KÜNYE
T.C. İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Esas no
- 2025/256 ESAS
- Karar no
- 2025/313 KARAR
- Dava
- Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 17/09/2024
Karar Metni
1.242 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülen Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin kendi adıyla şahıs şirketini işletmekte olduğunu, kendisinin TACİR olmadığı, esnaf odasına kayıtlı esnaf olduğu, dolayısıyla somut olayda TTK değil, TBK hükümleri uygulanması gerektiğini , davacı müvekkilin şahıs şirketinin muhasebesini 2017 yılından itibaren (TÜRMOB e-birlik sistemi üzerinden ve GİB'de bu yetki davalıya kayıtlandırılmış iken) davalının tutmakta olduğunu, davacının 31.12.2023 tarihinde aralarındaki muhasebecilik hizmet sözleşmesini yine TÜRMOB e-birlik sistemi üzerinden ve GİB'den fesh etmesi üzerine,
davacının davalıya keşide ettiği İzmir ....Noterliği 21.08.2024 T. ... Yev.No'lu ihtarnamesi ile kendi işletmesine ait defterlerinden.
2017-2018-2019-2020-2021-2023 yılları dahil envanter defteri, işletme defteri, yevmiye defteri, defteri kebir 'lerin iadesini istediği davalı yanın işbu ihtarnameye cevap vermediği, defterleri iade etmediği, davacının davalıya muhasebecilik hizmetinden kaynaklanan bir borcu bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesine dayandığını, TBK 506'ya göre; vekilin, vekalet borcunu ifa ile yükümlü olduğu ve vekil işlendiği iş ve hizmetleri vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle basiretli bir vekilin davranışı içinde sorumluluğunu yerine getirmelidir.
TBK 508'e göre; vekil vekalet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekaletle ilişkili olarak aldıklarını vekalet verene geri vermekle yükümlüdür. TBK 512'e göre ise; vekalet veren ve vekil her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir.
Şeklinde düzenleme olduğunu beyan ederek , taraflar arası ... görüşmeleri, davacı müvekkilin şahıs şirketinin muhasebesini tutan davalının, 2017-2018-2019-2020-2021-2023 yılları dahil envanter defteri, işletme defteri, yevmiye defteri, defteri kebir 'lerin aynen iadesine, aynen iade mümkün değilse 2017-2018-2019-2020-2021-2023 yılları dahil envanter defteri, işletme defteri, yevmiye defteri, defteri kebir'lerin ZIYAINA karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz" şeklinde talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30/01/2025 tarihli ve ... Esas, ...Karar sayılı gerekçeli karar evrakı. Ticaret sicil Müdürlüğü , Esnaf Odası ve vergi dairesi kayıtları celp edilmiştir.
GEREKÇE
Dava; tarafların murisine ait kooperatif üyeliğinin davalıya temlikine ilişkin kooperatif hisse devir sözleşmesinin iptali ilişkin tazminat davasıdır.
İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30/01/2025 tarihli ve ...
Esas,... karar sayılı ilamı ile "6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. (İzmir BAM 21. Hukuk Dairesi'nin 26/04/2021 tarihli ve 2021/548 E., 2021/678 K. Sayılı ilamı.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/03/2017 tarihli ve 2015/13790 E., 2017/1798 K. Sayılı ilamı)"Söz konusu Bakanlar Kurulu kararında, bilanço usulüne göre defter tutanların tacir sayılması gerektiği belirtilmiştir. Vergi dairesinden gelen yazı cevabında davalının dava konusu dönemde davacının bilanço usulüne göre defter tuttuğu bildirildiğinden tacir sıfatını haiz olduğu görülmektedir.TTK md. 64 gereğince her tacir ticari defterleri tutmakla yükümlüdür.
Ticari defterler, 6100 sayılı TTK birinci kitap, beşinci kısım, md.71-md.78 aralığında düzenlenmektedir. TTK md. 4/1-a gereğince TTK'da öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (mutlak ticari dava) sayılmakta olup, TTK md. 5/1 gereğince asliye ticaret mahkemelerinin görev alanına girmektedir.
Dava konusunun ticari defterler ile ilgili olması, ticari defterlerin yukarıda belirtildiği üzere TTK'da öngörülen hususlardan olduğu, dolayısıyla eldeki davanın ticari dava sayılması gerektiği, mahkememizin görevli olmadığı, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından davanın usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." görevsizlik kararı verilerek Dosya Mahkememize gönderilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK.'nın 14. maddesine göre "Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; "iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Davalı taraf hakkında tacir-esnaf ayrımına ilişkin araştırılma yapılmış olup gelen müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır. Vergi Dairesine yazılan müzekkereye cevap verildiği davalının gerçek kişi mükellef olduğu gelirinin tacir sayılacak sınırın altında kaldığı görüldü.
Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınacağından, mahkememizce görev konusu üzerinde durulmuş ve bu çerçevede yasal mevzuat değerlendirilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, mal varlığı haklarına ve şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir.
Dosya kapsamından, gerçek kişi olan davalının en son vergi beyannamesindeki gayrisafi hasıla miktarı dikkate alındığında bilanço esasına göre defter tutma hadlerinin altında kaldığı, davalının bilanço esasına göre defter tutmaması tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle sadece davacının tacir olması nedeniyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, ve İzmir ....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin mahkememize görevsizlik kararı ile gönderdiği tefrik kararı verdiği ... esas sayılı dosyada tarafları ve konusu aynı olan davanın görülmeye devam etmesi sadece defterlerin tutulma usulüne göre görevsizlik kararı verilmesi karşısında bu durumun usul ekonomisi ile bağdaşmaması da göz önüne alınarak uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay ....
HD:'nin ... esas, ... kara sayılı, 03/11/2015 tarihli, ... esas, ...karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay .... HD'nin ... esas, ... karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/256, K. 2025/313, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama