KÜNYE
T.C. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2025
- Esas no
- 2025/82 Esas
- Karar no
- 2025/516
- Dava
- Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 24/01/2025
Karar Metni
3.820 kelime·19 dk okuma·6 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerden ... ile ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında İzmir İli, ... İlçesi, ... Mevki... parsel adresinde anahtar teslimi bina yapım işi adı altında inşaat yapım sözleşmesi yapıldığını, taraflar arasında 20.09.2023 tarihli ... yevmiye numaralı Çeşme...
Noterliğinde yapılan sözleşmeye göre inşaat ruhsatı alımından itibaren 12 ay süreceğinin belirtildiğini, 01.11.2024 tarihinde anahtar teslimi olarak bitirmesi gerektiğini ancak halihazırda taşınmazın kullanılacak ve oturmaya müsait bir durumda olmadığının tespit edildiğini, sözleşme tarihinden tam 15 ay geçmesine rağmen söz konusu inşaat hala teslim edilmediğini, müvekli ... ve ... ... Ltd.
Şti. arasındaki borç alacak ilişkisi nedeniyle müvekkili ...'ın dava konusu taşınmazı diğer davacı ... ... Ltd. Şti.'ye satış vaadi dolayısıyla, müvekkili ... ... Ltd.
Şti. tarafından davalı şirkete söz konusu iş için 35.000.000,00-TL ödeme yapıldığını, ayrıca çekler de teslim edildiğini ve ödemelerin yapıldığını, ...Anonim Şirketi Beşiktaş İstanbul Şubesi'ne ait ... seri numaralı 30.12.2024 vade tarihli, 1.500.000-TL bedelli, ... seri numaralı 29.01.2025 vade tarihli, 1.500.000-TL bedelli, ... seri numaralı 31.01.2025 vade tarihli, 1.500.000-TL bedelli çekler yönünden İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...
Değişik İş karar sayılı dosyası üzerinden tedbir talebinde bulunulduğunu, çeklere ilişkin yalnızca davalı taraf...
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından bankaya ibrazı halinde ödenmemesi bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmişse de, 3. kişiler yönünden bu tedbir kararının uygulanmamasına karar verildiğini, bu tedbir kararının müvekkillerini hukuki anlamda korumadığını, davalı tarafın çekleri tahsil edebilmek adına işbu değişik iş kararından faydalanarak çekleri 3.kişilere ciro etme ihtimalinin bulunduğunu beyan etmekle, işbu dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu çeklerin 3.kişilere ciro edilmemesi, ciro edilmişse de tahsil edilmemesi, icraya konu edilmemesi,
çeklere ödeme yasağı konmasını ve banka ödemesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... firmasının aktif husumet ehliyeti bulunmağını, müvekkili ile davacılardan ... arasında aktedilmiş bir sözleşme yapıldığını, sözleşmeden kaynaklanan edimlerin muhatabının ... olduğunu, davalıların dava dilekçesinde ...'ın dava konusu taşınmazı ... Limited Şirketine satışına ilişkin vaadde bulunduğu gibi bir açıklama ile davanın tarafı gibi göstermeye çalıştıklarını ancak ...
Limited Şirketinin sözleşmeye taraf olmadığı gibi geçerli bir satış vaadi sözleşmesi veya alacağın temliki sözleşmesininde davacı tarafça dosyaya sunulmadığını, açıklanan nedenlerle ... firmasının davasının aktif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, davada harca esas değer 200.000-TL olarak gösterilmişse de toplamda 4.500.000 TL tutarında ihtiyati tedbir kararı talep edildiğini, davacı vekilinin özetle, davacı ... ile müvekkil arasında inşaat yapım sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin inşaatı sözleşmeye uygun yapmadığını, teslim etmediğini,
imalatın teknik olarak hatalı olduğunu iddia ederek 100.000-TL tazminat ve 100.000-TL de taşınmazı kullanamadıkları için mahrum kaldıkları kira bedelini talep ettiklerini, müvekkili ile davacı ... eski arkadaş olduğunu, müvekkilinin bu işi tamamen arkadaşlık hatırına üstlendiğini, aslında, taraflar arasındaki tek sayfalık inşaat sözleşmesini de yalnızca yapı ruhsatının alınması için formalite gereği düzenlendiğini, aksi takdirde, dava dilekçesinde imalatın detayları hakkında son derece titiz ve bilgili olduğunu iddia eden davacının, içinde hiçbir proje,
detay veya teknik şartname bulunmayan tek sayfalık bir sözleşmeyi kabul etmesinin makul bir şekilde izah edilemeyeceğini, inşaatın teknik ve bilimsel kaideler doğrultusunda tamamlandığını, inşaat öncesinde ve süresince gerek Çeşme Belediyesi gerekse görevli yapı denetim firması tarafından statik, mekanik, mimari vs projelerin son derece sıkı bir şekilde denetlendiğini, inşaatın imalatında herhangi bir teknik sorun tespit edilmediğini, inşaatın tamamlanmadığı ve teslim edilmediği iddiasının da gerçek olmadığını, iskan raporunun dahi alındığını, taşınmazın anahtarlarının da teslim edilmiş olup, davacı tarafta olduğunu,
rapor tarihi itibarı ile her türlü aboneliğin aktif hale getirip, meskenin kullanabilecek durumda olduğunu ancak davacının bunu yapmak yerine müvekkili firmadan sürekli ilave işler, mimari projede de bulunmayan (havuz gibi) imalatlar talep etmeye devam ettiğini, davacının henüz gerçekleşmemiş zararları, ileride gerçekleşebilir iddiası ile talep ettiğini, davacının sözleşme bedeli ile bir ihtilafının bulunmadığını ancak müvekkili tarafından fatura kesilmemiş olması nedeni ile KDV yönünden zarara uğradığını iddia ettiğini, bu iddiasının da tamamen vergi idaresini yanıltmaya,
devletin KDV ve kurumlar vergisi kaybına sebep olmaya yönelik olduğunu, zira sözleşmeye taraf olan ... iken ödemelerin usulsüz bir şekilde ... tarafından yapılmış bu ödemelerin sözleşme uyarınca ödendiğine dair açıklama yapılmış ancak faturaların ...'e kesilmesinin talep edildiğini, bu nedenlerle, mahkemece devamına karar verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise 4.500.000-TL üzerinden eksik dava harcının tamamlattırılmasına, ...Ltd.
Şti.'nin aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı yanlara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Çeşme Tapu Müdürlüğü nezdinde dava konusu İzmir İli, ... İlçesi, ... Mevkii,...arsel sayılı taşınmaza ait olarak bulunan takyidatlı tapu kayıt ve resmi senetleri, 3-İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin...D. İş Karar sayılı dosyası, 4-Çeşme ... Sulh Hukuk Mahkemesinin...D. İş sayılı dosyası, 5-İstanbul... Noterliğinin 23/12/2024 tarihli...yevmiye numaralı ihtarnamesi, 6-Çeşme... Noterliğince düzenlenen 20/09/2023 tarihli... yevmiye numaralı İnşaat Yapım Sözleşmesi, 7-Sair deliller.
DAVA KONUSU
Açılan dava, davacı ... ile davalı...
Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında davacıya ait İzmir İli, ... ilçesi, ... mevki,... parsel sayılı taşınmaz üzerinde anahtar teslimi bina yapım işi adı altında tanzim olunan ve imzalanan 20/09/2023 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesi gereğince davalı şirket tarafından yüklenilen işin inşaat ruhsatı alınmasından itibaren 12 ayda tamamlanacağı belirtilmesine rağmen dava tarihi itibarıyla kullanıma ve oturuma müsait hale getirilmediği, sözleşme tarihinden itibaren 15 ay geçmesine rağmen taşınmazın teslim edilmediği, davacı ... ile davalı...
Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasındaki borç alacak ilişkisi ve davacı ...'ın dava konusu taşınmazı davacı ...Limited Şirketine satış vaadi dolayısıyla davacı ...Limited Şirketi tarafından söz konusu iş için davalı şirkete 35.000.000,00-TL ödeme yapıldığı, davalı yüklenici şirketin sözleşme ile belirlenen, yapılması gereken işlerin tamamını projeye uygun yapmadığı, bunun yanı sıra yaptığı işleri, davacının istediği kalitede ve özelliklerde yapmamış olduğu,
tamamlanan kısımlarda teknik hatalar yaptığı, mâliyeti düşürmek adına kastî olarak sözleşme ile belirlenen şekilde eseri meydana getirmediğinden bahisle, davalı şirketin dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeksizin, inşaa ettiği taşınmazdaki kusur ve hataları sonucu ortaya çıkan zararın ve taşınmazın teslim tarihi olan 01/11/2024 tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketçe teslim edilmemesi sebebiyle davacıların taşınmazı kullanamamalarından kaynaklı mahrum kalınan kira bedellerinin tespiti ile davalı şirketten tahsili ile davacılara verilmesi,
ayrıca yargılama sürecinde davalı şirketçe sebep olunan kusur ve hatalar dolayısıyla ortaya çıkan zararın davacılar tarafından giderilmesi, taşınmazın tadil ve tamiri için harcama yapılması halinde işbu ortaya çıkan zarar bedelinin davalı şirketten tazmini ile davacılara verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davacı ... ile davalı... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında davacıya ait İzmir İli,... ilçesi, ... mevki, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde anahtar teslimi bina yapım işi adı altında tanzim olunan ve imzalanan 20/09/2023 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddeleri anlamında eser sözleşmesi niteliği arz etmektedir.
Taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle eser sözleşmesi olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Eser sözleşmesini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır.
Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır.
Diğer yandan yüklenicinin borçları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesinde; ''Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.
Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiş olup, yüklenici olan hekimin de bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır.
Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır.
Eserin; sözleşmede kararlaştırılan niteliklerine ya da işsahibinin beklediği amaca uygun olmaması veya lüzumlu bazı vasıflardan bir ya da birkaçının bulunmaması halinde, ayıplı ifa edildiğinin kabulü gerekir. Ayıp, Kanun ya da sözleşme hükümleri gereğince bir eser veya malda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır.
Yüklenici, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak imalını yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda açık ayıplarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474., gizli ayıplarda ise 477. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde aynı Kanun'un 475. maddesinde tanınan haklardan yararlanabilir.
Ancak, 475. madde gereğince eser sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanayamacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa eser sahibi bu eseri kabulden kaçınabilir. Ne var ki eserdeki kusur veya sözleşmeye aykırılık yukarıda belirtilen ölçüde önemli değilse eser sahibi eserin değerindeki eksiklik oranında bedeli indirebilir. Eğer kusurların giderilmesi büyük harcama gerektirmiyorsa yükleniciyi onarıma zorlayabilir.
Ancak 475. maddede eser sahibine tanınan haklardan birini kullanabileceği mahkemece uzman bilirkişi aracılığı ile yaptıracağı inceleme sonucu ayıbın derecesi belirlenmek sureti ile takdir olunur.
Kural olarak eser sözleşmesinde ayıbın varlığı her türlü delil ile kanıtlanabilir. (Yargıtay 15. HD 06/02/2002 tarih 4689/546 vb. kararlar) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474. maddesi hükmü gereğince iş sahibi eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulmaz, eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Sonradan ortaya çıkan gizli ayıplarda ise iş sahibi gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır. Aksi takdirde iş sahibi eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır ve 475. maddesi hükmünden yararlanamaz. Ne var ki sözleşmede eser için garanti verilmiş ise ayıp ihbarı sürelerine bakılmaksızın 475. madde hükümlerinden yararlanma olanağı mevcuttur.
Her ne kadar davacılar vekilince davacı ...'ın dava konusu taşınmazı davacı ...Limited Şirketine satış vaadi bulunduğu beyan ve iddia edilmiş ise de, bahsi geçen beyan ve iddiayı ispata elverişli herhangi yazılı bir delilin sunulmadığı, dava konusu taşınmazın malikinin davacı ... olduğu, davaya konu taleplere dayanak sözleşmenin taraflarının da davacı ... ile davalı...
Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davacı ...Limited Şirketinin taşınmazla bir ilgisinin bulunmadığı, dilekçeler safhasının tamamlanmasının ardından sunulan satış vaadi sözleşmesinin dava tarihinden sonra tanzim edildiği, sözleşmeden kaynaklanan ödemelerin davacı ...Limited Şirketi tarafından yapıldığı, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında yapılan ödemelerin iadesine ilişkin bir talebin bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletnameden anlaşıldığı üzere davacı ...Limited Şirketinin yetkilisinin davacı ... olduğu,
ödemeler ve davacı ...'ın yetkilisi olması dışında davacı ...Limited Şirketinin dava konusu ile herhangi biri ilgisinin bulunmadığı, davacı vekilince sunulan Alt Yüklenici Sözleşmesi ile davacı ... ile ...Limited Şirketi arasında imzalandığı belirtilen sözleşmenin dava tarihinden sonra tanzim edildikleri, yine taşınmazın 1/2 hissesinin dava tarihinden sonra ...Limited Şirketine devredildiği, açıklanan gerekçeler dahilinde dava konusu edilen talepler yönünden davacı ...Limited Şirketinin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ...Limited Şirketi yönünden açılan davanın iş bu dosyadan tefrikine karar verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur.
Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır.
Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545,
ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davacının gerçek kişi olduğu, tacir olduğu veya ticari işletmesi bulunduğuna dair herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği gibi bu yönde bir iddianın da bulunmadığı, açıklanan hususlar dolayısıyla davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, davacının tacir sıfatının ve ticari işletmesinin bulunmadığı ve bu sebeple uyuşmazlığın davacının ticari işletmesi ile ilgili de olmadığı,
davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, Çeşme Tapu Müdürlüğü nezdinde dava konusu İzmir İli, ... İlçesi, ... Mevkii, ... parsel sayılı taşınmaza ait olarak bulunan takyidatlı tapu kayıt ve resmi senetleri, İzmir .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş Esas ...D. İş Karar sayılı dosyası, Çeşme ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...D. İş sayılı dosyası, İstanbul...
Noterliğinin 23/12/2024 tarihl... yevmiye numaralı ihtarnamesi, Çeşme... Noterliğince düzenlenen 20/09/2023 tarihli... yevmiye numaralı İnşaat Yapım Sözleşmesi ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, davacı ... ile davalı...
Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında davacıya ait İzmir İli,... ilçesi, ...mevki,... parsel sayılı taşınmaz üzerinde anahtar teslimi bina yapım işi adı altında tanzim olunan ve imzalanan 20/09/2023 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesi gereğince davalı şirket tarafından yüklenilen işin inşaat ruhsatı alınmasından itibaren 12 ayda tamamlanacağı belirtilmesine rağmen dava tarihi itibarıyla kullanıma ve oturuma müsait hale getirilmediği, sözleşme tarihinden itibaren 15 ay geçmesine rağmen taşınmazın teslim edilmediği, davacı ... ile davalı...
Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasındaki borç alacak ilişkisi ve davacı ...'ın dava konusu taşınmazı davacı ...Limited Şirketine satış vaadi dolayısıyla davacı ...Limited Şirketi tarafından söz konusu iş için davalı şirkete 35.000.000,00-TL ödeme yapıldığı, davalı yüklenici şirketin sözleşme ile belirlenen, yapılması gereken işlerin tamamını projeye uygun yapmadığı, bunun yanı sıra yaptığı işleri, davacının istediği kalitede ve özelliklerde yapmamış olduğu,
tamamlanan kısımlarda teknik hatalar yaptığı, mâliyeti düşürmek adına kastî olarak sözleşme ile belirlenen şekilde eseri meydana getirmediğinden bahisle, davalı şirketin dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeksizin, inşaa ettiği taşınmazdaki kusur ve hataları sonucu ortaya çıkan zararın ve taşınmazın teslim tarihi olan 01/11/2024 tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketçe teslim edilmemesi sebebiyle davacıların taşınmazı kullanamamalarından kaynaklı mahrum kalınan kira bedellerinin tespiti ile davalı şirketten tahsili ile davacılara verilmesi,
ayrıca yargılama sürecinde davalı şirketçe sebep olunan kusur ve hatalar dolayısıyla ortaya çıkan zararın davacılar tarafından giderilmesi, taşınmazın tadil ve tamiri için harcama yapılması halinde işbu ortaya çıkan zarar bedelinin davalı şirketten tazmini ile davacılara verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, her ne kadar davacılar vekilince davacı ...'ın dava konusu taşınmazı davacı ...Limited Şirketine satış vaadi bulunduğu beyan ve iddia edilmiş ise de, bahsi geçen beyan ve iddiayı ispata elverişli herhangi yazılı bir delilin sunulmadığı, dava konusu taşınmazın malikinin davacı ... olduğu,
davaya konu taleplere dayanak sözleşmenin taraflarının da davacı ... ile davalı...
Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davacı ...Limited Şirketinin taşınmazla bir ilgisinin bulunmadığı, dilekçeler safhasının tamamlanmasının ardından sunulan satış vaadi sözleşmesinin dava tarihinden sonra tanzim edildiği, sözleşmeden kaynaklanan ödemelerin davacı ...Limited Şirketi tarafından yapıldığı, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında yapılan ödemelerin iadesine ilişkin bir talebin bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletnameden anlaşıldığı üzere davacı ...Limited Şirketinin yetkilisinin davacı ... olduğu,
ödemeler ve davacı ...'ın yetkilisi olması dışında davacı ...Limited Şirketinin dava konusu ile herhangi biri ilgisinin bulunmadığı, davacı vekilince sunulan Alt Yüklenici Sözleşmesi ile davacı ... ile ...Limited Şirketi arasında imzalandığı belirtilen sözleşmenin dava tarihinden sonra tanzim edildikleri, yine taşınmazın 1/2 hissesinin dava tarihinden sonra ...Limited Şirketine devredildiği, açıklanan gerekçeler dahilinde dava konusu edilen talepler yönünden davacı ...Limited Şirketinin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ...Limited Şirketi yönünden açılan davanın iş bu dosyadan tefrikine karar verildiği,
davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davacının gerçek kişi olduğu, tacir olduğu veya ticari işletmesi bulunduğuna dair herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği gibi bu yönde bir iddianın da bulunmadığı, açıklanan hususlar dolayısıyla davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, davacının tacir sıfatının ve ticari işletmesinin bulunmadığı ve bu sebeple uyuşmazlığın davacının ticari işletmesi ile ilgili de olmadığı,
davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu,
dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/82, K. 2025/516, 10 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama