KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/411
- Karar No
- 2025/325
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- *** Esas - ***
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ***
- Katip
- ***
- Davacı
- ***
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 1- ***
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 2- ***
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 3- *** MANİSA
- Vekili
- Av.
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- ***
- Karar tarihi
- ***
- Karar yazım tarihi
- ***
Karar Metni
4.424 kelime·22 dk okuma·5 bölüm
Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 17/07/2000 doğumlu olduğunu ve asgari ücretle çalıştığını, müvekkilinin Manisa Alaşehir Eğitim Alay Komutanlığından askerlik görevini ifa ettiği sırada KKTC'deki askeri birliğine sevki için 27/07/2020 tarihinde bağlı bulunduğu alay komutanlığı tarafından belirlenen ve davalılardan ...
Turizm isimli şirkete ait 45 ... plakalı otobüste diğer askerlerle birlikte seyahate başladığını, yolculuk esnasında otobüsün devrilmesi sonucunda müvekkilinin acil müdahale gerektirecek şekilde yaralandığını ve hastaneye götürülerek tedavi altına alındığını, kaza sonrasında Mut Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, kaza sonrasında müvekkilinin sol ön kolunda ve kaburgalarında kırıklar meydana geldiğini, kaburgalarının kırılması nedeniyle akciğerinde geçici sönme olduğunun tespit edildiğini, ameliyat yapıldığını ve koluna platin takıldığını,
bir kısım tedavileri yapıldıktan sonra memleketi olan Kayseri'ye gönderildiğini ve tedavilerine burada devam edildiğini, tedavi sürecinin ardından müvekkilinin kolunun 135 gün boyunca alçıda kaldığını ve bedeninde kalıcı izler kaldığını, koluna takılan platin nedeniyle iş yaparken zorlandığını ve organ zayıflaması meydana geldiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin otobüsten kurtarılmayı beklerken asker arkadaşlarının ölü bedenlerini ve bazılarının da uzuvlarının bedenlerinden koptuğunu gördüğünü, bu nedenle yaşadığı kazanın şokunu atlatamadığını, manevi acılar çektiğini, davalı Alaşehir Turizm şirketinin diğer davalı ...
Kooperatifi tarafından ... poliçe numaralı koltuk ferdi kaza sigortası ile sigortalandığını, bu sigorta şirketinin de poliçesinde yazılı olan sigorta bedelini eksiksiz ödemek zorunda olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alamadıklarından bahisle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tam ve kesin belirlendiğinde artırmak üzere şimdilik 100,00-TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan tazminat,
100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplamda 300,00-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 27/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalılardan ... A.Ş. ve ...
Turizm A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte davalı Alaşehir Turizm şirketinden tahsiline, 100,00-TL bedensel zarar tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte zorunlu koltuk ferdi kaza sigortacısı olan davalı S.S. ...
Kooperatifinden sigorta poliçesi kapsamında tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Taşımacılık Turizm Otomotiv İth. İhr.
Tic A.Ş. vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, ayrıca yetki itirazlarının bulunduğunu, kazanın Mersin ili Mut ilçesinde meydana geldiğini, Mut Asliye Hukuk Mahkemesinin davaya bakmaya yetkili olduğunu, davacı tarafça dava açmadan önce arabulucuya başvuru yapılmadığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, Kayseri Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen rapora göre davacının maluliyet oranının 0 olarak belirlendiğini, buna göre maddi tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini,
açılan savcılık soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davacının kazadan dolayı SGK'dan almış olduğu ödeme olup olmadığının araştırılması gerektiğini, sigorta şirketlerine başvuru yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, davacının manevi tazminat talebinin reddinin gerektiğini, neticeten öncelikle usuli itirazları nazara alınarak davanın usulden reddini, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...
A.Ş. vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: müvekkili şirketin yerleşim yeri itibariyle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davanın belirsiz alacak şeklinde açılmasının hukuk kurallarına aykırı olduğunu, davacı tarafın maluliyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, sigorta şirketine başvuru dava şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, eksik evrak ile başvuru yapıldığını, davacının maluliyet durumunun tespiti için İstanbul Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan rapor alınmasını, davacının geçici iş göremezlik,
tedavi ve bakıcı gideri taleplerinden poliçe gereği müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, davacının SGK'dan gelir sağlayıp sağlamadığının tespitinin gerektiğini, neticeten davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı S.S. ...
Kooperatifi vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: zorunlu koltuk ferdi kaza sigortasının niteliği itibariyle meblağ sigortası olduğundan belirsiz alacak şeklinde dava açılamayacağını, adı geçen sigortanın bir zarar sigortası olmadığını, Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarının A.3.2 maddesi gereğince "Bu sigorta ile teminat altına alınan bir kaza, sigortalının kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde sakatlığına yol açtığı takdirde, tıbbi tedavinin sona ermesi ve sakatlığın kesin olarak tespiti sonucunda, sakatlık tazminatı aşağıda belirtilen oranlar dahilinde kendisine ödenir." şeklinde olduğunu,
davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının müvekkili sigorta şirketine sunduğu maluliyet raporunun %0 engellilik oranı tespitini içerdiğini, sigorta şartları gereğince tazminat talebi bulunmadığını, neticeten davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mut Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasının uyap kayıtları, sgk kayıtları, Milli Savunma Bakanlığının cevabi yazısı, hastane kayıtları, sigorta poliçesi ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, gerekli bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.
Dosyaya mübrez 06/12/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda; 27/07/2020 tarihli trafik kazasının oluşumunda 45 ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nin 2918 sayılı KTK'nın 52/1-b maddesindeki kural ihlalinin bulunduğu, adı geçen aracın işleteninin 2918 sayılı KTK'nın 30. maddesi 'araçların ... teknik şartlara uygun bulundurmak' kural ihlalinin bulunduğu, sürücü ve işletenin olaydaki sorumluluklarına ilişkin kusur oranlarının mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirmiştir.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 13/05/2022 tarihli raporunda: Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında değerlendirildiğinde; ...'in 27/07/2020 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen kemik kırıkları, akciğer kontüzyonu ve hemotoraks nedeniyle; 5 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı, tüm vücut fonksiyon kaybı oranının veya engel oranının %0 olduğu, mevcut evrak içeriğinden trafik kazasıyla ilgili SGK kapsamında olmayan tedavi masrafı tespit edilmediği yönünde görüş bildirmişlerdir.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 13/02/2023 tarihli raporunda: ...'in 27/07/2020 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen akciğer kontüzyonu, hemotoraks, çoklu kot kırıkları ile plak vida tespitli luna kırığı nedeniyle; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında engel oranının %0 olduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında vücut genel çalışma gücünden kaybetmediği, engel oranının %0 olduğu kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir.
Adli Tıp 2. İhtisas Kurulunun 03/04/2024 tarihli raporunda: *** oğlu, 17/07/2000 doğumlu, ...’in 27/07/2020 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih, 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin geçici ve sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerini hesaplanmasının görev kapsamı dışında olduğuna ilişkin raporlarını sunmuşlardır.
08/11/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda: ekonomik geleceğin sarsılması zararının bulunmadığı, talebin 100,00-TL olduğu, sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığı, talebin 100,00-TL olduğu, geçici iş göremezlik zararı için 100,00-TL olduğu, Ferdi Kaza Koltuk Sigortası yönünden zararının bulunmadığı, talebin 100,00-TL olduğu, davacının geçici iş göremezlik zararlarının davalı ... A.Ş. tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limitleri (kaza tarihi itibariyle 430.000,00-TL) kapsamında kaldığı kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan 08/01/2025 tarihli ıslah dilekçesinde: belirsiz alacak davası olarak 100,00-TL üzerinden açtıkları geçici iş göremezlik tazminatı taleplerini 11.203,60-TL artırarak 11.303,60-TL'ye çıkardıklarını, geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 27.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faiziyle birlikte ... A.Ş. ve ... Turizm A.Ş.'den müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan tazminat, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, ferdi kaza sigortasından kaynaklı bedensel zarar ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
ZMMS sigorta poliçesinin ve dosyadaki Mut Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; kazaya karışan 45 ... plakalı aracın davalı ... Taşımacılık...A.Ş adına kayıtlı olduğu, sürücüsünün dava dışı ... olduğu, davalı ... A.Ş bünyesinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu, ... numaralı Zorunlu Koltuk sigortasının ise davalı ... Kooperatifi tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
-Yetki ilk itirazının değerlendirmesinde;
Davalılar ... A.Ş ve ... Taşımacılık...A.Ş vekili yasal süresi içinde yetki ilk itirazında bulunmuşlardır.
6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır.
Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin, veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acenta veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili kabul edilmesine, Aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7. maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır.
Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacılar bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacılar, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar sayılı ilamı).
Dava konusu uyuşmazlıkta haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16. maddesinde yer alan zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında; dava dilekçesine ve dosyamız içindeki diğer kayıtlara göre davacının yerleşim yeri Kayseri'dir. Buna göre yetkili mahkememiz yetkilidir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan yasal hükümlere ve kanunda belirlenen yetki kurallarına göre; davacının yerleşim yeri kuralına göre mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmış ve davalılar ... A.Ş ve ....A.Ş'nin yetki ilk itirazı 20/10/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında reddedilmiştir.
-Zamanaşına itirazına ilişkin değerlendirmede;
Davalı ... Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK m. 72 haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Ceza zamanışımı süresi dolmuş ise on yıllık hak düşürücü süre içinde olmak kaydıyla zararın (gelişen durumun sona ermesinden itibaren) ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda kaza tarihi 27/07/2020 olup söz konusu kazada yaralanma sebebiyle uzamış ceza zaman aşımının 8 yıl olduğu, 8 yıllık sürenin ise 27/07/2028 tarihinde (arabuluculukta ve Covid tedbirleri sebebiyle 30/04/2020 ve 15/06/2020 günleri arası geçen süre hesaba katılmaksızın) dolduğu, dava tarihinin 02/06/2021, ıslah tarihinin 08/01/2025 olduğu, netice itibariyle zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalıların zaman aşımı itirazının yerine olmadığı görülmüştür.
-Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde,
Mahkememizce soruşturma dosyası dosyamız arasına alınmış, kaza tespit tutanağı incelenmiştir.
İncelenmesinde 27/07/2020 tarihinde, Manisa Alaşehir Eğitim Alay Komutanlığı'nda görevli askerlerin K.K.T.C'deki askeri birliğe sevkini sağlayan ... sevk ve idaresindeki 47 ... plakalı, ...AŞ adına kayıtlı aracın Karaman istikametinden Mut istikametine geldiğinde, sürücüsününü direksiyon hakimiyetini kaybederek Mut istikametine göre karşı şeride geçerek yolun kenarında bulunan çelik bariyerlere çarptıktan sonra 35 mt. ilerleyip toprak alana geçerek 55 mt. ilerideki aracın ön sol kısımlarına çarparak sol yan tarafa devrilmesi sonucu tek taraflı kaza meydana geldiği,
kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda sürücü ...'nin 2918 sayıl KTK 52/1-A ve 56/1-A maddeleri uyarınca kusurlu olduğunun belirlendiği, Mut Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası kapsamında aldırılan 17/08/2020 tarihli rapora göre aracın kullanım amacına uygun olmayan eski üretim tarihli lastik kullanımından dolayı taşımacılığı yapan firmanın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, araç şoförünün kazanın oluşumunda her hangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiği,
mahkememizce uzman bilirkişiden aldırılan 06/12/2021 tarihli kusur raporuna göre de kazanın oluşumunda araç şoförünün KTK 52/1-b maddesi uyarınca, araç işleteninin de KTK 30 maddesi uyarınca kusurlu olduğunun saptandığı, alınan tüm raporlara göre kazada tek kusurun araç şoförü ve işleten firmaya ait olduğu sonucuna varıldığı, bu nedenle %100 oranında davalının kazanın oluşu üzerinde kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacıların müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Dosya kapsamında bulunan delillerden davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin bir beyan yahut belge bulunmadığından hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatından müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.
-Mahkememizce maluliyet ait değerlendirmesinde;
Davacının kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yükümlerine göre maluliyet raporunun alınması gerekmiştir. Mahkememizce öncelikli olarak ERÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nda rapor almıştır. Alınan 13/05/2022 tarihli rapora göre davacının 5 ay süreyle geçici iş göremez olduğu, sürekli iş göremezlik oranının %0 olduğuna kanaat edilmiştir.
Ancak düzenlenen bu rapor davacının koluna vida takılması nedeniyle efor kaybı oluşup oluşmayacağı konusunu içermemesi ve Kayseri Şehir Hastanesi'nin 03/12/2020 tarihli sağlık kurulu raporu ile çelişki barındırması nedeniyle 31/05/2023 tarihli celse ara kararı ile İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmıştır.
İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 03/04/2024 tarihli raporun incelenmesinde davacının tüm vücut engellilik oranının % 0, iyileşme süresinin 4 ay olduğu, başka birisinin geçici ya da sürekli bakımına muhtaç olmadığı tespit edilmiştir. 20/02/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesi uygun görüldüğünden rapor mahkememizce hükme esas alınmıştır.
-Aktüerya hesabı ve Ferdi Kaza sigortasından kaynaklı zarar talebine ilişkin değerlendirmede;
HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle. TRH 2010 yaşam tablosu ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilen progresif rant usulü (%10 arttırma-iskonto formülü ile) ile davacıların aktüer zarar hesabının yapılması hususunda açıklamalı rapor alınmasına karar verilmiştir.
Aktüer bilirkişiden alınan 08/11/2024 tarihli raporun değerlendirilmesinde; davacının kaza tarihinde asker olması ve gelirinin bulunmaması nedeniyle asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği, bu nedenle İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilen 4 aylık süre içerisinde geçici iş göremezlik zararının 11.303,60-TL olduğu, efor kaybı ve sürekli iş göremezliği bulunmadığından bu zarar talebi yönünden hesaplama yapılmadığı,
Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları A.3.2 maddesi uyarınca davacının sakatlığı bulunmadığından bu tazminatı da talep edemeyeceği tespit edilmiş olup alınan rapor yöntemine uygun olduğundan mahkememizce esas alınmıştır.
- Geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamı dışında olup olmadığına dair değerlendirmede;
2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı,
sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır.
Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır.
Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,
1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,
2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,
3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,
Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.
Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;
1-Bakıcı giderleri
2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)
3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.
Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.
Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.
Bu halde bakıcı gideri, tedavi giderlerinin ve geçici iş göremezlik tazminatının sigorta teminatı kapsamında olduğu kabulü gerekir.
-Davalı .....A.Ş 'nin sorumluluğuna dair değerlendirmede;
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir.
Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip,
bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir.
Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494)
Somut olayda, davalı ....A.Ş gerek işleten olması, gerekse alınan raporlara göre kazada kusuru bulunması nedeniyle müteselsilen zarardan sorumludur. - Manevi tazminata dair değerlendirmede; TBK madde 56 "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmünü içermektedir.
Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda davacı ...'in 4 ay süreyle geçici iş göremez halde kalması, vücudunda kırıklar oluşması, koluna vida ve platin takılması, ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, davalı tarafın kusuru, çekilen ızdırap ve yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde kazada yaralanan davacı için 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu değerlendirilmiştir.
-Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrütfaizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir.
Anılan açıklamalar uyarınca davacı tarafça sigorta şirketine gerekli belgeler ile başvuruda bulunulmadığı ve usule uygun başvuru sayılamayacağından temerrüt tarihi sigorta şirketi yönünden arabulucuk başvuru tarihi kabul edilmiş, diğer davalı ...A.Ş yönünden ise olay tarihi temerrüt tarihi kabul edilmiştir.
-Nihai olarak yapılan değerlendirmede;
Mahkememiz yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde, davacının dava ve ıslah dilekçesinde geçici iş göremezlik tazminatını davalılardan ...A.Ş ve ... A.Ş'den talep etmesi nedeniyle 11.203,60-TL geçici iş göremezlik tazminatından bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine bu davalılara karşı yöneltilen toplamda 200,00-TL efor kaybı ve sürekli iş göremezlik taleplerinin reddine, 20.000,00-TL talep edilen manevi tazminatın kısmen kabulü ile 5.000,00-TL manevi tazminatın davalı ... ..A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine, ... Kooperatifi'nden talep edilen ferdi kaza sigortasından kaynaklı 100,00-TL tazminat isteminin ise davacının sakatlığı bulunmaması nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hükmün tesisi uygun görülmüştür.
Katip *** · e-imzalı Hakim *** · e-imzalı
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/411, K. 2025/325, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama