KÜNYE
T.C. İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2024
- Esas no
- 2023/420
- Karar no
- 2024/486
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/05/2023
Karar Metni
3.264 kelime·16 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA
Davacı dava dilekçesi ile özetle; davalılardan ... tarafından müvekkili aleyhine İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu iki adet senetteki imzalar her ne kadar müvekkiline ait ise de bu imzaların müvekkilinden iradesi dışında, hileli yollarla alındığını, buna ilişkin olarak Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları suç duyurusu sonucunda Karşıyaka ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...
Esas ve... Karar sayılı dosyası kapsamında yargılama yapıldığını, dosyanın istinaf incelemesinde olduğunu, ceza dosyasının yapılan yargılaması sonucunda; “sanık ...'nin, katılan ...'in bilgisi ve rızası dışında senet düzenlendiği, kriminal incelemede imzanın ...'e ait olduğu ancak senedin evvelce başka amaçla imzalattırılmış olabileceğinin belirtilmesi karşısında sanık ...'nın sahte senetlerle icra takibine başvurmak suretiyle menfaat etmeye teşebbüs ettiği,
bu suretle resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının aracı olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği” kanaatine varılarak sanık ...'nın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçu sabit görüldüğünden ve sanık ...'nın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görüldüğünden cezalandırılmalarına karar verildiğini;
müvekkilinin, icra takibine konu senetlerdeki imzaları “senet” olarak nitelendirilebilecek bir yere, herhangi bir borcun karşılığı olacak şekilde atmadığını, senetler üzerindeki imzaların hileli bir şekilde alınmış olduğu hususunun ceza yargılamasında bilirkişi incelemeleri ile belirlendiğini, müvekkilinin davalılara herhangi bir borcu olmadığı gibi aralarında borç doğurabilecek bir ilişkinin de bulunmadığını, ciro silsilesinin de gerçek olmadığını belirterek, müvekkilinin davalılara İzmir ...
İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasındaki alacağa konu senetlerden dolayı borcunun olmadığının tespitine, dava değerinin % 20'sinden az olmayacak şekilde icra inkar ve kötüniyet tazminatının davalılardan alınmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Dava 1.056.006,30 TL üzerinden harç yatırılmak suretiyle açılmıştır.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının, müvekkilinin komşusu ... ’in kardeşi olduğunu, ... ’in hasta ve bakıma muhtaç olması sebebiyle müvekkilinin, vefatına kadar ... ’e baktığını ve bakımın yanında maddi destekte de bulunarak kendisinin borcunu ödediğini, buna karşılık ... ’in müvekkiline “evini kendisine bağışlayacağını” söylediğini ancak yaşından dolayı bu devir işleminin yapılamadığını,
bunun üzerine davacının “ablasının vefatına kadar bakılması durumunda evi müvekkilinin üzerine yapacağını” söylediğini ve bu taahhüdünün karşılığı olarak ve diğer yandan müvekkilinin ... ’e verdiği borçlara dayalı olarak teminat olarak takibe konu senetleri verdiğini, her ne kadar bu senetler usulüne uygun düzenlenmiş olsa da müvekkilinin dolandırılarak diğer davalılara ciro edildiğini ve icra takibinin alacaklı olarak ... tarafından başlatıldığını, Karşıyaka ...
Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ceza yargılamasında sanık ...’nın dolandırıcılık suçunu işlediği kanaatine varılarak cezalandırılmasına karar verildiğini; müvekkilinin icra takibinde alacaklı değil borçlu sıfatında olduğunu, temin ettiği herhangi bir menfaatin bulunmadığını, ceza mahkemesinin kararının hatalı olduğunu ve taraflarınca istinaf kanun yoluna gidildiğini, henüz dönmediğini belirterek, davanın reddine, taraflarına menfi tespit davası açmak için süre verilmesine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...
Ceza Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle özetle; müvekkilinin davaya konu senetlerde yetkili hamil olduğunu ve iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu, 6098 sayılı TBK’nın 39. maddesi kapsamında davanın hata ve hilenin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmasının zorunlu olduğunu, eldeki davada hak düşürücü sürenin dolduğunu, zira;
davacının 25/06/2018 tarihli ödeme emrini tebliğ aldığı ve Bostanlı Karakoluna yaptığı şikayet tarihi ile 1 yıllık sürenin başladığını, kabul anlamına gelmemek üzere lehtar yönünden ceza yargılamasının süreyi kestiği kabul edilse bile müvekkili yönünden 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu,
öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere kambiyo senedine bağlı olan borç mücerret bir borç olduğundan kabul anlamına gelmemek üzere asıl borç ilişkisinin gerçekleşmemiş veya hile ile sakatlanmış olmasının kambiyo senedindeki kambiyo borcunun gerçekliğini etkilemediği gibi sadece keşideci ve lehtar arasında ileri sürülerek dava konusu yapılabileceğini, müvekkilinin Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... sayılı dosyasına verdiği ifadede de belirttiği şekilde 19/02/2016 tarihli sözleşme gereği ... ve ... isimli kişiler ile taşınmaz satışı konusunda anlaşmaya vardığını,
sözleşmenin gereğinin yerine getirilmemesi üzerine ... tarafından 17/04/2017 tarihli 470.000,00 TL bedelli ve 14/07/2017 tarihli 470.000,00 TL bedelli olmak üzere iki adet senedin müvekkiline cirolanarak verildiğini, müvekkilinin senetleri 22/06/2018 tarihinde İzmir ...
İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında takibe koyduğunu, soruşturma dosyasında müvekkili hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildiğini, müvekkilinin davacıyı ve lehtar ...’yı tanımadığını, Karşıyaka .... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve...
Karar sayılı dava dosyasında müvekkili yargılanmadığı gibi diğer davalılar hakkında beraat kararı verildiğini, davacı ile senedin lehtarı ... arasındaki ilişkiyi, senetlerdeki davacı imzaların davacıya ait olup olmadığını müvekkilinin bilebilecek durumda olmadığını ve keşideci ile lehtara nazaran üçüncü kişi sayıldığını, müvekkilinin senetlerde son ciranta olduğunu ve senetleri iyi niyetle aldığını, müvekkilinin senetler üzerindeki çıplak gözle anlaşılamayan imzaların sahteliğini bilebilecek konumda olmadığını, davacının İzmir ...
İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyasında 27/06/2018 tarihinde müvekkili aleyhine imzaya ve icra takibine itiraz davası açtığını, davanın mahkemece reddedildiğini ve bu kararın istinaf ve temyiz incelemesinden onandığını, davacı vekili İzmir ....
İcra Hukuk Mahkemesi’ne sunduğu 27/06/2018 tarihli dava dilekçesinde müvekkilinin imzasını inkar ettiğini ve imza itirazında bulunduğunu, dava dilekçesinin ikinci maddesinde imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek dava açtığını, sahtelik veya hile iddiasına yer vermediğini, davacının vekili aracılığıyla İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ...
Esas sayılı dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde ikrar edilen hususların eldeki bu davada tartışma konusu yapılamayacağını, kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle yargılama giderinden, vekalet ücretinden ve tazminattan sorumlu tutulamayacağını belirterek, davanın reddine, alacağın % 20’sinden az olmayacak şekilde tazminatın davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Dava dilekçesi diğer davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak davaya cevap vermedikleri gibi duruşmalara da katılmamışlardır.
GEREKÇE
Dava; kambiyo senetlerin irade dışında hileli yollarla alındığı ileri sürülerek, bu senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının davalı ..., takip borçlularının davacı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ... ve davalı ... olduğu, takip tarihinin 22/06/2018, takip türünün kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi olduğu, takipte 940.000,00 TL’si asıl alacak ve 116.006,30 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.056.006,30 TL alacağın tahsilinin istendiği, takibin dayanağının iki adet senet olduğu görülmüştür.
Takibe konu senetler incelendiğinde.
28/10/2016 düzenleme ve 14/02/2017 ödeme tarihli, 470.000,00 TL bedelli senedin davacı tarafından davalı ... emrine düzenlendiği, senedin ön yüzünde davalı ...’nin kefil olarak yer aldığı, senedin arka yüzünde sırasıyla davalı ...’nın, davalı ...’ün, davalı ...’in ve davalı ...’nun cirolarının bulunduğu, senedin üzerinde “bedeli malen ahzolunmuştur” ibaresinin bulunduğu; diğer 28/10/2016 düzenleme ve 17/04/2017 ödeme tarihli 470.000,00 TL bedelli senedin davacı tarafından davalı ... emrine düzenlendiği, senedin ön yüzünde davalı ...’nin kefil olarak yer aldığı,
senedin arka yüzünde sırasıyla davalı ...’nın, davalı ...’ün, davalı ...’in ve davalı ...’nun cirolarının bulunduğu, senedin üzerinde “bedeli malen ahzolunmuştur” ibaresinin bulunduğu görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında takibe konu edilen 28/10/2016 düzenleme, 14/02/2017 ödeme tarihli, 470.000,00 TL bedelli ve 28/10/2016 düzenleme, 17/04/2017 ödeme tarihli 470.000,00 TL bedelli senetlerin davacıdan iradesi dışında hile yolu ile alınıp alınmadığı, davacının bu senetler nedeniyle davalılara borcunun bulunup bulunmadığı, takip alacaklısı olan davalı ...’nun iyi niyetli üçüncü kişi sayılıp sayılamayacağı, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı” konularındadır.
Menfi tespit davaları için yasada herhangi bir hak düşürücü ya da zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak borçlunun borçlu olmadığı hukuki sebebe göre zamanaşımı süresi söz konusu olabilecektir. Davacı taraf eldeki bu davada senetlerin sahte oluşturulduğunu ve bedelsiz olduklarını ileri sürmüştür. Davacı tarafın bedelsizlik iddiası yönünden TBK’nın 39. maddesindeki hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün olmadığından, davalı tarafın hak düşürücü süre itirazı haklı bulunmamıştır.
İzmir .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı incaelendiğinde; davacısının ..., davalısının ..., dava tarihinin 27/06/2018 olduğu, davacının bu davada “İzmir ...
İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasında takibe dayanak senetlerdeki imzaların kendisine ait olmadığını” belirterek imzaya ve borca itiraz ettiği, mahkemece davacının imzaları alınarak ve imza belgeleri toplanarak bilirkişi ...’dan 02/05/2019 tarihli raporun alındığı, bu rapor ile imzaların davacının elinden çıktığı hususunun belirlendiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda “takibe konu iki adet senet üzerinde borçlu davacı adına atılı imzaların davacının eli ürünü olduğu, itirazlarının yerinde olmadığı” gerekçesiyle davacının itirazlarının reddine ilişkin 01/10/2019 tarihli kararın verildiği,
bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin 17/09/2020 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu karara karşı da temyiz yoluna başvurulduğu, dairenin kararının Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin 25/03/2021 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile onandığı görülmüştür.
Maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacak olup, somut olay yönünden; davaya konu senetlerin davalı ... tarafından onun iradesi dışında, hile yolu ile alındığı yönündeki iddianın ceza davasında da ileri sürülmüş ve tartışılmış olması karşısında yapılan maddi tespit eldeki bu davanın sonucuna etkili olacağından; mahkememizce Karşıyaka ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve... Karar sayılı kararının kesinleşmesinin beklenmştir.
Karşıyaka ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve... Karar sayılı dava dosyası incelendiğinde; katılanın ..., sanıkların ..., ..., ... ve ... olduğu, suç tarihinin 25/06/2018- 12/06/2018, suç türünün “kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişilikler ile bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, konutta birden fazla kişi ile birlikte yağma suçu” olduğu, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ...
Soruşturma ve ... Esas sayılı iddianamesi ile; “…kriminal raporu, taraf ifadeleri ve müşteki iddiasıyla Karşıyaka ...
Sulh Ceza Hakimliği’nin 06/10/2019 tarihli ve ... sayılı kararı gereğince ...’un bilgisi ve rızası dışında senet düzenlendiği iddiası ile ilgili kriminal incelemede imzanın ...’a ait olduğu ancak senedin önce başka amaçla imzalattırılmış olabileceğinin belirtilmesi karşısında şüphelilerin sahte senetlerle icra takibine başvurmak suretiyle menfaat temini suretiyle iştirak halinde resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işledikleri hususunda yeterli şüphe bulunduğu” gerekçesiyle söz konusu kamu davasının açıldığı, mahkemece katılan ve sanıklar ile birlikte tanıkların ifadelerinin alındığı ve yapılan yargılama sonucunda;
“…01/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda; inceleme konusu her iki senet aslında bulunan yazı ve rakamların katılan ...'ın eli ürünü olmadığı ancak imzaların katılan ...'ın el ürünü olduğu, inceleme konusu senet asıllarının üzerinde bulunan kağıt ve yapıştırıcı artıkların yerleşimi nedeniyle katılan ...'a ait imzaların senet dışı içeriğe bir belge görünümü verilmiş kağıt üzerine alındığı, sonra para miktarı ve tüm senet içeriğinin doldurulduğu, kefil imzalarının da bu yapıştırıcı ve kağıt artıkları üzerine alındığı ve bu şekilde sahte senet oluşturulduğu kanaatine varıldığının belirtildiği,
01/01/2019 tarihli İzmir KPL Müdürlüğü'nün raporunda alacaklısı ..., borçlusu ..., kefili ... olan 28/10/2016 tanzim ve 14/02/2017 ödeme tarihli senedin ve 28/10/2016 tanzim ve 17/04/2017 ödeme tarihli senedin evvelce başka amaçla imzalattırıldığı, 28-10-2016 ibarelerinin de tahrifen sonradan yazılmış olduğunun belirtildiği, sanık ... her ne kadar suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş olsa da; sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanları incelendiğinde sanığın beyanlarında ciddi çelişkiler olduğunun görüldüğü,
sanığın bakıcılığını üstlendiği ... 'in tefecilerden borç aldığı bu sebeple kendisinden para istediği ve bu borca istinaden senet düzenlediği yönündeki savunmalarının ölen ... 'in varlıklı ve oldukça yaşlı bir kadın olduğu gözetildiğinde hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın ölen ...'nin kendisine baktığı gerekçesiyle sözleşmeler yaptığını beyan etse de Karşıyaka ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...
Esas ... karar sayılı kararı ile ölen ...'e kardeşi ...'un 11/02/2014 tarihinde vasi olarak atandığının görüldüğü, dolayısıyla ... 'in kısıtlı olması sebebiyle sözleşme ehliyetinin bulunmadığı, vasisi olan katılan ...'un ... 'in malları üzerinde tasarruf etme yetkisinin bulunduğu, katılanın da bunları kabul etmediği, dosya içerisinde bulunan 11/02/2011, 28/09/2014 tarihli taahhütnameler ve sözleşmeler incelendiğinde sanığın neye karşılık bu sözleşmeleri yaptığına bir açıklık getiremediği,
katılanın ablası ...'in vefat etmesine rağmen sanığın eşi ve çocukları ile hala evde oturmaya devam etmesi ve katılanın sanığın oturduğu evden tahliyesini istemesine rağmen sanık ...nin elindeki senetleri icraya vermesi sonrasında gelişen olayda İzmir ...İcra Dairesininden katılanın borçlu olduğunu gösterir icra takibinin yapıldığı, sanığın katılan ...'ın bilgisi ve rızası dışında senet düzenlediği,
01/01/2019 tarihli İzmir KPL Müdürlüğü'nün raporunda imzanın katılan ...'a ait olduğu ancak senedin evvelce başka amaçla imzalattırılmış olabileceğinin belirtilmesi karşısında sanığın sahte senetlerle icra takibine başvurmak suretiyle menfaat teminine kalkışmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve banka veya kredi kurumlarının aracı olarak kullanılması ve kamu kurum ve kuruluşlarının aracı olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediği kanaatine varıldığı,
her ne kadar sanık ...'nın beyanları sonrasında sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açılmış ise de; sanık ...’in beyanında, ... ile ortak emlak işi yaptıklarını, ...'nın yaşlı bir kadına baktığını ve vasisinden aldığı senetlerle kendilerine ortaklık teklif ettiğini, kendilerinin de bu senetler alarak ortaklık protokolü düzenlediklerini, devamında bu senetlere ...'nin cirolayarak ...'a, ...'ın da cirolayarak kendisine devir olduğunu, sonrasında kendilerinin borçlarından dolayı senedi ...'ya verdiklerini,
sonrasında senedin ön yüzünde borçlu görülen ...'ın imzaların kendisine ait olmadığını, ...'ye böyle bir senet vermediğini söyleyerek şikayetçi olması üzerine kendisinin bu olayla ilgili ifade verdiğini, bu süreçte ...'nin borcundan dolayı kasadan para çektiğini, senetlerle ilgili sonrasında sahtelik iddiası çıkmasından dolayı kendilerinin mağdur olduğunu, ...'nin iddia ettiği gibi evine gitmediklerini, 06/08/2018 tarihinde kendi el yazısıyla yazmış olduğu evrakı ...'tan gönderdiğini bu evrakta ...'nin imzası olduğunu, kendisinin imzasının da taklit edilerek atıldığını,
atılan imzanın da kendisine ait olmadığını dolayısıyla karşı taraftan paranın alındığına ilişkin belgeyi kabul etmediğini, ...'nin kendisini arayarak ...'e ve ...'a para verdiğini, lehine ifade vermesini istediğini, kendisinin de ne biliyorsa onu anlatacağını söylediğini, bu şekilde suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği, sanık ...’nin ise sanık ...’nin evinde boya işlerini yaparken ...'nin bir bayanla konuştuğunu, bayanın ...'ye "sen ablam ...'ye ölene kadar bak, iki dairem var gerekirse ikisini de sana veririm" dediğini, kendisine de şahit olmak teklifinde bulunduklarını, bunun üzerine A4 kağıda imza attığını,
kağıtta "...'in ...'ya 2 x 470= 940,00 TL ya da 1.000,00 TL" şeklinde yazdığını, tarih olarak da 28/10/2016 olduğunu, "kabul ediyorum ..." diye ayrı bir yazı olduğunu, yazıyı kimin yazdığını görmediğini ancak imzayı ...'un attığını ayrıca kendi aralarında senet de düzenlediklerini kendisinin bu senete de imza attığını, senetler yazılırken görmediğini kendisinin senet doldurulduktan sonra imza attığını beyan ettiği, ... ise ...'nın bir gün gelip borçlarının olduğunu, parayı ihtiyacı olduğunu söylediği, kendileriyle ortaklık kurmak istediği,
kendisinden 430.000TL kadar borç para aldığını, ortaklık içinde senetleri olduğunu, bunu ortaya koyacağını söylediğini, senetleri de bir kadına baktığını, onun akrabalarının verdiğini söylediğini, bu senetleri iş ortaklığı için aldığını, daha sonra da cirolayıp başka birisine verdiğini, senetlerin üzerindeki yazılı kişileri tanımadığını, sahte olup olmadıklarını bilmediği şeklinde savunmada bulundukları, sanıklar ...,... ve ...'nin beyanları ve dosya içerisindeki deliller birlikte değerlendirildiğinde sanıkların beyanlarının birbirleriyle tutarlı olduğunun görüldüğü,
sanıkların yargılamanın tüm aşamalarında suçlamaları kabul etmedikleri, sanık ... her ne kadar ... ve ...'in kendisini kandırdığını, kendisine boş olarak imzalatılan kağıdın sonrasında doldurulmuş olabileceğini, kendisindeki senetleri ...'ın imzaladığını beyan etmişse de sanık ...'nin beyanlarının soyut olarak kaldığı somut deliller ile desteklenmediği, tanık beyanları incelendiğinde de sanıkların sanık ... ının eylemlerine iştirak ettiğine ilişin bir beyanın bulunmadığı, ceza yargılamasının amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğu,
sanıklar ..., ... ve ...'nin beyanlarının aksini ispat edecek şekilde sanıkların sanık ...'nın eylemlerine iştirak ettiğini gösterir kesin, yeterli bir delilin bulunmadığı, katılan ...'un da sanıkların sanık ...'nın eylemine iştirak ettiğine ilişin bir beyanının bulunmaması, Bilirkişi Raporu ve Kriminal raporunda da sanıklar aleyhine bir bulgunun bulunmaması,
sanık ...'nin de senede imza attığını ikrar ettiği ancak sanık ...'nin söz konusu senedin sahte olduğunu bilerek kefil olarak imza attığına dair kesin, inandırıcı ve yeterli delil elde edilemediği sanık ... ...nin de bu şekilde sanık ...'nın eylemine iştirak ettiğine ilişkin sanığın savunmasının aksini ispat edecek şekilde kesin ve yeterli delilin bulunmadığı anlaşılmakla; sanık ...'nin ise katılan ...'ın bilgisi ve rızası dışında senet düzenlendiği,
kriminal incelemede imzanın ...'a ait olduğu ancak senedin evvelce başka amaçla imzalattırılmış olabileceğinin belirtilmesi karşısında sanık ...'nın sahte senetlerle icra takibine başvurmak suretiyle menfaat temin etmeye teşebbüs ettiği, bu suretle resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının aracı olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği kanaatine varıldığı” gerekçeleriyle.
“A)1-Sanıklar ..., ..., ...'in nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerine ilişkin cezalandırılmalarına yeterli kanı oluşturacak her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediğinden CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile sanıkların ayrı ayrı BERAATLERİNE, B)1-Sanık ...'nın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçu sabit görüldüğünden eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nun 204/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2-Sanığın eylemden sonraki ve yargılama sürecindeki tutumu, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri hafifletici neden kabul edilerek Türk Ceza Yasasının 62.maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, 3-24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih,
2014/140 Esas 2015/85 Karar sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek ve 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı yasanın 10. maddesiyle üçüncü fıkrada yapılan değişiklik de gözetilmek suretiyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53/1-2-3 madde ve fıkralarının uygulanmasına, 4-Sanık hakkında koşulları bulunmadığından TCK.nın 51 ve CMK.nın 231.
Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, C)1-Sanık ...'nın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görüldüğünden eylemine uyan 5237 Sayılı TCK.nun 158/1-d maddesi gereğince suçun işleniş şekli dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 4 yıl hapis ve 600 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 2-Sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle sanığa verilen cezanın TCK.nın 35/2 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında indirilmesiyle 3 yıl hapis ve 450 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,
3-Sanığın eylemden sonraki ve yargılama sürecindeki tutumu, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri hafifletici neden kabul edilerek Türk Ceza Yasasının 62.maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS VE 375 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, 4-Sanığın ekonomik ve kişisel durumu dikkate alınarak Türk Ceza Yasasının 52/2 maddesi gereğince 1 günü 20 TL hesabı ile sanığın 7.500,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” ilişkin 11/02/2022 tarihli kararın verildiği, kararın tüm sanıklar yönünden 20/09/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre; davalının eyleminin hukuka aykırılığını saptayan ceza mahkemesinin kararının mahkememiz yönünden bağlayıcı niteliği bulunduğu, Karşıyaka ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve...
Karar sayılı dava dosyasında yargılanan davalı ...’nın “(davacı)...'ın eli ürünü olan imzaları, senet dışı içeriğe bir belge görünümü verilmiş kağıt üzerine almak, sonra para miktarını ve tüm senet içeriğini doldurmak, kefil imzalarını da bu yapıştırıcı ve kağıt artıkları üzerine almak suretiyle sahte senet oluşturduğu” gerekçesiyle TCK’nın eylemine uyan sevk maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verildiği ve verilen bu kararın 20/09/2023 tarihinde kesinleştiği, sahtecilik def’i mutlak def’i olup, herkese karşı ileri sürülebileceğinden iyi niyet iddiasının ve diğer başkaca iddiaların artık dinlenemeyeceği ve hukuki sonucu değiştirmeyeceği,
davaya ve icra takibine konu senetlerin sahtecilikle oluşturulduğu ve gerçek bir alışveriş sonucu düzenlenmediği hususunun kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla birlikte ortaya konmuş olduğu, davacının davasında haklı olduğu, bu senetler nedeniyle davalılara borcunun bulunmadığı ve davalıların hak sahibi olamayacakları anlaşıldığından, haklı görülen davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kötü niyet tazminatının takip alacaklısından alınması gerekip, İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi icra takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için davalı/alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da şarttır. Somut olayda; takip alacaklısı davalınının kötü niyletli olduğu iddia ve ispat edilmediğinden, davacı tarafın tazminat isteğin reddedilmiştir.
Başkan ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Katip ... e-imzalı
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/420, K. 2024/486, 14 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama