KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/611
- Karar No
- 2024/922
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2024
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- *** Esas - ***
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ***
- Katip
- ***
- Davacı
- ***
- Vekilleri
- Av.
- Davalı
- ***
- Vekili
- Av.
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- ***
- Karar tarihi
- ***
- Karar yazım tarihi
- ***
Karar Metni
3.931 kelime·20 dk okuma·4 bölüm
Mahkememize açılan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin Bazı Tehlikesiz Atıkların Geri Kazanımı Tebliği gereğince Talas Belediyesi'nin ihalesini üstlendiğini, üstlenilen işin alt yükleniciye verilmesi kapsamında davalı ile müvekkili arasında 15/03/2019 tarihli 'bazı tehlikesiz atıkların (giysiler, tekstil ürünleri) kaynağında ayrı toplanması, taşınması, sınıflandırılması,
geri kazanımı işi uygulama sözleşmesi' imzalandığını, sözleşmenin 2.1 maddesinde mevcut sözleşmenin kurulması hususunda 13/03/2019 tarihli encümen kararının bulunduğunun açıkça davalı tarafından beyan edildiğini, yine sözleşmenin 6.1 maddesinde sözleşmenin belediyenin onayı ile yürürlüğe girdiğinin açıkça beyan edildiğini, sözleşmenin 9.2.13. maddesine göre müvekkili yüklenicinin davalının sözleşme sahasına koyacağı her bir konteyner için davalıya 500,00-TL ödeyeceğini,
bu kapsamda müvekkili tarafından 150 adet konteyner için nakit 36.650,00-TL ve 38.350,00-TL market kolisi yaptırarak 18/03/2019 tarihinde davalıya 75.000,00-TL ödeme yapıldığını, 36.650,00-TL'nin 18.250,00-TL'sinin davalının talimatı üzerine ... isimli şahsın hesabına müvekkilinin Garanti Bankası hesabından 22/03/2019 tarihinde eft yapıldığını, 18.400,00-TL'sinin ise elden verilerek sözleşmedeki taahhüdünü tamamladığını, sözleşme gereğince 150 adet konteyner için ödeme yapılmasına rağmen müvekkiline söz verildiği kadar yer tahsis edilmediğini, 78 adet konteynerin yerleştirilmesinin sağlandığını,
daha sonra bu konteynerlerin toplanarak başka bir şirkete ait konteynerlerin yerleştirildiğini, bunun üzerine müvekkilinin Kayseri 7. Noterliği'nin 15/05/2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini, buna karşılık davalı tarafın gönderdiği ihtarnamede ise izin talebinin belediye tarafından uygun bulunmadığı,
... alınmadığı sürece taleplerinin (sözleşmenin ifasının) mümkün olamayacağını bildirdiklerini, haricen yaptıkları araştırma neticesinde davalı tarafın izin almak için belediyeye başvurmadığını öğrendiklerini, davalı tarafın ifadan kaçınmaya gerekçe olarak Talas Belediyesinin onay vermemesini ileri sürdüğünü, yapılan bu sözleşme nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığından bahisle sözleşmenin ifa edileceği inancı ile davalının göstermiş olduğu yerlere yerleştirilen sözleşmenin haksız feshi sonrası kendilerine iade edilmeyen mülkiyeti müvekkiline ait 48 adet atık tekstil toplama kutusunun aynı iadesine,
mümkün olmaması halinde şimdilik kutu başına 1.000,00-TL olmak üzere 48.000,00-TL'nin tahkikat sonucu alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırabilmek kaydı ile dava tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile sözleşmenin ifa edileceği inancı ile sözleşmenin 9.2.13 başlıklı maddesi gereği davalıya nakit ödenen 75.000,00-TL'nin ödeme tarihi olan 18/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 100.000,00-TL kazanç kaybının tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılabilmek kaydı ile dava tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacı taraf ile müvekkili şirketin imzalamış olduğu 15.03.2019 tarihli bazı tehlikesiz atıkların (giysi tekstil ürünleri) kaynağında ayrı toplanması, taşınması, sınıflandırılması,
geri kazanım işi uygulama sözleşmesinin gerçekte Talas Belediyesi’ne ait hayır ve yardımlaşma projesinin bir parçası mahiyetinde olduğunu, bu projeyle asıl hedeflenenin vatandaşların, sözleşme gereği Talas İlçesi’nin belli noktalarına konulacak olan atık tekstil toplama kutularına, ihtiyaç sahiplerine verilmek üzere koydukları, ürünlerin Belediye ile koordineli bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdıktan sonra kullanılamayacak durumda olan tekstil ürünlerinin, geri dönüşüm sistemine dahil edilerek gelir elde edilmesinden ibaret olduğunu,
yani davacı şirketin olması gereken karının ihtiyaç sahiplerinin kullanamayacağı derecede yıpranmış tekstil ürünleri üzerinden olması gerektiğini, bu sözleşmenin belediye, davacı ve davalı müvekkili firma arasında kararlaştırıldığını, kesin çizgileri konulamayan, tamamıyla güven ilişkisine dayalı bir ahitleşme olduğunu, davalı firmanın yapılacak işi alt taşeron firmaya verebilmesinin ön şartının müvekkili firmayla alt taşeron firma ile imzalanan sözleşmenin Talas Belediyesi’nin encümen kararıyla onanmasına bağlı olduğunu,
müvekkili firma adına hareket eden ...'ın bütün evrakları tamamladıktan sonra ...’nın gereği için 27.05.2019 tarihinde Talas Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne talepte bulunduğunu, ilk etapta herhangi bir sorun bulunmadığını ancak daha sonra yapılan tespit ve şikayetler üzerine kötü niyetle hareket edildiğinin anlaşılması üzerine belediye encümeni tarafından kararın çıkarılmasından vazgeçildiğini,
akabinde Talas Belediyesinin müvekkili firmaya göndermiş olduğu 08.05.2019 tarih ve 178 sayılı Encümen Kararını ilgi tutan “Geri Dönüşüm Atıkları Hk.” Konu başlıklı yazısı ile tekstil ürünlerinin toplanması ve geri kazanılması işini 05.05.2019-01.01.2021 tarihleri arasında ... Tekstil Sanayi Ticaret Ltd.
Şti.’ne alt yüklenici olarak verilmesinin kabul görüldüğünü, bu nedenle daha önce alt yüklenici olarak hizmet eden firma tarafından tekstil ürünlerinin toplanması ve geri kazanılması için dönüşüm kutularını 3 (üç) gün içerisinde monte edilen yerlerden kaldırılması gerektiğini bildirdiğini, aksi halde Belediye marifetiyle bulunduğu yerlerden kaldırılacağını ve taşıma - kaldırma bedelinin %25 fark eklenerek tahsil edileceğinin ikaz edildiğini, bu durum karşısında ...’nın onaylanmasına ve müvekkili firmanın belediye ile olan ilişkilerinin kötüye gitmesinde direkt kusuru olan davacı firmaya,
müvekkili firma tarafından dönüşüm kutularını kaldırması hususunda ricada bulunulduğunu, davacı firmanın sadece 2-3 kutusunu kaldırmış, geri kalan kısmı için zaman kazanma adına müvekkili firmayı oyalama yoluna gittiğini, müvekkilinin de son çare olarak kutuları topladığını ve Mimarsinan Organize Sanayi Bölgesi, 23. cadde, no:4/Z adresinde bulunan kendi alanında muhafaza etmeye başladığını, muhafaza ve nakliye işlemleriyle ilgili olarak 10.000,00-TL’den fazla masraf yaptığını,
alanda bulunan 72 adet dönüşüm kutusunun 48 tanesi müvekkili tarafından toplandıktan sonra geri kalan kutuların bizzat davacı firma tarafından kaldırılmak zorunda kalındığını, bu anlamda müvekkilinin sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, davacı tarafın bahsi geçen 48 adet dönüşüm kutusunu bahsedilen adresten her zaman için iade almasının mümkün olduğundan bahisle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, sözleşmenin feshi nedeniyle teslim edilen ürünlerin aynen iadesi, bunun mümkün olmaması halinde değerinin iadesi, yapılan ödemenin iadesi ve munzam zarar taleplerine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama Tek Hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır.
Kayseri 7. Noterliği'nin 15/05/2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, Kayseri 3. Noterliği'nin 22/05/2019 tarih 5855 yevmiye numaralı ihtarnamesi, Talas Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünün cevabi yazıları, Garanti Bankası A.Ş.'den temin edilen ödeme dekontu, Talas Belediyesi'nin 08/05/2019 tarihli 178 sayılı ..., Talas Belediyesi Zabıta Amirliği'nin cevabi yazısı, Antalya Ticaret Sicili Müdürlüğünün cevabi yazısı, Kayseri Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün cevabi yazısı, Melikgazi Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğünün cevabi yazısı, Kayseri ve Antalya Ticaret Odasının cevabi yazısı ile tarafların ticari defter ve kayıtları celp edilmiş, gerekli bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.
Dosyaya mübrez 01/09/2021 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış kayıtlarının zamanında yapıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, kayıtların birbirini doğruladığı, davacı şirketin 2019 yılı açılış kaydında 120.21 caride takip ettiği davalı şirketin alacak veya borcunun olmadığı, 2019 yılı kapanış kaydında 120.21 caride takip ettiği davalı şirketin 75.389,00-TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, davacı şirketin 2019 yılı düzenlediği faturaların 3 aylık gelirinin 247.884,00-TL olduğu, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, aylık ortalama gelirin 82.628,00-TL olduğu,
9 aylık mahrum kalınan kazanca hükmedilecek olması durumunda 9 x 82.628,00-TL = 743.652,00-TL olacağının tespit edildiği, davacı şirkete 18/03/2019 tarihinde ... numaralı fatura ile ... Dünyası firması tarafından 500 adet market kolisi karşılığı 38.350,00-TL tutarında fatura düzenlendiği, davacı şirketin ilgili faturayı yevmiye defterine kayıt ettiğinin tespit edildiği, davalı ...
Taahhüt A.Ş.'nin sekreteriyle ve avukatıyla iletişime geçildiği ancak dosya ile ilgili bilgi ve belge talebine herhangi bir dönüş sağlanmadığının tespit edildiği, dava dışı ... Ltd.
Şti.'nin şirket merkezinin dosyaya sunulan beyan dilekçesinde Mersin ilinde olduğu, yapılması gereken defter ve belge incelemesinin Mersin ilinin bağlı bulunduğu bölge kuruluna bağlı bir bilirkişiye dosyanın tevdi ile rapor alınmasının uygun olacağı, davacı şirketin 2019 yılı defter kayıtlarına göre davalı şirketin davacıya 78.389,00-TL borcunun olduğu, davacı şirketin 2019 yılında düzenlediği faturalara istinaden 3 aylık gelirin 247.884,00-TL olduğu, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, aylık ortalama gelirin 82.628,00-TL olduğu, 9 aylık mahrum kalınan kazancın 743.652,00-TL olacağı görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir.
Önceki bilirkişi heyetine eklenen makine mühendisi bilirkişinin de bulunduğu 3 kişilik heyetten alınan 13/01/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda: davalının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığı için davacının sözleşmenin gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle uğradığı zararları talep edebileceği kanaatinde oldukları, kazanç kaybı ile ilgili kök rapordaki görüşlerinde bir değişiklik bulunmadığını, davalı şirketin ticari defter incelemesinde davacı şirketin ve dava dışı ...
Ltd.
Şti.'nin borç yada alacak kaydına rastlanmadığı, yevmiye defterinde bir hareketin olmadığı, açılan bir cari hesabın olmadığı, taraflar arasında ticari bir ilişkiyi gösterir kayda rastlanmadığı, davacı tarafın 78 adet konteyner yerleştirdiğini beyan ettiği, davalı tarafın ise 72 adet konteyner yerleştirildiğini belirttiği, sahadan toplanan konteynerlerin 48 adedinin davalı tarafta bulunduğu, davacı tarafa teslim edilmediği / davacı tarafça teslim alınmadığı, buna göre 48 adet geri dönüşüm konteynerinin 18/09/2019 dava tarihi itibariyle kdv dahil fiyatının 84.000,00-TL olduğu görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir.
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden talimat yoluyla alınan 25/04/2022 havale tarihli raporda: ... Tekstil San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin, Talas Belediyesinden almış olduğu atık toplama işini mayıs 2019 dönemi ile aralık 2020 dönemi arasında yaptığı, şirketin bu sürede sadece Talas belediyesine ait atık toplama işini değil bu belediyenin işi yanında Kocasinan, Niğde, Nevşehir ve Altındağ Belediyelerine ait atık toplama işlerini de yaptığı, yasal defterler ve GİB'e yapılan bildirimlerdeki değerler göz önüne alındığında Talas Belediyesinden atık toplama işi nedeniyle 2019 yılında 9.550,64-TL zarar, 2020 yılında 4.862,93-TL kar elde edebileceği yönünde raporunu sunmuştur.
26/01/2023 havale tarihli bilirkişi heyeti 2. ek raporunda: davacı itirazın takdir edilmeyecek olursa; kök rapordaki hesaplamaya istinaden 3 aylık (mayıs - haziran - temmuz) gelirin 247.884,00-TL olduğu, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 3 aylık ortalama gelirin 82.628,00-TL, 9 aylık mahrum kalınan kazancın 743.652,00-TL olacağı, davacı itirazı takdir edilecek olursa; 3 aylık malların toplanma süresi : gelirin 247.884,00-TL / 2 = 123.942,00-TL ortalama ve 9 ay x 123.942,00-TL = 1.115.478,00-TL olacağının tespit edildiği yönünde görüş bildirmişlerdir.
Tarafların rapora yaptığı itiraz üzerine oluşturulan yeni bilirkişi heyetinden alınan 20/12/2023 tarihli raporda: Taraflar arasında T.C.
Talas Belediyesi Bazı Tehlikesiz Atıkların (Giysiler, Tekstil Ürünleri) Kaynağında Ayrı Toplanması, Taşınması, Sınıflandırılması, Geri Kazanım İşi, Uygulama Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşme uyarınca taraflarca bir takım edimlerin yerine getirildiğini, sözleşmenin feshinde davalı tarafın haksız olduğu kanaatine varıldığı, bu konudaki takdirin mahkemeye ait olduğu, 12.01.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda davalının ticari defterlerinin incelendiği, davalıya ait ticari defter kayıtlarında davacı ve dava dışı ...
Ltd.Şti. adına açılmış bir cari hesap ve muhasebe kaydına rastlanmadığı, davacının yevmiye defter kayıtlarından davalıya 75.389,00-TL'lik ödeme kaydı girildiği, bu ödemelerin 38.350,00-TL'lik ödeme kaydının dava dışı "...
Hizmetleri" firmasınca davacı adına düzenlenmiş bulunan 18.03.2019 tarihli fatura ... nolu market kolisi alım faturası olduğu, başka bir ifadeyle 500 adet market kolisi birim fiyatı 65,00-TL olmak üzere fatura toplamının 38.350,00-TL olduğunun tespit edildiği ancak bu faturanın davalıya yapılan bir ödemeyi göstermediği, zira dava dışı işletme tarafından davacıya hitaben düzenlenmiş bir fatura olduğu, davalı adına düzenlemiş bir fatura olmadığı, davacının bu faturada belirtilen kolileri davalıya teslim ettiğini ve bundan alacaklı olduğunu ispatlaması gerekiği, keza davalı tarafça böyle bir ödemenin kabul edilmediği,
her ne kadar davacının kayıtlarında 18.789-TL'lik nakit ödeme kaydı bulunsa da bu ödemeye ilişkin dosyada bir belge bulunmadığı, davalı tarafından da kabul edilen ödemenin 18.250,00-TL'lik ödeme olduğu ve bu ödemenin davalının da kabulünde olduğu için davacı tarafından davalıdan talep edebileceğinin değerlendirildiği, dosya kapsamına sunulan "...
Hizmetleri" firmasınca davacı adına düzenlenmiş bulunan 18.03.2019 tarihli fatura fotokopisi incelendiğinde 500 adet market kolisi birim fiyatı 65,00-TL olduğu fatura toplamının 38.350,00-TL olduğunun belirlendiği, toplamda 150 adet noktaya Geri Dönüşüm Kutusunun yerleştirileceği yönünde vaatte bulunulduğu, 78 noktaya geri dönüşüm kutusunun yerleştirilmesinin sağlandığı, sözleşme kapsamında hazırlanan ve kullanılan 78 adet kutunun teslim alındığına dair evrak bulunmakla beraber teslim konusunda uyuşmazlığın devam etmekte olduğu,
dosyadaki 18.03.2019 tarihli ... numaralı mal alış faturasında bir adet kolinin alım fiyatı KDV hariç 65,00-TL olduğu, 78 adet kolinin bedeli KDV dahil 5.982,60-TL olarak hesaplandığı, dava tarihi itibariyle söz konusu koli bedeline ilişkin bir bilgi bulunmadığı, davalı vekilinin 04.11.2019 tarihli dilekçe ile alanda bulunan 72 adet dönüşüm kutusunun 48 tanesinin müvekkili firmaca toplandığı, geriye kalan kutuların davacı firma tarafından kaldırıldığı, 48 adet geri dönüşüm kutusunun aynen iadesinin mümkün olduğu,
davacının dava dışı işletmelere satışını yapıp dosyaya sunduğu faturalarda beyan edilen kullanılmış giyim eşyasının derdest dava kapsamındaki sözleşme uyarınca kumbaralardan toplanan kullanılmış giyim eşyası olup olmadığının somut olarak tespit edilemediği ve sağlıklı finansal tablo verilerine ulaşılamadığı için kazanç kaybının hesaplanamadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
05/09/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda: davacı tarafça 22/03/2019 tarihinde alıcısı ... olan 18.250,00-TL tutarlı ödeme tespit edildiği, nakit olarak ödendiği iddia edilen 36.650,00-TL'nin 18.250,00-TL'lik kısmının taraflarca kabul edildiğine göre geriye 18.400,00-TL kaldığı, davacı tarafça bakiye kısmın elden ödendiğinin belirtildiği ancak bu ödemenin yapıldığına dair dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı, ayrıca davacı tarafın bu ikinci talebinde sözleşmenin ifa edileceği inancıyla 500 adet market kolisi yaptırdığı ve bedelinin 38.300,00-TL olduğunu ve bu tutarın davalıdan tahsilini talep ettiğinin görüldüğü,
söz konusu 500 market kolisine ilişkin dosyada 18/03/2019 tarihli 10565 numaralı 38.350,00-TL bedelli ...
Dünyası isimli firmanın faturasının bulunduğu, bu market kolilerinin davalıya teslimini gösteren bir belgenin dosyada bulunmadığı, davalının cevap dilekçesinde de bahse konu market kolilerine ilişkin bir kabul görünmediği, market kolilerinin davacı tarafça demirbaş olarak başka işlerde kullanılıp kullanılamayacağı veya sadece bu iş için yaptırılıp yaptırılmadığı ve buradan davacının bir zararının olup olmadığının somut olarak tespit edilemediği, bu talep yönünden takdirin mahkemeye ait olduğu, dosyaya sunulan 20/12/2023 tarihli raporda davacı şirketin faaliyet karlılık oranının belli olmadığı,
bunun mahkemece yapılacak araştırma ile tespit edilebileceği, yapılan araştırmalarda faaliyet karlılığına ilişkin herhangi bir oranın tespitinin mümkün olmadığı, diğer taraftan davacının aynı bölgede yeni bir sözleşme yapması için gerekli olan makul sürenin tespit edilmesi gerektiği, bu yönde de sektör uzmanı bilirkişiler görevlendirilip tespit yapılmadığı, bu bakımdan davacının kar mahrumiyeti talebine ilişkin bir hesaplama yapmanın mümkün olmadığı görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir.
Menfi zarar; uygulama ve Yargıtay içtihatlarında sözleşmenin ifası için yapılan ve sözleşme ilişkisi kurulmamış olması halinde yapılmayacak olan masraflar olup menfi zararların fesih ya da tasfiyede kusursuz olsa dahi sözleşmenin diğer tarafından talep edilmesi mümkündür. Menfi zarar diye nitelendirilen imalât ve harcamalar taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmasa idi yapılmayacak olan masraf ve imalâtlar olduğundan sözleşmeden doğan hak ve alacaklar kapsamındadır. (Kapatılan Yargıtay 15. H.D. 2019/3562 E, 2020/2779 K sayılı kararı)
Yargıtay 3 HD. nin 12.03.2024 T., 2023/1897Esas, 2024/1099 Karar ında belirtildiği üzere ; aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir.
Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır.
Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki.
TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.
Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.
Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.
Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır.
Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır." şeklinde munzam zarar koşulları açıklanmıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarih ve 2021/11-938 E., 2022/401 K. sayılı ilamı).
Yapılan tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında 15/03/2019 tarihli Bazı Tehlikesiz Atıkların (Giysiler, Tekstil Ürünleri) Kaynağında Ayrı Toplanması, Taşınması, Sınıflandırılması, Geri Kazanım İşi Uygulama Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme ile davacının, davalının Talas Belediyesi ihalesi uyarınca yüklendiği Talas Belediyesi mücavir alanı içerisinde 130-200 adet kumbaraları yerleştirmeyi, kullanılmış atık giysileri bu kumbaralarda toplayarak uygun şekilde transferi ve depolanması yükümlülüğü altına girdiği, davalının da sözleşmenin 8. Maddesinde belirlenen yükümlülükler altına girdiği,
sözleşmenin 6.1 maddesinde "İş bu sözleşme 15/03/2021 tarihinde Lisanslı Yüklenici Firma, Lisanslı Alt Yüklenici tarafından karşılıklı imzalanarak ve Talas Belediyesi'nin onayı ile yürürlüğe girmiştir" maddesinin bulunduğu, aynı sözleşmenin 9.2.12 maddesine göre davacının belediye sahasına koyacağı her bir konteyner için davalıya 500,00-TL ödemesinin kararlaştırıldığı,
davacının dava dilekçesinde 150 adet konteyner için nakit 36.650,00-TL ve 38.350,00-TL market kolisi yaptırarak 75.000,00-TL ödeme yaptığını, 36.650,00-TL'yi davalının talimatı üzerine ... adlı kişinin hesabına gönderdiğini, 18.400,00-TL'yi ise elden verdiğini, ancak 78 adet konteynerin yerleştirmesini sağlandığını, ancak daha sonra bu konteynerlerin toplanarak başka şirkete ait konteynerlerin yerleştirildiğinin fark edildiğini, daha sonra davalıya ihtar çektiklerini, bunun sonucunda da sözleşmenin Talas Belediyesi tarafından onaylanmadığını öğrendiklerini iddia ederek eldeki davayı açtığı,
davalının ise ... gereği 27/05/2019 tarihinde Talas Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü'ne talepte bulunduklarını, davacının o gün kadar 72 adet konteyner yerleştirdiğini, ancak davacının kötü niyetle hareket ettiğini tespit etmeleri nedeniyle encümen kararının çıkartmaktan vazgeçtiğini, kutuların 48 adedinin toplandığını, geri kalan kutuların davacı tarafından toplandığını, davacının hayır ve yardımlaşma projesine aykırı hareket ettiğini, 18.250,00-TL ... hesabına yapılan ödemenin kendi talimatları ile yapıldığını kabul ettiklerini, bunun haricinde davacıdan ödeme almadıklarını davanın reddi gerektiğini savunduğu,
Talas Belediyesi'nin 04/10/2019 tarihli yazı cevabı incelendiğinde davacı ile davalı arasında imzalanan 15/03/2019 tarihli sözleşme için müracaatta bulunulmadığı, 13/03/2019 tarihli bir ... bulunmadığı, 18/03/2019 tarihinde davalı tarafından başvuruda bulunulduğu ancak başvuru için ... alınmadığı, 08/05/2019 tarihinde dava dışı alt yüklenici olan ....Şti'ye onay verildiğinin bildirildiği, görüldüğü üzere sözleşmenin 2.1 ve 6.1 maddelerinde açıkça sözleşmenin Talas Belediyesi'nin onayı ile yürürlüğe gireceğinin kararlaştırıldığı, ancak belediye tarafından onaylanmadığı, dolayısıyla sözleşmenin geçerli bir şekilde yürürlüğe girmediği,
bu durumda davacının davalıya yapmış olduğu ödemeleri geri isteme hakkına haiz olacağı, alınan 20/12/2023 tarihli bilirkişi heyeti kök raporu ve 05/09/2024 tarihli ek raporuna göre davacı ticari defterlerinde 500 adet market kolisi birim fiyatı 65 TL olmak üzere 38.350,00-TL fatura tespit edildiği, ancak bu tutarın davalıya yapılmış bir ödeme olmadığı, dava dışı ...
Hizmetleri firması tarafından davacıya düzenlenmiş bir fatura olduğu, davalıya market kolisi için bir ödeme yapıldığı ispat edilemediğinden bu kalem alacağın talep edilmesinin mümkün olmadığı, yine elden ödendiği beyan edilen 18.400,00-TL'nin davalıya ödendiği gösterir bir delil bulunmaması, davalının da kabul etmemesi nedeniyle bu kalem alacak talebinin de ispatlanamaması talep edilebilmesinin mümkün olmadığı, dava dışı ... hesabına gönderildiği beyan edilen 18.250,00-TL'nin davalı tarafça kabul edildiğinden ispat edilmiş sayılacağı ve davacının talep edebileceği kanaatine varılmıştır.
Konteynerlerin aynen iadesi, mümkün olmaması halinde bedelinin iadesi talebi yönünden davalının cevap dilekçesinde konteynerlerin kendilerince toplanıldığını, davacının isterse gelip alabileceğini beyan ettiği, yargılama aşamasında da kutuların davacı şirket çalışanına teslim edildiğini beyan ederek davacı şirket çalışanı Atilla Köklü ile aralarında düzenlenen teslim belgelerini sunduğu, SGK kayıtlarına göre Atilla Köklü'nün davacı şirkette bir dönem çalışmış olduğu anlaşılmakla davacının konteyner bedeli talebinin yargılama aşamasında yerine getirildiği ve konusuz kaldığı anlaşılmakla bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Aşkın zarar talebi yönünden yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin belediye onayı olmaması nedeniyle geçerli bir şekilde yürürlüğe girmediği, davacının ticaret şirketi olması nedeniyle belediye onayı olmadığını bilmemesi yahut bu hususu araştırmadan sözleşme yapmasının basiretli davranma yükümlülüğü gereği mümkün olmadığı, davacının aldatma veya hile gibi bir iddiasının da bulunmadığı, aşkın zararın sözleşmenin geçerli olması halinde talep edilebileceği, sözleşme geçerli bir şekilde kurulmadığı için munzam zarar talebinin de mümkün olmayacağı kanaatine varılmakla davacının munzam zarar talebinin reddine karar verilmiştir.
Başlangıçtaki haklılık durumuna göre davacının konteyner bedeli talebi haklı görüldüğünden bu hususta yargılama gideri ve vekalet ücreti davalıya yükletilmiştir. Davacı dava dilekçesinde konteyner bedelini 48.000,00-TL üzerinden harçlandırmış olup bu miktar ve kabulüne karar verilen diğer alacak kalemi olan 18.250,00-TL toplamı olan 64.250,00-TL yönünden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davalı lehine ise reddine karar verilen 156.750,00-TL üzerinden vekalet ücreti hesaplanmıştır.
Katip *** · e-imzalı Hakim *** · e-imzalı
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/611, K. 2024/922, 9 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama