KÜNYE
T.C. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2025
- Esas no
- 2025/815 Esas
- Karar no
- 2025/1080
- Dava
- Kooperatifin İhyası (TTK'nun Geçici 7. Maddesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/08/2025
Karar Metni
2.673 kelime·13 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Kooperatifin İhyası (TTK'nun geçici 7. Maddesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, Sınırlı Sorumlu ...
Kooperatifinin uzun yıllar önce kurucu üyeleri arasında yer aldığını, kooperatifin, kuruluş amacına uygun şekilde belirli bir dönem faaliyet gösterdiğini ancak ilerleyen yıllarda yönetim sorunları, ekonomik sıkıntılar ve diğer sebeplerle faaliyetlerini durdurduğunu ve işlevsiz hale geldiğini, ticaret sicilinden 29.11.2013 tarihinde resen silindiğini, bu durumun, kooperatifin kuruluş amacına aykırı bir hal almasına ve üyelerin mağduriyet yaşamasına neden olduğunu, kooperatifin yönetiminde bulunan ve ekonomik değer taşıyan taşınmazların, kooperatifin yeniden aktif hale getirilmesi ve mali sıkıntılarının çözülmesi için önem arz ettiğini,
kooperatifin yeniden faaliyete geçebilmesi için ticaret sicil kaydının ihyasının gerektiğini, kooperatif adına kayıtlı İzmir İli, Karaburun İlçesi, ...Mahallesinde yer alan...parsel sayılı taşınmazlar bulunduğunu, kooperatif üyelerinin hak kaybı yaşamaması ve kooperatifin kuruluş amacına uygun şekilde işlevsel hale gelebilmesi için kooperatifin ihyasının gerektiğini bildirmiş, Sınırlı Sorumlu ...
Kooperatifinin ihyasına karar verilmesini talep etmiş, ön inceleme hazırlık ve tensip tutanağının 18 nolu ara kararı uyarınca sunduğu 20/09/2025 tarihli somutlaştırma dilekçesinde; davanın, yalnız terkin edilen kooperatifin adına kayıtlı taşınmazları tasfiyesi konusuyla sınırlı olarak açıldığını bildirmiştir.
SAVUNMA
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; müdürlüğün Merkez-...umarasında kayıtlı Sınırlı Sorumlu ...
Kooperatifi'nin 25/04/1988 tarihinde kuruluş ile tescil edildiğini, en son tescil edilen genel kurulun 29/05/1997 tarihinde tescil edilmesi ve bu tarihten sonra herhangi bir genel kurul tescilinin yapılmaması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7 nci maddesi uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ gereği 11/06/2013 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu,
bu hususun ilan edilmesinden sonra yasal süresi içerisinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 29/11/2013 tarihinde sicil kaydının resen silindiğini, terkin işlemlerinin Tebliğde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde uygulandığını, ihtarnamelerin keşide edildiğini, fakat Türk Ticaret Kanunu gereği basiretli tacir olan ilgiler tarafından yasal süresinde herhangi bir bildirimde bulunulmaması üzerine resen terkin işlemi sürecinin işletildiğini, TTK'nun geçici 7.maddesinin 4/a maddesi hükmü uyarınca tebliğ yerine geçecek ilanın yapıldığını, dava konusu terkin işlemlerinde usulsüzlük bulunmadığını,
terkin işlemlerinin yasada öngörülen usul ve esaslar dâhilinde yerine getirilmiş olup, kayıt silme işleminin tamamen kanun hükmünün uygulanmasından ibaret olduğunu, müdürlüğün davada zorunlu yasal hasım olduğunu, yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus ve kusur bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, TTK'nun geçici 7.maddesinin 15.fıkrasına,
7511 Sayılı Kanun ile "bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatii ihyasına ilişkin olarak yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili mi aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemez." hükmünün getirildiğini, devam eden dava ve icra takiplerinin bulunduğu konusunda herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, bu konuda müdürlüğün bilgisinin bulunmasının da mümkün bulunmadığını bildirmiş, müdürlüğün yasal hasım konumunda olması ve davanın açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava; TTK'nun geçici 7.maddesi hükmü uyarınca ticaret sicilinden resen silinen ve kooperatifin ortağı ve terkinden önceki yöneticisi olan davacının, Sınırlı Sorumlu...Kooperatifi adına taşınmazların tasfiyesi ile ilgili ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere TTK'nun 547.maddesi hükmü uyarınca kooperatifin ihyası istemine ilişkindir.
İhyası talep edilen Merkez-...sicil numarasında kayıtlı Sınırlı Sorumlu... Kooperatifi, 6102 Sayılı TTK'nun geçici 7(1/d).maddesi ve TTK'nun geçici 7.maddesi uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ hükümleri uyarınca aralıksız son 5 yıla ait olağan genel kurul toplantılarını yapmadığı gerekçesiyle, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan iş ve işlemler sonucunda 29/11/2013 tarihinde sicilden resen silinmiştir.
Cevap dilekçesi içeriği ve ekli belgeler ile terkin edilen kooperatife çıkarılan ihtar yazısı örneklerinden; kooperatifin, TTK'nun geçici 7(1-d).maddesi uyarınca aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantısı yapılmaması sebebiyle terkin edildiği anlaşılmaktadır.
Dava, kooperatif adına kayıtlı taşınmazların tasfiyesi ile ilgili olarak belirli ve sınırlı ek tasfiye işlemleri talebi ile kooperatif ortağı ve terkinden önceki yetkilisi tarafından açılmıştır.
Tapu kayıt örneğinden; İzmir ili, Karaburun ilçesi, ...Mahallesi, Kavakderesi Mevkii, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan 11/20 pay ile İzmir ili, Karaburun ilçesi, Salman Mahallesi, ... Mevkii, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan 11/20 payın ihyası talep edilen kooperatif adına tapuda kayıtlı olduğu görülmüştür.
TTK'nun geçici 7(15) maddesinde. "Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır.
Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü düzenlenmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında, davacı ve davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere, bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
TTK'nun geçici 7(15). maddesinin ikinci cümlesinde düzenlenen on yıllık süre, Hazineye intikal süresi olarak ön görülmüş olup, şirketin nakit, demirbaş, taşınır veya taşınmaz malları gibi bütün mal varlığı değerleri, şirket mal varlığını oluşturduğundan, şirketin mal varlığına ilişkin tasfiye taleplerinin, şirket adına yetkilileri veya şirket ortakları tarafından on yıllık hak düşürücü süre içerisinde talep edilmesi halinde şirketin ihyasına karar verilmesi mümkün olmakla birlikte şirket yetkilisi veya ortakları tarafından bu süre içinde açılmayan davaların, hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekip hangi türde olursa olsun şirkete ait mal varlığının, on yıl sonunda Hazineye intikali yasa gereğidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.10.2021 tarih 2021/2387 esas ve 2021/6034 karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi...
Hukuk Dairesinin 13.06.2019 tarih... karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere TTK'nun geçici 7(15) maddesinde terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerindeki mülkiyet hakkının devam ettiğinin, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için ihya davası açmaya hakları bulunmasına göre bu sebebe bağlı hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği dikkate alınarak;
somut olayda şirketin 29/11/2013 tarihinde tarihinde terkin edilmiş olmasına bağlı olarak TTK'nun geçici 7 (15).maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmamış olması nedeniyle dava konusu şirket adına kayıtlı taşınmazların payları 29/11/2023 tarihi itibari ile Hazineye intikal etmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 22/06/2023 günlü 2023/33 esas ve 2023/117 karar sayılı ve 15/09/2023 tarihli 32.310 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan kararı ile TTK'nun 7(15).maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü sürenin iptaline karar verilmiş ise de, dava tarihi itibari ile 10 yıllık hak düşürücü süre yürürlüktedir.
TTK'nun geçici 7 (15) maddesinde, terkin edilen şirketlerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, terkin tarihinden itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği düzenlenmiş ise de, hak düşürücü sürenin usulüne uygun olarak yapılan terkinler yönünden geçerli olması usul ve yasa gereğidir. Terkin işleminin, kanun hükümlerine aykırı olarak usulsüz şekilde gerçekleştirilmesi halinde terkin edilen şirket yetkilisi ve ortaklarının terkin işleminin usulsüz yapıldığı iddiası ile iptalini ve şirketin belirli bir amaçla sınırlı olmaksızın süresiz olarak yeniden ihyasını talep edebilmeleri mümkündür. Bu durumda yeniden ihyaya karar verilmesi halinde şirket adına kayıtlı tüm mal varlığının hak düşürücü süreye bağlı kalmaksızın şirket uhdesinde kalması ihya kararının doğal bir sonucudur.
İhya davasının, terkin edilen şirket ve ortakları tarafından belirli bir tasfiye konusu ile sınırlı olmaksızın ve şirketin süresiz olarak yeniden tescili istemli olarak açılması hallerinde, terkin işleminin kanunda sayılan sebeplerle yapılıp yapılmadığı, terkin işlemleri sırasında TTK'nun 7(2) maddesi hükmü gereği, terkin edilen şirket lehinde veya aleyhinde görülmekte olan bir davanın bulunup bulunmadığı ve terkin işleminin kanunda gösterilen usule uygun olarak yerine getirilip getirilmediği, mahkeme tarafından resen incelenmesi gerekli olan yargılama konularıdır.
Buna karşın davanın, şirket yetkilileri ve ortakları dışında kanunda gösterilen ilgili kişilerce TTK'nun 547.maddesi hükmü uyarınca, belirli bir tasfiye konusu ile sınırlı olarak açılması halinde her üç inceleme konusu hükme etkili olmayacağından, davanın yalnız ek tasfiye işlemini gerektirecek dava veya icra takibinin sürdürülebilmesi ve sonuçlandırılabilmesi yada yapılacak işlemin yerine getirilmesi için ihya kararının verilmesi zorunluluğunun bulunup bulunmadığı çerçevesinde görülüp sonuçlandırılması usul ve yasa gereğidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde TTK'nun geçici 7.maddesinin 15.fıkrasında düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin usulsüz olarak yapılan terkin işlemlerinde uygulanacağı yönünde kararlarının bulunmasına karşılık 2023/1061 esas ve 2022/7267 esas sayılı ilamlarında olduğu gibi benzer çok sayıda ilamında, hak düşürücü sürenin uygulanmaması gerektiğine ilişkin kararlar verilmiştir.
5 yıllık hak düşürücü sürenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptaline karar verildiği ve Yargıtay'ın anılan ilgili kararları birlikte değerlendirildiğinde, aynı madde de düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre yönünden de terkin işleminin usulsüz yapıldığının iddia edilmesi ve bu iddianın haklı olması halinde 10 yıllık hak düşürücü sürenin, usulsüz yerine getirilen terkin işlemleri yönünden uygulanmaması usul, yasa ve Yüksek Mahkeme kararları gereğidir.
TTK'nun geçici 7(1).maddesinde; anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin hangi şartlarda sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. 7.maddenin birinci fıkrası uyarınca; 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerinin, ilgili kanunlardaki tasfiye usullerine uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı belirtilmiştir. Söz konusu maddenin 1/d bendinde, sebebi ne olursa olsun aralıksız son 5 yıla ait olağan genel kurul toplantısı yapılmaması terkin sebebi sayılmıştır.
Cevap dilekçesi içeriği ve ekli belgeler ile terkin edilen kooperatife çıkarılan ihtar yazısı örneklerinden; kooperatifin, yasal düzenlemelere aykırı olarak son 5 yıla ilişkin genel kurul toplantısı yapmadığı, en son genel kurul toplantısının 29/05/1997 tarihinde tescil edildiği, buna göre davalı tarafından yapılan terkin işleminin, kanunda sayılan yasal sebebe uygun olarak yerine getirildiği görülmüştür. Bunun yanında TTK'nun geçici 7(2).maddesi gereği terkin edilen şirketin terkin işlemleri sırasında hakkında davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davalarının bulunduğuna dair bir delil toplanmaması nedeniyle terkin işlemi bu hüküm yönünden de usulüne uygundur.
TTK'nun geçici 7(4/a) maddesinde; terkin edilecek şirket ve kooperatiflerin sicilde kayıtlı son adreslerine ve şirketi temsile yetkili kişilere bir ihtar yollanacağı, ihtarın, ilan edilmek üzere Ticaret Sicili Gazetesine aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibari ile Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11. fıkrasında ihtar ve ilana rağmen süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres veya kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketlerin ticaret sicilinden resen silineceği düzenlenmiştir.
Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından sunulan cevap dilekçesindeki açıklamalar ve ekli belge örnekleri, mahkememizce yazılan müzekkerelere verilen cevaplar, ticaret sicil kayıt örnekleri ile; her ne kadar terkin edilen kooperatife çıkarılan ihtar yazısı, sayın yetkili başlığını taşıyor ise de, tebligatın yalnız kooperatif adına çıkarıldığı,
kooperatif tüzel kişiliği yanında ayrıca kooperatif yönetim kurulu üyeleri adına tebligat çıkarıldığına dair dosyada hiçbir belge örneğinin toplanmadığı dikkate alındığında, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye rağmen davalı tarafından yapılan terkin işlemleri sırasında terkin işlemine ilişkin ihtarın, yalnız kooperatif adına tebliğe çıkarılıp, kooperatifi temsil ve izama yetkili yöneticilere usulüne uygun şekilde tebligat çıkarılmadığı anlaşılmaktadır.
Buna göre davaya konu kooperatifin terkin işlemlerinin yasal düzenlemelere aykırı olarak usulsüz yapılmış olması nedeniyle somut olayda on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının mümkün bulunmadığı dikkate alınarak, ön inceleme duruşmasında hak düşürücü sürenin uygulama yerinin bulunmadığına karar verilmiştir.
Davacı taraf, şirketin sınırlı bir amaca yönelik olmaksızın ve süresiz olarak yeniden ihyası talebinde bulunmamış, yalnız şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesinin yapılması amacıyla TTK'nun 547(1).maddesi uyarınca sınırlı amaçla ihyasını talep etmiştir.
Şirket ortağı ve yetkilileri dışındaki alacaklı ve ilgililerin kural olarak yalnız kendilerini ilgilendiren uyuşmazlık konularına bağlı olarak sınırlı amaçla ihya talebinde bulunabilmeleri mümkün iken terkin işleminin usulsüz olarak yapılıp, davanın, şirketin ortağı ve yetkilisi tarafından açılmış olması halinde davacının, şirketin sınırlı bir amaca yönelik olmaksızın süresiz olarak yeniden tescili veya bu yönde bir iradesinin bulunmaması halinde yalnız belirli bir amaçla sınırlı olarak ve ek tasfiye işlemleri için ihya talebinde bulunabilmesi olanaklıdır.
Somut dava yönünden; davacı, ihyası talep edilen kooperatifin, terkinden önceki ortağı ve yetkilisi olup dava dilekçesinde, şirketin adına kayıtlı dava konusu taşınmazların tasfiye edilmeksizin usulsüz olarak terkin edildiği iddiasında bulunmuş, kooperatifin süresiz ve sınırsız olarak ihyasını talep etmemiş, yalnız taşınmazların tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak ihya talebinde bulunmuştur.
Kooperatifin, davalı tarafça usulsüz olarak terkin edildiği iddiasının kanıtlanması karşısında hak düşürücü süre göz önüne alınmaksızın ihyasının usul ve yasa gereği olması yanında davacı tarafın ihyayı belirli bir amaca yönelik ve sınırlı olarak talep etmesinde yasal bir engel bulunmadığı göz önünde tutularak, taleple bağlılık ilkesi gereği kooperatifin, TTK'nun 547(1).maddesi hükmü uyarınca, taşınmazlardaki kooperatife ait payların tasfiyesi ile ilgili işlemlerin yapılması amacıyla sınırlı olarak ihyasına karar vermek gerekmiştir.
TTK'nun 547(2).maddesinde ek tasfiye isteminin yerinde olduğuna kanaat getiren mahkemenin, kooperatifin ek tasfiye için yeniden tesciline karar vermesi ile birlikte ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya bir kaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettireceği düzenlenmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.09.2023 günlü, 2023/4718 esas ve 2023/5260 karar sayılı ilamında; terkin edilen şirketin, usulsüz olarak terkin edilmesi halinde ihyanın şirket ve şirket ortakları tarafından talep edilmeyip, yasada sayılan üçüncü kişiler tarafından sınırlı bir konu ile ilgili olarak yapılan ihya taleplerinde, terkin edilen şirketin, tamamen ihya edilmesinde üçüncü kişilerin hukuki yararlarının bulunmaması nedeniyle talep edilen ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmesi yanında,
TTK'nun geçici 7.maddesinin 15.fıkrasında ihya terimi kullanılmakla birlikte hükmün aynı kanunun 547.maddesine paralel ek tasfiye niteliğinde bulunduğu gözetilerek, TTK'nun geçici 7.maddesinin, tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı kanunun 547.maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmekle birlikte aynı zamanda tasfiye memuru atanması gerektiği, geçici 7.maddesinin amacının madde kapsamına giren şirketlerin bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilaflarının azaltılmasına yönelik bulunması nedeniyle aksi yöndeki uygulamanın yasanın amacına aykırı olacağı belirtilmiştir.
Davacı tarafça, ihya isteminin TTK'nun 547(1).maddesi hükmü uyarınca talep edilmesi karşısında TTK'nun 547(2).maddesi uyarınca, davaya konu kooperatif adına kayıtlı taşınmaz paylarının tasfiyesi ile ilgili ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için bir veya birkaç tasfiye memurunun görevlendirilmesinin zorunlu bulunduğuna ilişkin yasal hüküm dikkate alınarak, kooperatifin terkinden önceki ortağı ve yetkililerinin tasfiye memuru olarak atanmalarına, atanan tasfiye memurlarının kooperatifin terkinden önceki yönetim kurulu üyeleri olmaları nedeniyle tasfiye memurlarına ücret verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle davaya konu terkin işleminin usulsüz olarak yapıldığı belirlenmiştir. Terkinin usulüne uygun veya usulsüz olarak yapılmış olması davalı tarafın yargılama giderlerinden sorumluluğuna etkilidir. Her ne kadar cevap dilekçesinde, TTK'nun geçici 7(15).maddesinde.
7511 Sayılı Kanun ile getirilen hükümle sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği iddia edilmiş ise de, bu hükmün ilgili maddede belirtildiği gibi usule uygun olarak kayıt silinmesi haline ilişkin olup, usulsüz olarak yapılan işlemleri kapsamadığı, davalının yasal hasım sıfatından kaynaklanan sorumsuzluk halinin yalnız usulüne uygun şekilde yapılan terkin işlemleri ile sınırlı tutulduğu,
somut davaya konu terkin işleminde, TTK'nun geçici 7(4/a) maddesine aykırı olarak kooperatif adına çıkarılan ihtar dışında kooperatif yöneticileri adına ihtar çıkarılmamasına bağlı olarak terkin işleminin usulsüz şekilde yapılması nedeniyle davalı tarafın, dava açılmasına sebebiyet verdiği dikkate alınarak, davalının yargılama giderleri ile sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiştir.
Başkan... · e-imza · Üye ... · e-imza · Üye ... · e-imza · Katip ... · e-imza
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/815, K. 2025/1080, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama