KÜNYE
T.C. İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2019
- Esas no
- 2018/1181
- Karar no
- 2019/175
- Dava
- Ticari Şirket Genel Kurul Kararının İptali
- Dava tarihi
- 17/10/2018
Karar Metni
888 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin, davalı şirkette % 50 oranında pay sahibi olduğunu, diğer pay sahiplerinin ise % 25’er pay ile ortaklar ... ve ... olduğunu, müvekkilinin hiçbir genel kurul toplantısına dahil edilmediğini, çağrılmadığını, işleyiş ile ilgili olarak bugüne kadar kendisine hiçbir bilginin verilmediğini, dava konusu 28/12/2016 tarihli genel kurul toplantısından haberdar edilmediğini, tebligat yapılmadığını, müvekkilinin bu toplantının yapıldığını İzmir ...
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...
Esas sayılı dosyasında görülmekte olan “şirket feshi davası” kapsamında rapora esas olmak üzere dosyaya sunulan şirket kayıtlarından öğrendiğini, limited şirketlerde genel kurulun nasıl toplanacağının TTK’nın 617. maddesinde açık bir şekilde belirtildiğini, müvekkiline hiçbir tebligat yapılmaması nedeniyle dava konusu 28/12/2016 tarihli ve ... karar sayılı genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu, bu kararların yasaya, esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı kararlar olduğunu belirterek, bu dava dosyasının İzmir ...
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, davalı şirketin 28/12/2016 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde
olduğunun tespitine, bu toplantıda alınan kararların uygulanmasının yargılama sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; dava konusu toplantıya ilişkin çağrının 05/12/2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete adres bildirimi yapılmadığı için davacıya iadeli taahhütlü bildirim yapılamadığını, davacının davasında gerekçe olarak sadece toplantı çağrısının usulsüz yapıldığını ileri sürdüğünü, kararların yok hükmünde olması için TTK’nın 447. maddesinde sayılan hususlarda karar alınması gerektiğini, alınan kararların bu nitelikte olmadığını,
bir an için toplantıya çağrının usulsüz olduğu kabul edilse dahi bu nedenle açılacak iptal davalarının toplantı tarihinden itibaren 3 ay içerisinde açılması gerektiğini, bu sürenin hak düşürücü süre olduğunu, birleştirme isteğinin yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava; davacının % 50 pay sahibi olduğu davalı şirketin 28/12/2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunu tespiti ve iptali istemine ilişkindir.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün kayıtları incelendiğinde; davalı şirketin “...-İzmir” adresinde olduğu, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde “merkez ...” sicil numarasında kayıtlı bulunduğu, şirket ortaklarının 125 payla..., 125 payla ... ve 250 payla ... olduğu, ...’in davalı şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, şirketin faal olduğu görülmüştür.
Dava konusu toplantının yapıldığı tarih dikkate alındığında olayda 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır.
6102 sayılı TTK’nın 414/1 maddesinde; ''Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı vekili, dava konusu genel kurul toplantısında çağrı usulüne uyulmadığını ileri sürmüştür. Olağan genel kurul toplantı çağrısının usulüne uygun olarak yapılmaması çağrıya ilişkin bir eksiklik olup, davacıya ancak iptal davası açma hakkı verir, tek başına bu aykırılık ise genel kurul toplantısının iptali sonucunu doğurmaz. Dolayısıyla; çağrıdaki usulsüzlük bir butlan sebebi değildir.
6102 sayılı TTK’nın ''iptal sebepleri'' başlıklı 445. maddesinde ise; ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
TTK'nın 620. maddesi gereğince; limited şirketlerde kanun veya esas sözleşmede aksi öngörülmediği takdirde seçim kararları dahil, tüm genel kurul kararları toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır. Kanunda toplantı nisabı düzenlenmemiştir.
Dolayısıyla bir alt sınır olmaksızın genel kurulda kaç pay temsil edilirse edilsin genel kurul karar alma yeteneğine sahiptir. Yani, gündemde özel nisap gerektirir maddeler bulunmadığı takdirde nisapsız olarak toplanır ve toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır.
Dava, 17/10/2018 tarihinde açılmıştır. Dava konusu toplantı ise 28/12/2016 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Toplantıya şirketin 500 payının % 50’si katılmış, kararlar ise oy birliği ile alınmıştır. Dolayısıyla toplantı ve karar yeter sayıları sağlanmıştır.
Tüm dosya içeriğine göre somut olayda; davacının dava konusu toplantıya çağrılmaması toplantı ve karar yeter sayılarını etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen yokluk ve geçersiz iddiası da bulunmayıp, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı olduğundan ve bu hakkın da toplantı tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde kullanılması gerektiğinden, davaya konu genel kurul toplantısı 28/12/2016 tarihinde yapılmış olup, davanın ise 3 aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 17/10/2018 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, süresinde açılmayan davanın reddine karar vermek herekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 44,40 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 35,90 TL harcın düşülmesi ile kalan 8,50 TL karar ve ilam harcı, Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 106. maddesi ve Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nun 27. maddesine göre 20,00 TL'nin altında olduğundan, eksik 8,50 TL harç için harç tahsil yazısı yazılmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerin kendisi üzerine bırakılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 2.750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Başkan ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Katip ... ¸E-imza
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1181, K. 2019/175, 15 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama