KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/783
- Karar No
- 2024/864
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- —
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekilleri
- Av.
Karar Metni
1.737 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
Av.
DAVALI
VEKİLLERİ : Av. Av.
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 05/09/2022
KARAR TARİHİ : 25/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/10/2024
Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin dava dışı ... adına kayıtlı olan ... plaka sayılı 2001 model Renault Kangoo marka aracın sigortacısı olduğunu, bahsi geçen araç ile müvekkilinin kullanmış olduğu ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu, kazanın ...’nın sola dönüş kurallarına riayet etmemesi neticesinde meydana geldiğini, kaza neticesinde müvekkilinin kolunun, parmaklarının ve bileğinin yaralandığını, müvekkilinin asansör ustası olduğunu ve aylık gelirinin ortalama 10.000,00-TL civarında olduğunu,
kaza sonrası iyileşme sürecinin uzaması nedeniyle müvekkilinin aylarca çalışamadığını, bu nedenle maddi zararlarının söz konusu olduğunu, ayrıca müvekkilinde maluliyet oluştuğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline verilmesine, 1.000,00TL sürekli iş göremezlik (maluliyet) tazminatının kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline verilmesine,
yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; sigorta şirketine başvuru dava şartının usulüne uygun yerine getirilmediğini ve müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili şirket tarafından sigortalı aracın ticari amaçla kullanılmadığını, bu nedenle yasal faiz uygulanması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararından müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, buna ilişkin talep yönünden davanın reddinin gerektiğini, adli tıp kurumundan kusur konusunda rapor alınması gerektiğini,
müvekkili sigorta şirketi güvencesindeki ... plakalı aracın sürücüsü ...'nın tam kusurlu olduğu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının maluliyetini ispat etmesi gerektiğini, bu hususta Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması taleplerinin bulunduğunu, davacının gelirine ilişkin vergilendirilmiş resmi delil sunmadığını, buna göre asgari ücretin esas alınması gerektiğini, meydana gelen kaza neticesinde davacıya SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini,
müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve teminat limiti ile sınırlı olduğunu, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, davanın kabulü halinde ise dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden, müvekkili şirket aleyhine faize, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama Tek Hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak 23/02/2022 tarihli ara buluculuk son tutanağından da anlaşıldığı üzere taraflar anlaşmaya varamamışlardır.
15/09/2021 tarihinde, dava dışı ...'nın kullanmış olduğu ... plakalı aracın davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması şeklinde gerçekleşen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu kazadan kaynaklı olarak ... plakalı aracın ZMMS sigortacısı olan davalı şirket aleyhine eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça KTK 97. Maddesi uyarınca 21/02/2022 tarihinde e mail yoluyla davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, bu şekilde dava şartının sağlandığı anlaşılmaktadır.
Yahyalı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/1132 soruşturma sayılı dosyasının uyap kayıtları, kaza tespit tutanağı, hastane kayıtları, kazaya karışan araçların trafik kayıtları, sigorta poliçesi, sosyal ve ekonomik durum araştırmalarının neticesi, SGK kayıtları, kazaya ilişkin belge ve görüntü kayıtları ile tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, kusur ve maluliyet hususlarında ayrıntılı raporlar alınmıştır.
Dosyaya mübrez 10/04/2023 tarihli bilirkişi kusur raporunda; davacı ...'un 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b kuralını ihlal ederek araç kullanması sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %20 (yüzde yirmi) oranında kusurunun bulunduğu, ... plakalı araç Sürücüsü ...'nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 53/1-b kuralını ihlal ederek araç kullanması sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %80 (yüzde yirmi) oranında kusurunun bulunduğu, bu sebeple davalı ...
Sigorta A.Ş.'nin ... numaralı sigorta poliçesi teminat limitlerinde kusurunun bulunduğu, mevcut belge ve bilgilere göre taraflar dışında kazaya etki eden üçüncü bir unsurun mevcut olmadığı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Alınan bu rapor kaza tespit tutanağı, savcılık dosyası ve tüm dosya kapsamı ile uyumlu olduğundan hükme esas alınmıştır.
Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'nun 06/11/2023 tarihli raporunda: ... oğlu, 05/01/1996 doğumlu, ...’un 15/09/2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen 3 ve 4. parmak kırığı yaralanmasının, 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla;
1. Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,
2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği,
3. Trafik kazalarında emniyet kemeri takılı olmasının meydana gelebilecek yaralanma riskini azalttığı bilinmekle, emniyet kemeri takılı olsa dahi vücudun tüm bölgelerinin travmaya maruz kalabileceği cihetiyle sorulduğu üzere kişinin kaza sırasında koruyucu ekipman kullanıp kullanılmaması veya emniyet kemerinin takılı olup olmasının zararın doğmasına veya artmasına olan etkisinin tıbben bilinemeyeceğine oy birliği ile görüş bildirdikleri görülmüştür.
Aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından sunulan 07/06/2024 tarihli raporda: davacının sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığı,
Geçici iş göremezlik zararının;
1.durum : davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği kanaatinde olunur ise davacının geçici iş göremezlik zararının 6.782,16-TL olduğu,
2.durum : davacının aylık 10.000,00-TL düzeyinde gelir elde ettiği kanaatinde olur ise davacının geçici iş göremezlik zararının 24.000,00-TL olduğu,
Davacının geçici iş göremezlik zararının davalı sigorta şirketleri tarafından temin edilen ZMMS poliçesi sağlık / tedavi giderleri teminat limitleri kapsamında kaldığı kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili 17/07/2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile talep sonucunu, bilirkişi raporundaki 2. Durum hesaplamaya göre geçici iş göremezlik talebi yönünden 24.000,00-TL'ye arttırmış, eksik harcı ikmal etmiş, talep artırım dilekçesi davalıya tebliğ edilmiş, davalı vekilince itiraz edilmiştir.
Davacının dava dilekçesinde asansör ustası olduğu ve aylık 10.000,00-TL gelir elde ettiğinin iddia edildiği, yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacının serbest meslekle uğraştığı ve aylık ortalama 3.000,00-TL gelir elde ettiğinin tespit edildiği, 18/01/2023 tarihli celsenin (2) nolu ara kararı ile davacı tarafa tanık bildirmek üzere kesin süre verilmesine rağmen bu hususta tanık da bildirilmediği,
dava dilekçesi ekinde sunulan dekontlarda davacıya bir kısım şahıslar tarafından toplamda 11.300,00-TL havale işlemi yapıldığı gözükmekte ise de bu dekontlar üzerinde her hangi bir açıklama yazmadığı gibi sırf para gönderim işlemi yapılmış olmasının davacının aylık gelirini ispata yeterli olmadığı, hesaba gelen bu paraların asansör işinden elde edildiği şeklinde yorumlanmasının eldeki verilerle mümkün olmadığı,
başka bir anlatımla sırf banka hebasına farklı kimseler tarafından değişik miktarlarda havale yapılmış olmasının bir işin devamlı bir şekilde sistematik olarak yapıldığı ve bu miktarlar kadar her ay gelir elde edildiği şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davacı vekilinin bankaya müzekkere yazılarak ilgili hesap kayıtlarının getirtilmesi yönündeki talebinin de pratik bir faydası olmadığından mahkememizce kabul görmediği,
davacının asgari ücretin üzerinde aylık gelir elde ettiği hususunu usulünce ispatlayamadığı anlaşılmakla hesap bilirkişisinin asgari ücrete göre yapmış olduğu hesaplama üzerinden davacının geçici iş göremezlik talebinin kabulüne, fazlaya dair istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Alınan maluliyet raporuna göre davacının sürekli iş göremezliği bulunmadığından bu kalem talebin de reddi gerekmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Trafik kazası sonucu meydana gelen travmanın niteliği, bölgesi, genel ağırlığı ile mevcut bulgular dikkate alındığında, davacının dava konusu trafik kazası sırasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususunun tıbben ayırt edilemeyeceği yönünde rapor sunulmuştur.
Düzenlenen kaza tespit tutanağında davacıda emniyet kemeri takılı olup olmadığının belirlenemediğinin yazıldığı, savcılık dosyasındaki kolluk tutanakları ile tarafların ifade tutanaklarında davacıda emniyet kemeri takılı olup olmadığına dair bir beyanın bulunmadığı, davacının araçtan fırladığına dair de bir tespitin de bulunmadığı, aldırılan raporda tıbben emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususunun ayırt edilemeyeceği hususunun belirtildiği, davacı aleyhine emniyet kemeri takılı olmadığı yönünde yorumlanamayacağı anlaşılmakla hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.
Davacı tarafça KTK 97 uyarınca yapılan başvuruda ZMMS Genel Şartları uyarınca zorunlu evrakları sunmadığı anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin usulünce temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla temerrüt tarihi olarak arabulucuya başvuru tarihi olan 30/12/2021 tarihi belirlenmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür.
25/09/2024 Katip · e-imzalı Hakim · e-imzalı
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/783, K. 2024/864, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama