KÜNYE
T.C. İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Mart 2018
- Esas no
- 2015/1479 Esas
- Karar no
- 2018/280
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 18/12/2015
Karar Metni
1.556 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından Mahkememize verilen 18/12/2015 tarihli dilekçe ile, 23/11/2015 tarihinde davacının maliki olduğu ... plakalı araç ile davalı gerçek kişinin maliki olduğu ... plakalı aracın maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı, tarafların tuttukları kaza tespit tutanağının ilgili sigorta şirketlerine verildiğini, sigorta şirketleri tarafından yapılan inceleme sonucunda her iki araç sürüsününün de eşit kusurlu olduğunun kabul edildiğini ve mutakabat sağlandığını, ancak mutakabatın hatalı olduğunu,
davacıya ait aracın sürücüsü dava dışı ...'ın seyir halinde iken karşı taraf araç sürücüsü dava dışı ...'ın sol kavşaktan çok hızlı şekilde ve kırmızı ışık yanmakta iken geçmeye çalıştığı sırada davacıya ait araca çarptığını, oluşan kazada davacıya ait sürücüsünün tamamen kusursuz olduğunu, açıklanan nedenlerle 23/11/2015 tarihli trafik kazasında davacıya ait aracın kusursuz olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin dava, talep ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla davacıya ait aracın onarım bedeli,
araçta oluşan değer kaybı ve davacının ticaret ile iştigal etmesi nedeniyle araç kiralama zorunda kaldığından araç kiralama bedeli olmak üzere şimdilik 500,00-TL'nin işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi açısından hasar ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmiş, davalı sigorta şirketi tarafından verilen yanıt ile, ... plakalı aracın davalı şirket tarafından ... no'lu ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının uğradığı maddi hasarın, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu kısmın ödendiğini, davacıya 06/01/2016 tarihinde 7.814,65-TL kaza nedeniyle ödeme yapıldığını, yapılan bu ödeme gereği davalı şirketin sorumluluğunun kalmadığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğiin, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları şartları gereği, zararlar arasında yer alan kazanç kaybının ve değer kaybının poliçe teminatı dışında olduğunu,
davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davalı şirketin sorumluluğunun sigorta poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davacı şirket tarafından tüm masrafların karşılanak eksper raporu alındığını ve kazazedelerin zararlarının süresinde karşılandığını, davacının herhangi bir başvuru yapmadan doğrudan dava açtığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile temerrüt süresinin kaza tarihinden itibaren olmadığını, davalı şirkete tebliğ tarihinden itibaren 8 iş günü geçmesi ile başlayacağını, açıklanan nedenlerle öncelikle yapılan ödeme nedeniyle davalı şirketin sorumluluğu kalmadığından davanın reddine,
kusur ve hasara yönelik itirazların kabulüne, davacıya ait aracın kullanılmışlık katsayısı, hasar boyutu katsayısı ve araç baz değeri göz önüne alındığında talep edilen fahiş değer kaybı taleplerinin reddine, aracın dava konusu kazadan önceki kazalarının tespitine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesinin istendiği görülmüştür.
Davalı gerçek kişi vekili tarafından verilen dilekçe ile, kaza tarihinde davalıya ait aracı kullanan ...'ın ... istikametinden ... kavşağına geldiğinde hızını azalttığını, yeşil ışık yandığı için kavşakta dönüş yapmaya başladığını, bu dönüşünü tamamlayamadan davacı tarafın KTK'nun kavşaklarda geçiş hakkı kurallara uymadığını ve davalının aracının sağ ön kısmına çarptığını, kazanın meydana gelmesinde davalının aracında kusur bulunmadığını, davacı tarafın araç onarım bedeli, değer kaybı ve araç kiralama bedeli için bedel talep etmesinin mümkün olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davalı aracına yüklenecek hiçbir kusurun bulunmadığını,
davanın konusunun trafik kazası olduğunu, ticari iş olmadığını, bu nedenle davacı tarafın reeskont-avans faizi talep edemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin istendiği görülmüştür.
Kazaya karışan ve davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı araçların kaza tarihi itibariyle trafik kayıtları celp edilerek dosyamız içine alınmış, davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlenen poliçe ile ... no'lu hasar dosyası ve davacıya ait tramer kayıtları için Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi ile yazışma yapılmış, gönderilen kayıtlar dosyamız içine alınmıştır.
Kayıtlar ve deliller toplandıktan sonra, tarafların kusur durumunun tespiti için 08/02/2017 tarihinde keşif yapılmasına karar verilmiş, refakate alınan bilirkişiler ile birlikte keşif yapılmış, keşifte tanıklar dinlenmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen 16/03/2017 havale tarihli rapor dosyaya sunulmuş, raporun yapılan incelemesinde, davalı araç sürüsücüsü ...'ın kazanın oluşumunda asli derecede %75 oranında kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün ...'ın kazanın oluşumunda tali derecede %25 oranında kusurlu olduğu,
... plakalı araç için şirketinin eksik ödenen hasar bedeline ek olarak 3.482,71-TL daha ilave hasar ödemesi yapması gerektiği ve aracın ikinci el satış esnasından 750,00-TL reel değer kaybı meydana gelebileceği, aracın serviste kaldığı süre zarfında 1.125,00-TL kazanç kaybı meydana gelebileceği kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
Rapor taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından rapora karşı itiraz dilekçelerinin verildiği görülmüş, dosya düzenlenen bilirkişi raporuna itirazlar dikkate alınmak suretiyle rapor düzenlenmek üzere İstanbul Teknik Üniversitesi nezdinde görev yapan 3 öğretim üyesi bilirkişiden oluşacak heyete tevdi edilmek üzere, yönerge yolu ile İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmiş, İstanbul ...
Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Mahkememize gönderilen 30/06/2017 tarihli raporun yapılan incelemesinde, kazanın davacının yakını ve aracın sürücüsü olan tanıkların beyanları doğrultusunda olmak üzere, davalı sigorta şirketinde sigortalı olan ... plakalı otomobilin dava dışı sürüsücü ...'ın %75 oranında kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün ...'ın kazanın oluşumunda tali derecede %25 oranında kusurlu olduğu, davacı tanığının ablası olması dikkate alınarak, tanık beyanlarına itibar edilmeyerek,
kavşakta ışık ihlalinde bulunan tarafın şüphe götürmeyecek şekilde tespit edilememiş olduğunun kabulü halinde iki sürücünün de %50 oranında olmak üzere eşit derecede kusurlu sayılmalarının görüşüne varıldığı kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, 23/11/2015 tarihinde davacı ile davalılardan ...'a ait araçların karıştığı trafik kazasında tarafların tuttuğu tespit tutanağının ilgili sigorta şirketlerine gönderildiği, sigorta şirketleri tarafından yapılan inceleme sonucunda sürücülerin eşit oranda kusurlu olduklarının belirtildiği,
davacı tarafından tespitin doğru olmadığı iddiası ile söz konusu kazada davacıya ait araç sürücüsünün kusursuz olduğunun tespiti ile araçta oluşan onarım bedeli, değer kaybı ve araç kiralama bedelinin davalı sigorta şirketi ile kazaya karışan araç maliki davalı ...'tan tahsili istemi ile iş bu davanın açıldığı, davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı gerçek kişi vekilinin davanın reddini istedikleri, taraflar arasında meydana gelen kazada kusur oranına ilişkin ihtilaf olduğu, bu konuda yapılan keşifte kaza mahallinin bilirkişiler tarafından ayrıntılı şekilde incelendiği, taraf tanıklarının kazanın olduğu yerde dinlendiği,
bu şekilde düzenlenen bilirkişi raporu ile davalı gerçek kişiye ait araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, davacı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, bu yönde kanaat bildirir şekilde raporun düzenlendiği, bu husustaki tartışmaların ve kusur oranına ilişkin ihtilafın devam etmesi nedeniyle İstanbul Teknik Üniversitesi nezdinde akademisyen bilirkişiler aracılığıyla düzenlenen raporda yine tanık beyanlarının hangisine üstünlük tanınacağı tespit edilemediğinden ikili sonucu gösterir raporun düzenlendiği,
davacı vekilinin 500,00-TL toplam tazminat istemi içinde 400,00-TL araçta oluşan değer kaybı ile 100,00-TL araç kiralama bedeli isteminde bulunduğu, teknik bilirkişi tarafından yapılan incelemeye göre davacıya ait araçta 750,00-TL reel değer kaybının tespit edildiği, 1.125,00-TL'de kazanç kaybı oluşabileceğinin belirlendiği ve buna ilişkin raporun düzenlendiği, alınan tanık beyanları ve olayın meydana geliş şekli dikkate alındığında davalı ...'a ait araç sürücüsünün kazanın meydana geldiği kavşağa girişte ışıkta otomobili kontrolsüz bir şekilde harekete geçirdiği,
davacıya ait araç sürücüsünün önünü kapatarak hareket alanını kısıtladığı ve geçişine engel olmakla kazanın meydana gelmesine sebep olduğu, bu nedenle ağırlıklı kusurun davalı araç sürücüsünde olduğu, davacıya ait aracın sürücüsünün ise kavşaklara yaklaşırken trafik düzen ve güvenliği açısından hızını kavşaktaki şartlara uyacak şekilde azaltmadığı, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde kaza mahalli olan kavşağa giriş yaptığı, bu nedenle tali derecede kusurlu olduğu,
davalıya ait araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun, davacıya ait araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğu yönünde Mahkememizde kanaat oluştuğu, teknik bilirkişi tarafından belirlenen değer kaybı ve kazanç kaybı zararı tespit edilmekle birlikte davacı tarafça istemin dava dilekçesinde gösterilen bedel şeklinde dosyaya bildirildiği, tespit edilen değer kaybı zararının davalı taraf Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında teminat altına alınan zarar kalemlerinden olduğu ve teminat limiti içinde kaldığı,
davalı sigorta şirketinin düzenlenen poliçe nedeniyle sorumluluğunun, davalı ...'ın karşı taraf araç maliki olması nedeniyle sorumluluğunun olduğunun kabulü gerektiği, kazanç kaybı yönünden ise, davacı tarafın araç kiralama bedeli isteminin sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alınmadığı,
bu zararın davalı gerçek kişi tarafından tazmini gerektiği, davalı sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, davalı gerçek kişinin ise kaza tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, isteme bağlılık kuralı gereğince isteme bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, her ne kadar kısa kararda kararın yasa yolu açık olduğu tevhim edilmiş ise de, hükmedilen ve istenen bedel dikkate alındığında yasa yolunun kapalı olduğu ve kesin nitelikte bir karar olduğu,
ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği dikkate alınarak hükmün aynı şekilde gerekçeli karara alınması gerektiği anlaşılmış, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/1479, K. 2018/280, 13 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama