KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/895
- Karar No
- 2022/905
- Karar tarihi
- 10 Kasım 2022
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- ... Esas - ...
- Esas no
- ...
- Karar no
- ...
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- ...
- Karar tarihi
- ...
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 09/12/2022
Karar Metni
1.778 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Müvekkili ile davalı arasında yapılan ticari alışverişler neticesinde müvekkili firmanın davalı taraftan birtakım hammadde ve ürün almış olup bunun karşılığı olarak da müvekkili firma tarafından davalının lehtar olduğu 3 adet çekin davalıya teslim edildiğini, çeklerin günü geldiğinde eksiksiz olarak davalı tarafa ödendiğini, müvekkili firmanın davalıyla aralarında kurulan alım satım ilişkisinde kendi üzeride düşen bedel ödeme yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen davalının hammadde teslim borcunu ifadan kaçındığını, bunun üzerine davalı aleyhine Kayseri ...
Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, davalının kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durmasına karar verildiğini, itirazın haksız olduğunu, davadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak olumlu bir sonuç alınamadığını ileri sürerek; davanın kabulü ile davalının Kayseri ...
Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle.
Davacı vekilinin beyan dilekçesinde ileri sürdüğü itirazların gerekçesiz, iyi niyet kuralları ve hukuka aykırı olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, hiçbir ticari ve şahsı bağlantısı bulunmayan davacının kendi iradesi ile şahsı adına bilgisi dahilinde olmadan 3 adet çek düzenlediğini ve kendisini Kayseri'de ticaret hayatında olması kendisine ticari ve şahsi borçları bulunması sebebiyle tanıdığı ... isimli şahsa teslim ettiğini, davada hukuki yarar olmadığını, çeklerin tarafına teslim edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, çeklerin borçlu olduğu alacaklılarına verildiğini,
davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine, harca esas değerin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
HMK’nun 266/1. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair ... tarihli celsede karar verilmiş, bilirkişi ...'nin mahkememize sunmuş olduğu ... tarihli bilirkişi raporunda özetle.
Davacının mübrez 2021-2022 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığını içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 uygun olduğunu, Davalının mübrez 2019-2020-2021-2022 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı (2022 yılı yevmiye defteri için kapanış tasdik süresinin son tarihinin ... olduğu), içerdiği kayıtların birbirini doğruladığını, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 uygun olduğu tespit edildiğini, Davacı kayıtlarında takip ve davaya konu edilen çeklerin, davalının takip edildiği hesabın borcuna kayıtı olduğunu,
ibraz edilen çek çıkış bordrosunda (çek teslim belgesi) davalı imzasının olmadığı tespit edildiğini, davalı kayıtlarında davaya konu çekler ve davacı ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmadığını, mahkememize bildirmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Davacı dava dilekçesi ile davalıya toplam 150.000,00-TL'lik çek verdiğini, çeklere karşılık olarak davacının ham madde ve ürün aldıklarını ancak davalının çek bedellerini tahsil etmesine rağmen malı teslim etmediğinden bahisle ödenen çek bedellerinin iadesine ilişkin yapılan takibe itirazın iptalini dilemiştir. Davalı ise davanın reddini dilemiştir.
Davacının davasına konu çeklerin incelenmesinde, keşidecisi davacı olan ... tarihli ... numaralı 50.000,00-TL bedelli ... keşide tarihli ... numaralı 50.000,00-TL bedelli çek ve ... tarihli ... numaralı 50.000,00-TL bedelli çek olduğu görülmüştür. Çeklerin lehtarının davalı olduğu ve çeklerde davalının cirosunun bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce çeklerdeki ciroların davalının kendisine ait olup olmadığı noktasında davalı vekiline süre verilmiştir.
Kendileri beyan dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında çeklerin iyi niyetli olarak cirolandığını belirtmiştir. Tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde davacının çeklerden dolayı 150.000,00-TL davalıdan alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde davacı ile ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığı, çeklerin yer almadığı görülmüştür. Banka kayıtlarına göre dava konusu çeklerin 3. kişiler tarafından ibraz edilerek tahsil edildiği görülmüştür.
Kayseri ... Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı tarafça 150.000,00-TL asıl alacak, 73,97-TL işlemiş faiz olmak üzre 150.073,97-TL üzerinden takip yapıldığı, takibe karşı itiraz edildiği ve iş bu davanın ise süresinde açıldığı görülmüştür. Davalı cevap dilekçesinde "...Kayseri'de ticari hayatın olması ve bana ticari borçları bulunması sebebi ile tanıdığım ... isimli şahsa teslim edilmiştir..." ve "...İşbu davaya konusu çekler ... tarafından şahsıma teslim edilmiş olup borcuma karşılık senin adına ... 'den bu çekleri aldım şeklinde bir beyan ile tarafıma verilmiştir..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Davalı savunmalarında çekleri ciroladığını ancak ticari hayat gereği bu çekleri iyi niyetli olarak ciroladığını, çekleri kendisinin almadığını beyan etmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
Çek, 6102 sayılı TTK’nun üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nun 670. ve devamı düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nun üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s.221).
Çek, 6102 sayılı TTK’nda tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s.268).
Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.
Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nun 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça "emre yazılı" kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur.
Ciro ise 6102 sayılı TTK’nun 683. maddesine göre cironun, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve "alonj" denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz.
Ciro ile ciro eden ciro edilene ilgili senetteki alacağı tahsil etme; senet borçlusuna da ciro edilene ciro edilen senetten doğan borcunu ödeme yetkisi vermektedir. Yani ciro, çifte yetki veren bir hukuki işlemdir. TTK m. 684/1 uyarınca ciranta, ciro ve senet zilyetliğinin devri ile poliçeden doğan hakları devreder. Dikkat edilirse burada ciranta senetten dolayı sahip olduğu hakları değil; senetten doğan hakları devreder. Davalının çekleri ciro ederek bir hakkı bulunduğu ve bu hakkı üçüncü kişilere devrettiği ve çeklerin cirosu sebebiyle kendisinin çek miktarı ile borcundan kurtulduğu kabulü gerekir.
6102 sayılı TTK'nun 788. maddesi koşullarında çeki tedavüle çıkararak ciro etmesi halinde, cirantanın sorumluluğu doğar. Ciro ile ciro eden davalı ciro edilene ilgili senetteki alacağı tahsil etme; senet borçlusuna da ciro edilene ciro edilen senetten doğan borcunu ödeme yetkisi vermiştir. Yani davalı çekleri cirolayarak yukarıda belirlenen açıklamalar uyarınca çekleri aldığı ve çeklerden doğan alacağın kendi borcuna mahsuben 3. kişilere devrettiğinin anlamındadır.
Davalıya yemin deliline dayandığından yemin teklifi hatırlatılmış, davacı şirket yetkilisi ise çeklerin ham madde karşılığında davacıya verildiğine ilişkin yemin ettiğinden davacının dava konusu çeklerin ham madde alımına ilişkin sözleşme kapsamında aldığı ve malı teslim etmediği anlaşılmakla çek bedellerini iade etmesi gerektiğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; alacak likid olduğundan icra inkar tazminatı hükmedilmiştir.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/895, K. 2022/905, 10 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama