KÜNYE
T.C. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2023
- Esas no
- 2023/367 Esas
- Karar no
- 2023/1005
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 09/05/2023
Karar Metni
1.696 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; taraflar arasında muhtelif kablo alımı sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca 27 adet muhtelif kablonun davalıya teslim edilerek 01/11/2022 düzenleme tarihli, 5.993.220,00 TL bedelli e-faturanın tanzim edildiğini, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği mal teslimi ve hizmet edimlerini ifa etmesine rağmen davalı tarafından sözleşmede öngörülen süre içerisinde fatura bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine 23/02/2023 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, davalının 03/03/2023 tarihli cevabi yazısında kurumun,
zorunlu giderlerinde özellikle son aylarda yaşanan aşırı maliyet artışları nedeni ile nakit sıkıntısı yaşandığnın, yine de firmaların finansman dengesini destekleyebilmek adına müvekkiline mart ayı içerisinde kısmi ödemenin yapılacağının belirtildiğini, alacağın tahsil için 17/03/2023 tarihinde izmir ....
İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip yaptıklarını, davalının borca ve ferilerine itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın maddi ve hukuki dayanağının mevcut olmadığını, 03/03/2023 tarihli yazıda borcun ikrar edildiğini, bu nedenle itirazın müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik haksız kötü niyetli olduğunu bildirmiş, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili, cevap dilekçesinde.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 22/A maddesi uyarınca ödeme anında ödeme yapılacak firmanın SGK ve vergi borcunun sorgulanmakta olup, geçerlilik süresinin on beş gün olduğunu, davacının vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgeyi müvekkiline göndermediğini, ödeme yapılabilmesi için bu belgenin ibrazının yasal bir zorunluluk olduğunu, davacının bu konudaki yasal zorunluluğunu yerine getirmek yerine doğrudan icra takibi başlattığını ve bu yolla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerini bertaraf etmeyi amaçladığını,
ödemeler ile ilgili davalının tabi olduğu 5018 sayılı Kanun Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 34. maddesinde kamu idarelerinin nakit mevcudunun, tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderlerin, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödeneceğinin düzenlendiğini, itirazın haklı nedenlere dayanması ve davanın haksız olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin haklı olmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında düzenlenen, varlığı ve içeriği uyuşmazlık konusu olmayan sözleşmede, muhtelif kablo alımı sözleşmesi uyarınca, davacı tarafın sözleşmeye konu ticari ürünü davalıya fatura karşılığı teslim etmesine rağmen sözleşmede belirlenen sürede ürün bedelinin ödenmediği iddiası ile davacı tarafın, davalı hakkında alacağının tahsili amacıyla yaptığı icra takibinde davalının, borca ve ferilerine itirazının iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu icra dosyasında; davacı, davaya konu alacağın tahsili için ilamsız icra yoluyla takip yapmış, ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal süre içinde davalı vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesi ile borca ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle davalı hakkındaki takip durmuştur.
Dava, İİK'nun 67(1) maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içinde açılmıştır.
Davacı tarafın sözleşmedeki edimini yerine getirerek sözleşmeye konu ürünü davalıya teslim ettiği, buna ilişkin faturanın davalı tarafa tebliğ edilerek davalının defter ve kayıtlarına alındığı, ürün bedelinin ve fatura tutarının ödenmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık haklı ve yasal bir sebebe dayalı olarak ödeme yapılıp, yapılmadığı konusunda toplanmaktadır.
Davacı taraf ödemenin davalının nakit sıkıntısı nedeni ile yapılmadığı iddiasında olmasına karşın davalı taraf, davacının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 22/A maddesinde düzenlenen SGK ve vergi borcu bulunmadığına dair güncel belgeyi sunmaması nedeniyle ödemenin yapılmadığı iddiasındadır. Davanın niteliği ile karşılıklı iddia ve savunmalar dikkate alınarak bilirkişi raporu alınması suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
Bilirkişi raporunda; muhtelif kablo alımı işinin KDV hariç 5.079.000,00 TL bedelle davacıya ihale edilerek sözleşmenin 06/07/2022 tarihinde imzalandığını, davacının sözleşemeye konu kabloları teslim ederek KDV dahil 5.993.220,00 TL bedelli fatura düzenlediğini, davalı tarafından 01/01/2022 tarihli mal alımları kabul tutanağı ile teslim edilen ticari ürünün muayenesinin yapılarak kabulüne karar verildiğini, ilgili daire başkanlığı tarafından 13/12/2022 tarihli yazı ile fatura bedelinin ödenmesi talimatının verildiğini, davacının 19/01/2023,
30/01/2023 ve 14/02/2023 tarihlerinde üç kez kamu kurumlarına borcu bulunmadığına dair belgeyi davalıya gönderdiğini, ödeme yapılmaması üzerine davacı tarafından 23/02/2023 tarihli ihtarnamenin gönderilerek yedi gün içinde tebliğ edilmesinin talep edildiğini, ihtarnamenin 28/02/2023 tarihinde davalıya tebliğ edilmesi nedeniyle 08/03/2023 tarihi itibariyle davalının temerrütünün oluştuğunu, ardından 17/03/2023 tarihinde davaya konu icra takibinin yapıldığını, incelenen defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacının, davalıdan 5.993.220,00 TL asıl alacağının bulunduğunu,
taraflar arasındaki sözleşmede temerrüt faizinin kararlaştırılmamış olması nedeniyle 3095 Sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca davacı tarafın %10,75 avans faizi oranı üzerinden 15.886,14 TL işlemiş faiz veya TTK'nun 1530. maddesinde düzenlenen %11,75 oranı üzerinden 17.363,92 TL işlemiş faiz talep edebileceğini bildirmiştir.
Taraflarca, bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de, tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporunun içeriği, davacı ve davalı taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna ilişkin sundukları beyan ve itiraz konuları, davalı vekilinin itiraz dilekçesinde bildirdiği itirazlarının bir bölümünün mahkememizce değerlendirilmesi gereken hukuki konular niteliğinde olup, bir bölümünde ise tüm dosya kapsamı göz önünde tutulduğunda haklılık bulunmadığı, davalı vekili tarafından ek rapor alınması talebinde bulunulmuş ise de, ek rapor alınmasını gerektirir bir eksiklik ve gerekliliğin var olmadığı,
bilirkişi raporunun usul, yasa, dosya kapsamına hükme ve denetime elverişli nitelikte olduğu göz önünde tutularak, tarafların itirazlarının reddine karar verilerek bir başka rapor veya ek rapor alınması yoluna gidilmemiş, rapor hükme esas alınmıştır.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller,
mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen ayrıntılı, gerekçeli, hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile; taraflar arasında varlığı ve içeriği uyuşmazlık konusu olmayan 06/07/2022 tarihinde imzalanan sözleşme ile davacının sözleşmeye konu kabloları davacıya teslim ederek davalı tarafından kabul edilip kayıtlarına işlenen 5.993.220,00 TL bedelli faturanın düzenlediği,
teslim edilen ticari ürünün davalı tarafından muayenesinin yapılarak 01/01/2022 tarihli mal alımları kabul tutanağının düzenlenmesinden sonra davalı şirketin ilgili daire başkanlığı tarafından 13/12/2022 tarihli yazı ile fatura bedelinin ödenmesi talimatının verildiği, davacının 19/01/2023, 30/01/2023 ve 14/02/2023 tarihlerinde 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi uyarınca üç kez kamu kurumlarına borcu bulunmadığına dair belgeyi sunmasına rağmen ödemenin yapılmadığı,
davacı tarafın bunun üzerine 23/02/2023 tarihli ihtarname keşide ederek yedi gün içinde ödeminin yapılmasının talep ettiği, ihtarnamenin 28/02/2023 tarihinde davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalının ödeme yapmaması nedeniyle 08/03/2023 tarihinde temerrütte düştüğü, ardından davaya konu icra takibinin 17/03/2023 tarihinde yapıldığı, davalı tarafın borcu olmadığı iddiasıyla borca ve ferilerine itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğu, tüm dosya kapsamı ile davacının icra takip tarihi itibariyle 5.993.220,00 TL alacaklı olduğunun belirlenmiş olması nedeniyle asıl alacağa yönelik itirazın haksız olduğu,
bilirkişi raporunda davalının temerrütte düştüğü tarihin belirlenmesine ilişkin değerlendirmenin usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, davacı tarafça 17.363,00 TL işlemiş faiz talebinden bulunulmuş ise de, tarafların tacir olup, aralarındaki sözleşmede temerrüt faizi türü ile oranının belirlenmemiş olması nedeniyle 3095 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca TCMB faiz oranları genelgesi ile açıklanan avans faizi talep edebileceği ve bilirkişinin bu konuda yaptığı hesaplamanın usul, yasa ve dosya kapsamına uygun bulunduğu göz önünde tutularak, davalının 15.886,14 TL'lik işlemiş faize yönelik itirazında haklılık bulunmadığı,
bununla birlikte işleyecek faiz yönünden takip tarihi itibariyle yıllık %10,75 oranında TCMB faiz oranları genelgesi doğrultusunda değişen oranlarda avans faizi talep edebileceği dikkate alınarak, işleyecek faizin bu nitelikte düzeltilmesinin usul ve yasa gereği olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalının, davaya konu İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2023/3368 sayılı icra dosyasında borca ve ferilerine ilişkin itirazının iptali ile takibin, 5.993.220,00 TL asıl alacak ile 15.886,14 TL işlemiş faiz olmak üzere 6.009.106,14 TL toplam alacak ile işleyecek faiz yönünden takip tarihinden itibaren yıllık % 11,75 oranını geçmemek üzere,
asıl alacak için yıllık % 10,75 oranında ve TCMB faiz oranları genelgesi doğrultusunda değişen oranlarda ticari temerrüt faizi üzerinden devamına, davanın kısmen reddi ile davacı tarafın, 1.476,86 TL'lik işlemiş faiz alacağına yönelik fazlaya ilişkin isteminin reddine, alacağın likit olup, yargılamayı gerektirmediği, icra takip tarihi öncesinde muaccel olup, davalı tarafın temerrütte düştüğü ve ödememe nedeni konusunda haklılığının bulunmamasına göre itirazının haksız olduğu göz önünde tutularak, davalı tarafın asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına,
davalı vekili sözlü yargılama ve karar duruşmasında davacı tarafın kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep etmiş ise de, reddedilen işlemiş faize ilişki bölüm yönünden davacı tarafın kötü niyetli olarak talepte bulunmadığı, davalı tarafın kötü niyet iddiasını kanıtlayamadığı dikkate alınarak, davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Başkan... e-imzalı Üye... e-imzalı Üye... e-imzalı Katip... e-imzalı
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/367, K. 2023/1005, 27 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama