilgili icra dosyaları derdestken bu davayı ikame etmesinde hiçbir hukuki yararı bulunmadığını,

netice itibarı ile davacının eldeki davasının haksız olduğu ödeme belgeleri ile ispatlandığından davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun şekilde ikame edildiğinin aşikar olduğunu, tüm itirazlarının doğrultusunda davanın ve sair tüm taleplerin reddine karar verilmesinini, davanın zamanaşımına uğradığını, davaya konu kazanın üzerinden iki yıldan fazla zaman geçtiğini, davacının zamanaşımına uğrayan talebinin reddi gerektiğini, arabuluculuk son tutanağında görüldüğü üzere arabuluculuk başvurusunun 17.04.2024 tarihinde yapıldığını, kaza tarihi 08.04.2022 olduğundan zamanaşımı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiğini,

davanın görevsiz mahkemede ikame edildiğini, bu nedenle davanın görevsizlik nedeni ile reddine karar verilmesini, davacının talebinin dayanağı haksız fiil olduğunu, Talep, araç sürücüsü, maliki veya işleteni ile birlikte sigorta şirketine karşı ileri sürülüyor ise veya yalnızca sigorta şirketine karşı dava açılacaksa Asliye Ticaret Mahkemelerinde dava açılması gerektiğini, haksız fiilden kaynaklı tazminat davasında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, eldeki davada sigorta şirketlerinin davalı sıfatı bulunmadığını, davanın ihbar olunduğunu, bu nedenle görev itirazları doğrultusunda davanın usulden reddine karar verilmesini,

davacının talebinin somut olmadığını, bu nedenle davasının yine dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, davacı talep sonucunda, tazminat taleplerini ''aracın pert olup olmadığının tespiti akabinde'' şeklinde ikili bir ayrıma tabii tutarak ileri sürüldüğünü, kaza tarihinden itibaren geçen 2 yıllık süre göz önüne alınarak araç üzerinde dava tarihinden sonra yapılacak keşfin davacının iddialarını ispatlayamayacağını, geçen 2 yıllık süreçte davacının araca zarar vermiş ve araçta varlığını iddia ettiği hasarları artırmış olma ihtimalinin bir hayli yüksek olduğunu, bu nedenle hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile,

tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde ancak ve ancak kazanın hemen akabinde alınan ekspertiz raporu, kaza fotoğrafları vb. deliller ile bir değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı tarafından iddialarının ispatı amacıyla geçen tam 2 yıllık sürede ivedi delil tespiti talebinde bulunulmamış olmasının da, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun bile davacının iddialarının doğru olmadığını yani taleplerinin haksız olduğunu ispatladığını, davacının iddiasının aksine, bilakis değer kaybı, araç onarım bedeli talebi yönünden sigorta şirketine usulüne uygun olarak yapılmış bir başvuru bulunmadan,

yasal süreç takip edilmeden doğrudan eldeki davanın açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davanın bu nedenle de usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki, davacıya eldeki davada talep ettiği alacak kalemleri yönünden ödeme yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise hangi tarihte hangi taraf tarafından yapıldığının araştırılmasının da gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi Cevap dilekçesinin incelemesinde. Davacının açtığı davayı kabul etmediklerini, hizmet kusuruna dayalı uyuşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğunu bu nedenle yargı yolu yönünden görev itirazlarının olduğunu, davacının, kazanın meydana gelmesinde yol çalışması yapılması sonucu meydana geldiğini iddia ettiğini, bu noktada bu iddianın hasarın oluşmasında bir hizmet kusuru olup olmadığının tespitinin zorunlu olduğunu, ... E. ...

K. sayılı 08.04.2013 tarihli Uyuşmazlık Mahkemesi kararı uyarınca davanın öncelikle görev yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu kazanın oluşumunda belediyenin herhangi bir sorumluluğunun ve kusurunun bulunmadığını, 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu uyarınca ilçe belediyesi görev alanında kaldığını, kazanın meydana geldiği yere ilişkin olarak yapım ve bakım, kaldırım yapılması vs hizmetler ilçe belediyesinin sorumluluğunda olduğunu, bu sebeple davanin husumetten reddini talep ettiklerini, bilindiği üzere,

HMK 107 maddesinde “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde..” belirsiz alacak davası açılabileceğinin hüküm altına alındığını, o halde davanin bu bakimdan usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, mahkemece usul yönünden itirazlarının yerinde görülmemesi durumunda iş bu davanın esas yönünden de reddinin gerektiğini, belediyenin söz konusu kazanın oluşumunda hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır.

Olay yeri, ilçe belediyesi sınırları içerisinde olmakla birlikte, ... A.Ş.'nin sorumlunda olduğunı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Merkez Bölge Yol İşleri Şube Müdürlüğü nezdinde, ...

A.Ş. yükleniminde "İl Sınırları İçindeki Ulaşım Yollarında Asfalt Kaplaması, Yol ve İnşaat Bakım Onarım ve Yenileme Yapılması İşi"ne ilişkin sözleşme imzalanduğını, bu kapsamda anılan yapım işi ile ilgili olarak birçok bölgede ve noktada yol kaldırım düzenlemesi, asfalt yama, asfalt serim vb. çalışmalar gerçekleştirildiğini, bahsedilen yapımın işi yanında Hemşehri İletişim Merkezi, Muhtarlar Masası ve vatandaşlar tarafından gelen ihbar, talep ve dilekçeler doğrultusunda yollarda bulunan sorunların belirlendiğini, bahse konu onarımların program dahilinde aciliyet ve tehlike boyutuna göre yüklenici ...

A.Ş.'ye yaptırıldığını, İşbu dava, yapım yüklenimi ... A.Ş. uhdesinde tamamlanan, 18.09.2019 tarihinde sözleşmesi imzalanan ''İl Sınırları İçindeki Ulaşım Yollarında Asfalt Kaplaması, Yol ve İnşaat Bakım, Onarım ve Yenileme Yapılması İşi" kapsamında yapılan çalışmalar sırasında gerçekleştiğini, kazanın meydana geldiği mevkiideki işin ...

İnşaat-... tarafından yapıldığının anlaşıldığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin İş ve işyerlerinin korunması ve sigortalanması başlıklı 9. maddesinde ''...

Yüklenici veya alt yüklenicilerin sigorta kapsamı içinde veya dışında kalan hareket ve fiillerinden dolayı meydana gelecek bütün talep ve iddiaların karşılanması yükümlüğü yükleniciye ait olduğunu, yüklenici bu gibi mesuliyetlerden idareyi ve idare personelini sorumlu tutmayacak ve bu hususu kabul etmiş sayılacağını İşyeri ve çevresindeki bölgede, yeterli güvenlik önleminin alınmaması sebebiyle doğabilecek hasar ve zararın ödenmesinden yüklenici sorumlu olduğunu, yüklenici, kazaların, zarar ve kayıpların meydana gelmesini önlemek amacı ile gerekli bütün tedbirleri almak ve yapı denetim görevlileri tarafından, kaza,

zarar ve kayıp ihtimallerini azaltmak için verilecek talimatlara uymak zorunda olduğunu, ayrıca yüklenici, işyerinde kullanılan araç, gereç ve makinelerle patlayıcı maddelerin yol açabileceği kazalardan korunma usullerini ve Tedbirlerini çalışanlara öğretmek zorunda olduğunu, bunların hüküm altına alındığını, bu hükümle aynı şartnamenin Yüklenicinin bakım ve düzeltme sorumlulukları başlıklı 25. maddesinde '' taahhüt konusu yapım işinin her türlü sorumluluğu, kesin kabul işlemlerinin idarece onaylanacağı tarihe kadar tamamen yükleniciye ait olduğunu, yüklenici,

gerek malzemenin şartnameye uygun olmamasından ve gerekse yapım işlerinin kusur ve eksiklerinden dolayı, idarece gerekli görülecek bütün onarım ve düzeltmeler ile sürekli bakım işlerini kendi hesabına derhal yapmak zorunda olduğu hükümlerinin de yer aldığını, belirtilen şartname maddeleri gereği, davaya esas konu ile ilgili davalının herhangi bir sorumluluğunun olmadığı, ... A.Ş ve alt yüklenicisi konumundaki ...

İnşaat-... sorumluluğunda olduğu, bu nedenle dava konusu olay ile ilgili zarara ilişkin sorumluluğun ilgili firmalardan karşılanması gerektiğinden huzurdaki davada davalı açısından davanın reddini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kent genelinde davalının sorumluluk alanında bulunan yollarda kontrollerin periyodik olarak yapıldığını, davalıya idareye bildirilen, onarılması gereken yerlere de en kısa zamanda müdahale edildiğini, söz konusu kazanın olduğu yerle ilgili olarak kaza öncesinde herhangi bir ihbar ve bildirimin söz konusu olmadığını, nitekim ilgili birimlerin,

İzmir Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğundaki tüm yollara, akan trafik içerisinde, meydana gelen olaylar ve kazalardan dolayı, ihbar ve bildirim olmaksızın kendiliğinden müdahale etmesinin hayatın olağan akışına ve teknik gereklilikler konusunda mümkün olmadığını, hız limitlerinin nerelerde ve hangi durumlarda azaltılacağı ya da arttırılacağı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52. maddede açıkça belirtildiğini, bununla birlikte kaza tespit tutanağında da sürücünün kurallara riayet etmediğinden asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğunun ve tazmin yükümlülüğünün söz konusu olabilmesi için;

zarara yol açan bir eylem ve bu eylemle zarar arasında illiyet bağının bulunmasının gerektiğini, eğer zarar görenin tutum ve davranışı, zarar ile idare arasındaki ilişkiyi kesecek nitelikte ise, başka bir deyişle eğer zarar, zarar görenin tutum ve davranışından doğmuşsa, idarenin sorumluluktan kurulacağını, zarar görenin kusurunun illiyet bağını kesip sorumluluğu kaldırmasının sebebi, dürüstlük kuralına ve dolayısıyla ahlaki bir değer hükmüne dayandığını, buna göre hiç kimsenin kendi kusuru ile kendi aleyhine meydana getirmiş olduğu bir zararı başkasına yükleyemeyeceğini, bu zararın tazminini de başkasından isteyecğini,

idarenin sorumluluğunun ortadan kalkması için, zarar gören kişinin davranışlarının mutlaka kusurlu olmasının da şart olmadığını, zarar görenin davranışları kusursuz olsa bile, zararın doğumuna sebep olmuşsa yahut zararın doğumuna veya ağırlaşmasına katkıda bulunmuşsa idarenin sorumluluğunun ortadan kalkacağını, vatandaşların da gün içinde, trafikte dikkatli olmaları ve kendi davranışlarından kaynaklanan sonuçların bilincine vararak,

sorumluluklarını üstlenmeleri gerektiğini, bu kapsamda davacının kusurlu hareketleri sonucunda oluşmuş olan zararın tazmin yükümlülüğünün, davalı idareye yükletilmesinin hukuka uygun olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından talep edilen maddi tazminat tutarına itiraz ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi mümkün iken kaza tarihinden itibaren avans faizi talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı idarenin tacir olmadığını, beyan ederek davanın öncelikle idari yargının görev alanına girdiğinin kabulü ile görev yönünden reddine,

mahkeme aksi kanaatte ise dahi husumet itirazları ve esasa ilişkin itirazlar dikkate alınarak davalı idare yönünden davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesini talep etmiştir.

Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;

Taraflar arası uyuşmazlık konusu hususun; dava dışı ...a tarafından sevk ve idare edilen ... plaka sayılı araç ile... tarafından sevk ve idare edilen araçlar arasında meydana geldiği belirtilen 08/04/2022 tarihli trafik kazasından kaynaklı olarak davacının aracında hasar oluşup oluşmadığı, davacının ikame araçtan kaynaklı zararının bulunup bulunmadığı , hasarın aracın pert işlemine tabi tutulmasını gerektiren bir duruma sebebiyet vermemesi halinde davacı aracında değer kaybı oluşup oluşmadığının tespiti ile davalıların söz konusu istemlerden kaynaklı sorumluluklarının bulunup bulunulmadıklarının değerlendirmesine yönelik trafik kazasından kaynaklı açılan maddi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.

Her ne kadar Mahkememizce taraflar arası uyuşmazlığın yukarıdaki şekilde oluştuğu anlaşılmakta ise de haksız fiil temelinde açılan iş bu davanın esasına girmeden evvel görev hususunun aynı zamanda kamu düzenine de ilişkin olması sebebiyle ve üzerinde tazminat istenilen aracın vasfı ile davacının tacir olmadığı göz önüne alındığında öncelikle açılı bu davada dava şartlarından olan görev yönünden değerlendirme yapılması gerektiği kanaatine varılmakla tahkikata geçilmeyerek söz konusu husus doğrultusunda dosyanın değerlendirmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.

TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.

Yapılan inceleme neticesinde davacı vekilince yukarıdaki gerekçeler ile Mahkememiz davalıları aleyhine haksız fiil temeli kapsamında iş bu tazminat davası açılmış ise de Mahkememiz nezdinde bir davanın görülüp sonuçlandırılabilmesi için davanın ya mutlak ticari dava ya da nispi ticari dava olması gerektiği,

buradan hareketle davacının tacir olmadığı gibi davacı adına kayıtlı olup trafik kazası sebebiyle uğranılan hasarların tazmin edilmek istenilen aracının ise hususi vasıfta olduğu anlaşılmakla birlikte her ne kadar davalılar arasında şirket bulunsa da bu durumun uyuşmazlığı tek başına ticari dava yapmayacağı anlaşılmakla birlikte uyuşmazlığın nispi ticari davaya sebebiyet vermeyeceği gibi TTK'nın 4. maddesinde belirtilen davalardan da olmadığından uyuşmazlığın mutlak ticari davaya da sebebiyet vermeyeceği kanaatine varılmakla birlikte haksız fiil temelinde açılan ve trafik kazası sebebiyle oluştuğu belirtilen hasarın Asliye Hukuk Mahkemeleri

nezdinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM; Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklanacağı üzere

1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

2- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,

3- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,

4- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

5- Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.13/11/2024

Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/316, K. 2024/869, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/316
Karar No
2024/869
Tarih
13 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/316 K.2024/687
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/317 K.2024/1295
  • İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/317 K.2024/982
  • İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/318 K.2024/615
  • Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/318 K.2024/742
  • İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/318 K.2024/778

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.