KÜNYE
T.C. İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/616
- Karar no
- 2024/780
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)
- Dava tarihi
- 30/07/2024
Karar Metni
830 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili tarafından verilen adli yardım ve ihtiyati tedbir talepli 04/01/2022 tarihli dilekçe ve eki belgeler ile dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili adli yardım talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, söz konusu takibe somut olarak dayanak gösterilmediği gibi takip dayanağı olarak sadece " MURİS ORTAKLIK SÖZLEŞMESİ 20.000,00 TL '' olarak bir sözleşme belirtildiğini, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, ödeme emrinin müvekkilinin yaşamadığı tam taşınma tarihine denk gelerek müvekkiline ulaşmadığını, bu nedenle müvekkilinin çok sonra haberi olduğunu, icra takibinde müvekkilinin borçlu olduğuna dair herhangi bir somut belge, dayanak veya defi bulunmadığını, içeriği ne olduğu belli olmayan bir sözleşme ile müvekkilinin borç altına girdiğini ve tüm banka hesaplarının blokelendiğini,
her gün haciz baskısı altında yaşadığını , borcu olmamasına rağmen tüm gelirleri bloke altına alındığını belirterek fazlaya ilişkin menfi tespit hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin İzmir İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibi dolayısı ile borcu olmadığının TESPİTİNE, müvekkilinin İzmir .... İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı takibin öncelikle tedbiren sonra tamamen durdurulmasına ve icra takibinin İPTALİNE, takip sonucu işlenen haciz şerhlerinin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
DEĞERLENDİRME
Dava; hizmet sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Dosya kapsamında, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği, davalının gerçek kişi tacir, davacının ise tacir kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, davalı ...'ın gerçek kişi olduğu, buna göre davalının tacir sıfatının bulunmadığından uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, bu haliyle davanın nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı,
TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/616, K. 2024/780, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama