KÜNYE
T.C. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2020
- Esas no
- 2020/586 Esas
- Karar no
- 2020/623
- Dava
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 03/11/2020
- Karar tarihi
- 23/12/2020
Karar Metni
1.130 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 18.03.2019 tarihli sözleşme ile ...
Tesislerinde İç Dış Mekanlarda Hizmet alınmasına ilişkin sözleşme imzalandığını, müvekkilinin eksiksiz olarak sözleşmenin gerekleri yerine getirdiğini, sözleşme gereği davalı yana yapılan işe karşılık düzenli olarak fatura kesildiğini, sözleşmenin 32.maddesi gereği kabul yapılmış ve faturalar ibraz edildiğini, davalı yanca itiraza uğramamış ve kesinleşmiş 21.05.2020 ve 27.07.2020 tarihli iki adet fatura bedeli ödenmediğini, faturaların ödenmeme gerekçesinin de taraflarına bildirilmediğini, haziran ayı ödemesi ise yapılmadığını,
son olarak 08.10.2020 tarihli dilekçe ile ödeme için başvuru da bulunulmuş ise de davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, açıklanan nedenlerle müvekkilinde alacağının tahsili için mahkemeye başvuru zarureti doğduğunu, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere, 19.200,00 Avro kısmına 21.05.2020 fatura tarihinden, 19.200,00-Avro kısmına 27.07.2020 fatura tarihinden,
3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereği Devlet Bankalarının Avro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte toplam 38.400,00-Avro alacağın fiili ödeme tarihindeki döviz alış kuru üzerinden davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Türk Ticaret Kanunu'nun 4. md.sine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava olduğunu, davalı müvekkili komutanlık tacir olmadığı için bu davanın ticari bir dava olmadığını, mahkeme davaya bakmaya görevli olmadığını, davacı şirket ile müvekkili Komutanlık arasında dava dilekçesinde de belirtilmiş olduğu gibi bir hizmet alım sözleşmesi mevcut olduğunu, dava konusu olay, müvekkili Komutanlığın son kullanıcı olarak hizmet aldığı ve bu nedenle de Tüketici Hukuku'na tâbi olması gereken bir olay olduğunu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/ı md.sine göre.
"Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi" tanımlandığını, davacı şirket bu tanımlamadaki "sağlayıcı" sıfatına tamamen uyduğunu, aynı kanunun 3/k md.sine göre ise.
"Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi" tanımlandığını, müvekkili Komutanlık davacı şirketten temizlik hizmeti aldığını, sağlanan temizlik hizmetinin müvekkili Komutanlığın mesleki faaliyetleriyle bir ilişkisinin olmadığı çok açık olduğunu, tüketici işleminden söz edebilmek için, hukuki işleme konu olan mal veya hizmetin, tüketici olan alıcının uhdesinde kalması gerektiğini, malın ticari hayata geri dönememesi, ödenen maliyetin geri kazanılamaması,
başka bir malın hammaddesi veya yarı mamul maddesi olarak kullanılamaması gerektiğini, davalı Komutanlığın davacı şirketten almış olduğu temizlik hizmeti, Komutanlığın mesleki faaliyet alanı içerisinde olmadığını, davalı Komutanlık alınan temizlik hizmetinin son kullanıcısı olduğunu, bu hizmete bir katma değer ilave ederek ticari hayata geri döndürmek ve bundan bir gelir elde etmek gibi bir amacı olmadığını, dolayısıyla müvekkili Komutanlığın mevcut hukuki ilişkide "tüketici" pozisyonunda olduğu son derece açık olduğunu, sayın Mahkeme aradaki ilişkinin tüketici hukukundan kaynaklanmadığı kanaatindeyse,
görevsizlik kararı sonucunda talep halinde dosyayı Asliye Hukuk Mahkemesine göndermesinin mümkün olduğunu, davacının talebi halinde dosyayı Tüketici ya da Asliye Hukuk Mahkemesine göndermesini talep ettiklerini, davacı şirket tarafından arabulucuya başvurulmadığı için davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 7155 sayılı kanunun 20. md.siyle değişik 5/A md.sine göre.
"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır", davacı şirket işbu davayı açmadan önce arabulucuya başvurmadığını, dolayısıyla mahkemenin davaya bakmaya kendisini görevli görse dâhi, dava şartı yerine getirilmemiş olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle görevsizlik nedeniyle davanın reddi ile dosyanın talep edildiği taktirde görevli Tüketici veya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
mahkeme görevli olduğu kanaatindeyse, zorunlu arabulucuya başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini vekaleten karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 23.12.2020 tarihli duruşmadaki beyanında; dava açmadan önce arabulucuya başvuru yapılmadığını, dava dilekçelerini tekrar etiklerini, ancak asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu düşündüklerini, sehven dava dilekçesine asliye ticaret mahkemesi yazıldığını, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Somut olayda, davalının tacir sıfatının bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince, tacir olmayan davalı ve davacı şirket arasındaki sözleşmeler ile iş ilişkisi nazara alındığında taraflar arasındaki temizlik hizmeti alım sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlığın konusuna göre görülmekte olan davanın mutlak veya nîspi ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği; diğer yandan, taraflar arasındaki uyuşmazlık tüketici işleminden kaynaklanmadığı gibi davalının sıfatı nazara alındığında davalının tüketici konumunda da olmadığı; belirtilen nedenlerle, mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı,
bu davanın çözümünde, genel mahkeme sıfatıyla görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, göreve ilişkin dava şartı bulunmadığı anlaşıldığından, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/586, K. 2020/623, 24 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama